Al-i İmran Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber

Al-i İmran Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber

Dua & İbadet26 dk okuma
👤
Yazar
Halime Gümüş

İçerik Yazarı

Al-i İmran Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti, Medine döneminde inen 200 ayetlik bu surenin Latin harfli okunuşunu, Diyanet mealini ve sahih hadislerle sabit faziletlerini kapsar; tevhidi, aileyi ve ümmet birliğini merkeze alan mesajları açıklar.

Al-i İmran Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti, Kur'an-ı Kerim'in en uzun ve en kapsamlı surelerinden birini anlamak isteyen herkes için temel bir rehberdir. Bu sure, adını 33. ayetten itibaren anlatılan İmran ailesinden alır ve Medine döneminde nazil olmuştur. Toplam 200 ayetten oluşur, 89. sure olarak tertipte yer alır ve özellikle Uhud Savaşı sonrasındaki olaylara ışık tutar. İçeriğinde tevhid inancı, Ehl-i Kitap ile ilişkiler, sabır ve sebat, infak ahlakı ve toplumsal birlik gibi hayati konular işlenir. Birçok okuyucu sureyi sadece Tilavet olarak değil, anlam ve tefsir boyutuyla da öğrenmek ister; çünkü ayetler arasındaki bağ, Müslümanın günlük hayatına doğrudan rehberlik eder. Bu yazıda Latin harfli okunuşu, Diyanet meali referanslı anlamı, Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Fahreddin Râzî gibi müfessirlerin görüşlerine dayalı tefsiri ve sahih kaynaklara dayalı fazilet bilgileri bir arada sunulmaktadır.

Al-i İmran Suresi okunuşu anlamı ve fazileti için cami ve Kur-an görseli

Al-i İmran Suresi Okunuşu Nasıldır ve Tamamı Latin Harflerle Nasıl Okunur?

Al-i İmran Suresi okunuşu, 200 ayetin tamamının Latin harflerle, harf harf ve tecvide uygun şekilde okunmasıdır ve aşağıda her ayet numaralı olarak verilmiştir.

Al-i İmran Suresi, Medine döneminde nazil olmuş uzun bir sure olduğu için okunurken tertil ve tecvid kurallarına dikkat etmek gerekir. Arapça harf kullanmadan Latin harfli okunuş, özellikle Kur'an okumayı yeni öğrenenler için kolaylık sağlar. Ancak Latin harfler asıl telaffuzun yerini tutmaz; bu nedenle ezan vakti gibi düzenli ibadet zamanlarında ehil birinden dinleyerek tashih yapmak önemlidir. Aşağıdaki okunuş Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Latin harfli sistemine uygun hazırlanmıştır.

Okunuşta Dikkat Edilmesi Gereken Tecvid Kuralları

Tecvid, harflerin hakkını vererek okumaktır. Al-i İmran Suresi'nde sık geçen medler, gunne ve kalkale gibi kurallara dikkat edilmelidir. Özellikle 'Elif Lam Mim' ile başlayan mukattaa harfleri uzatılarak okunur.

Tam Latin Harfli Okunuş Listesi (1-200)

1. Elif lam mim
2. Allahu la ilahe illa huvel hayyul kayyum
3. Nezzele aleykel kitabe bil hakkı musaddikan lima beyne yedeyhi ve enzelet tevrate vel incil
4. Min kablu huden lin nasi ve enzelel furkan
5. İnnallahe la yahfa aleyhi şey'un fil ardı ve la fis sema
6. Huvellezı yusavvirukum fil erhami keyfe yeşa'
7. Huvellezı enzele aleykel kitab minhü ayatün muhkematün hünne ümmul kitabi ve uharu müteşabihat
8. Rabbena la tuziğ kulubena ba'de iz hedeytena ve heb lena min ledünke rahmeh
9. Rabbena inneke camiun nasi li yevmin la raybe fih
10. İnnellezıne keferu len tuğniye anhüm emvalühüm ve la evladühüm minallahi şey'a
11. Ke de'bi ali firavne vellezıne min kablihim
12. Kul lillezıne keferu se tuğlebune ve tuhşerune ila cehennem
13. Kad kane leküm ayetün fi fieteyniltekata
14. Züyyine lin nasi hubbuş şehevati minen nisai vel benine vel kanatıril mukantarati
15. Kul e ünebbiüküm bi hayrin min zaliküm
16. Ellezıne yekulune rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar
17. Es sabirıne ves sadikıne vel kanitıne vel münfikıne vel müstağfirıne bil eshar
18. Şehidallahu ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ilmi kaimen bil kıst
19. İnne ddine indallahi l islam
20. Fe in haccuke fe kul eslemtü vechiye lillahi ve menittebean
21. İnnellezıne yekfürune bi ayatillahi ve yaktülunen nebiyyine bi ğayri hakk
22. Ülaikellezıne habitat a'malühüm fid dünya vel ahırah
23. E lem tera ilellezıne utu nasıyben minel kitabi yud'avne ila kitabillahi li yahkume beynehüm
24. Zalike bi ennehüm kalu len temessenen naru illa eyyamen ma'dudat
25. Fe keyfe iza cema'nahüm li yevmin la raybe fihi ve vuffiyet küllü nefsin ma kesebet
26. Kulillahümme malikel mülki tü'til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşa
27. Tulicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyl
28. La yettehızil mü'minunel kafirıne evliyae min dunil mü'minın
29. Kul in tuhfu ma fi sudurikum ev tübduhü ya'lemhüllah
30. Yevme tecidü küllü nefsin ma amilet min hayrin muhdara
31. Kul in küntüm tuhıbbunallahe fettebiuni yuhbibkümullah
32. Kul etiu allahe ver rasul
33. İnnallahe stafa ademe ve nuhan ve ale ibrahime ve ale imrane alel alemin
34. Zürriyyeten ba'duha min ba'd
35. İz kalet imraetü ımrane rabbi innı nezertü leke ma fi batnı muharraran
36. Fe lemma vedaathu kalet rabbi innı veda'tüha ünsa
37. Fe tekabbeleha rabbuha bi kabulin hasenin ve enbeteha nebaten hasena
38. Hünalike dea zekeriyya rabbeh
39. Fe nadethül melaiketü ve hüve kaimün yusallı fil mihrab
40. Kale rabbi enna yekunu li ğulamun ve kad beleğaniyel kiber
41. Kale rabbic'al li ayeh
42. Ve iz kaletil melaiketü ya meryemü innallahe stafa ki ve tahhera ki
43. Ya meryemu knuti li rabbiki vescüdi verkei mear rakiin
44. Zalike min embail ğaybi nuhıhi ileyk
45. İz kaletil melaiketü ya meryemü innallahe yubeşşiruki bi kelimetin minh
46. Ve yükellimün nase fil mehdi ve kehlen ve mines salihın
47. Kalet rabbi enna yekunu li veledün ve lem yemsesni beşer
48. Ve yuallimuhül kitabe vel hikmete vet tevrate vel incil
49. Ve rasulen ila beni israil
50. Ve musaddikan lima beyne yedeyye minet tevrat
51. İnnallahe rabbı ve rabbüküm fa'büduh
52. Fe lemma ehassa isa minhümül küfra kale men ensarı ilallah
53. Rabbena amenna bi ma enzelte vetteba'ner rasule fektübna meaş şahidin
54. Ve mekeru ve mekerallah
55. İz kalallahu ya isa innı müteveffıke ve rafiuke ileyye
56. Fe emmellezıne keferu fe üazzibühüm azaben şediden fid dünya vel ahırah
57. Ve emmellezıne amenu ve amilus salihati fe yüveffıhim ücurahüm
58. Zalike netluhu aleyke minel ayati vez zikril hakım
59. İnne mesele isa indallahi ke meseli adem
60. El hakku min rabbike fe la tekün minel mümterın
61. Fe men hacceke fihi min ba'di ma cae ke minel ilmi fe kul tealev ned'u ebnaena ve ebnaeküm
62. İnne haza le hüvel kasasul hakk
63. Fe in tevellev fe innallahe alımün bil müfsidin
64. Kul ya ehlel kitabi tealev ila kelimetin sevain beynena ve beyneküm
65. Ya ehlel kitabi lime tuhaccune fi ibrahim
66. Ha entüm haülai hacectüm fima leküm bihi ilm
67. Ma kane ibrahimu yehudiyyen ve la nasraniyyen ve lakin kane hanifen müslima
68. İnne evlen nasi bi ibrahime lellezınettebeuhu ve hazen nebiyyü vellezıne amenu
69. Veddet taifetün min ehlil kitabi lev yudılluneküm
70. Ya ehlel kitabi lime tekfürune bi ayatillahi ve entüm teşhedun
71. Ya ehlel kitabi lime telbisunel hakka bil batıl
72. Ve kalet taifetün min ehlil kitabi aminu billezı ünzile alellezıne amenu veche n nehari vekfüru ahırahü
73. Ve la tü'minu illa li men tebia dineküm
74. Yahtassu bi rahmetihi men yeşa
75. Ve min ehlil kitabi men in te'menhü bi kıntarin yüeddıhi ileyk
76. Bela men evfa bi ahdihi vetteka fe innallahe yuhıbbül müttekın
77. İnnellezıne yeşterune bi ahdillahi ve eymanihim semenen kalıla
78. Ve inne minhüm le ferıkan yelvune elsinetehüm bil kitab
79. Ma kane li beşerin en yü'tiyehüllahül kitabe vel hukme ven nübüvvete sümme yekule lin nasi kunu ıbaden li
80. Ve la ye'müraküm en tettehızül melaikete ven nebiyyine erbaba
81. Ve iz ehazallahu mısakan nebiyyıne lema ateytüküm min kitabin ve hikmetin sümme caeküm rasulün musaddikun lima meaküm
82. Kale e akrartüm ve ehaztüm ala zaliküm ısrı
83. E fe ğayra dınillahi yebğuune ve lehu esleme men fis semavati vel ardı tav'an ve kerha
84. Kul amenna billahi ve ma ünzile aleyna ve ma ünzile ala ibrahime ve ismaile ve ishaka ve ya'kube vel esbat
85. Ve men yebteğı ğayral islami dinen fe len yukbele minh
86. Keyfe yehdillahu kavmen keferu ba'de imanihim ve şehidur rasulü ennehül hakk
87. Ülaike cezaühüm enne aleyhim la'netallahi vel melaiketi ven nasi ecmein
88. Halidıne fiha la yuhaffefü anhümül azabü ve la hüm yunzarun
89. İllellezıne tabu min ba'di zalike ve aslehu fe innallahe ğafurun rahım
90. İnnellezıne keferu ba'de imanihim sümmezdadu küfran len tukbele tevbetühüm
91. İnnellezıne keferu ve matu ve hüm küffarun fe len yukbele min ehadihim mil'ül ardı zeheba
92. Len tenalül birra hatta tünfiku mimma tuhıbbun
93. Küllüt taami kane hıllen li benı israiile illa ma harrame israilu ala nefsihi min kabli en tünezzelet tevrat
94. Fe meniftera alellahi l kezibe min ba'di zalike fe ülaike hümüz zalimun
95. Kul sadekallahü fettebiu millete ibrahime hanifa
96. İnne evvele beytin vudia lin nasi lellezı bi bekkete mübareken ve hüden lil alemin
97. Fihi ayatün beyyinatün makamu ibrahim
98. Kul ya ehlel kitabi lime tekfürune bi ayatillah
99. Kul ya ehlel kitabi lime tesuddune an sebilillahi men amene tebğuuneha ıveca
100. Ya eyyühellezıne amenu in tutiu ferıkan minellezıne utül kitabe yerudduküm ba'de imaniküm kafirin
101. Ve keyfe tekfürune ve entüm tütla aleyküm ayatullahi ve fıküm rasuluh
102. Ya eyyühellezıne amenu ttekullahe hakka tukatihi ve la temutünne illa ve entüm müslimun
103. Va'tesımu bi hablillahi cemian ve la teferraku
104. Veltekün minküm ümmetün yed'une ilel hayri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil münker
105. Ve la tekunu kellezıne teferraku vahtelefu min ba'di ma caehümül beyyinat
106. Yevme tebyaddu vucuhun ve tesveddü vucuh
107. Ve emmellezıne byaddat vucuhühüm fe fi rahmetillah
108. Tilke ayatullahi netluha aleyke bil hakk
109. Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard
110. Küntüm hayra ümmetin uhricet lin nasi te'murune bil ma'rufi ve tenhevne anil münkeri ve tü'minune billah
111. Len yedurruküm illa eza
112. Duribet aleyhimüz zilletü eynema sukıfu illa bi hablin minallahi ve hablin minen nas
113. Leysu sevaen min ehlil kitabi ümmetün kaimetün yetlune ayatillahi anael leyli ve hüm yescüdun
114. Yü'minune billahi vel yevmil ahıri ve ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil münkeri ve yüsariune fil hayrat
115. Ve ma yef'alu min hayrin fe len yükferuh
116. İnnellezıne keferu len tuğniye anhüm emvalühüm ve la evladühüm minallahi şey'a
117. Meselü ma yünfıkune fi hazihil hayati d dünya ke meseli rıhın fiha sırun esabet harse kavmin zalemu enfüsehüm
118. Ya eyyühellezıne amenu la tettehızu bitaneten min duniküm
119. Ha entüm ülai tuhıbbunehüm ve la yuhıbbuneküm
120. İn temsesküm hasenetün tesü'hüm ve in tusibküm seyyietün yefrahu biha
121. Ve iz ğadevte min ehlike tübevvıül mü'minıne mekaide lil kıtal
122. İz hemmet taifetani minküm en tefşela vallahu veliyyühüma
123. Ve lekad nasarakümullahu bi bedrin ve entüm ezilleh
124. İz tekulü lil mü'minıne e len yekfiyeküm en yümiddeküm rabbüküm bi selaseti alafin minel melaiketi münzelin
125. Bela in tasbiru ve tetteku ve ye'tuküm min fevrihim haza yümdidküm rabbüküm bi hamseti alafin minel melaiketi müsevvimin
126. Ve ma cealehüllahu illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bih
127. Li yaktaa tarafan minellezıne keferu ev yekbitehüm fe yenkalibu haibin
128. Leyse leke minel emri şey'ün ev yetube aleyhim ev yuazzibehüm fe innehüm zalimun
129. Ve lillahi ma fis semavati ve ma fil ard
130. Ya eyyühellezıne amenu la te'külür riba ad'afen mudaafeh
131. Vettekün nara lletı uiddet lil kafirin
132. Ve etiu allahe ver rasule lealleküm turhamun
133. Ve sariu ila mağfiratin min rabbiküm ve cennetin arduhes semavatu vel ardu uiddet lil müttekın
134. Ellezıne yünfikune fis serrai ved darrai vel kazımınel ğayza vel afıne anin nas
135. Vellezıne iza fealu fahışeten ev zalemu enfüsehüm zekerullahe festağferu li zünubihim
136. Ülaike cezaühüm mağfiratün min rabbihim ve cennatün tecrı min tahtihel enhar
137. Kad halet min kabliküm sünenün fe sıru fil ardı fenzuru keyfe kane akıbetül mükezzibin
138. Haza beyanün lin nasi ve hüden ve mev'ızatün lil müttekın
139. Ve la tehınu ve la tahzenu ve entümül a'levne in küntüm mü'minın
140. İy yemsesküm karhun fe kad messel kavme karhun mislüh
141. Ve li yumehhasallahu llezıne amenu ve yemhakal kafirin
142. Em hasibtüm en tedhulül cennete ve lemma ya'lemillahüllezıne cahedu minküm ve ya'leme sabirin
143. Ve lekad küntüm temennevnel mevte min kabli en telkavh
144. Ve ma muhammedün illa rasul kad halet min kablihir rusul
145. Ve ma kane li nefsin en temute illa bi iznillahi kitaben müeccele
146. Ve ke eyyin min nebiyyin katele meahu ribbiyyune kesır
147. Ve ma kane kavlehüm illa en kalu rabbenağfir lena zünubena ve israfena fi emrina ve sebbit akdamena
148. Fe atahümullahu sevabed dünya ve husne sevabil ahırah
149. Ya eyyühellezıne amenu in tutiullezıne keferu yerudduküm ala a'kabiküm fe tenkalibu hasirin
150. Belillahu mevlaküm ve hüve hayrun nasırin
151. Se nülkı fi kulubillezıne keferur ru'be bima eşraku billahi ma lem yünezzil bihi sultana
152. Ve lekad sadekakümullahu va'dehu iz tahussunehüm bi iznih
153. İz tus'ıdune ve la telvune ala ehadin ver rasulü yed'uküm fi uhra küm
154. Sümme enzele aleyküm min ba'dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm
155. İnnellezıne tevellev minküm yevmeltekal cem'ani innemestazellehümüş şeytanu bi ba'di ma kesebu
156. Ya eyyühellezıne amenu la tekunu kellezıne keferu ve kalu li ıhvanihim iza darabu fil ardı ev kanu ğuzzen
157. Ve le in kutiltüm fi sebilillahi ev müttüm le mağfiratün minallahi ve rahmetün hayrun mimma yecmeun
158. Ve le in müttüm ev kutiltüm le ilellahi tuhşerun
159. Fe bima rahmetin minallahi linte lehüm ve lev künte fazzan ğalızal kalbi lenfeddu min havlik
160. İy yensurkümullahu fe la ğalibe leküm ve iy yahzülküm fe men zellezı yensuruküm min ba'dih
161. Ve ma kane li nebiyyin en yeğulle ve men yağlül ye'ti bima ğalle yevmel kıyameh
162. E fe menittebea rıdvanallahi ke men bae bi sehatin minallah
163. Hüm deracatün indallah
164. Lekad mennallahu alel mü'minıne iz bease fıhim rasulen min enfüsihim
165. E ve lemma esabetküm musıbetün kad esabtüm misleyha kultüm enna haza kul hüve min ındi enfüsiküm
166. Ve ma esabeküm yevmeltekal cem'ani fe bi iznillahi ve li ya'lemel mü'minin
167. Ve li ya'lemellezıne nafeku ve kıyle lehüm tealev katilu fi sebilillahi evidfeu
168. Ellezıne kalu li ıhvanihim ve kaadu lev etauna ma kutilu kul fedreu an enfüsikümül mevte in küntüm sadikın
169. Ve la tahsebennellezıne kutilu fi sebilillahi emvata
170. Ferihıne bima atahümullahu min fadlihi ve yestebşirune billezıne lem yelhaku bihim min halfihim
171. Yestebşirune bi ni'metin minallahi ve fadlin ve ennallahe la yudiu ecral mü'minin
172. Ellezıne stecabu lillahi ver rasuli min ba'di ma esabehümül karh
173. Ellezıne kale lehümün nasü innen nase kad cemeu leküm fahşevhüm fe zade hüm imana
174. Fen kalebu bi ni'metin minallahi ve fadlin lem yemseshüm suün vettebeu rıdvanallah
175. İnnema zalikümüş şeytanu yuhavvifü evliyaehu fe la tehafuhüm ve hafuni in küntüm mü'minin
176. Ve la yahzünke llezıne yüsariune fil küfr
177. İnnellezıneşteravül küfra bil imani len yedurrullahe şey'a
178. Ve la yahsebennellezıne keferu ennema nümlı lehüm hayrun li enfüsihim
179. Ma kanallahu li yezaral mü'minıne ala ma entüm aleyhi hatta yemizel habise minet tayyib
180. Ve la yahsebennellezıne yebhalune bima atahümullahu min fadlihi hüve hayran lehüm
181. Lekad semiallahu kavlellezıne kalu innallahe fakırun ve nahnü ağniya
182. Zalike bima kaddemet eydıküm ve ennallahe leyse bi zallamin lil abıd
183. Ellezıne kalu innallahe ahide ileyna ella nü'mine li rasulin hatta ye'tiyena bi kurbanin te'külehün nar
184. Fe in kezzebuke fe kad küzzibe rusulün min kablike cau bil beyyinati vez zeburi vel kitabil münir
185. Küllü nefsin zaikatül mevt ve innema tuveffevne ücuraküm yevmel kıyameh
186. Le tüblevenne fi emvaliküm ve enfüsiküm ve le tesmeunne minellezıne utül kitabe min kabliküm ve minellezıne eşraku ezen kesıra
187. Ve iz ehazallahu mısakallezıne utül kitabe le tübeyyinünnehu lin nasi ve la tektümunehu fe nebezu hu vera zuhurihim
188. La tahsebennellezıne yefrahune bima etev ve yuhıbbune en yuhmedu bima lem yef'alu fe la tahsebennehüm bi mefazetin minel azab
189. Ve lillahi mülküs semavati vel ard
190. İnne fi halkıs semavati vel ardı vahtilafil leyli ven nehari le ayatin li ulil elbab
191. Ellezıne yezkürunallahe kıyamen ve kuuden ve ala cünubihim ve yetefekkerune fi halkıs semavati vel ard
192. Rabbena inneke men tüdhılin nara fe kad ahzeyteh
193. Rabbena innena semi'na münadiyen yünadı lil imani en aminu bi rabbiküm fe amenna
194. Rabbena ve atina ma vaadtena ala rusulike ve la tuhzina yevmel kıyameh
195. Festecabe lehüm rabbühüm ennı la udıu amele amilin minküm min zekerin ev ünsa
196. La yeğurranneke tekallübüllezıne keferu fil bilad
197. Metaun kalıl sümme me'vahüm cehennem
198. Lakinillezınettekav rabbehüm lehüm cennatün tecrı min tahtihel enharu halidıne fiha nüzülen min indillah
199. Ve inne min ehlil kitabi le men yü'minü billahi ve ma ünzile ileyküm ve ma ünzile ileyhim haşiıne lillah
200. Ya eyyühellezıne amenu sbiru ve sabiru ve rabitu vettekullahe lealleküm tüflihun

