Ya Zül Celali vel İkram için hadislerde sabit bir sayı bildirilmez, ısrarla ve çokça söylenmesi istenir. Namazlardan sonra bir kez söylemek sünnette yer alır. Günlük tesbihte sayı size bağlıdır, anlamını bilerek huzurla ve samimiyetle düzenli çekmeniz ve fazileti ümit etmeniz tavsiye edilir.
Ya Zül Celali vel İkram Zikri Kaç Kere Çekilir? Anlamı ve Fazileti sorusu, hem tesbihe yeni başlayanların hem de zikrini daha bilinçli hale getirmek isteyenlerin sıkça sorduğu bir sorudur. Bu ifade ilk duyulduğunda kulağa biraz uzun ve ağır gelebilir. Ancak anlamı öğrenildiğinde kalbe çok iyi gelen, Allah'ı hem büyüklüğü hem de cömertliği ile anan özel bir sesleniş olduğu anlaşılır. Birçok kişi bu zikri namazlardan sonra duyar, bazıları kandil programlarında veya sohbetlerde işitir ve ardından şu merak başlar: Bunu günde kaç defa söylemeliyim, belli bir sayısı var mı, okurken neye niyet etmeliyim? Bu yazıda bu sorulara sakin ve anlaşılır cevaplar bulacaksınız. İfadenin Kur'an'daki yerini, kelime kelime anlamını, hadislerde nasıl geçtiğini ve günlük hayatta nasıl uygulanabileceğini adım adım ele alacağız. Amacımız size ezberletilmiş bir sayı dayatmak değil, bu güzel zikri anlamıyla birlikte hayatınıza nasıl yerleştirebileceğinizi göstermektir. Yazıyı sonuna kadar okuduğunuzda hem okunuşu hem manası hem de fazileti konusunda net bir çerçeveye sahip olacaksınız.
Ya Zül Celali vel İkram Ne Demek ve Kur'an'da Nerede Geçiyor?
Ya Zül Celali vel İkram, Allah'a büyüklük ve ikram sahibi olarak seslenmek demektir ve bu ifade Rahman suresinde iki kez geçen bir övgüden alınmıştır. Celal, Allah'ın büyüklüğünü, yüceliğini ve her şeyden üstün oluşunu anlatır. İkram ise O'nun cömertliğini, lütfunu ve kullarına bol bol vermesini ifade eder. Yani bu zikirde siz hem Allah'ın heybetini kabul ediyor hem de O'nun merhametine ve cömertliğine sığınıyorsunuz. Bu denge, İslam'da dua ve zikir anlayışının özüdür. Korku ile ümit bir aradadır. Bir yandan acizliğinizi hissedersiniz, diğer yandan kapısının açık olduğunu bilirsiniz.
Bu ifade Kur'an'da Rahman suresinin 27 ve 78. ayetlerinde geçer. 27. ayette, yeryüzündeki her şeyin geçici olduğu, celal ve ikram sahibi Rabbimizin zatının baki kalacağı bildirilir. 78. ayette ise celal ve ikram sahibi Rabbimizin adının ne kadar yüce ve bereketli olduğu vurgulanır. Her iki ayet de surenin genel akışı içinde dikkat çekici bir yerde durur. Rahman suresi, Allah'ın nimetlerini sayar ve aralarda insana ve cinlere sorar nitelikte bir tekrarla kalbi uyandırır. Suresinin sonunda gelen bu övgü, bütün nimetleri saydıktan sonra varılan sonucu özetler gibidir. Her şey O'ndandır, her şey geçicidir, baki olan O'dur ve O hem büyüktür hem cömerttir.
Esma-i Hüsna çerçevesinden bakıldığında Zül Celali vel İkram, Allah'ın isimlerinden biridir. Bazı listelerde tek isim olarak, bazılarında Celal ve İkram kavramlarını birleştiren özel bir isim olarak anılır. Bu ismin seçilmesi tesadüf değildir. Allah kendini sadece güçlü olarak tanıtmaz, aynı zamanda ikram eden olarak tanıtır. Sadece merhametli olarak da tanıtmaz, aynı zamanda yüce ve heybetli olduğunu hatırlatır. Bu yüzden bu zikir, dua ederken Allah'a nasıl hitap edeceğini bilemeyenler için güçlü bir kapı açar. Ya Zül Celali vel İkram dediğinizde aslında şunu söylemiş olursunuz: Ey büyüklüğü sonsuz, iyiliği kesintisiz olan Rabbim, sana yöneldim. Bu yönelişin kendisi bile başlı başına bir kulluk ifadesidir.
