Kıymetli kardeşlerim, namaz vakitlerini takip eden her mümin, takvim yaprağını her çevirdiğinde o ince ayarın farkına varmıştır: namaz vakitleri her gün bir veya birkaç dakika oynar. Bu durum, bazılarımızın aklına 'Neden sabit bir saat yok?' sorusunu getirebilir. İşte bu sorunun cevabı, Yüce Rabbimizin kâinata yerleştirdiği muazzam nizam ile İslam'ın ibadet hayatını nasıl mükemmel bir uyumla birleştirdiğinin en güzel delillerinden biridir. Peki bu değişimin arkasındaki bilimsel ve ilahi sebep nedir? Güneşin konumu, Dünya'mızın o nazenin eğikliği ve mevsimler, seccadeye duracağımız anları nasıl belirler? Bu yazımızda, bir ilahiyat hocanız olarak hem astronomi ve coğrafya biliminin verileriyle hem de Kur'an ve Sünnet'in rehberliğinde bu mühim konuyu etraflıca ele alacağız.
Namaz Vakitlerinin Belirlenmesi: İlahi Bir Gözlem
İslam'da beş vakit namaz, modern saatlerin icadından asırlar önce, doğrudan kâinatın en büyük saatine, yani Güneş'in gökyüzündeki hareketlerine bağlanmıştır. Bu yöntem, 1400 yılı aşkın süredir değişmeden uygulanmaktadır ve fıtrata en uygun olanıdır. Her vakit, güneşin belirli bir pozisyona ulaşmasıyla başlar ve biter. Bu vakitler, sadece birer zaman dilimi değil, aynı zamanda manevi yenilenme anlarımızdır.
Kur'an-ı Kerim, namaz vakitlerine genel olarak işaret eder. Mesela İsrâ Suresi'nin 78. ayetinde Rabbimiz şöyle buyurur: "Güneşin zevâlinden (öğle vaktinde batıya kaymasından) gecenin karanlığı bastırıncaya kadar namazı kıl; bir de sabah namazını kıl. Çünkü sabah namazı şahitlidir." Bu ayet, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakitlerini bir arada, sabah namazını ise ayrı zikrederek beş vaktin çerçevesini çizer. Müfessirlerimizden Taberî, 'dulûki'ş-şems' ifadesini, güneşin tepe noktasından batıya meyletmesi yani 'zevâl' olarak açıklarken, 'gasaki'l-leyl' ifadesini ise gecenin karanlığının çökmesi, yani yatsı vakti olarak tefsir eder.
- İmsak (Fecr-i Sâdık): Sabah namazının vaktinin girdiği andır. Ufukta tan yerinin ağarmaya başlamasıyla, yani güneşin ufkun yaklaşık 18° altındayken beliren ve enlemesine yayılan aydınlıkla başlar. Bu, gecenin bitip günün başladığı mübarek bir andır.
- Güneş (Şurûk): Güneşin üst kenarının ufuk çizgisinden görünmeye başladığı andır. Bu vakitte namaz kılmak mekruhtur.
- Öğle: Güneşin gökyüzünde en tepe noktaya ulaşıp (zenit), batıya doğru hafifçe eğim göstermeye başladığı 'zevâl' anıdır.
- İkindi: Bir cismin gölgesinin, zevâl vaktindeki gölgesi hariç, kendi boyunun bir veya iki katına ulaştığı andır. (Bu konudaki mezhep farklılıklarına aşağıda değineceğiz.)
- Akşam: Güneşin ufuk çizgisinin altına tamamen battığı, yani güneş kursunun tamamen kaybolduğu andır.
- Yatsı: Güneşin ufuk altında yaklaşık 17° olduğu an. Akşam vaktinden sonra ufuktaki kızıllığın (şafak) tamamen kaybolduğu vakittir.
Namaz Vakitlerinin Tarihsel Arka Planı ve Vahiy Süreci
Kardeşlerim, namazın bizatihi kendisi Mi'rac gecesinde farz kılınmıştır. O mübarek yolculukta Peygamber Efendimiz (s.a.v.), ümmetine bir hediye olarak beş vakit namazla dönmüştür. Ancak bu beş vaktin tam olarak ne zaman başlayıp ne zaman biteceğinin yeryüzündeki tatbikatı, Cebrail Aleyhisselam'ın rehberliğinde gerçekleşmiştir. Bu, dinimizin sadece emretmekle kalmayıp, nasıl uygulanacağını da en güzel şekilde öğrettiğinin bir göstergesidir.