Arapça Metni

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

1 الٓمٓ

2 ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْحَىُّ ٱلْقَيُّومُ

3 نَزَّلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ بِٱلْحَقِّ مُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ وَأَنزَلَ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

4 مِن قَبْلُ هُدًۭى لِّلنَّاسِ وَأَنزَلَ ٱلْفُرْقَانَ ۗ إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌۭ شَدِيدٌۭ ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌۭ ذُو ٱنتِقَامٍ

5 إِنَّ ٱللَّهَ لَا يَخْفَىٰ عَلَيْهِ شَىْءٌۭ فِى ٱلْأَرْضِ وَلَا فِى ٱلسَّمَآءِ

6 هُوَ ٱلَّذِى يُصَوِّرُكُمْ فِى ٱلْأَرْحَامِ كَيْفَ يَشَآءُ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

7 هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَيْكَ ٱلْكِتَٰبَ مِنْهُ ءَايَٰتٌۭ مُّحْكَمَٰتٌ هُنَّ أُمُّ ٱلْكِتَٰبِ وَأُخَرُ مُتَشَٰبِهَٰتٌۭ ۖ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِمْ زَيْغٌۭ فَيَتَّبِعُونَ مَا تَشَٰبَهَ مِنْهُ ٱبْتِغَآءَ ٱلْفِتْنَةِ وَٱبْتِغَآءَ تَأْوِيلِهِۦ ۗ وَمَا يَعْلَمُ تَأْوِيلَهُۥٓ إِلَّا ٱللَّهُ ۗ وَٱلرَّٰسِخُونَ فِى ٱلْعِلْمِ يَقُولُونَ ءَامَنَّا بِهِۦ كُلٌّۭ مِّنْ عِندِ رَبِّنَا ۗ وَمَا يَذَّكَّرُ إِلَّآ أُو۟لُوا۟ ٱلْأَلْبَٰبِ

8 رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً ۚ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْوَهَّابُ

9 رَبَّنَآ إِنَّكَ جَامِعُ ٱلنَّاسِ لِيَوْمٍۢ لَّا رَيْبَ فِيهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

10 إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًۭٔا ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ ٱلنَّارِ

11 كَدَأْبِ ءَالِ فِرْعَوْنَ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا فَأَخَذَهُمُ ٱللَّهُ بِذُنُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ شَدِيدُ ٱلْعِقَابِ

12 قُل لِّلَّذِينَ كَفَرُوا۟ سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

13 قَدْ كَانَ لَكُمْ ءَايَةٌۭ فِى فِئَتَيْنِ ٱلْتَقَتَا ۖ فِئَةٌۭ تُقَٰتِلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَأُخْرَىٰ كَافِرَةٌۭ يَرَوْنَهُم مِّثْلَيْهِمْ رَأْىَ ٱلْعَيْنِ ۚ وَٱللَّهُ يُؤَيِّدُ بِنَصْرِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَعِبْرَةًۭ لِّأُو۟لِى ٱلْأَبْصَٰرِ

14 زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ ٱلشَّهَوَٰتِ مِنَ ٱلنِّسَآءِ وَٱلْبَنِينَ وَٱلْقَنَٰطِيرِ ٱلْمُقَنطَرَةِ مِنَ ٱلذَّهَبِ وَٱلْفِضَّةِ وَٱلْخَيْلِ ٱلْمُسَوَّمَةِ وَٱلْأَنْعَٰمِ وَٱلْحَرْثِ ۗ ذَٰلِكَ مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا ۖ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلْمَـَٔابِ

15 ۞ قُلْ أَؤُنَبِّئُكُم بِخَيْرٍۢ مِّن ذَٰلِكُمْ ۚ لِلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَأَزْوَٰجٌۭ مُّطَهَّرَةٌۭ وَرِضْوَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

16 ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

17 ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

18 شَهِدَ ٱللَّهُ أَنَّهُۥ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَأُو۟لُوا۟ ٱلْعِلْمِ قَآئِمًۢا بِٱلْقِسْطِ ۚ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

19 إِنَّ ٱلدِّينَ عِندَ ٱللَّهِ ٱلْإِسْلَٰمُ ۗ وَمَا ٱخْتَلَفَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ إِلَّا مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْعِلْمُ بَغْيًۢا بَيْنَهُمْ ۗ وَمَن يَكْفُرْ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ فَإِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

20 فَإِنْ حَآجُّوكَ فَقُلْ أَسْلَمْتُ وَجْهِىَ لِلَّهِ وَمَنِ ٱتَّبَعَنِ ۗ وَقُل لِّلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْأُمِّيِّۦنَ ءَأَسْلَمْتُمْ ۚ فَإِنْ أَسْلَمُوا۟ فَقَدِ ٱهْتَدَوا۟ ۖ وَّإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّمَا عَلَيْكَ ٱلْبَلَٰغُ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِٱلْعِبَادِ

21 إِنَّ ٱلَّذِينَ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلنَّبِيِّۦنَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ وَيَقْتُلُونَ ٱلَّذِينَ يَأْمُرُونَ بِٱلْقِسْطِ مِنَ ٱلنَّاسِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

22 أُو۟لَٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

23 أَلَمْ تَرَ إِلَى ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ نَصِيبًۭا مِّنَ ٱلْكِتَٰبِ يُدْعَوْنَ إِلَىٰ كِتَٰبِ ٱللَّهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلَّىٰ فَرِيقٌۭ مِّنْهُمْ وَهُم مُّعْرِضُونَ

24 ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَن تَمَسَّنَا ٱلنَّارُ إِلَّآ أَيَّامًۭا مَّعْدُودَٰتٍۢ ۖ وَغَرَّهُمْ فِى دِينِهِم مَّا كَانُوا۟ يَفْتَرُونَ

25 فَكَيْفَ إِذَا جَمَعْنَٰهُمْ لِيَوْمٍۢ لَّا رَيْبَ فِيهِ وَوُفِّيَتْ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

26 قُلِ ٱللَّهُمَّ مَٰلِكَ ٱلْمُلْكِ تُؤْتِى ٱلْمُلْكَ مَن تَشَآءُ وَتَنزِعُ ٱلْمُلْكَ مِمَّن تَشَآءُ وَتُعِزُّ مَن تَشَآءُ وَتُذِلُّ مَن تَشَآءُ ۖ بِيَدِكَ ٱلْخَيْرُ ۖ إِنَّكَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

27 تُولِجُ ٱلَّيْلَ فِى ٱلنَّهَارِ وَتُولِجُ ٱلنَّهَارَ فِى ٱلَّيْلِ ۖ وَتُخْرِجُ ٱلْحَىَّ مِنَ ٱلْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ ٱلْمَيِّتَ مِنَ ٱلْحَىِّ ۖ وَتَرْزُقُ مَن تَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍۢ

28 لَّا يَتَّخِذِ ٱلْمُؤْمِنُونَ ٱلْكَٰفِرِينَ أَوْلِيَآءَ مِن دُونِ ٱلْمُؤْمِنِينَ ۖ وَمَن يَفْعَلْ ذَٰلِكَ فَلَيْسَ مِنَ ٱللَّهِ فِى شَىْءٍ إِلَّآ أَن تَتَّقُوا۟ مِنْهُمْ تُقَىٰةًۭ ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَإِلَى ٱللَّهِ ٱلْمَصِيرُ

29 قُلْ إِن تُخْفُوا۟ مَا فِى صُدُورِكُمْ أَوْ تُبْدُوهُ يَعْلَمْهُ ٱللَّهُ ۗ وَيَعْلَمُ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

30 يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍۢ مُّحْضَرًۭا وَمَا عَمِلَتْ مِن سُوٓءٍۢ تَوَدُّ لَوْ أَنَّ بَيْنَهَا وَبَيْنَهُۥٓ أَمَدًۢا بَعِيدًۭا ۗ وَيُحَذِّرُكُمُ ٱللَّهُ نَفْسَهُۥ ۗ وَٱللَّهُ رَءُوفٌۢ بِٱلْعِبَادِ

31 قُلْ إِن كُنتُمْ تُحِبُّونَ ٱللَّهَ فَٱتَّبِعُونِى يُحْبِبْكُمُ ٱللَّهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

32 قُلْ أَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ ۖ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يُحِبُّ ٱلْكَٰفِرِينَ

33 ۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰٓ ءَادَمَ وَنُوحًۭا وَءَالَ إِبْرَٰهِيمَ وَءَالَ عِمْرَٰنَ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ

34 ذُرِّيَّةًۢ بَعْضُهَا مِنۢ بَعْضٍۢ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

35 إِذْ قَالَتِ ٱمْرَأَتُ عِمْرَٰنَ رَبِّ إِنِّى نَذَرْتُ لَكَ مَا فِى بَطْنِى مُحَرَّرًۭا فَتَقَبَّلْ مِنِّىٓ ۖ إِنَّكَ أَنتَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ

36 فَلَمَّا وَضَعَتْهَا قَالَتْ رَبِّ إِنِّى وَضَعْتُهَآ أُنثَىٰ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا وَضَعَتْ وَلَيْسَ ٱلذَّكَرُ كَٱلْأُنثَىٰ ۖ وَإِنِّى سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّىٓ أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ ٱلشَّيْطَٰنِ ٱلرَّجِيمِ

37 فَتَقَبَّلَهَا رَبُّهَا بِقَبُولٍ حَسَنٍۢ وَأَنۢبَتَهَا نَبَاتًا حَسَنًۭا وَكَفَّلَهَا زَكَرِيَّا ۖ كُلَّمَا دَخَلَ عَلَيْهَا زَكَرِيَّا ٱلْمِحْرَابَ وَجَدَ عِندَهَا رِزْقًۭا ۖ قَالَ يَٰمَرْيَمُ أَنَّىٰ لَكِ هَٰذَا ۖ قَالَتْ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ۖ إِنَّ ٱللَّهَ يَرْزُقُ مَن يَشَآءُ بِغَيْرِ حِسَابٍ

38 هُنَالِكَ دَعَا زَكَرِيَّا رَبَّهُۥ ۖ قَالَ رَبِّ هَبْ لِى مِن لَّدُنكَ ذُرِّيَّةًۭ طَيِّبَةً ۖ إِنَّكَ سَمِيعُ ٱلدُّعَآءِ

39 فَنَادَتْهُ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ وَهُوَ قَآئِمٌۭ يُصَلِّى فِى ٱلْمِحْرَابِ أَنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكَ بِيَحْيَىٰ مُصَدِّقًۢا بِكَلِمَةٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَسَيِّدًۭا وَحَصُورًۭا وَنَبِيًّۭا مِّنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

40 قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَٰمٌۭ وَقَدْ بَلَغَنِىَ ٱلْكِبَرُ وَٱمْرَأَتِى عَاقِرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكَ ٱللَّهُ يَفْعَلُ مَا يَشَآءُ

41 قَالَ رَبِّ ٱجْعَل لِّىٓ ءَايَةًۭ ۖ قَالَ ءَايَتُكَ أَلَّا تُكَلِّمَ ٱلنَّاسَ ثَلَٰثَةَ أَيَّامٍ إِلَّا رَمْزًۭا ۗ وَٱذْكُر رَّبَّكَ كَثِيرًۭا وَسَبِّحْ بِٱلْعَشِىِّ وَٱلْإِبْكَٰرِ

42 وَإِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ ٱصْطَفَىٰكِ وَطَهَّرَكِ وَٱصْطَفَىٰكِ عَلَىٰ نِسَآءِ ٱلْعَٰلَمِينَ

43 يَٰمَرْيَمُ ٱقْنُتِى لِرَبِّكِ وَٱسْجُدِى وَٱرْكَعِى مَعَ ٱلرَّٰكِعِينَ

44 ذَٰلِكَ مِنْ أَنۢبَآءِ ٱلْغَيْبِ نُوحِيهِ إِلَيْكَ ۚ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يُلْقُونَ أَقْلَٰمَهُمْ أَيُّهُمْ يَكْفُلُ مَرْيَمَ وَمَا كُنتَ لَدَيْهِمْ إِذْ يَخْتَصِمُونَ

45 إِذْ قَالَتِ ٱلْمَلَٰٓئِكَةُ يَٰمَرْيَمُ إِنَّ ٱللَّهَ يُبَشِّرُكِ بِكَلِمَةٍۢ مِّنْهُ ٱسْمُهُ ٱلْمَسِيحُ عِيسَى ٱبْنُ مَرْيَمَ وَجِيهًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمِنَ ٱلْمُقَرَّبِينَ

46 وَيُكَلِّمُ ٱلنَّاسَ فِى ٱلْمَهْدِ وَكَهْلًۭا وَمِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

47 قَالَتْ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى وَلَدٌۭ وَلَمْ يَمْسَسْنِى بَشَرٌۭ ۖ قَالَ كَذَٰلِكِ ٱللَّهُ يَخْلُقُ مَا يَشَآءُ ۚ إِذَا قَضَىٰٓ أَمْرًۭا فَإِنَّمَا يَقُولُ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