Bu noktada sık yapılan bir karışıklığı düzeltmek gerekir. Bazı kişiler bu ifadeyi ayrı bir dua cümlesi gibi uzun uzun uzatır, bazıları anlamını bilmeden hızlı hızlı tekrarlar. Oysa önemli olan önce manayı kalbe yerleştirmektir. Celal kelimesi sizi saygıya, ikram kelimesi ise ümide davet eder. Namaz sonrası tesbihatta bu ifadenin yer alması da bu yüzdendir. Kul, namaz gibi büyük bir ibadetten çıkarken hem Rabbinin büyüklüğünü ikrar eder hem de kabul etmesi için O'nun ikramına sığınır. Bu bakışla okunduğunda zikir, kuru bir tekrardan çıkar ve bilinçli bir konuşmaya dönüşür. Yazının devamında okunuşu, meal açıklaması ve kaç kez söyleneceği konusunu bu temel üzerinde ele alacağız.
Ya Zül Celali vel İkram Zikrinin Türkçe Okunuşu Nasıl?
Ya Zül Celali vel İkram zikrinin Türkçe okunuşu Latin harfleriyle Ya ze'l-celali ve'l-ikram şeklindedir ve üç kelimelik kısa bir sesleniştir. Bu okunuşu hece hece öğrenmek, özellikle yeni başlayanlar için işi kolaylaştırır. Telaffuzda dikkat edilecek küçük ayrıntılar vardır. Ya sesleniş edatıdır, ey anlamına gelir. Ze'l-celali kısmı, celal sahibi demektir. Ve'l-ikram kısmı ise ve ikram sahibi anlamına gelir. Birleştirildiğinde ortaya ey celal ve ikram sahibi manası çıkar.
Aşağıda bu zikrin Latin harfli okunuşunu bulabilirsiniz:
- Ya ze'l-celali ve'l-ikram
Namazlardan sonra okunan daha uzun şekli ise şöyledir ve onu da Latin harfleriyle vermek faydalı olur, çünkü birçok kişi bu haliyle duyar:
- Allahümme ente's-selamü ve minke's-selam, tebarekte ya ze'l-celali ve'l-ikram
Bu uzun cümleyi parça parça öğrenmek daha rahattır. Allahümme ente's-selam demek, ey Allah sen selamsın, her eksiklikten uzaksın demektir. Ve minke's-selam demek, selamet ve esenlik sendendir demektir. Tebarekte ya ze'l-celali ve'l-ikram ise, ey celal ve ikram sahibi, sen ne kadar yücesin ve bereketlisin anlamına gelir. Telaffuzda acele etmemek gerekir. Harfleri yutmadan, her kelimeyi ayırarak söylemek hem anlamı korur hem de kalbin zikre katılmasına yardımcı olur. İlk günlerde yavaş okumak normaldir. Dil alıştıkça akıcılık kendiliğinden gelir.
Okunuşla ilgili pratik bir öneri de şudur: Bu zikri ilk kez çekecek olanlar, onluk küçük gruplarla başlayabilir. On kez sakin şekilde söyleyip anlamını içinden geçirmek, yüz kez hızlı ve dalgın söylemekten daha etkilidir. Tesbih kullanıyorsanız her tanede manayı hatırlamaya çalışın. Tesbihiniz yoksa parmaklarınızla da sayabilirsiniz. Önemli olan dudak ile kalbin birlikte hareket etmesidir. Arap harfli metni okuyamayanlar için Latin harfli okunuş yeterli bir başlangıçtır. Zamanla dinleyerek telaffuzunuzu düzeltebilirsiniz. Bir camide veya güvenilir bir ses kaydında namaz tesbihatını dinlemek, vurguları öğrenmenize yardımcı olur.
Ya Zül Celali vel İkram Türkçe Meali ve Anlam Açıklaması Nedir?
Ya Zül Celali vel İkram ifadesinin Türkçe meali Ey celal ve ikram sahibi demektir ve Diyanet meallerinde Rahman suresindeki ilgili ayetler bu anlamla açıklanır. Diyanet İşleri Başkanlığı mealine göre Rahman suresi 27. ayette celal ve ikram sahibi Rabbimizin zatının baki kalacağı, 78. ayette ise azamet ve kerem sahibi Rabbimizin adının ne yüce olduğu bildirilir. Bu iki meal birlikte okunduğunda mesaj netleşir. Her şey fanidir, Allah bakidir. O'nun büyüklüğü korkutur değil, hayran bırakır. O'nun ikramı ise umut verir.
Celal kavramını biraz daha açmak gerekir. Celal, Allah'ın hiçbir şeye muhtaç olmayan büyüklüğüdür. O'nun izni olmadan hiçbir şey olmaz, O'nun bilgisi dışında hiçbir yaprak düşmez. Bu büyüklük karşısında kul, haddini bilir. Bu bilgi insanı kibirden korur. Sahip olduğu her şeyin emanet olduğunu hatırlatır. İkram kavramı ise bu büyüklüğün soğuk bir büyüklük olmadığını gösterir. Allah aynı zamanda veren, ağırlayan, affeden ve lütfeden olandır. Rızık O'ndandır, sağlık O'ndandır, affetmek O'nun şanındandır. Bu yüzden bu zikirde iki yön bir aradadır. Biri sizi edebe çağırır, diğeri duaya cesaret verir.