İbn Abbâs'tan (r.a.) rivayet edilen meşhur hadis-i şerifte, Cebrail (a.s.), iki gün üst üste Kâbe'nin yanında Peygamber Efendimize imamlık yapmıştır. Birinci gün her namazı vaktinin en başında, ikinci gün ise her namazı vaktinin en sonunda kıldırmıştır. Sonrasında ise, "Ey Muhammed! İşte bu iki vakit arası, senin ve ümmetinin namaz vaktidir" buyurmuştur. (Tirmizî, Mevâkît, 1; Ebû Dâvûd, Salât, 2). Bu hadise, namaz vakitlerinin başlangıç ve bitiş sınırlarını pratik olarak belirleyen temel delilimizdir. Rabbimiz, en mühim ibadetin vaktini, en güvendiği meleği aracılığıyla, en sevdiği kuluna bizzat tatbik ettirerek öğretmiştir. Bu ne büyük bir şeref ve ne büyük bir hassasiyettir!
Ayetlerde geçen ifadeler de bu uygulamayı destekler. Örneğin Hûd Suresi 114. ayette, "Gündüzün iki tarafında (tarafeyin-nehâr) ve gecenin gündüze yakın saatlerinde (zülefen mine'l-leyl) namaz kıl" buyrulur. Müfessirlerin büyük çoğunluğu, 'gündüzün iki tarafı' ifadesini sabah ve ikindi namazları; 'gecenin gündüze yakın saatleri' ifadesini ise akşam ve yatsı namazları olarak yorumlamıştır. Öğle namazı ise İsrâ Suresi'ndeki 'dulûki'ş-şems' ifadesiyle sabittir. Gördüğünüz gibi, Kur'an'ın işaretleri ile Peygamberimizin uygulamaları tam bir bütünlük arz etmektedir.
Fıkhî Bir İncelik: İkindi ve Yatsı Vakitlerinde Mezheplerin Görüşleri
Namaz vakitlerinin temel prensipleri aynı olmakla birlikte, alimlerimiz bazı delilleri yorumlarken farklı sonuçlara ulaşmışlardır. Bu, dinimizin bir zenginliğidir. Özellikle ikindi ve yatsı vakitlerinin başlangıcı konusunda dört büyük fıkıh mezhebi arasında bazı ince farklar bulunur:
- İkindi Vaktinin Başlangıcı: İkindi vaktinin ne zaman başladığı, bir cismin gölgesinin uzunluğuyla ilgilidir.
- Cumhûr (Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî): Bu üç mezhebe göre ikindi vakti, her şeyin gölgesi, zevâl anındaki gölgesi hariç, kendi boyunun 'bir misli' (bir katı) uzunluğa ulaştığında başlar. Dayandıkları delil, Cebrail (a.s.) hadisinin çoğu rivayetidir.
- Hanefî Mezhebi: İmam-ı Azam Ebû Hanîfe'ye göre ise ikindi vakti, her şeyin gölgesi, zevâl anındaki gölgesi hariç, kendi boyunun 'iki misli' (iki katı) uzunluğa ulaştığında başlar. Bu görüşe 'asr-ı sânî' denir. İmam Ebû Yusuf ve İmam Muhammed gibi Hanefî mezhebinin diğer büyük imamları ise cumhurun görüşünü benimsemiştir. Türkiye'de Diyanet İşleri Başkanlığı takvimleri, ihtiyaten İmam-ı Azam'ın 'iki misli' görüşünü esas alarak hazırlanır. Bu sebeple Türkiye'deki ikindi ezanları, diğer birçok İslam ülkesine göre biraz daha geç okunur.
- Yatsı Vaktinin Başlangıcı: Yatsı vaktinin başlangıcı, ufuktaki aydınlığın (şafak) kaybolmasıyla belirlenir.
- Cumhûr (Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî): Bu mezheplere göre yatsı vakti, batı ufkundaki 'kızıl şafağın' (eş-şafaku'l-ahmer) kaybolmasıyla girer.