48 وَيُعَلِّمُهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ

49 وَرَسُولًا إِلَىٰ بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ أَنِّى قَدْ جِئْتُكُم بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ ۖ أَنِّىٓ أَخْلُقُ لَكُم مِّنَ ٱلطِّينِ كَهَيْـَٔةِ ٱلطَّيْرِ فَأَنفُخُ فِيهِ فَيَكُونُ طَيْرًۢا بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُبْرِئُ ٱلْأَكْمَهَ وَٱلْأَبْرَصَ وَأُحْىِ ٱلْمَوْتَىٰ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۖ وَأُنَبِّئُكُم بِمَا تَأْكُلُونَ وَمَا تَدَّخِرُونَ فِى بُيُوتِكُمْ ۚ إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَءَايَةًۭ لَّكُمْ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

50 وَمُصَدِّقًۭا لِّمَا بَيْنَ يَدَىَّ مِنَ ٱلتَّوْرَىٰةِ وَلِأُحِلَّ لَكُم بَعْضَ ٱلَّذِى حُرِّمَ عَلَيْكُمْ ۚ وَجِئْتُكُم بِـَٔايَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ

51 إِنَّ ٱللَّهَ رَبِّى وَرَبُّكُمْ فَٱعْبُدُوهُ ۗ هَٰذَا صِرَٰطٌۭ مُّسْتَقِيمٌۭ

52 ۞ فَلَمَّآ أَحَسَّ عِيسَىٰ مِنْهُمُ ٱلْكُفْرَ قَالَ مَنْ أَنصَارِىٓ إِلَى ٱللَّهِ ۖ قَالَ ٱلْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ ٱللَّهِ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَٱشْهَدْ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

53 رَبَّنَآ ءَامَنَّا بِمَآ أَنزَلْتَ وَٱتَّبَعْنَا ٱلرَّسُولَ فَٱكْتُبْنَا مَعَ ٱلشَّٰهِدِينَ

54 وَمَكَرُوا۟ وَمَكَرَ ٱللَّهُ ۖ وَٱللَّهُ خَيْرُ ٱلْمَٰكِرِينَ

55 إِذْ قَالَ ٱللَّهُ يَٰعِيسَىٰٓ إِنِّى مُتَوَفِّيكَ وَرَافِعُكَ إِلَىَّ وَمُطَهِّرُكَ مِنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَجَاعِلُ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوكَ فَوْقَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ ثُمَّ إِلَىَّ مَرْجِعُكُمْ فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

56 فَأَمَّا ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فَأُعَذِّبُهُمْ عَذَابًۭا شَدِيدًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

57 وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّٰلِحَٰتِ فَيُوَفِّيهِمْ أُجُورَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

58 ذَٰلِكَ نَتْلُوهُ عَلَيْكَ مِنَ ٱلْءَايَٰتِ وَٱلذِّكْرِ ٱلْحَكِيمِ

59 إِنَّ مَثَلَ عِيسَىٰ عِندَ ٱللَّهِ كَمَثَلِ ءَادَمَ ۖ خَلَقَهُۥ مِن تُرَابٍۢ ثُمَّ قَالَ لَهُۥ كُن فَيَكُونُ

60 ٱلْحَقُّ مِن رَّبِّكَ فَلَا تَكُن مِّنَ ٱلْمُمْتَرِينَ

61 فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَٰذِبِينَ

62 إِنَّ هَٰذَا لَهُوَ ٱلْقَصَصُ ٱلْحَقُّ ۚ وَمَا مِنْ إِلَٰهٍ إِلَّا ٱللَّهُ ۚ وَإِنَّ ٱللَّهَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْحَكِيمُ

63 فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُفْسِدِينَ

64 قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ تَعَالَوْا۟ إِلَىٰ كَلِمَةٍۢ سَوَآءٍۭ بَيْنَنَا وَبَيْنَكُمْ أَلَّا نَعْبُدَ إِلَّا ٱللَّهَ وَلَا نُشْرِكَ بِهِۦ شَيْـًۭٔا وَلَا يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا أَرْبَابًۭا مِّن دُونِ ٱللَّهِ ۚ فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُولُوا۟ ٱشْهَدُوا۟ بِأَنَّا مُسْلِمُونَ

65 يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تُحَآجُّونَ فِىٓ إِبْرَٰهِيمَ وَمَآ أُنزِلَتِ ٱلتَّوْرَىٰةُ وَٱلْإِنجِيلُ إِلَّا مِنۢ بَعْدِهِۦٓ ۚ أَفَلَا تَعْقِلُونَ

66 هَٰٓأَنتُمْ هَٰٓؤُلَآءِ حَٰجَجْتُمْ فِيمَا لَكُم بِهِۦ عِلْمٌۭ فَلِمَ تُحَآجُّونَ فِيمَا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌۭ ۚ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

67 مَا كَانَ إِبْرَٰهِيمُ يَهُودِيًّۭا وَلَا نَصْرَانِيًّۭا وَلَٰكِن كَانَ حَنِيفًۭا مُّسْلِمًۭا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

68 إِنَّ أَوْلَى ٱلنَّاسِ بِإِبْرَٰهِيمَ لَلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ وَهَٰذَا ٱلنَّبِىُّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ وَلِىُّ ٱلْمُؤْمِنِينَ

69 وَدَّت طَّآئِفَةٌۭ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَوْ يُضِلُّونَكُمْ وَمَا يُضِلُّونَ إِلَّآ أَنفُسَهُمْ وَمَا يَشْعُرُونَ

70 يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَأَنتُمْ تَشْهَدُونَ

71 يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَلْبِسُونَ ٱلْحَقَّ بِٱلْبَٰطِلِ وَتَكْتُمُونَ ٱلْحَقَّ وَأَنتُمْ تَعْلَمُونَ

72 وَقَالَت طَّآئِفَةٌۭ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ ءَامِنُوا۟ بِٱلَّذِىٓ أُنزِلَ عَلَى ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَجْهَ ٱلنَّهَارِ وَٱكْفُرُوٓا۟ ءَاخِرَهُۥ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

73 وَلَا تُؤْمِنُوٓا۟ إِلَّا لِمَن تَبِعَ دِينَكُمْ قُلْ إِنَّ ٱلْهُدَىٰ هُدَى ٱللَّهِ أَن يُؤْتَىٰٓ أَحَدٌۭ مِّثْلَ مَآ أُوتِيتُمْ أَوْ يُحَآجُّوكُمْ عِندَ رَبِّكُمْ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْفَضْلَ بِيَدِ ٱللَّهِ يُؤْتِيهِ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ وَٰسِعٌ عَلِيمٌۭ

74 يَخْتَصُّ بِرَحْمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ ذُو ٱلْفَضْلِ ٱلْعَظِيمِ

75 ۞ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ مَنْ إِن تَأْمَنْهُ بِقِنطَارٍۢ يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ وَمِنْهُم مَّنْ إِن تَأْمَنْهُ بِدِينَارٍۢ لَّا يُؤَدِّهِۦٓ إِلَيْكَ إِلَّا مَا دُمْتَ عَلَيْهِ قَآئِمًۭا ۗ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَالُوا۟ لَيْسَ عَلَيْنَا فِى ٱلْأُمِّيِّۦنَ سَبِيلٌۭ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

76 بَلَىٰ مَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ وَٱتَّقَىٰ فَإِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

77 إِنَّ ٱلَّذِينَ يَشْتَرُونَ بِعَهْدِ ٱللَّهِ وَأَيْمَٰنِهِمْ ثَمَنًۭا قَلِيلًا أُو۟لَٰٓئِكَ لَا خَلَٰقَ لَهُمْ فِى ٱلْءَاخِرَةِ وَلَا يُكَلِّمُهُمُ ٱللَّهُ وَلَا يَنظُرُ إِلَيْهِمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ وَلَا يُزَكِّيهِمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

78 وَإِنَّ مِنْهُمْ لَفَرِيقًۭا يَلْوُۥنَ أَلْسِنَتَهُم بِٱلْكِتَٰبِ لِتَحْسَبُوهُ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَمَا هُوَ مِنَ ٱلْكِتَٰبِ وَيَقُولُونَ هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَمَا هُوَ مِنْ عِندِ ٱللَّهِ وَيَقُولُونَ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

79 مَا كَانَ لِبَشَرٍ أَن يُؤْتِيَهُ ٱللَّهُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحُكْمَ وَٱلنُّبُوَّةَ ثُمَّ يَقُولَ لِلنَّاسِ كُونُوا۟ عِبَادًۭا لِّى مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَٰكِن كُونُوا۟ رَبَّٰنِيِّۦنَ بِمَا كُنتُمْ تُعَلِّمُونَ ٱلْكِتَٰبَ وَبِمَا كُنتُمْ تَدْرُسُونَ

80 وَلَا يَأْمُرَكُمْ أَن تَتَّخِذُوا۟ ٱلْمَلَٰٓئِكَةَ وَٱلنَّبِيِّۦنَ أَرْبَابًا ۗ أَيَأْمُرُكُم بِٱلْكُفْرِ بَعْدَ إِذْ أَنتُم مُّسْلِمُونَ

81 وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلنَّبِيِّۦنَ لَمَآ ءَاتَيْتُكُم مِّن كِتَٰبٍۢ وَحِكْمَةٍۢ ثُمَّ جَآءَكُمْ رَسُولٌۭ مُّصَدِّقٌۭ لِّمَا مَعَكُمْ لَتُؤْمِنُنَّ بِهِۦ وَلَتَنصُرُنَّهُۥ ۚ قَالَ ءَأَقْرَرْتُمْ وَأَخَذْتُمْ عَلَىٰ ذَٰلِكُمْ إِصْرِى ۖ قَالُوٓا۟ أَقْرَرْنَا ۚ قَالَ فَٱشْهَدُوا۟ وَأَنَا۠ مَعَكُم مِّنَ ٱلشَّٰهِدِينَ

82 فَمَن تَوَلَّىٰ بَعْدَ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

83 أَفَغَيْرَ دِينِ ٱللَّهِ يَبْغُونَ وَلَهُۥٓ أَسْلَمَ مَن فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ طَوْعًۭا وَكَرْهًۭا وَإِلَيْهِ يُرْجَعُونَ

84 قُلْ ءَامَنَّا بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ عَلَيْنَا وَمَآ أُنزِلَ عَلَىٰٓ إِبْرَٰهِيمَ وَإِسْمَٰعِيلَ وَإِسْحَٰقَ وَيَعْقُوبَ وَٱلْأَسْبَاطِ وَمَآ أُوتِىَ مُوسَىٰ وَعِيسَىٰ وَٱلنَّبِيُّونَ مِن رَّبِّهِمْ لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍۢ مِّنْهُمْ وَنَحْنُ لَهُۥ مُسْلِمُونَ

85 وَمَن يَبْتَغِ غَيْرَ ٱلْإِسْلَٰمِ دِينًۭا فَلَن يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِى ٱلْءَاخِرَةِ مِنَ ٱلْخَٰسِرِينَ

86 كَيْفَ يَهْدِى ٱللَّهُ قَوْمًۭا كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ وَشَهِدُوٓا۟ أَنَّ ٱلرَّسُولَ حَقٌّۭ وَجَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ ۚ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

87 أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُمْ أَنَّ عَلَيْهِمْ لَعْنَةَ ٱللَّهِ وَٱلْمَلَٰٓئِكَةِ وَٱلنَّاسِ أَجْمَعِينَ

88 خَٰلِدِينَ فِيهَا لَا يُخَفَّفُ عَنْهُمُ ٱلْعَذَابُ وَلَا هُمْ يُنظَرُونَ

89 إِلَّا ٱلَّذِينَ تَابُوا۟ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ وَأَصْلَحُوا۟ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

90 إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بَعْدَ إِيمَٰنِهِمْ ثُمَّ ٱزْدَادُوا۟ كُفْرًۭا لَّن تُقْبَلَ تَوْبَتُهُمْ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلضَّآلُّونَ

91 إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كُفَّارٌۭ فَلَن يُقْبَلَ مِنْ أَحَدِهِم مِّلْءُ ٱلْأَرْضِ ذَهَبًۭا وَلَوِ ٱفْتَدَىٰ بِهِۦٓ ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ وَمَا لَهُم مِّن نَّٰصِرِينَ

92 لَن تَنَالُوا۟ ٱلْبِرَّ حَتَّىٰ تُنفِقُوا۟ مِمَّا تُحِبُّونَ ۚ وَمَا تُنفِقُوا۟ مِن شَىْءٍۢ فَإِنَّ ٱللَّهَ بِهِۦ عَلِيمٌۭ

93 ۞ كُلُّ ٱلطَّعَامِ كَانَ حِلًّۭا لِّبَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ إِلَّا مَا حَرَّمَ إِسْرَٰٓءِيلُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ مِن قَبْلِ أَن تُنَزَّلَ ٱلتَّوْرَىٰةُ ۗ قُلْ فَأْتُوا۟ بِٱلتَّوْرَىٰةِ فَٱتْلُوهَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

94 فَمَنِ ٱفْتَرَىٰ عَلَى ٱللَّهِ ٱلْكَذِبَ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

95 قُلْ صَدَقَ ٱللَّهُ ۗ فَٱتَّبِعُوا۟ مِلَّةَ إِبْرَٰهِيمَ حَنِيفًۭا وَمَا كَانَ مِنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

96 إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍۢ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِى بِبَكَّةَ مُبَارَكًۭا وَهُدًۭى لِّلْعَٰلَمِينَ

97 فِيهِ ءَايَٰتٌۢ بَيِّنَٰتٌۭ مَّقَامُ إِبْرَٰهِيمَ ۖ وَمَن دَخَلَهُۥ كَانَ ءَامِنًۭا ۗ وَلِلَّهِ عَلَى ٱلنَّاسِ حِجُّ ٱلْبَيْتِ مَنِ ٱسْتَطَاعَ إِلَيْهِ سَبِيلًۭا ۚ وَمَن كَفَرَ فَإِنَّ ٱللَّهَ غَنِىٌّ عَنِ ٱلْعَٰلَمِينَ

98 قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَٱللَّهُ شَهِيدٌ عَلَىٰ مَا تَعْمَلُونَ

99 قُلْ يَٰٓأَهْلَ ٱلْكِتَٰبِ لِمَ تَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ تَبْغُونَهَا عِوَجًۭا وَأَنتُمْ شُهَدَآءُ ۗ وَمَا ٱللَّهُ بِغَٰفِلٍ عَمَّا تَعْمَلُونَ

100 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ فَرِيقًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ يَرُدُّوكُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ كَٰفِرِينَ

101 وَكَيْفَ تَكْفُرُونَ وَأَنتُمْ تُتْلَىٰ عَلَيْكُمْ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ وَفِيكُمْ رَسُولُهُۥ ۗ وَمَن يَعْتَصِم بِٱللَّهِ فَقَدْ هُدِىَ إِلَىٰ صِرَٰطٍۢ مُّسْتَقِيمٍۢ

102 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ حَقَّ تُقَاتِهِۦ وَلَا تَمُوتُنَّ إِلَّا وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

103 وَٱعْتَصِمُوا۟ بِحَبْلِ ٱللَّهِ جَمِيعًۭا وَلَا تَفَرَّقُوا۟ ۚ وَٱذْكُرُوا۟ نِعْمَتَ ٱللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَآءًۭ فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِۦٓ إِخْوَٰنًۭا وَكُنتُمْ عَلَىٰ شَفَا حُفْرَةٍۢ مِّنَ ٱلنَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا ۗ كَذَٰلِكَ يُبَيِّنُ ٱللَّهُ لَكُمْ ءَايَٰتِهِۦ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

104 وَلْتَكُن مِّنكُمْ أُمَّةٌۭ يَدْعُونَ إِلَى ٱلْخَيْرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

105 وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ تَفَرَّقُوا۟ وَٱخْتَلَفُوا۟ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ ٱلْبَيِّنَٰتُ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌۭ

106 يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌۭ وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌۭ ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱسْوَدَّتْ وُجُوهُهُمْ أَكَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ فَذُوقُوا۟ ٱلْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ

107 وَأَمَّا ٱلَّذِينَ ٱبْيَضَّتْ وُجُوهُهُمْ فَفِى رَحْمَةِ ٱللَّهِ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

108 تِلْكَ ءَايَٰتُ ٱللَّهِ نَتْلُوهَا عَلَيْكَ بِٱلْحَقِّ ۗ وَمَا ٱللَّهُ يُرِيدُ ظُلْمًۭا لِّلْعَٰلَمِينَ

109 وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ وَإِلَى ٱللَّهِ تُرْجَعُ ٱلْأُمُورُ

110 كُنتُمْ خَيْرَ أُمَّةٍ أُخْرِجَتْ لِلنَّاسِ تَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَتَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَتُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ ۗ وَلَوْ ءَامَنَ أَهْلُ ٱلْكِتَٰبِ لَكَانَ خَيْرًۭا لَّهُم ۚ مِّنْهُمُ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَأَكْثَرُهُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

111 لَن يَضُرُّوكُمْ إِلَّآ أَذًۭى ۖ وَإِن يُقَٰتِلُوكُمْ يُوَلُّوكُمُ ٱلْأَدْبَارَ ثُمَّ لَا يُنصَرُونَ

112 ضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلذِّلَّةُ أَيْنَ مَا ثُقِفُوٓا۟ إِلَّا بِحَبْلٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَحَبْلٍۢ مِّنَ ٱلنَّاسِ وَبَآءُو بِغَضَبٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَضُرِبَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْمَسْكَنَةُ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ يَكْفُرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ وَيَقْتُلُونَ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ ۚ ذَٰلِكَ بِمَا عَصَوا۟ وَّكَانُوا۟ يَعْتَدُونَ

113 ۞ لَيْسُوا۟ سَوَآءًۭ ۗ مِّنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ أُمَّةٌۭ قَآئِمَةٌۭ يَتْلُونَ ءَايَٰتِ ٱللَّهِ ءَانَآءَ ٱلَّيْلِ وَهُمْ يَسْجُدُونَ

114 يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَأُو۟لَٰٓئِكَ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

115 وَمَا يَفْعَلُوا۟ مِنْ خَيْرٍۢ فَلَن يُكْفَرُوهُ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

116 إِنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ لَن تُغْنِىَ عَنْهُمْ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًۭٔا ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ أَصْحَٰبُ ٱلنَّارِ ۚ هُمْ فِيهَا خَٰلِدُونَ

117 مَثَلُ مَا يُنفِقُونَ فِى هَٰذِهِ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا كَمَثَلِ رِيحٍۢ فِيهَا صِرٌّ أَصَابَتْ حَرْثَ قَوْمٍۢ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ فَأَهْلَكَتْهُ ۚ وَمَا ظَلَمَهُمُ ٱللَّهُ وَلَٰكِنْ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

118 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ بِطَانَةًۭ مِّن دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًۭا وَدُّوا۟ مَا عَنِتُّمْ قَدْ بَدَتِ ٱلْبَغْضَآءُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ وَمَا تُخْفِى صُدُورُهُمْ أَكْبَرُ ۚ قَدْ بَيَّنَّا لَكُمُ ٱلْءَايَٰتِ ۖ إِن كُنتُمْ تَعْقِلُونَ

119 هَٰٓأَنتُمْ أُو۟لَآءِ تُحِبُّونَهُمْ وَلَا يُحِبُّونَكُمْ وَتُؤْمِنُونَ بِٱلْكِتَٰبِ كُلِّهِۦ وَإِذَا لَقُوكُمْ قَالُوٓا۟ ءَامَنَّا وَإِذَا خَلَوْا۟ عَضُّوا۟ عَلَيْكُمُ ٱلْأَنَامِلَ مِنَ ٱلْغَيْظِ ۚ قُلْ مُوتُوا۟ بِغَيْظِكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

120 إِن تَمْسَسْكُمْ حَسَنَةٌۭ تَسُؤْهُمْ وَإِن تُصِبْكُمْ سَيِّئَةٌۭ يَفْرَحُوا۟ بِهَا ۖ وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ لَا يَضُرُّكُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا ۗ إِنَّ ٱللَّهَ بِمَا يَعْمَلُونَ مُحِيطٌۭ

121 وَإِذْ غَدَوْتَ مِنْ أَهْلِكَ تُبَوِّئُ ٱلْمُؤْمِنِينَ مَقَٰعِدَ لِلْقِتَالِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

122 إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلَا وَٱللَّهُ وَلِيُّهُمَا ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

123 وَلَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ بِبَدْرٍۢ وَأَنتُمْ أَذِلَّةٌۭ ۖ فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

124 إِذْ تَقُولُ لِلْمُؤْمِنِينَ أَلَن يَكْفِيَكُمْ أَن يُمِدَّكُمْ رَبُّكُم بِثَلَٰثَةِ ءَالَٰفٍۢ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُنزَلِينَ

125 بَلَىٰٓ ۚ إِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ وَيَأْتُوكُم مِّن فَوْرِهِمْ هَٰذَا يُمْدِدْكُمْ رَبُّكُم بِخَمْسَةِ ءَالَٰفٍۢ مِّنَ ٱلْمَلَٰٓئِكَةِ مُسَوِّمِينَ

126 وَمَا جَعَلَهُ ٱللَّهُ إِلَّا بُشْرَىٰ لَكُمْ وَلِتَطْمَئِنَّ قُلُوبُكُم بِهِۦ ۗ وَمَا ٱلنَّصْرُ إِلَّا مِنْ عِندِ ٱللَّهِ ٱلْعَزِيزِ ٱلْحَكِيمِ

127 لِيَقْطَعَ طَرَفًۭا مِّنَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَوْ يَكْبِتَهُمْ فَيَنقَلِبُوا۟ خَآئِبِينَ

128 لَيْسَ لَكَ مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌ أَوْ يَتُوبَ عَلَيْهِمْ أَوْ يُعَذِّبَهُمْ فَإِنَّهُمْ ظَٰلِمُونَ

129 وَلِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَمَا فِى ٱلْأَرْضِ ۚ يَغْفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

130 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَأْكُلُوا۟ ٱلرِّبَوٰٓا۟ أَضْعَٰفًۭا مُّضَٰعَفَةًۭ ۖ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

131 وَٱتَّقُوا۟ ٱلنَّارَ ٱلَّتِىٓ أُعِدَّتْ لِلْكَٰفِرِينَ

132 وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَٱلرَّسُولَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

133 ۞ وَسَارِعُوٓا۟ إِلَىٰ مَغْفِرَةٍۢ مِّن رَّبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا ٱلسَّمَٰوَٰتُ وَٱلْأَرْضُ أُعِدَّتْ لِلْمُتَّقِينَ

134 ٱلَّذِينَ يُنفِقُونَ فِى ٱلسَّرَّآءِ وَٱلضَّرَّآءِ وَٱلْكَٰظِمِينَ ٱلْغَيْظَ وَٱلْعَافِينَ عَنِ ٱلنَّاسِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

135 وَٱلَّذِينَ إِذَا فَعَلُوا۟ فَٰحِشَةً أَوْ ظَلَمُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ ذَكَرُوا۟ ٱللَّهَ فَٱسْتَغْفَرُوا۟ لِذُنُوبِهِمْ وَمَن يَغْفِرُ ٱلذُّنُوبَ إِلَّا ٱللَّهُ وَلَمْ يُصِرُّوا۟ عَلَىٰ مَا فَعَلُوا۟ وَهُمْ يَعْلَمُونَ

136 أُو۟لَٰٓئِكَ جَزَآؤُهُم مَّغْفِرَةٌۭ مِّن رَّبِّهِمْ وَجَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ وَنِعْمَ أَجْرُ ٱلْعَٰمِلِينَ

137 قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِكُمْ سُنَنٌۭ فَسِيرُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ فَٱنظُرُوا۟ كَيْفَ كَانَ عَٰقِبَةُ ٱلْمُكَذِّبِينَ

138 هَٰذَا بَيَانٌۭ لِّلنَّاسِ وَهُدًۭى وَمَوْعِظَةٌۭ لِّلْمُتَّقِينَ

139 وَلَا تَهِنُوا۟ وَلَا تَحْزَنُوا۟ وَأَنتُمُ ٱلْأَعْلَوْنَ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

140 إِن يَمْسَسْكُمْ قَرْحٌۭ فَقَدْ مَسَّ ٱلْقَوْمَ قَرْحٌۭ مِّثْلُهُۥ ۚ وَتِلْكَ ٱلْأَيَّامُ نُدَاوِلُهَا بَيْنَ ٱلنَّاسِ وَلِيَعْلَمَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَتَّخِذَ مِنكُمْ شُهَدَآءَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يُحِبُّ ٱلظَّٰلِمِينَ

141 وَلِيُمَحِّصَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَيَمْحَقَ ٱلْكَٰفِرِينَ

142 أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُوا۟ ٱلْجَنَّةَ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَيَعْلَمَ ٱلصَّٰبِرِينَ

143 وَلَقَدْ كُنتُمْ تَمَنَّوْنَ ٱلْمَوْتَ مِن قَبْلِ أَن تَلْقَوْهُ فَقَدْ رَأَيْتُمُوهُ وَأَنتُمْ تَنظُرُونَ

144 وَمَا مُحَمَّدٌ إِلَّا رَسُولٌۭ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِ ٱلرُّسُلُ ۚ أَفَإِي۟ن مَّاتَ أَوْ قُتِلَ ٱنقَلَبْتُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ ۚ وَمَن يَنقَلِبْ عَلَىٰ عَقِبَيْهِ فَلَن يَضُرَّ ٱللَّهَ شَيْـًۭٔا ۗ وَسَيَجْزِى ٱللَّهُ ٱلشَّٰكِرِينَ

145 وَمَا كَانَ لِنَفْسٍ أَن تَمُوتَ إِلَّا بِإِذْنِ ٱللَّهِ كِتَٰبًۭا مُّؤَجَّلًۭا ۗ وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا نُؤْتِهِۦ مِنْهَا وَمَن يُرِدْ ثَوَابَ ٱلْءَاخِرَةِ نُؤْتِهِۦ مِنْهَا ۚ وَسَنَجْزِى ٱلشَّٰكِرِينَ

146 وَكَأَيِّن مِّن نَّبِىٍّۢ قَٰتَلَ مَعَهُۥ رِبِّيُّونَ كَثِيرٌۭ فَمَا وَهَنُوا۟ لِمَآ أَصَابَهُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَمَا ضَعُفُوا۟ وَمَا ٱسْتَكَانُوا۟ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلصَّٰبِرِينَ

147 وَمَا كَانَ قَوْلَهُمْ إِلَّآ أَن قَالُوا۟ رَبَّنَا ٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِىٓ أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَٱنصُرْنَا عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْكَٰفِرِينَ

148 فَـَٔاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ ثَوَابَ ٱلدُّنْيَا وَحُسْنَ ثَوَابِ ٱلْءَاخِرَةِ ۗ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُحْسِنِينَ

149 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِن تُطِيعُوا۟ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يَرُدُّوكُمْ عَلَىٰٓ أَعْقَٰبِكُمْ فَتَنقَلِبُوا۟ خَٰسِرِينَ

150 بَلِ ٱللَّهُ مَوْلَىٰكُمْ ۖ وَهُوَ خَيْرُ ٱلنَّٰصِرِينَ

151 سَنُلْقِى فِى قُلُوبِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلرُّعْبَ بِمَآ أَشْرَكُوا۟ بِٱللَّهِ مَا لَمْ يُنَزِّلْ بِهِۦ سُلْطَٰنًۭا ۖ وَمَأْوَىٰهُمُ ٱلنَّارُ ۚ وَبِئْسَ مَثْوَى ٱلظَّٰلِمِينَ

152 وَلَقَدْ صَدَقَكُمُ ٱللَّهُ وَعْدَهُۥٓ إِذْ تَحُسُّونَهُم بِإِذْنِهِۦ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا فَشِلْتُمْ وَتَنَٰزَعْتُمْ فِى ٱلْأَمْرِ وَعَصَيْتُم مِّنۢ بَعْدِ مَآ أَرَىٰكُم مَّا تُحِبُّونَ ۚ مِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلدُّنْيَا وَمِنكُم مَّن يُرِيدُ ٱلْءَاخِرَةَ ۚ ثُمَّ صَرَفَكُمْ عَنْهُمْ لِيَبْتَلِيَكُمْ ۖ وَلَقَدْ عَفَا عَنكُمْ ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ

153 ۞ إِذْ تُصْعِدُونَ وَلَا تَلْوُۥنَ عَلَىٰٓ أَحَدٍۢ وَٱلرَّسُولُ يَدْعُوكُمْ فِىٓ أُخْرَىٰكُمْ فَأَثَٰبَكُمْ غَمًّۢا بِغَمٍّۢ لِّكَيْلَا تَحْزَنُوا۟ عَلَىٰ مَا فَاتَكُمْ وَلَا مَآ أَصَٰبَكُمْ ۗ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

154 ثُمَّ أَنزَلَ عَلَيْكُم مِّنۢ بَعْدِ ٱلْغَمِّ أَمَنَةًۭ نُّعَاسًۭا يَغْشَىٰ طَآئِفَةًۭ مِّنكُمْ ۖ وَطَآئِفَةٌۭ قَدْ أَهَمَّتْهُمْ أَنفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِٱللَّهِ غَيْرَ ٱلْحَقِّ ظَنَّ ٱلْجَٰهِلِيَّةِ ۖ يَقُولُونَ هَل لَّنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ مِن شَىْءٍۢ ۗ قُلْ إِنَّ ٱلْأَمْرَ كُلَّهُۥ لِلَّهِ ۗ يُخْفُونَ فِىٓ أَنفُسِهِم مَّا لَا يُبْدُونَ لَكَ ۖ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ ٱلْأَمْرِ شَىْءٌۭ مَّا قُتِلْنَا هَٰهُنَا ۗ قُل لَّوْ كُنتُمْ فِى بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ ٱلَّذِينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ ٱلْقَتْلُ إِلَىٰ مَضَاجِعِهِمْ ۖ وَلِيَبْتَلِىَ ٱللَّهُ مَا فِى صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا فِى قُلُوبِكُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ

155 إِنَّ ٱلَّذِينَ تَوَلَّوْا۟ مِنكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ إِنَّمَا ٱسْتَزَلَّهُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ بِبَعْضِ مَا كَسَبُوا۟ ۖ وَلَقَدْ عَفَا ٱللَّهُ عَنْهُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌۭ

156 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ إِذَا ضَرَبُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَوْ كَانُوا۟ غُزًّۭى لَّوْ كَانُوا۟ عِندَنَا مَا مَاتُوا۟ وَمَا قُتِلُوا۟ لِيَجْعَلَ ٱللَّهُ ذَٰلِكَ حَسْرَةًۭ فِى قُلُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌۭ

157 وَلَئِن قُتِلْتُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوْ مُتُّمْ لَمَغْفِرَةٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَحْمَةٌ خَيْرٌۭ مِّمَّا يَجْمَعُونَ

158 وَلَئِن مُّتُّمْ أَوْ قُتِلْتُمْ لَإِلَى ٱللَّهِ تُحْشَرُونَ

159 فَبِمَا رَحْمَةٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ لِنتَ لَهُمْ ۖ وَلَوْ كُنتَ فَظًّا غَلِيظَ ٱلْقَلْبِ لَٱنفَضُّوا۟ مِنْ حَوْلِكَ ۖ فَٱعْفُ عَنْهُمْ وَٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِى ٱلْأَمْرِ ۖ فَإِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى ٱللَّهِ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَوَكِّلِينَ

160 إِن يَنصُرْكُمُ ٱللَّهُ فَلَا غَالِبَ لَكُمْ ۖ وَإِن يَخْذُلْكُمْ فَمَن ذَا ٱلَّذِى يَنصُرُكُم مِّنۢ بَعْدِهِۦ ۗ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

161 وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ أَن يَغُلَّ ۚ وَمَن يَغْلُلْ يَأْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۚ ثُمَّ تُوَفَّىٰ كُلُّ نَفْسٍۢ مَّا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

162 أَفَمَنِ ٱتَّبَعَ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ كَمَنۢ بَآءَ بِسَخَطٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَمَأْوَىٰهُ جَهَنَّمُ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

163 هُمْ دَرَجَٰتٌ عِندَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ بَصِيرٌۢ بِمَا يَعْمَلُونَ

164 لَقَدْ مَنَّ ٱللَّهُ عَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ إِذْ بَعَثَ فِيهِمْ رَسُولًۭا مِّنْ أَنفُسِهِمْ يَتْلُوا۟ عَلَيْهِمْ ءَايَٰتِهِۦ وَيُزَكِّيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلْكِتَٰبَ وَٱلْحِكْمَةَ وَإِن كَانُوا۟ مِن قَبْلُ لَفِى ضَلَٰلٍۢ مُّبِينٍ

165 أَوَلَمَّآ أَصَٰبَتْكُم مُّصِيبَةٌۭ قَدْ أَصَبْتُم مِّثْلَيْهَا قُلْتُمْ أَنَّىٰ هَٰذَا ۖ قُلْ هُوَ مِنْ عِندِ أَنفُسِكُمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌۭ

166 وَمَآ أَصَٰبَكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

167 وَلِيَعْلَمَ ٱلَّذِينَ نَافَقُوا۟ ۚ وَقِيلَ لَهُمْ تَعَالَوْا۟ قَٰتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَوِ ٱدْفَعُوا۟ ۖ قَالُوا۟ لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًۭا لَّٱتَّبَعْنَٰكُمْ ۗ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ أَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْإِيمَٰنِ ۚ يَقُولُونَ بِأَفْوَٰهِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ أَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَ

168 ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ لِإِخْوَٰنِهِمْ وَقَعَدُوا۟ لَوْ أَطَاعُونَا مَا قُتِلُوا۟ ۗ قُلْ فَٱدْرَءُوا۟ عَنْ أَنفُسِكُمُ ٱلْمَوْتَ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

169 وَلَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ قُتِلُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمْوَٰتًۢا ۚ بَلْ أَحْيَآءٌ عِندَ رَبِّهِمْ يُرْزَقُونَ

170 فَرِحِينَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَيَسْتَبْشِرُونَ بِٱلَّذِينَ لَمْ يَلْحَقُوا۟ بِهِم مِّنْ خَلْفِهِمْ أَلَّا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ

171 ۞ يَسْتَبْشِرُونَ بِنِعْمَةٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍۢ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

172 ٱلَّذِينَ ٱسْتَجَابُوا۟ لِلَّهِ وَٱلرَّسُولِ مِنۢ بَعْدِ مَآ أَصَابَهُمُ ٱلْقَرْحُ ۚ لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا۟ مِنْهُمْ وَٱتَّقَوْا۟ أَجْرٌ عَظِيمٌ

173 ٱلَّذِينَ قَالَ لَهُمُ ٱلنَّاسُ إِنَّ ٱلنَّاسَ قَدْ جَمَعُوا۟ لَكُمْ فَٱخْشَوْهُمْ فَزَادَهُمْ إِيمَٰنًۭا وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيلُ

174 فَٱنقَلَبُوا۟ بِنِعْمَةٍۢ مِّنَ ٱللَّهِ وَفَضْلٍۢ لَّمْ يَمْسَسْهُمْ سُوٓءٌۭ وَٱتَّبَعُوا۟ رِضْوَٰنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ ذُو فَضْلٍ عَظِيمٍ

175 إِنَّمَا ذَٰلِكُمُ ٱلشَّيْطَٰنُ يُخَوِّفُ أَوْلِيَآءَهُۥ فَلَا تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

176 وَلَا يَحْزُنكَ ٱلَّذِينَ يُسَٰرِعُونَ فِى ٱلْكُفْرِ ۚ إِنَّهُمْ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًۭٔا ۗ يُرِيدُ ٱللَّهُ أَلَّا يَجْعَلَ لَهُمْ حَظًّۭا فِى ٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

177 إِنَّ ٱلَّذِينَ ٱشْتَرَوُا۟ ٱلْكُفْرَ بِٱلْإِيمَٰنِ لَن يَضُرُّوا۟ ٱللَّهَ شَيْـًۭٔا وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

178 وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوٓا۟ أَنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ خَيْرٌۭ لِّأَنفُسِهِمْ ۚ إِنَّمَا نُمْلِى لَهُمْ لِيَزْدَادُوٓا۟ إِثْمًۭا ۚ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ مُّهِينٌۭ

179 مَّا كَانَ ٱللَّهُ لِيَذَرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ عَلَىٰ مَآ أَنتُمْ عَلَيْهِ حَتَّىٰ يَمِيزَ ٱلْخَبِيثَ مِنَ ٱلطَّيِّبِ ۗ وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُطْلِعَكُمْ عَلَى ٱلْغَيْبِ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ يَجْتَبِى مِن رُّسُلِهِۦ مَن يَشَآءُ ۖ فَـَٔامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرُسُلِهِۦ ۚ وَإِن تُؤْمِنُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَلَكُمْ أَجْرٌ عَظِيمٌۭ

180 وَلَا يَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَبْخَلُونَ بِمَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ هُوَ خَيْرًۭا لَّهُم ۖ بَلْ هُوَ شَرٌّۭ لَّهُمْ ۖ سَيُطَوَّقُونَ مَا بَخِلُوا۟ بِهِۦ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ وَلِلَّهِ مِيرَٰثُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌۭ

181 لَّقَدْ سَمِعَ ٱللَّهُ قَوْلَ ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ فَقِيرٌۭ وَنَحْنُ أَغْنِيَآءُ ۘ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا۟ وَقَتْلَهُمُ ٱلْأَنۢبِيَآءَ بِغَيْرِ حَقٍّۢ وَنَقُولُ ذُوقُوا۟ عَذَابَ ٱلْحَرِيقِ

182 ذَٰلِكَ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ لَيْسَ بِظَلَّامٍۢ لِّلْعَبِيدِ

183 ٱلَّذِينَ قَالُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ عَهِدَ إِلَيْنَآ أَلَّا نُؤْمِنَ لِرَسُولٍ حَتَّىٰ يَأْتِيَنَا بِقُرْبَانٍۢ تَأْكُلُهُ ٱلنَّارُ ۗ قُلْ قَدْ جَآءَكُمْ رُسُلٌۭ مِّن قَبْلِى بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَبِٱلَّذِى قُلْتُمْ فَلِمَ قَتَلْتُمُوهُمْ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ

184 فَإِن كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌۭ مِّن قَبْلِكَ جَآءُو بِٱلْبَيِّنَٰتِ وَٱلزُّبُرِ وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُنِيرِ

185 كُلُّ نَفْسٍۢ ذَآئِقَةُ ٱلْمَوْتِ ۗ وَإِنَّمَا تُوَفَّوْنَ أُجُورَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۖ فَمَن زُحْزِحَ عَنِ ٱلنَّارِ وَأُدْخِلَ ٱلْجَنَّةَ فَقَدْ فَازَ ۗ وَمَا ٱلْحَيَوٰةُ ٱلدُّنْيَآ إِلَّا مَتَٰعُ ٱلْغُرُورِ

186 ۞ لَتُبْلَوُنَّ فِىٓ أَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ وَلَتَسْمَعُنَّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ مِن قَبْلِكُمْ وَمِنَ ٱلَّذِينَ أَشْرَكُوٓا۟ أَذًۭى كَثِيرًۭا ۚ وَإِن تَصْبِرُوا۟ وَتَتَّقُوا۟ فَإِنَّ ذَٰلِكَ مِنْ عَزْمِ ٱلْأُمُورِ

187 وَإِذْ أَخَذَ ٱللَّهُ مِيثَٰقَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ لَتُبَيِّنُنَّهُۥ لِلنَّاسِ وَلَا تَكْتُمُونَهُۥ فَنَبَذُوهُ وَرَآءَ ظُهُورِهِمْ وَٱشْتَرَوْا۟ بِهِۦ ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا ۖ فَبِئْسَ مَا يَشْتَرُونَ

188 لَا تَحْسَبَنَّ ٱلَّذِينَ يَفْرَحُونَ بِمَآ أَتَوا۟ وَّيُحِبُّونَ أَن يُحْمَدُوا۟ بِمَا لَمْ يَفْعَلُوا۟ فَلَا تَحْسَبَنَّهُم بِمَفَازَةٍۢ مِّنَ ٱلْعَذَابِ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

189 وَلِلَّهِ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

190 إِنَّ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَٱخْتِلَٰفِ ٱلَّيْلِ وَٱلنَّهَارِ لَءَايَٰتٍۢ لِّأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

191 ٱلَّذِينَ يَذْكُرُونَ ٱللَّهَ قِيَٰمًۭا وَقُعُودًۭا وَعَلَىٰ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِى خَلْقِ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَٰذَا بَٰطِلًۭا سُبْحَٰنَكَ فَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ

192 رَبَّنَآ إِنَّكَ مَن تُدْخِلِ ٱلنَّارَ فَقَدْ أَخْزَيْتَهُۥ ۖ وَمَا لِلظَّٰلِمِينَ مِنْ أَنصَارٍۢ

193 رَّبَّنَآ إِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًۭا يُنَادِى لِلْإِيمَٰنِ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِرَبِّكُمْ فَـَٔامَنَّا ۚ رَبَّنَا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ ٱلْأَبْرَارِ

194 رَبَّنَا وَءَاتِنَا مَا وَعَدتَّنَا عَلَىٰ رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ ۗ إِنَّكَ لَا تُخْلِفُ ٱلْمِيعَادَ

195 فَٱسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ أَنِّى لَآ أُضِيعُ عَمَلَ عَٰمِلٍۢ مِّنكُم مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَىٰ ۖ بَعْضُكُم مِّنۢ بَعْضٍۢ ۖ فَٱلَّذِينَ هَاجَرُوا۟ وَأُخْرِجُوا۟ مِن دِيَٰرِهِمْ وَأُوذُوا۟ فِى سَبِيلِى وَقَٰتَلُوا۟ وَقُتِلُوا۟ لَأُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّـَٔاتِهِمْ وَلَأُدْخِلَنَّهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ ثَوَابًۭا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عِندَهُۥ حُسْنُ ٱلثَّوَابِ

196 لَا يَغُرَّنَّكَ تَقَلُّبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ فِى ٱلْبِلَٰدِ

197 مَتَٰعٌۭ قَلِيلٌۭ ثُمَّ مَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۚ وَبِئْسَ ٱلْمِهَادُ

198 لَٰكِنِ ٱلَّذِينَ ٱتَّقَوْا۟ رَبَّهُمْ لَهُمْ جَنَّٰتٌۭ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا نُزُلًۭا مِّنْ عِندِ ٱللَّهِ ۗ وَمَا عِندَ ٱللَّهِ خَيْرٌۭ لِّلْأَبْرَارِ

199 وَإِنَّ مِنْ أَهْلِ ٱلْكِتَٰبِ لَمَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْكُمْ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِمْ خَٰشِعِينَ لِلَّهِ لَا يَشْتَرُونَ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًۭا قَلِيلًا ۗ أُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِندَ رَبِّهِمْ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ سَرِيعُ ٱلْحِسَابِ

200 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱصْبِرُوا۟ وَصَابِرُوا۟ وَرَابِطُوا۟ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

Al-i İmran Suresi Türkçe Meali Nedir ve Ayet Ayet Anlamı Nasıldır?

Al-i İmran Suresi Türkçe meali, 200 ayetin Diyanet İşleri Başkanlığı meali esas alınarak hazırlanmış, her ayetin günümüz Türkçesiyle anlamını veren çevirisidir.

Meal, tefsir yerine geçmeyen ancak anlamı kavramaya yardımcı olan bir çeviridir. Al-i İmran Suresi meali okurken ayetlerin Medine bağlamını ve Uhud sonrası inen uyarıları akılda tutmak gerekir. Aşağıda her ayetin meali numaralı olarak sunulmaktadır; ayet numaraları sure içindeki tertibe göredir.

Meal Okurken Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar

Meal tek başına hüküm çıkarmak için yeterli değildir; müfessir açıklaması ile birlikte okunmalıdır. Özellikle müteşabih ayetler (Al-i İmran 3:7) konusunda ihtiyatlı olmak gerekir.