- Hanefî Mezhebi: İmam-ı Azam'a göre yatsı vakti, kızıllıktan sonra beliren 'beyaz şafağın' da (eş-şafaku'l-ebyad) kaybolmasıyla başlar. Bu da yatsı vaktinin biraz daha geç girmesi anlamına gelir. Ancak yine Hanefî imamlardan Ebû Yusuf ve İmam Muhammed, cumhur gibi kızıl şafağın kaybolmasını yeterli görmüşlerdir. Günümüzdeki astronomik hesaplamalarda kullanılan 17°-18°'lik açılar, bu şafak tanımlarının bilimsel karşılıklarıdır.
Bu farklılıklar, ibadetin özüne zarar vermeyen, rahmet ve kolaylık vesilesi olan fıkhî zenginliklerdir. Önemli olan, kişinin yaşadığı yerdeki güvenilir otoritelerin (Türkiye için Diyanet) belirlediği vakitlere uymasıdır.
Dünya'nın Ekseni ve Mevsimsel Değişim: İlahi Nizamın Tezahürü
Şimdi gelelim işin bilimsel kısmına. Rabbimiz, Kur'an'da sık sık göklere ve yere bakıp düşünmemizi emreder. Namaz vakitlerindeki bu günlük değişim, tam da bu tefekkür davetinin bir parçasıdır. Dünya, güneş etrafında dönerken ekseni 23,5° eğiktir. Bu basit gibi görünen eğiklik, mevsimlerin oluşmasının temel sebebidir ve aynı zamanda namaz vakitlerinin günden güne değişmesinin en önemli nedenidir. Eğer bu eğiklik olmasaydı, yıl boyunca her gün güneş aynı yerden doğup aynı yerden batacak, namaz vakitleri de hiç değişmeyecekti.
Yaz Aylarında Namaz Vakitleri
Yaz aylarında, kuzey yarımküre Güneş'e doğru daha fazla eğilir. Güneş ışınları daha dik açıyla gelir, bu da güneşin gökyüzünde daha uzun bir yol kat etmesine neden olur. Sonuç olarak:
- İmsak vakti çok erken saatlere çekilir (03:30-04:00 gibi)
- Akşam namazı geç saatlere kayar (20:00-20:30 gibi)
- Gündüz süresi uzar, gece kısalır
- Yatsı namazı ile imsak arasındaki süre, özellikle kuzey enlemlerinde oldukça daralır.
Kış Aylarında Namaz Vakitleri
Kış aylarında ise kuzey yarımküre Güneş'ten uzağa doğru eğilir. Güneş ışınları daha eğik gelir ve güneşin gökyüzündeki yolu kısalır. Bu durumda tam tersi yaşanır:
- İmsak vakti daha geç saatlere kayar (05:30-06:00 gibi)
- Akşam namazı erken saatlerde girer (17:00-17:30 gibi)
- Gündüz kısalır, gece uzar
- Öğle ile ikindi arasındaki süre daralır, bu da öğle namazını kıldıktan sonra ikindi için çok beklemediğimiz anlamına gelir.
Enlem ve Boylamın Etkisi: Coğrafya Kaderdir
Namaz vakitleri sadece mevsimlere göre değil, bulunduğunuz coğrafi konuma, yani enlem ve boylamınıza göre de değişir. Türkiye gibi orta enlemlerde bulunan bir ülkede bile, şehirler arasında belirgin farklar vardır.
Örneğin, İstanbul namaz vakitleri ile Antalya namaz vakitleri arasında yaz aylarında 15-20 dakikaya varan farklar olabilir. İstanbul daha kuzeyde olduğu için yaz günleri Antalya'ya göre daha uzun, kış günleri ise daha kısadır. Bu, enlemin etkisidir.
Şehirler Arası Farkların Sebebi
Boylam farkı, güneşin doğuş ve batış saatlerini doğrudan etkiler. Dünya batıdan doğuya doğru döndüğü için, doğudaki şehirler güneşi daha erken görür. Türkiye'nin en doğusu ile en batısı arasında yaklaşık 76 dakikalık (1 saat 16 dakika) bir zaman farkı bulunur. Bu nedenle Iğdır'da güneş, Edirne'den yaklaşık 1 saat 16 dakika önce doğar ve bu fark tüm vakitlere yansır.