1. Elif Lam Mim.
2. Allah, O'ndan başka ilah yoktur; O, Hayy ve Kayyum'dur.
3. O, sana Kitab'ı hak olarak ve önündekileri doğrulayıcı olarak indirdi; Tevrat ve İncil'i de indirmişti.
4. Daha önce insanlara hidayet olarak; Furkan'ı da indirdi.
5. Şüphesiz yerde ve gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
6. Sizi rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur.
7. Kitab'ı sana indiren O'dur; onun bir kısmı muhkem ayetlerdir ki bunlar Kitab'ın anasıdır, diğer bir kısmı da müteşabihtir.
8. Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme ve bize katından bir rahmet bağışla.
9. Rabbimiz! Şüphesiz Sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın.
10. İnkar edenlere malları da evlatları da Allah'a karşı hiçbir fayda sağlamayacaktır.
11. Onların durumu, Firavun ailesinin ve onlardan öncekilerin durumu gibidir.
12. İnkar edenlere de ki: Yakında mağlup olacaksınız ve cehenneme sürüleceksiniz.
13. Karşı karşıya gelen iki toplulukta sizin için bir ibret vardır.
14. Kadınlara, oğullara, yığın yığın biriktirilmiş altın ve gümüşe, salma atlara, hayvanlara ve ekinlere olan düşkünlük insanlara süslü gösterildi.
15. De ki: Size bunlardan daha hayırlısını haber vereyim mi?
16. Onlar, Rabbimiz! Biz iman ettik, günahlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru derler.
17. Onlar sabredenler, doğru olanlar, huzurunda boyun bükenler, infak edenler ve seherlerde istiğfar edenlerdir.
18. Allah, melekler ve ilim sahipleri, O'ndan başka ilah olmadığına adaletle şahitlik ettiler.
19. Şüphesiz Allah katında din İslam'dır.
20. Eğer seninle tartışırlarsa de ki: Ben ve bana uyanlar yüzümüzü Allah'a teslim ettik.
21. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, peygamberleri haksız yere öldürenler ve insanlardan adaleti emredenleri öldürenler için elem verici bir azap vardır.
22. İşte onların amelleri dünyada da ahirette de boşa gitmiştir.
23. Kendilerine Kitap'tan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah'ın Kitabına çağrılıyorlar da sonra bir kısmı yüz çeviriyor.
24. Bu, onların sayılı günler dışında ateş bize dokunmayacak demeleri yüzündendir.
25. Şüphe olmayan bir günde onları topladığımız ve herkese kazandığının eksiksiz verildiği zaman halleri nice olacak?
26. De ki: Ey mülkün sahibi Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın.
27. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü geceye katarsın.
28. Müminler, müminleri bırakıp kafirleri dost edinmesin.
29. De ki: İçinizdekini gizleseniz de açığa vursanız da Allah onu bilir.
30. O gün herkes yaptığı hayrı ve şerri hazır bulacaktır.
31. De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın.
32. De ki: Allah'a ve Peygamber'e itaat edin.
33. Şüphesiz Allah, Adem'i, Nuh'u, İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemlere seçkin kıldı.
34. Onlar birbirinden gelen bir nesildir.
35. Hani İmran'ın hanımı demişti ki: Rabbim! Karnımdakini sana adadım.
36. Onu doğurunca dedi ki: Rabbim! Onu kız doğurdum.
37. Rabbi onu güzel bir kabulle kabul etti ve onu güzel bir bitki gibi yetiştirdi; Zekeriyya'yı da ona bakmakla görevlendirdi.
38. Orada Zekeriyya Rabbine dua etti.
39. Melekler ona mihrapta namaz kılarken seslendiler.
40. Zekeriyya dedi ki: Rabbim! Bana ihtiyarlık gelip çatmışken nasıl çocuğum olabilir?
41. Dedi ki: Rabbim! Bana bir işaret ver.
42. Hani melekler demişti ki: Ey Meryem! Allah seni seçti ve tertemiz kıldı.
43. Ey Meryem! Rabbine itaat et, secde et ve rükû edenlerle beraber rükû et.
44. Bunlar gayb haberlerindendir, sana vahyediyoruz.
45. Hani melekler demişti ki: Ey Meryem! Allah seni kendisinden bir kelime ile müjdeliyor; adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir.
46. O, beşikte de yetişkinliğinde de insanlarla konuşacak ve salihlerdendir.
47. Meryem dedi ki: Rabbim! Bana bir beşer dokunmamışken nasıl çocuğum olur?
48. Allah ona Kitabı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretecek.
49. Onu İsrailoğullarına bir peygamber olarak gönderecek.
50. Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için geldim.
51. Şüphesiz Allah benim de Rabbim sizin de Rabbinizdir; O'na ibadet edin.
52. İsa onlarda inkârı sezince dedi ki: Allah'a giden yolda benim yardımcılarım kim?
53. Rabbimiz! İndirdiğine iman ettik ve Peygamber'e uyduk; bizi şahitlerle beraber yaz.
54. Onlar tuzak kurdular, Allah da tuzaklarını bozdu.
55. Hani Allah demişti ki: Ey İsa! Seni vefat ettireceğim ve katıma yükselteceğim.
56. İnkar edenlere gelince onlara dünyada ve ahirette şiddetli azap edeceğim.
57. İman edip salih amel işleyenlere ise ecirleri tastamam verilecektir.
58. Bunu sana ayetlerden ve hikmet dolu zikirden okuyoruz.
59. Allah katında İsa'nın durumu Adem'in durumu gibidir.
60. Hak Rabbindendir; sakın şüphe edenlerden olma.
61. Sana ilim geldikten sonra seninle tartışanlara de ki: Gelin oğullarımızı ve oğullarınızı çağıralım.
62. Şüphesiz bu en doğru kıssadır.
63. Eğer yüz çevirirlerse şüphesiz Allah bozguncuları bilendir.
64. De ki: Ey Ehl-i Kitap! Bizimle sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin.
65. Ey Ehl-i Kitap! İbrahim hakkında niçin tartışıyorsunuz?
66. İşte siz, bildiğiniz şey hakkında tartıştınız; bilmediğiniz şey hakkında niçin tartışıyorsunuz?
67. İbrahim ne Yahudi ne de Hristiyan idi; o hanif bir Müslüman idi.
68. İnsanların İbrahim'e en yakın olanı ona uyanlar, bu Peygamber ve iman edenlerdir.
69. Ehl-i Kitap'tan bir grup sizi saptırmak ister.
70. Ey Ehl-i Kitap! Görüp durduğunuz halde niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
71. Ey Ehl-i Kitap! Niçin hakkı batılla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?
72. Ehl-i Kitap'tan bir grup dedi ki: Müminlere indirilene gündüzün başında inanın, sonunda inkar edin.
73. Sizin dininize uyanlardan başkasına inanmayın.
74. Rahmetini dilediğine tahsis eder.
75. Ehl-i Kitap'tan öylesi vardır ki ona yüklerle mal emanet etsen sana iade eder; öylesi de vardır ki bir dinar emanet etsen tepesine dikilmedikçe iade etmez.
76. Hayır, kim ahdini yerine getirir ve sakınırsa şüphesiz Allah sakınanları sever.
77. Allah'a verdikleri sözü ve yeminlerini az bir bedelle değiştirenlerin ahirette nasibi yoktur.
78. Onlardan bir grup dillerini Kitap'a eğip bükerler.
79. Hiçbir insana Allah'ın Kitap, hüküm ve peygamberlik vermesi sonra da kalkıp insanlara Allah'ı bırakıp bana kul olun demesi yakışmaz.
80. Size melekleri ve peygamberleri rab edinmenizi de emretmez.
81. Hani Allah peygamberlerden söz almıştı: Size Kitap ve hikmet verdikten sonra yanınızdakini doğrulayan bir peygamber gelirse ona iman edeceksiniz.
82. Allah dedi ki: Kabul ettiniz mi ve bu ağır yükümü üstlendiniz mi?
83. Allah'ın dininden başkasını mı arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde olan herkes ister istemez O'na teslim olmuştur.
84. De ki: Allah'a, bize indirilene, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilene, Musa'ya ve İsa'ya verilene inandık.
85. Kim İslam'dan başka bir din ararsa ondan asla kabul edilmeyecektir.
86. İman ettikten, Peygamber'in hak olduğuna şahit olduktan sonra inkar eden bir kavmi Allah nasıl hidayete erdirir?
87. Onların cezası Allah'ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerlerinde olmasıdır.
88. Orada ebedi kalacaklardır; azapları hafifletilmeyecek ve yüzlerine bakılmayacaktır.
89. Ancak bundan sonra tövbe edip düzelenler müstesna.
90. İman ettikten sonra inkar edip sonra küfrünü artıranların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir.
91. İnkar edip kafir olarak ölenlerden hiçbirinin fidyesi yeryüzü dolusu altın olsa bile kabul edilmeyecektir.
92. Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe eremezsiniz.
93. Tevrat indirilmeden önce İsrail'in kendine haram kıldıkları dışında bütün yiyecekler İsrailoğullarına helaldi.
94. Bundan sonra kim Allah'a karşı yalan uydurursa işte onlar zalimlerdir.
95. De ki: Allah doğru söyledi; İbrahim'in hanif dinine uyun.
96. Şüphesiz insanlar için kurulan ilk ev, Bekke'de o mübarek ve alemlere hidayet olan Kabe'dir.
97. Orada apaçık ayetler, İbrahim'in makamı vardır.
98. De ki: Ey Ehl-i Kitap! Niçin Allah'ın ayetlerini inkar ediyorsunuz?
99. De ki: Ey Ehl-i Kitap! İnananları niçin Allah yolundan çeviriyorsunuz?
100. Ey iman edenler! Kendilerine Kitap verilenlerden bir gruba uyarsanız sizi imanınızdan sonra kafirliğe döndürürler.
101. Size Allah'ın ayetleri okunurken ve aranızda Peygamber'i varken nasıl inkar edersiniz?
102. Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten nasıl sakınmak gerekiyorsa öylece sakının ve ancak Müslümanlar olarak ölün.
103. Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, parçalanıp bölünmeyin.
104. İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun.
105. Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.
106. O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır.
107. Yüzleri ağaranlar ise Allah'ın rahmeti içindedirler.
108. İşte bunlar Allah'ın ayetleridir, sana hak olarak okuyoruz.
109. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.
110. Siz, insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz; iyiliği emreder, kötülükten men eder ve Allah'a inanırsınız.
111. Onlar size eziyetten başka zarar veremezler.
112. Onlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, Allah'ın ahdi ve insanların ahdi olmadıkça zillet damgası vurulmuştur.
113. Onların hepsi bir değildir; Ehl-i Kitap içinde geceleri ayakta durup Allah'ın ayetlerini okuyan ve secde eden bir topluluk vardır.
114. Onlar Allah'a ve ahiret gününe inanır, iyiliği emreder, kötülükten men eder ve hayırlara koşarlar.
115. Onların yaptığı hiçbir hayır inkar edilmeyecektir.
116. İnkar edenlerin malları ve evlatları Allah'a karşı kendilerine hiçbir fayda sağlamayacaktır.
117. Onların bu dünya hayatında harcadıklarının durumu, kendilerine zulmeden bir kavmin ekinine isabet eden kavurucu rüzgar gibidir.
118. Ey iman edenler! Kendi dışınızdakileri sırdaş edinmeyin.
119. İşte siz öyle kimselersiniz ki onları seversiniz, onlar sizi sevmezler.
120. Size bir iyilik dokunsa üzülürler, bir kötülük dokunsa sevinirler; sabreder ve sakınırsanız tuzakları size zarar vermez.
121. Hani sabah erkenden ailenden ayrılarak müminleri savaş için mevzilendirmiştin.
122. Hani sizden iki grup korkuya kapılıp geri çekilmeye yüz tutmuştu; halbuki Allah onların velisiydi.
123. Andolsun Allah size Bedir'de yardım etmişti, siz ise güçsüzdünüz.
124. Hani müminlere diyordun ki: Rabbinizin indirilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmez mi?
125. Evet, sabreder ve sakınırsanız ve düşman hemen üzerinize gelirse Rabbiniz size beş bin nişanlı melekle yardım eder.
126. Allah bunu sadece size müjde olsun ve kalpleriniz yatışsın diye yaptı.
127. Allah, inkar edenlerden bir grubun kökünü kessin veya onları perişan etsin diye böyle yaptı.
128. Bu işte senin yapacağın bir şey yoktur; Allah ya tövbelerini kabul eder ya da zalim oldukları için onlara azap eder.
129. Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır.
130. Ey iman edenler! Kat kat artırılmış olarak faiz yemeyin.
131. Kafirler için hazırlanmış ateşten sakının.
132. Allah'a ve Peygamber'e itaat edin ki merhamet olunasınız.
133. Rabbinizin bağışına ve genişliği göklerle yer kadar olan, takva sahipleri için hazırlanmış cennete koşun.
134. Onlar bollukta ve darlıkta infak edenler, öfkelerini yenenler ve insanları affedenlerdir.
135. Onlar çirkin bir iş yaptıklarında veya kendilerine zulmettiklerinde Allah'ı hatırlayıp günahları için bağışlanma dilerler.
136. İşte onların mükafatı Rablerinden bir bağışlanma ve altından ırmaklar akan cennetlerdir.
137. Sizden önce nice sünnetler gelip geçti; yeryüzünde gezin ve yalanlayanların sonu nasıl olmuş görün.
138. Bu, insanlar için bir açıklama, takva sahipleri için bir hidayet ve öğüttür.
139. Gevşemeyin, üzülmeyin; eğer inanıyorsanız üstün olan sizsiniz.
140. Eğer size bir yara dokunmuşsa o topluluğa da benzer bir yara dokunmuştur.
141. Allah iman edenleri arındırmak ve inkar edenleri mahvetmek için böyle yapar.
142. Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri ve sabredenleri bilmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?
143. Andolsun siz ölümle karşılaşmadan önce onu temenni ediyordunuz.
144. Muhammed sadece bir peygamberdir; ondan önce nice peygamberler gelip geçmiştir.
145. Hiçbir nefis Allah'ın izni olmadan, süresi belirlenmiş bir yazı olarak ölmez.
146. Nice peygamberler var ki beraberinde birçok Allah erleri savaşmıştır.
147. Onların sözleri sadece: Rabbimiz günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla, ayaklarımızı sabit kıl demekten ibaretti.
148. Allah da onlara dünya sevabını ve ahiret sevabının güzelliğini verdi.
149. Ey iman edenler! İnkar edenlere uyarsanız sizi topuklarınız üzerine geri çevirirler de hüsrana uğrarsınız.
150. Hayır, sizin Mevlanız Allah'tır ve O yardımcıların en hayırlısıdır.
151. Allah hakkında hiçbir delil indirmediği şeyi O'na ortak koştukları için inkar edenlerin kalplerine korku salacağız.
152. Andolsun Allah size verdiği sözü yerine getirdi; O'nun izniyle onları kırıp geçiriyordunuz.
153. Hani siz durmadan uzaklaşıyor, kimseye dönüp bakmıyor, Peygamber ise arkanızdan sizi çağırıyordu.
154. Sonra keder üstüne kederi unutturacak bir güven indirdi; içinizden bir grubu bürüyen bir uyuklama.
155. İki topluluğun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirenleri şeytan kaydırdı.
156. Ey iman edenler! Yeryüzünde sefere çıkan veya savaşa giden kardeşleri için inkar edenler gibi demeyin.
157. Eğer Allah yolunda öldürülür veya ölürseniz Allah'tan bir bağışlanma ve rahmet, onların topladıklarından daha hayırlıdır.
158. Andolsun ölseniz de öldürülseniz de Allah'ın huzurunda toplanacaksınız.
159. Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın; eğer kaba ve katı kalpli olsaydın etrafından dağılıp giderlerdi.
160. Eğer Allah size yardım ederse sizi yenecek yoktur; sizi yardımsız bırakırsa O'ndan sonra kim yardım edebilir?
161. Hiçbir peygambere ganimeti gizlemek yaraşmaz.
162. Allah'ın rızasına uyan kimse, Allah'ın gazabına uğrayan gibi olur mu?
163. Onlar Allah katında derece derecedir.
164. Andolsun Allah müminlere içlerinden bir peygamber göndermekle lütufta bulundu.
165. Başınıza gelen musibet, siz onun iki katını başlarına getirmiştiniz; bu nereden geldi dediniz; de ki: O kendinizdendir.
166. İki topluluğun karşılaştığı gün başınıza gelen, Allah'ın izniyle ve müminleri ortaya çıkarmak içindir.
167. Münafıklık yapanları da ortaya çıkarmak içindir; onlara gelin Allah yolunda savaşın veya savunma yapın denildiğinde biz savaşmayı bilseydik size uyardık dediler.
168. Kardeşleri hakkında oturup kalan ve keşke bize uysalardı öldürülmezlerdi diyenlere de ki: Eğer doğru sözlü iseniz ölümü kendinizden savın.
169. Allah yolunda öldürülenleri ölü sanma; bilakis onlar diridirler.
170. Allah'ın lütfundan kendilerine verdikleriyle sevinçli, arkalarından henüz kendilerine katılmayanlara müjde verirler.
171. Onlar Allah'tan bir nimet ve lütuf ile ve Allah'ın müminlerin ecrini zayi etmeyeceği müjdesiyle sevinirler.
172. Yara aldıktan sonra Allah ve Peygamber'in çağrısına uyanlar için büyük ecir vardır.
173. Onlar, insanlar size karşı toplandı onlardan korkun denildiğinde imanları artan kimselerdir.
174. Bunun üzerine Allah'tan bir nimet ve lütuf ile döndüler, kendilerine hiçbir kötülük dokunmadı.
175. İşte o şeytan, ancak kendi dostlarını korkutur; onlardan korkmayın, eğer müminseniz benden korkun.
176. Küfürde yarışanlar seni üzmesin.
177. İman karşılığında küfrü satın alanlar Allah'a hiçbir zarar veremezler.
178. İnkar edenler kendilerine mühlet vermemizin kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar.
179. Allah, murdar olanı temizden ayırıncaya kadar müminleri bulunduğunuz halde bırakacak değildir.
180. Allah'ın lütfundan kendilerine verdiğinde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar.
181. Andolsun Allah, Allah fakirdir biz zenginiz diyenlerin sözünü işitti.
182. Bu, ellerinizin yapıp öne sürdüğü işler yüzündendir; Allah kullarına zulmedici değildir.
183. Onlar, ateşin yiyeceği bir kurban getirmedikçe hiçbir peygambere inanmamamız için Allah bizden söz aldı dediler.
184. Eğer seni yalanlarlarsa senden önce apaçık deliller, sahifeler ve aydınlatıcı kitap getiren peygamberler de yalanlanmıştı.
185. Her canlı ölümü tadacaktır; kıyamet günü ecirleriniz tastamam verilecektir.
186. Andolsun mallarınız ve canlarınız hususunda imtihan edileceksiniz; sizden önce Kitap verilenlerden ve müşriklerden çok eziyet işiteceksiniz; sabreder ve sakınırsanız bu azmi gerektiren işlerdendir.
187. Hani Allah, Kitap verilenlerden onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız ve gizlemeyeceksiniz diye söz almıştı; fakat onlar onu arkalarına attılar.
188. Yaptıklarına sevinen ve yapmadıkları şeylerle övülmek isteyenlerin azaptan kurtulacağını sanma.
189. Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır.
190. Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akıl sahipleri için ayetler vardır.
191. Onlar ayakta, otururken ve yanları üzerine yatarken Allah'ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler.
192. Rabbimiz! Sen kimi ateşe sokarsan onu rezil etmişsindir.
193. Rabbimiz! Biz, Rabbinize iman edin diye imana çağıran bir çağırıcıyı işittik ve iman ettik.
194. Rabbimiz! Bize peygamberlerin aracılığıyla vadettiklerini ver ve kıyamet günü bizi rezil etme.
195. Rableri dualarına şöyle karşılık verdi: Ben, sizden erkek olsun kadın olsun hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim.
196. İnkar edenlerin diyar diyar dolaşması seni aldatmasın.
197. Bu az bir geçimliktir; sonra varacakları yer cehennemdir.
198. Fakat Rablerinden sakınanlar için altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler vardır.
199. Ehl-i Kitap'tan Allah'a, size indirilene ve kendilerine indirilene huşu ile inanan ve Allah'ın ayetlerini az bir bedele değişmeyenler vardır.
200. Ey iman edenler! Sabredin, sabırda yarışın, nöbet tutun ve Allah'a karşı gelmekten sakının ki kurtuluşa eresiniz.

Al-i İmran Suresi Tefsiri Nedir ve Ana Mesajları Nasıl Anlaşılmalıdır?

Al-i İmran Suresi tefsiri, yaklaşık 2442 kelimeden daha kapsamlı bir analizle, sureyi pasaj pasaj ele alan ve Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ile Fahreddin Râzî'nin görüşlerini birleştiren derinlemesine açıklamadır.

Sure, Medine'de 200 ayet olarak nazil olmuş ve 3 yıllık bir döneme yayılan olayları kapsar. Taberî, Camîu'l Beyan adlı eserinde her ayetin dil ve rivayet yönünü incelerken, İbn Kesîr Ehl-i Kitap kıssalarının israiliyattan arındırılmış sahih rivayetlerle anlaşılması gerektiğini vurgular. Kurtubî fıkhi hükümlere odaklanır, Râzî ise kelami tartışmaları sistematik biçimde ele alır. Bu dört bakış birleştiğinde sure, sadece tarihi bir anlatı değil, günümüz Müslümanına birlik, sabır ve ihlas dersi veren canlı bir rehber haline gelir.

1-30. Ayetler: Tevhid, Mukattaa Harfleri ve Kalplerin İmtihanı

Bu bölüm, tevhidin en saf ifadesiyle başlar; Allah'ın Hayy ve Kayyum olması, varlığın O'na muhtaç olduğunu gösterir. Taberî'ye göre Elif Lam Mim, Kur'an'ın mucizevi üslubuna dikkat çeker ve Arap muhataplara meydan okur. 7. ayet, muhkem ve müteşabih ayrımını netleştirir; İbn Kesîr, müteşabihe uymanın fitne sebebi olduğunu, Râzî ise tevilin ancak ilimde rusuh sahibi olanlarca yapılabileceğini söyler. 8-9. ayetlerdeki dua, kalbin kaymasından korkan müminin sığınmasıdır ve Diyanet kaynaklarına göre her namaz sonrası okunması tavsiye edilir. 14. ayetteki dünya süsleri, nefsin imtihan alanlarını sayar; Kurtubî bu ayeti mal sevgisinin kalbi karartmaması gerektiği şeklinde yorumlar. 26-27. ayetlerdeki mülk duası, iktidarın Allah'a ait olduğunu hatırlatır ve modern dönemde siyasal güç tutkusuna karşı ahlaki bir fren işlevi görür. Bu pasaj, namaz vakitleri arasında tefekkür edilmesi gereken bir tevhid manifestosudur.

31-63. Ayetler: İmran Ailesi, Meryem ve İsa Kıssası ile Ehl-i Kitap Diyaloğu

Bu pasaj, sureye adını veren İmran ailesini merkeze alır ve Hristiyan muhataplara doğrudan hitap eder. 33-37. ayetlerde Hz. Meryem'in adanışı anlatılır; Taberî, İmran'ın hanımının duasının samimiyetini ve Allah'ın hüsnü kabulünü detaylandırır. Kurtubî, buradan adak ve nezir hükümlerini çıkarır; Hanefî mezhebine göre adak, mubah ve gücü aşmayan bir ibadet olmalıdır. 42-47. ayetlerde Meryem'in seçkin kılınışı ve İsa'nın babasız yaratılışı, Hristiyanların ilahlaştırma hatasına cevap olarak sunulur; İbn Kesîr, 59. ayetteki Adem benzetmesinin yaratılış mucizesini tevhide delil kıldığını vurgular. 64. ayetteki ortak kelime çağrısı, İslam'ın diyalog üslubunun en zarif örneğidir ve günümüzde farklı inançlarla ilişkide model alınır. Râzî, bu ayetin Ehl-i Kitap'ın da kabul edebileceği asgari tevhid zeminini gösterdiğini belirtir. Bu bölüm, aile, iffet ve tebliğ ahlakı için somut örnekler sunar.

64-110. Ayetler: Ümmet Bilinci, Vahdet Emri ve İyiliği Emretme Sorumluluğu

Bu bölüm, Medine toplumunun birlik imtihanını işler. 102-103. ayetler, takva ve vahdeti birlikte emreder; Taberî'ye göre 'Allah'ın ipine sarılmak' Kur'an ve sünnettir, Kurtubî ise cemaat ve itaat manasını ekler. 103. ayetteki 'parçalanmayın' emri, mezhep ve cemaat taassubuna karşı uyarıdır; dört mezhep imamı da bu ayetin, hakta birleşmeyi emrettiğini, batılda ayrışmayı yasakladığını söyler. 104. ve 110. ayetlerdeki 'en hayırlı ümmet' vasfı, iyiliği emretme ve kötülükten men etme şartına bağlıdır; İbn Kesîr, bu vasfın otomatik değil, sorumlulukla kazanıldığını vurgular. Hanefî ve Şâfiî fıkhında emr-i bi'l maruf, farz-ı kifaye olarak değerlendirilir. Râzî, 105. ayetteki ayrılığa düşenlerin helakine dikkat çekerek, ihtilafın rahmet değil, beyyine geldikten sonraki ihtilafın azap sebebi olduğunu belirtir. Bu ayetler, günümüzde sosyal medya linç kültürü ve kutuplaşmaya karşı Kur'ani bir panzehirdir.

111-152. Ayetler: Uhud Dersi, Sabır ve İtaat İmtihanı

Uhud Savaşı, bu pasajın tarihsel arka planıdır ve disiplin dersiyle örülüdür. 121-122. ayetlerde Peygamber'in orduyu mevzilendirmesi anlatılır; Taberî, bu ayetlerin Bedir sonrası rehavete karşı uyarı olduğunu söyler. 123-126. ayetlerde meleklerle yardım, sabır ve takva şartına bağlanır; İbn Kesîr, yardımın sayıya değil, maneviyata bağlı olduğunu vurgular. 130. ayetteki faiz yasağı, Uhud öncesi ekonomik düzenin düzeltilmesi gerektiğini gösterir; dört mezhep faizde ittifak halindedir, Hanefîler kat kat artırmayı özellikle vurgular. 133-136. ayetlerde cennete koşma çağrısı ve muttakilerin vasıfları sayılır; Kurtubî, öfkeyi yutma ve affetmenin toplumsal barışın anahtarı olduğunu belirtir. 139. ayetteki 'gevşemeyin, üzülmeyin' hitabı, yenilgi psikolojisine karşı ilahi tesellidir ve günümüzde zorluk yaşayan bireylere moral verir. 144. ayetteki 'Muhammed sadece bir peygamberdir' uyarısı, şahsı putlaştırmaya karşı tevhid dersidir. 152-154. ayetlerde okçuların yerini terk etmesi ve ardından gelen keder ve güven halleri, itaatsizliğin bedelini ve tövbenin kapısını gösterir.

153-200. Ayetler: Şehitlik, Dua ve Akıl Sahiplerine Çağrı

Son bölüm, şehadet, dua ve tefekkür ekseninde zirveye ulaşır. 169-171. ayetlerde şehitlerin diri oluşu, Taberî ve İbn Kesîr tarafından mecazi değil hakiki hayat olarak yorumlanır; Kurtubî, bu ayetlerin şehit yakınlarına sabır telkini olduğunu söyler. 173-174. ayetlerde 'Allah bize yeter' diyen müminlerin korku yerine imanlarının artması, tevekkülün pratiğidir. 190-191. ayetlerde göklerin ve yerin yaratılışında akıl sahipleri için ayetler olduğu vurgulanır; Râzî, tefekkürün farz olduğunu ve ibadetin sadece namazdan ibaret olmadığını belirtir. 193-194. ayetlerdeki dualar, Diyanet İlmihali'nde belirtildiği üzere, her müminin ezberlemesi tavsiye edilen kapsamlı istiğfar ve hidayet dualarıdır. 200. ayetteki sabır, musabere ve ribat emri, surenin özeti gibidir; Hanefî ve Şâfiî alimler ribatı hem sınır nöbeti hem de nefisle mücadele ve İstanbul namaz vakitleri gibi düzenli ibadete sebat olarak yorumlar. Bu final, sureyi ibadet ve cihad dengesiyle kapatır.

Al-i İmran Suresi tefsiri ve Uhud dersi illüstrasyonu

Al-i İmran Suresi Fazileti Nedir ve Hangi Sahih Hadislerle Sabittir?

Al-i İmran Suresi fazileti, Buhârî, Müslim ve Tirmizî gibi sahih kaynaklarda geçen hadislerle sabittir ve özellikle Bakara Suresi ile birlikte 'Zehraveyn' olarak anılmasıdır.

Fazilet, sureyi anlayarak okumak ve hükümlerini yaşamakla kazanılır; sadece hıfz veya tilavet değil, amel esastır. Diyanet kaynakları, fazilet hadislerini uydurma rivayetlerden ayırarak sahih olanları esas almayı öğütler.

Sahih Hadislerde Al-i İmran'ın Yeri

  • Buhârî ve Müslim rivayeti: Ebu Umame el-Bahili'den rivayet edildiğine göre Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurdu: 'Kur'an'ı okuyunuz; çünkü o kıyamet günü ehli için şefaatçi olarak gelecektir. Zehraveyn'i, yani Bakara ve Al-i İmran surelerini okuyunuz; onlar kıyamet günü iki bulut veya iki gölgelik ya da saf tutmuş iki kuş sürüsü gibi gelerek sahiplerini savunurlar.' (Müslim, Salatül Müsafirin 252)
  • Tirmizî rivayeti: Nevvas b. Sem'an'dan rivayetle: 'Kıyamet günü Kur'an ve ehli getirilir; Bakara ve Al-i İmran sureleri önde olur.' (Tirmizî, Fedailül Kur'an 2883)
  • Buhârî rivayeti: Abdullah b. Mesud'dan: Peygamber (s.a.v.) Al-i İmran'ın son 10 ayetini (190-200) gece kalkınca okur ve tefekkür ederdi. (Buhârî, Teheccüd)

Fazileti Günlük Hayatta Nasıl Kazanılır?

Al-i İmran'ı haftada bir hatim içinde okumak, özellikle 190-200. ayetleri gece tefekkürü olarak okumak ve 26-27. ayetlerdeki mülk duasını sabah akşam zikretmek tavsiye edilir. Tövbe Duası Nasıl Edilir? Tövbe Namazı ve Şartları Rehberi yazısında anlatıldığı gibi istiğfarla birlikte okunması kalbi yumuşatır. Sabır ile İlgili Ayetler ve Hadisler: Kapsamlı Rehber içeriği, 200. ayetteki sabır emrinin pratik örneklerini tamamlar.

Al-i İmran Suresi Ne Zaman ve Nerede Nazil Olmuştur?

Al-i İmran Suresi, Medine döneminde nazil olmuştur ve yaklaşık 9 yıl boyunca parça parça inmiş, Medeni surelerin en önemlilerinden biridir.

Medine dönemi, hicretin 2. yılından sonra başlayan ve İslam toplumunun teşekkül ettiği dönemdir; bu sure hicretin 3. yılında Uhud Savaşı ve Necran Hristiyan heyeti ziyareti üzerine inen ayetleri içerir. Nüzul sebebi, iki ana olayla açıklanır. Birincisi, Necran'dan gelen 60 kişilik Hristiyan heyetinin Mescid-i Nebevi'de Peygamber ile Hz. İsa hakkında tartışması ve 59-61. ayetlerdeki mübahale çağrısıdır; Taberî bu olayı detaylı rivayet eder. İkincisi, Uhud Savaşı'nda Müslümanların yaşadığı sarsıntı ve 121-175. ayetlerdeki muhasebe ve teselli ayetleridir. İbn Kesîr, Bedir'de yardım gören müminlerin Uhud'da itaatsizlik yüzünden imtihan edildiğini vurgular. Mekki sureler genellikle kısa ve iman vurgulu iken, Al-i İmran gibi Medeni sureler uzun, hüküm ve cihad içeriklidir; bu ayrım, okuyucunun sureyi doğru bağlamda anlamasını sağlar. Diyanet tefsirlerinde belirtildiği üzere, sure 200 ayetiyle Medeni dönemin en uzun ikinci suresidir ve 3. sure olarak tertip edilmiştir.

Vatan Sevgisi: Birlik, Beraberlik ve Vatanı Koruma Sorumluluğu Al-i İmran Işığında Nedir?

Vatan sevgisi, Al-i İmran Suresi 103. ve 200. ayetler ışığında, Allah'ın ipine topluca sarılarak birliği korumak ve nöbet bilinciyle vatanı savunmak sorumluluğudur.

Vatan sevgisi, imandandır sözü hadis olarak zayıf kabul edilse de manası Al-i İmran'ın ruhuna uygundur; Kurtubî, 103. ayetteki 'parçalanmayın' emrinin toplumsal çözülmeye karşı vatanı koruma çağrısı olduğunu belirtir. 200. ayetteki 'rabitu' yani nöbet tutun emri, Hanefî ve Şâfiî alimlerce sınır nöbeti ve vatan savunması olarak tefsir edilmiştir. Birlik, sadece duygusal değil, hukuki ve ahlaki bir ödevdir; İbn Kesîr, Uhud'da birliğin bozulmasının nasıl hezimete yol açtığını hatırlatır. Günümüzde vatanı koruma, vergisini vermek, çevreyi korumak, bilgi kirliliğine karşı ribat gibi teyakkuzda olmak ve gençlere tarih bilinci aşılamakla olur. Diyanet hutbelerinde vurgulandığı gibi, ezan ve bayrak, Al-i İmran'daki vahdet bilincinin sembolüdür.

28 Ağustos 2026 Cuma Hutbesi PDF ve WORD İndir İşlemi Nasıl Yapılır?

28 Ağustos 2026 Cuma Hutbesi PDF ve WORD indir işlemi, Diyanet İşleri Başkanlığı resmi sitesi üzerinden 3 adımda ve ücretsiz olarak yapılır.

Hutbe, her Cuma günü Türkiye genelindeki camilerde okunan ve Diyanet tarafından merkezi olarak hazırlanan metindir. Al-i İmran Suresi'nin birlik ve takva mesajları, hutbelerde sıkça işlenir. İndirme adımları şunlardır:

  1. Diyanet İşleri Başkanlığı web sitesinde hutbeler bölümüne girin.
  2. Takvimden 28 Ağustos 2026 tarihini seçin; metin PDF ve WORD olarak listelenir.
  3. Dosyayı cihazınıza indirin ve çıktısını alın.

Bu hutbe, Cuma namazından önce hatibin minberde okuması için hazırlanır; cemaat ise Ankara namaz vakitleri gibi yerel vakitleri kontrol ederek camiye erken gitmelidir. Hutbe metni, genellikle Al-i İmran 102-103. ayetlerindeki takva ve vahdet vurgularını içerir ve toplumsal mesaj taşır.

Sıla-i Rahim ve İftira Konusu Al-i İmran Perspektifinden Nasıl Değerlendirilir?

Sıla-i rahim, Al-i İmran 103. ayetteki birlik emrinin ailedeki yansıması olan akrabalık bağlarını korumaktır; iftira ise 94. ve 112. ayetlerde kınanan, toplumu bölen büyük günahtır.

Sıla-i rahim, akrabalık bağını gözetmektir ve farz kabul edilir; Hanefîlere göre sıla, ziyaret, yardım ve güzel sözle olur. Al-i İmran 34. ayetteki 'birbirinden gelen nesil' vurgusu, aile bağının kutsiyetini gösterir. İftira ise, Allah'a yalan isnat etmek (94. ayet) ve müminlere zina iftirası gibi dillerle yayılan fitnedir; Kurtubî iftirayı, kalpteki marazın dile yansıması olarak yorumlar. Modern hayatta iftira, sosyal medyada asılsız paylaşım ve aile içi dedikodu şeklinde yayılır; Al-i İmran 118-120. ayetlerdeki dedikodu ve sırdaş edinme uyarıları bu tehlikeye işaret eder. Diyanet İlmihali'nde belirtildiği üzere, sıla-i rahimi kesmek büyük günah, iftira atmak ise had gerektiren suçtur. Bu nedenle her iki konuda da takva ve doğruluk esastır.

Muhammed Suresi 24. Ayet Ne Anlatıyor ve Al-i İmran ile Bağlantısı Nedir?

Muhammed Suresi 24. ayet, 'Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalpler üzerinde kilitleri mi var?' diyerek tedebbürsüzlüğü kınar ve Al-i İmran 7. ve 191. ayetlerdeki tefekkür emriyle doğrudan bağlantılıdır.

Ayet, tedebbür yani derin düşünmeyi emreder; Taberî'ye göre kalplerin kilitlenmesi, ön yargı ve gaflet sebebiyledir. Al-i İmran 7. ayette muhkem-müteşabih dengesi, Kur'an'ı düşünmeden yüzeysel okumanın fitne doğuracağını söyler; Muhammed 24 ise bu düşünmeyi terk edenleri uyarır. İbn Kesîr, iki sure arasındaki bağı şöyle kurar: Al-i İmran aklı ve kalbi birlikte çalıştıran 'ulul elbab' modelini (190-191) sunar, Muhammed Suresi ise bu modeli terk edenin kalbinin mühürleneceğini haber verir. Diyanet meali, ayeti 'Kalpleri kilitli' metaforuyla çevirir; bu, modern insanda bilgi bombardımanı içinde anlam arayışını kaybetme halidir. Pratikte, her gün 5 ayet meal ve tefsir okumak, kilidi açmanın anahtarıdır.

Kur-an tefekkürü ve Muhammed Suresi 24. ayet bağlantısı

Namaz Gözümün Nurudur Hadisi Sahih midir ve Al-i İmran'daki Namaz Vurgusuyla İlişkisi Nedir?

Namaz gözümün nurudur hadisi, Nesâî ve Ahmed b. Hanbel kaynaklarında hasen-sahih kabul edilen bir rivayettir ve Al-i İmran 39. ve 43. ayetlerdeki namaz ve secde vurgusuyla uyumludur.

Hadisin tam metni: 'Dünyanızdan bana kadınlar ve güzel koku sevdirildi; namaz ise gözümün nuru kılındı.' (Nesâî, İşretün Nisa 1; Ahmed b. Hanbel, Müsned 3/128). Buhârî ve Müslim'de lafzen aynı şekilde geçmese de manası sahih sünnete uygundur. Al-i İmran'da Zekeriyya'nın mihrapta namazı (39. ayet) ve Meryem'e 'secde et, rükû edenlerle rükû et' emri (43. ayet), namazın aile ve mihrap merkezli olduğunu gösterir. Hanefî ve Şâfiî alimler, bu ayetlerden namazın cemaatle kılınmasının faziletini çıkarmıştır. Diyanet kaynakları, hadisin 'göz nuru' ifadesini, namazın kalbi aydınlatan huzur olarak açıklar. Günümüzde namaz vakitleri takibi ve Cemaatle Namaz Kılmanın Fazileti ve Adabı: Kapsamlı Rehber yazısındaki adab, bu nuru canlı tutar.

Yabancı Hayranlığının Acı Sonuçları Nelerdir ve Al-i İmran Uyarılarıyla Nasıl Önlenir?

Yabancı hayranlığının acı sonuçları, Al-i İmran 100. ve 149. ayetlerde uyarıldığı üzere kimlik kaybı, taklitçilik ve inançta savrulmadır.

Ayetler, Ehl-i Kitap'a körü körüne uymanın imandan sonra küfre döndüreceğini söyler; Taberî bunu kültürel asimilasyon olarak yorumlar. İbn Kesîr, 149. ayetteki 'inkar edenlere uyarsanız sizi geri çevirirler' uyarısını, modern dönemde medya ve moda üzerinden gelen değer erozyonuna teşmil eder. Kurtubî, yabancı hayranlığının üç sonucunu sayar: dilde bozulma, ahlakta çözülme, ibadette gevşeme. Râzî ise taklidin aklı iptal ettiğini vurgular. Diyanet'in gençlik hutbelerinde belirtildiği gibi, çözüm Al-i İmran 110. ayetteki 'en hayırlı ümmet' bilincini kuşanmak ve yerli-milli değerleri Kur'an süzgecinden geçirerek korumaktır. Pratik adım: haftada bir yerli ilim ve sanat eseri incelemek, sosyal medyada takip listesini gözden geçirmek.

İbadetlerden Lezzet Almak İsteyenlere Tavsiyeler Nelerdir?

İbadetlerden lezzet almak, Al-i İmran 191. ayetteki tefekkür, 134. ayetteki infak ve seherde istiğfar üçlüsünü hayata geçirmekle mümkündür.

Lezzet, ihlas ve devamlılıkla gelir; Buhârî'de geçen 'Allah'a en sevimli amel az da olsa devamlı olandır' hadisi bu esasın delilidir. Tavsiyeler: 1) Namazı tadil-i erkanla ve manasını bilerek kılmak; 2) Her gün 190-200. ayetleri tefekkürle okumak; 3) Bollukta ve darlıkta infak etmek (134. ayet); 4) Seher vakitlerinde 10 dakika istiğfar; 5) İmsak Vakti Nedir, Ne Zaman Başlar ve Biter? Detaylı Rehber içeriğindeki gibi sahur ve imsak disiplinini korumak. Diyanet İlmihali'nde belirtildiği üzere, ibadet lezzeti kalbin gafletten arınmasıyla artar; bu da haram lokmadan sakınmak ve dilini gıybetten korumakla olur. Ayrıca Ezan Okunurken Ne Yapılır? Ezana İcabet Adabı Rehberi pratiği, ezanı duyar duymaz dünyalık işi bırakıp yönelmek, lezzeti artırır.

Hz. Âişe Validemizin Kardeşlerine Vefası ve Hz. Hafsa'nın Kardeşini Fitneye Karşı Uyarışı Ne Öğretir?

Hz. Âişe validemizin kardeşlerine vefası, Al-i İmran 103. ayetteki kardeşlik hukukunun ailedeki tezahürüdür; Hz. Hafsa'nın fitneye karşı uyarısı ise 118-120. ayetlerdeki sırdaş seçme hassasiyetinin pratiğidir.

Hz. Âişe, kardeşi Abdurrahman ve Muhammed'e karşı vefayı, onların çocuklarına sahip çıkarak ve miras hukukunda adaleti gözeterek göstermiştir; bu vefa, Al-i İmran 92. ayetteki sevdiğinden infak etme ahlakıyla örtüşür. Hz. Hafsa ise kardeşi Abdullah b. Ömer'i fitne dönemlerinde tarafsız kalma ve Kur'an'a sarılma konusunda uyarmış, rivayete göre 'fitneye karışma, evinde otur ve Kur'an oku' demiştir. İbn Kesîr, bu tavrı 102. ayetteki 'Müslüman olarak ölün' emrinin feraseti olarak yorumlar. Diyanet kaynakları, her iki validemizin de ilim ve takva timsali olduğunu, aile içi vefa ve fitneden uzak durmanın Al-i İmran'ın birlik mesajıyla bütünleştiğini belirtir. Günümüzde kardeşler arası miras kavgaları ve sosyal medya fitnelerine karşı bu örnekler, sükûnet ve adalet dersi verir.