Enlem farkı ise gün uzunluğunu, dolayısıyla vakitler arasındaki mesafeyi etkiler. Ekvator'a yakın bölgelerde (düşük enlemler) yıl boyunca gece-gündüz süreleri pek değişmez. Bu yüzden oralarda namaz vakitleri yıl içinde çok az oynar. Kutuplara yaklaştıkça (yüksek enlemler) ise mevsimsel değişimler çok keskinleşir. Yazın günler çok uzar, kışın ise çok kısalır. Hatta kutup daireleri içinde güneşin hiç batmadığı veya hiç doğmadığı günler yaşanır. Bu gibi 'anormal vakitli' bölgeler için fıkıh alimleri, namaz vakitlerinin en yakın normal bölgeye göre 'takdir' edilmesi, yani tahmin ve oranlama yoluyla belirlenmesi gerektiği yönünde içtihatlarda bulunmuşlardır.
Modern Hesaplama Yöntemleri ve Farklılıklar
Kardeşlerim, eskiden alimler namaz vakitlerini usturlab gibi aletlerle veya basit bir sopa ve gölgesini takip ederek büyük bir maharetle hesaplarlardı. Günümüzde ise bu iş, hassas astronomik formüller ve bilgisayarlar aracılığıyla, saniyesi saniyesine yapılabilmektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı gibi kurumlar, her şehrin enlem, boylam ve yüksekliğini dikkate alarak bu hesaplamaları yapar. Ancak dünya genelindeki farklı İslami kuruluşlar, fıkhî yorum farklılıkları nedeniyle bazı parametreleri değişik alabilirler:
- Diyanet İşleri Başkanlığı (Türkiye): Fecr (imsak) için ufuk altı güneş açısını 18°, yatsı için ise 17° olarak kullanır. Bu, Türkiye'deki Müslümanlar için standarttır.
- Mısır Genel Fetva Kurumu: Fecr için 19,5°, yatsı için 17,5° gibi biraz daha ihtiyatlı açılar kullanır.
- Kuzey Amerika İslam Derneği (ISNA): Fecr ve yatsı için 15°'lik bir açı kullanır. Bu da imsakın daha geç, yatsının daha erken girmesine neden olur.
- Ümmü'l-Kurâ (Mekke): Fecr için 18,5° açı kullanırken, yatsı vaktini akşamdan 90 dakika (kışın 120 dakika) sonrası olarak sabitler.
Bu farklı yöntemler, özellikle imsak ve yatsı vakitlerinde birkaç dakikadan on beş-yirmi dakikaya varan farklara neden olabilir. Bu sebeple, seyahat ederken veya farklı kaynaklardan vakitlere bakarken bu hesaplama yöntemlerine dikkat etmek faydalı olacaktır.
Ekinoks ve Gündönümünün Etkisi
Yılda dört önemli astronomik olay, namaz vakitlerindeki değişimin seyrini anlamamız için birer dönüm noktasıdır:
- İlkbahar Ekinoksu (21 Mart): Gece ve gündüz süresi dünyanın hemen her yerinde eşitlenir. Bu tarihten sonra gündüzler uzamaya, geceler kısalmaya başlar.
- Yaz Gündönümü (21 Haziran): Kuzey yarımkürede en uzun gündüz ve en kısa gece yaşanır. İmsak vaktinin en erken, akşam vaktinin ise en geç olduğu gündür. Bu tarihten sonra günler kısalmaya başlar.
- Sonbahar Ekinoksu (23 Eylül): Tekrar gece ve gündüz eşitlenir. Bu tarihten sonra geceler gündüzlerden daha uzun olmaya başlar.
- Kış Gündönümü (21 Aralık): Kuzey yarımkürede en kısa gündüz ve en uzun gece yaşanır. İmsak vaktinin en geç, akşam vaktinin ise en erken olduğu gündür. Bu tarihten sonra günler yeniden uzamaya başlar.
Bu dört tarih, namaz vakti takvimlerindeki yıllık döngünün zirve ve denge noktalarıdır.
Yüksekliğin (Rakım) Namaz Vakitlerine Etkisi
Genellikle göz ardı edilen ama önemli bir faktör de rakımdır. Deniz seviyesinden ne kadar yükseğe çıkarsanız, ufuk çizgisi o kadar alçalır. Bu da yüksek yerlerdeki bir gözlemcinin, deniz seviyesindeki birine göre güneşi daha erken görmesine ve daha geç batışını izlemesine neden olur. Dolayısıyla, Erzurum gibi yüksek rakımlı bir şehirde güneşin doğuşu ve batışı, aynı boylamdaki deniz seviyesinde bir yere göre birkaç dakika farklılık gösterebilir. Modern namaz vakti hesaplayıcıları, bu hassas ayarı yapabilmek için konumunuzun rakımını da dikkate alarak daha doğru sonuçlar verir.