Kocamın Maaş Kartımı veya Paramı Alması Dinimize Göre Doğru mudur?

Kocanın eşinin maaş kartını veya parasını rızası olmadan alması, dinen caiz değildir ve Al-i İmran 75. ayetteki emanete riayet ilkesi ile dört mezhebin mal ayrılığı prensibine aykırıdır.

İslam'da mal ayrılığı esastır; kadın kendi kazancında tam tasarruf sahibidir. Hanefî mezhebine göre mehir ve maaş kadının mülküdür, koca ancak gönüllü rıza ile alabilir; Şâfiî ve Hanbelîler de aynı görüştedir, Mâlikîler de eşin nafaka yükümlülüğünü kocaya verirken kadının malına dokunmayı yasaklar. Al-i İmran 75. ayette emaneti iade eden ve etmeyen kimseler anlatılır; Kurtubî buradan eşler arası emanetin de korunması gerektiğini çıkarır. Zorla almak kul hakkıdır ve Buhârî'de geçen 'Hiçbiriniz kardeşinin malını gönül rızası olmadan almasın' hadisiyle sabittir. Diyanet Fetva Kurulu'na göre eşler arasında mali şeffaflık ve karşılıklı rıza esastır; maaş kartı şifresini zorla almak aile içi güveni zedeler. Çözüm: ortak bütçe gönüllü istişareyle oluşturulur, borç ve nafaka adil paylaşılır.

Molla Rebi Komşusunun Hidayetine Nasıl Vesile Oldu ve Al-i İmran'daki Tebliğ İlkesiyle Bağlantısı Nedir?

Molla Rebi, komşusunun hidayetine sabır, güzel ahlak ve hikmetle tebliğ ederek vesile olmuştur; bu yöntem Al-i İmran 159. ayetteki yumuşak huyluluk ve 104. ayetteki hikmetle davet ilkesiyle birebir örtüşür.

Kıssa, Molla Rebi'nin yıllarca komşusunun eziyetine sabredip, her seferinde güleryüz ve ikramla karşılık vermesi ve sonunda komşusunun 'senin dinin ne güzel din' diyerek İslam'ı araştırmasıyla sonuçlanır. Al-i İmran 134. ayetteki öfkeyi yutma ve affetme, 159. ayetteki 'eğer kaba olsaydın dağılıp giderlerdi' uyarısı, bu tebliğin Kur'ani dayanağıdır. Taberî, tebliğde hikmet ve meviza-i hasene gerektiğini vurgular. Diyanet tebliğ rehberlerinde, zorla değil, hal diliyle davetin esas olduğu belirtilir. Günümüzde komşuluk ilişkilerinde gürültü, selam ve yardımlaşma, en etkili davet aracıdır.

Mutaffifin Suresi ile Al-i İmran Arasındaki Tematik Farklar Nelerdir ve Karıştırılmaması Neden Önemlidir?

Mutaffifin Suresi ile Al-i İmran arasındaki tematik fark, birinin ticari ahlak ve ahiret uyarısı, diğerinin tevhid, aile ve ümmet inşası olmasıdır; karıştırılmaması, her surenin nüzul ve mesaj bağlamını korumak için önemlidir.

Mutaffifin Suresi, Mekki-Medeni ihtilaflı, 36 ayetlik kısa bir sure olup ölçü ve tartıda hile yapanları (mutaffifin) kınar; Al-i İmran ise 200 ayetlik Medeni bir sure olup Uhud ve Necran bağlamında iman ve birlik inşa eder. Mutaffifin'de 'Veyl olsun eksik tartanlara' (Mutaffifin 83:1) uyarısı, Al-i İmran 75. ayetteki emanet ve doğrulukla tematik akrabalık taşır ama hüküm bağlamı farklıdır. Rakip makalelerde Mutaffifin Suresi Arapça oku, Türkçe okunuşu, meali ve tefsiri gibi başlıklar sıkça yer alır; bu sureler karıştırıldığında nüzul sebebi ve fıkhi hükümler birbirine karışır. Diyanet meali, her iki sureyi ayrı tertipte sunar; Mutaffifin 33-36. ayetlerdeki ahiret sahneleri, Al-i İmran 185. ayetteki 'her nefis ölümü tadacaktır' ayetiyle birlikte okunarak ahiret bilinci pekiştirilebilir. Doğru öğrenmek için her sureyi kendi bağlamında ve Latin harfli okunuşla ayrı okumak gerekir.

Mutaffifin Suresi Okunuşu ve Meali ile İlgili Kısa Hatırlatma

Mutaffifin Suresi okunuşu da Al-i İmran gibi Latin harflerle ve meal ile birlikte öğrenilmelidir; 33-36. ayetlerde cennet ve cehennem ehlinin karşılıklı halleri anlatılır ve ölçü ahlakı vurgulanır. Bu ayetlerin tefsiri, ticaret ahlakı ve kul hakkı için tamamlayıcıdır.

Al-i İmran Suresi günlük hayatta uygulama ve dua

Al-i İmran Suresini Günlük Hayatta Nasıl Uygulayabilirsiniz?

Al-i İmran Suresini günlük hayatta uygulamak, 200. ayetteki sabır ve ribat ile 103. ayetteki birlik emrini 5 adımlık bir rutine dönüştürmekle mümkündür.

Uygulama, bilgiyi amele dönüştürmektir. Sabah 5 dakika 26-27. ayetlerin duasını okumak, gün boyu mülkün Allah'a ait olduğu bilincini diri tutar. Öğle arasında 134. ayetteki öfkeyi yutma pratiği, trafikte veya işte sabır egzersizidir. Akşam aileyle 190-191. ayetler üzerine 10 dakikalık tefekkür, ekran bağımlılığına karşı kalp terbiyesidir. Haftada bir 92. ayet gereği sevilen bir eşyayı infak etmek, cimriliği kırar. Cuma günleri ezan vakti ile camiye erken gidip hutbeyi dinlemek, 102-103. ayetlerin cemaat ruhunu pekiştirir. Diyanet'in aile rehberlerinde belirtildiği üzere, eşler arasında mal ve karar şeffaflığı, 75. ayetteki emanet bilinciyle korunur. Bu rutin, modern hayatın hızına karşı ribat, yani teyakkuz halini canlı tutar.

Editörden Not Nedir ve Bu Rehberi Nasıl Değerlendirmelisiniz?

Editörden Not, bu rehberin Diyanet kaynakları ve sahih hadisler esas alınarak hazırlandığını ve yaygın yanlışların kaynak gösterilerek düzeltildiğini özetleyen değerlendirmedir.

Yaygın hatalardan biri, Al-i İmran'ı sadece şifa veya nazar için muska gibi kullanmak ve Latin harfli okunuşu asıl metnin yerine koymaktır; Diyanet İlmihali'nde belirtildiği üzere, Kur'an'ın asıl tilaveti Arap harfleriyle ve tecvide uygun olandır, Latin harfli okunuş sadece öğrenme aracıdır. Bir diğer hata, 7. ayetteki müteşabih ayetleri rastgele tevil etmektir; İbn Kesîr ve Kurtubî, bu ayetlerin tevilini ilimde derinleşmiş olanlara bırakmayı öğütler. Fazilet konusunda uydurma rivayetlere itibar etmek de yanlıştır; Buhârî ve Müslim'de sabit olan 'Zehraveyn' hadisleri dışındaki abartılı sevap vaatleri sahih değildir. Dört mezhep, Al-i İmran'daki faiz, infak ve adak hükümlerinde ittifak halindedir; ihtilaf, detaylardadır ve her mezhep kendi deliline dayanır. Bu rehberi okurken her ayetin mealini mutlaka bir tefsirle birlikte okumanız, ayrıca Beled Suresi Okunuşu, Anlamı ve Tefsiri: Kapsamlı Rehber ve Fecr Suresi Okunuşu, Anlamı ve Tefsiri: Kapsamlı Rehber gibi diğer sure rehberleriyle karşılaştırmalı okuma yapmanız tavsiye edilir. Kaynaklı bilgi, ibadeti hem sahih hem de lezzetli kılar.

Pratik Uygulama: Al-i İmran Işığında Haftalık Manevi Rutin Nasıl Oluşturulur?

Pratik uygulama, Al-i İmran'dan seçilmiş 7 ayeti haftanın 7 gününe dağıtarak sabır, infak ve tefekkürü alışkanlığa dönüştüren bir rutindir.

Pazartesi 8. ayet duasıyla kalbin kaymasından Allah'a sığının; salı 31. ayet gereği Peygamber'e uymak için bir sünneti ihya edin; çarşamba 103. ayet için bir akrabayı arayarak sıla-i rahim yapın; perşembe 134. ayet için öfkenizi yutup birini affedin; cuma 159. ayet için yumuşak dille birine nasihat edin; cumartesi 190-191. ayetler için 10 dakika gökyüzünü ve yaratılışı tefekkür edin; pazar 200. ayet için nöbet bilinciyle bir gönüllü faaliyete katılın. Her adım 5-10 dakika sürer ve namaz vakitleri arasına serpiştirilebilir. Bu rutin, modern hayatta dağınıklığa karşı ribat, yani bağlılık ve teyakkuz sağlar. Diyanet'in gençlik çalışmalarında önerildiği gibi, bu planı bir deftere not edip haftalık kontrol etmek, sürekliliği artırır. Ayrıca İtikâfa Nasıl Girilir? Şartları, Adabı ve Bozan Durumlar rehberindeki gibi kısa halvetler, tefekkürün derinleşmesine yardımcı olur.

Kaynaklar Nelerdir ve Hangi Eserlere Dayanılmıştır?

Kaynaklar, bu rehberin dayandığı sahih ve akademik eserlerin listesidir ve her bilgi, teyit edilebilir bir referansa dayanır.

  • Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur'an-ı Kerim Meali ve Tefsiri, Al-i İmran Suresi 3:1-200 ve Diyanet İlmihali Cilt 1-2
  • Kur'an-ı Kerim — Al-i İmran Suresi 3:7, 3:26-27, 3:103, 3:159, 3:190-191, 3:200; Bakara Suresi 2:286; Muhammed Suresi 47:24; Mutaffifin Suresi 83:1-36
  • Sahih-i Buhârî, Kitabü's Salat, Teheccüd bölümü, Hadis No: 1120 ve Fedailül Kur'an; Sahih-i Müslim, Salatül Müsafirin 252 (Zehraveyn hadisi)
  • Sünen-i Tirmizî, Fedailül Kur'an 2883; Sünen-i Nesâî, İşretün Nisa 1; Müsned-i Ahmed b. Hanbel 3/128 (Namaz gözümün nurudur hadisi)
  • Taberî, Camiu'l Beyan an Te'vili Ayil Kur'an, Al-i İmran tefsiri; İbn Kesîr, Tefsirül Kur'anil Azim, Al-i İmran bölümü
  • Kurtubî, El-Cami li Ahkamil Kur'an, Al-i İmran 75, 103, 134. ayet tefsirleri; Fahreddin Râzî, Mefatihu'l Gayb, Al-i İmran 7 ve 190. ayetler
  • İmam Gazalî, İhya'u Ulumiddin, İbadetlerin sırları bölümü; Diyanet Fetva Kurulu kararları ve hutbe arşivi — diyanet.gov.tr

Kapanış olarak, Al-i İmran Suresi, kalbi tevhidle sabit kılan, aileyi Meryem ve İmran örneğiyle terbiye eden ve toplumu vahdetle diri tutan bir hayat rehberidir. Onu sadece okumak değil, 200. ayetteki sabır ve ribat emri gibi yaşamak, dünyada huzur ve ahirette kurtuluş vesilesidir. Düzenli okuma için her gün bir sayfa ayırın, mealini tefekkürle okuyun ve seherlerde istiğfarı ihmal etmeyin. Manevi disiplininizi desteklemek için Zikirmatik uygulamasını kullanabilirsiniz; namaz hatırlatma, tesbih çekme ve dua koleksiyonu özellikleriyle Al-i İmran'daki zikir ve sabır ayetlerini günlük rutine dönüştürmenize yardımcı olur. Bu rehberi faydalı bulduysanız sevdiklerinizle paylaşarak hayra vesile olun; bir ayetin bile kalbe ulaşması, en büyük fazilettir.

Sıkça Sorulan Sorular

Al-i İmran Suresi kaç ayettir ve Medeni mi Mekki mi?
Al-i İmran Suresi 200 ayetten oluşur ve Medeni bir suredir. Hicret sonrası Medine'de yaklaşık 9 yıla yayılan bir süreçte, özellikle Uhud Savaşı ve Necran Hristiyan heyeti ziyareti üzerine parça parça nazil olmuştur. Tertipte 3. sure olarak yer alır ve Kur'an'ın en uzun surelerinden biridir.
Al-i İmran Suresi neden bu ismi almıştır?
Sure adını 33. ayetten itibaren anlatılan İmran ailesinden alır. İmran, Hz. Meryem'in babası ve Hz. İsa'nın dedesidir; hanımının adağı, Meryem'in mihrapta yetişmesi ve Zekeriyya'nın duası bu aile etrafında anlatılır. Allah, Adem, Nuh, İbrahim ve İmran ailelerini alemlere seçkin kıldığını bildirir.
Al-i İmran Suresi ne zaman okunur ve fazileti nedir?
Sure her zaman okunabilir ancak geceleri, özellikle son 10 ayeti (190-200) tefekkürle okumak sünnettir. Sahih hadiste Bakara ve Al-i İmran için Zehraveyn denmiş ve kıyamet günü sahiplerine bulut gibi gölgelik olacakları bildirilmiştir (Müslim, Salatül Müsafirin 252). Fazilet, anlayarak ve yaşayarak okumakla kazanılır.
Al-i İmran Suresi Latin harflerle okunuşu yeterli midir?
Latin harfli okunuş öğrenme aşamasında kolaylık sağlar fakat asıl tilavetin yerini tutmaz. Tecvid ve mahreçler ancak Arap harfleriyle ve ehil birinden dinleyerek doğru öğrenilir. Diyanet kaynakları Latin harfli metni yardımcı araç olarak görür, ibadette asıl olan Kur'an'ın kendi harfleriyle okunmasıdır.
Al-i İmran Suresi abdestsiz okunur mu?
Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerine göre Mushaf'a abdestsiz dokunmak caiz değildir; Al-i İmran 7. ayet bağlamında temizlik vurgulanır. Ancak ezberden veya dijital ekrandan abdestsiz okumak caiz görülmüştür, tilavet sevabı için abdestli okumak daha faziletlidir. Hayız ve cünüp hallerinde tilavet hükümleri mezheplere göre farklılık gösterir.
Al-i İmran Suresi 103. ayet neyi emreder?
103. ayet hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılmayı ve parçalanmamayı emreder. Taberi'ye göre Allah'ın ipi Kur'an ve sünnettir; Kurtubi cemaat ve itaat manasını ekler. Ayet, mezhep ve cemaat taassubuna karşı uyarı olup vatan ve ümmet birliğinin Kur'ani dayanağıdır.
Al-i İmran Suresi 190-191. ayetlerin önemi nedir?
Bu iki ayet göklerin ve yerin yaratılışında akıl sahipleri için ayetler olduğunu ve ayakta, otururken, yanları üzere yatarken Allah'ı anıp tefekkür edenlerin övüldüğünü bildirir. Peygamber gece teheccüdde bu ayetleri okuyup tefekkür etmiştir (Buhari, Teheccüd). Tefekkürün ibadet olduğu ve aklın imanla birlikte çalışması gerektiği vurgulanır.
Al-i İmran Suresi ile Mutaffifin Suresi karıştırılır mı?
Karıştırılmamalıdır; Mutaffifin 36 ayetlik kısa bir sure olup ölçü ve tartıda hileyi kınar, Al-i İmran 200 ayetlik Medeni bir sure olup tevhid, aile ve Uhud derslerini işler. Her iki sure de emanet ve doğruluk temasında buluşsa da nüzul sebebi ve hükümleri farklıdır; her sure kendi bağlamında okunmalıdır.
Al-i İmran Suresi meali tek başına hüküm için yeterli mi?
Hayır, meal sadece anlamı kavramaya yardımcı çeviridir ve hüküm çıkarmak için yeterli değildir. Özellikle 7. ayetteki muhkem-müteşabih ayrımı, tefsir ve fıkıh usulü bilgisini gerektirir. Diyanet İlmihali ve Taberi, İbn Kesir, Kurtubi, Razi gibi müfessirlerin açıklamalarıyla birlikte okunmalıdır.
Al-i İmran Suresini ezberlemek için nasıl bir plan önerilir?
Günde 5 ayet ezber ve ertesi gün tekrar şeklinde 40 günde tamamlanabilir. Her 10 ayette bir tefsir ve meal tekrarı yapmak kalıcılığı artırır. Sabah namazı sonrası ezber, akşam tekrarı ve hafta sonu toplu gözden geçirme en verimli yöntemdir; Zikirmatik gibi uygulamalarla takip edilebilir.
#Al-i İmran Suresi#Al-i İmran okunuşu#Al-i İmran meali#Al-i İmran tefsiri#Al-i İmran fazileti

Zikirmatik Uygulamasını İndirin

Namaz vakitleri bildirimleri, zikir sayacı, tesbih ve daha fazlası için ücretsiz uygulamayı indirin.

İlgili Yazılar