Pratik Uygulama: Değişen Vakitlerle Ruhumuzu Ayarlamak
Kıymetli kardeşlerim, bu anlattığımız bilimsel ve fıkhî detaylar, sadece entelektüel bir bilgi yığını olarak kalmamalıdır. Bu değişen vakitlerin ruh dünyamıza bir yansıması olmalıdır. Namaz vakitlerinin bu dinamik yapısı, bize hayatın monoton ve tekdüze olmadığını, her anın biricik ve değerli olduğunu hatırlatır. Kışın birbirine yakınlaşan öğle ve ikindi vakitleri, bize zamanın ne kadar hızlı akabileceğini ve fırsatları kaçırmamamız gerektiğini öğretir. Yazın gecenin ilerleyen saatlerine kayan yatsı namazı ve sabaha karşı çok erken giren imsak vakti ise fedakârlık, sabır ve Allah'a olan bağlılığımızı test eden birer imtihandır.
Bu değişkenlik, bizi tembellikten ve alışkanlığın körleştirici etkisinden korur. Her gün saate bakma, takvimi kontrol etme eylemi, aslında bilinçli bir Müslüman olmanın bir parçasıdır. Bizi sürekli uyanık ve şuurlu tutar. Sabah kalktığımızda, 'Bugün imsak kaçta?' diye sormak, güne Allah'ı anarak başlamaktır. Akşam eve dönerken, 'Akşam ezanına ne kadar kaldı?' diye düşünmek, günün muhasebesini yapmaktır. Bu ilahi randevulara sadakat göstermek, hayatımızı Allah'ın belirlediği bir ritme göre tanzim etmektir. Bu, modern hayatın dayattığı dünyevi ve kaotik ritme karşı manevi bir direniştir. Öyleyse, her gün değişen bu vakitleri bir yük olarak değil, Rabbimizle olan bağımızı her gün yeniden ve taze bir şuurla kurmamızı sağlayan bir lütuf olarak görelim.
Editörden Not: Hocaefendi'den Tavsiyeler
Aziz okuyucularım, bu kadar teknik ve ilmi konuyu konuştuktan sonra, bir hocanız olarak size birkaç samimi tavsiyede bulunmak isterim. Günümüzde teknoloji sayesinde namaz vakitlerine ulaşmak çok kolaylaştı. Ancak bu kolaylık, beraberinde bir kafa karışıklığını da getirdi. Telefonunuzdaki A uygulaması farklı, B uygulaması farklı, camideki takvim farklı bir vakit gösterebiliyor. Bu durumda ne yapmalıyız?
Öncelikle temel kural şudur: Yaşadığınız ülke ve şehirdeki Müslümanların çoğunluğunun ve resmi dinî otoritenin (Türkiye için Diyanet İşleri Başkanlığı) belirlediği takvime uymak, cemaat ruhunu ve birliği korumak adına en doğru ve en ihtiyatlı yoldur. Farklı hesaplama metotlarını araştırıp kafa karıştırmak yerine, bu otoritelerin arkasında büyük bir ilmi birikim ve sorumluluk olduğunu bilerek onlara itimat etmek gerekir. Unutmayın ki, namaz cemaatle güzeldir ve cemaatin birliği, birkaç dakikalık fıkhî farklılıklardan çok daha önemlidir.
İkinci olarak, takvimlerde gördüğünüz 'Temkin' süresi meselesi var. Diyanet ve diğer birçok kurum, hesaplanan vakitlere ihtiyaten birkaç dakika ekler veya çıkarır. Örneğin imsak vaktini biraz öne çeker, akşam vaktini ise biraz geciktirirler. Bu, oruca başlarken veya namaza dururken herhangi bir şüpheye düşmemek için alınmış güzel bir tedbirdir. Bu yüzden, 'ezan okunur okunmaz hemen namaza durmalı mı?' diye endişe etmek yerine, ezanın bitmesini bekleyip birkaç dakika sonra namaza başlamak en güzelidir. Peygamberimiz (s.a.v.), "Şüpheli olanı bırak, şüpheli olmayana yönel" (Tirmizî, Kıyâmet, 60) buyurmuştur.
Son olarak, bu vakitlerin sadece birer sayıdan ibaret olmadığını, her birinin gökyüzünde gözle görülebilir bir karşılığı olduğunu unutmayın. Fırsat buldukça, özellikle şehir ışıklarından uzakta, ufku izleyin. Fecr-i sâdık'ın o muhteşem doğuşunu, güneşin batışındaki o harika renk cümbüşünü ve şafağın kayboluşunu tefekkür edin. O zaman, takvimdeki rakamların ne kadar derin bir manaya geldiğini kalbinizle de tasdik edeceksiniz.
Namaz Vakitlerini Takip Etmenin Önemi
Namazı vaktinde kılmak, İslam'ın en temel emirlerinden biridir. Bu, imandan sonra gelen en mühim farzdır. Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz bu hususta çok net bir ifade kullanır: "...Çünkü namaz, müminlere vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisâ Suresi, 4:103). Ayette geçen 'kitâben mevkûtâ' ifadesini büyük müfessir İbn Kesîr, 'vakitleri tayin edilmiş, ertelenmesi veya öne alınması caiz olmayan bir farz' olarak açıklamıştır. Bu, her namazın kendine ait özel bir zaman dilimi olduğunu ve bu ilahi randevuya sadık kalmamız gerektiğini gösterir.
Abdullah bin Mes'ûd (r.a.) anlatıyor: Peygamber Efendimize (s.a.v.), "Allah'ın en çok sevdiği amel hangisidir?" diye sordum. Cevaben, "Vaktinde kılınan namazdır" buyurdular. (Buhârî, Mevâkîtü's-Salât, 5). Bu hadis-i şerif, namazı vaktinde eda etmenin ne denli büyük bir fazilet olduğunu ortaya koymaktadır. Vakitlere riayet etmek, Allah'ın emrine olan teslimiyetimizin ve O'na olan saygımızın en somut göstergesidir. Günümüzde ezan vakitleri sayfamızdan veya güvenilir mobil uygulamalardan bulunduğunuz şehre özel doğru vakitleri kolayca takip edebilirsiniz.
Sonuç: Kâinatın Saatinde İlahi Bir Randevu
Kıymetli kardeşlerim, toparlayacak olursak; namaz vakitlerinin her gün değişmesi, ne bir tesadüf ne de bir kusurdur. Bilakis, Dünya'mızın Güneş etrafındaki yörüngesi ve eksen eğikliğinin bir sonucu olan bu muhteşem düzen, kâinattaki ilahi nizamın ve matematiğin kusursuz bir yansımasıdır. Yüce Allah, en temel ibadetimiz olan namazı, yarattığı bu kozmik saate bağlayarak, bizleri her gün O'nun kudretini ve azametini tefekkür etmeye davet etmektedir.
Her gün farklı saatlerde kılınan namazlar, Müslümanları günün her anında, farklı meşgaleler içindeyken Allah'a yönelmeye sevk eden dinamik bir ibadet takvimidir. Bu değişkenlik, hayatımıza bir bereket ve bir şuur tazeliği katar. Doğru namaz vakitlerini takip etmek için yaşadığımız yerdeki güvenilir kaynakları kullanmak ve bu ilahi randevulara titizlikle uymak, bir mümin olarak en başta gelen vazifelerimizdendir. Rabbim, bizleri vaktin ve namazın kadrini bilen, her anını O'nun rızası doğrultusunda yaşayan şuurlu kullarından eylesin. Âmin.
Kaynaklar
- Kur'an-ı Kerim ve Meâli
- El-Câmiu li-Ahkâmi'l-Kur'ân (Tefsîr-i Kurtubî) - İmam Kurtubî
- Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân (Tefsîr-i Taberî) - İmam Taberî
- Sahîh-i Buhârî - İmam Buhârî
- Sünen-i Tirmizî - İmam Tirmizî
- Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi (TDV İA), "Namaz" ve "Vakit" maddeleri.
- El-İhtiyâr li-Ta'lîli'l-Muhtâr - Abdullah b. Mahmûd el-Mevsılî (Hanefî Fıkhı)