Aşağıdaki kısa liste, bu anlamı günlük düşünceye taşımanıza yardımcı olur:
- Celal: Allah'ın yüceliği, kudreti ve bağımsızlığı. Kul için saygı ve tevazu demektir.
- İkram: Allah'ın cömertliği, lütfu ve affediciliği. Kul için ümit ve güven demektir.
- Ya: Doğrudan sesleniş. Kul ile Rabbi arasında aracısız bir yöneliş demektir.
- Zül: Sahip olan. Bu övgünün Allah'a ait ve sürekli olduğunu anlatır.
Bu anlamı bilerek zikretmek, dua dilinizi de değiştirir. Örneğin sıkıntılı bir gününüzde Ya ze'l-celali ve'l-ikram, halimi sana arz ediyorum diye içinden geçirmek, hem derdinizi büyütmemeyi hem de ümidinizi kaybetmemeyi sağlar. Dert büyüktür ama Allah'ın celali daha büyüktür. İmkânlar azalmıştır ama O'nun ikramı tükenmez. Bu bakış, tevekkülün sade bir tarifidir. Elinizden geleni yapar, sonucu O'na bırakırsınız. Zikir bu yüzden sadece dilde değil, düşüncede de devam eder. Gün içinde aklınıza geldiğinde bir kez söyleyip kalbinizi toparlamak bile anlamlıdır. Sayıdan önce anlam gelir, sayı ise düzen kurmanıza yardım eder.
Ya Zül Celali vel İkram Zikri Kaç Kere Çekilir?
Ya Zül Celali vel İkram zikri için hadislerde sabit bir sayı bildirilmez, bu yüzden belirli bir sayıya mecbur değilsiniz ve düzenli olabildiğiniz bir sayıyı seçebilirsiniz. Bu cevap birçok kişiyi ilk anda şaşırtır, çünkü internette on bir kez, otuz üç kez, yüz bir kez veya bin bir kez gibi farklı sayılar dolaşır. Bu sayıların bir kısmı kişisel alışkanlıklardan, bir kısmı sohbet meclislerindeki uygulamalardan, bir kısmı da tesbih düzenini korumak için tercih edilen pratik sayılardan gelir. Dini açıdan bakıldığında bu sayılar yasak değildir, ancak zorunlu da değildir. Yani on bir kez söyleyeni eksik, yüz bir kez söyleyeni üstün kılan sabit bir ölçü yoktur. Ölçü, devam ve samimiyettir.
Konuyu netleştirmek için iki ayrı durumu ayırmak gerekir. Birincisi, namaz sonrası tesbihattır. Namazdan sonra okunan Allahümme ente's-selam duasının sonunda ya ze'l-celali ve'l-ikram ifadesi bir kez söylenir. Bu, sahih kaynaklarda yer alan bilinen uygulamadır. Namazı bitiren kişi selam verir, istiğfar eder ve bu duayı okur. Burada sayı birdir ve ilave tekrara gerek yoktur. İkincisi ise günlük nafile zikirdir. Kişi, Allah'ı anmak için gün içinde veya namazlardan bağımsız olarak bu ifadeyi tekrarlar. İşte kaç kere sorusu daha çok bu ikinci durumla ilgilidir. Burada sayı serbesttir.
Peki günlük hayatta nasıl bir sayı seçmelisiniz? Aşağıdaki ölçüler işinizi kolaylaştırır:
- Yeni başlayanlar için: Sabah ve akşam onar kez ile başlayın. Az ama düzenli olması, çok ama düzensiz olmasından iyidir.
- Orta seviye için: Namazlardan sonra bir kez okunan sünnet duaya ek olarak, günde otuz üç veya yüz kez ayırın. Tesbihle takip etmek kolay olur.
- Düzen kurmak isteyenler için: Sabah yüz, akşam yüz gibi sabit bir hedef koyun. Bir hafta deneyin, zorlanırsanız azaltın.
- Yoğun günler için: Sayıya kilitlenmeyin. Yolda, beklerken veya iş arasında aklınıza geldikçe birer kez söyleyin.
Burada önemli bir ayrıntıyı vurgulamak gerekir. Hadislerde bu zikir için geçen ifade, ona sarılın ve onu dilinizden düşürmeyin anlamındadır. Bu, belli bir rakamdan çok sürekliliğe işaret eder. Alimler bu tür rivayetleri, duada ısrar ve zikirde sebat tavsiyesi olarak anlamışlardır. Yani mesele bir gecede bin kez söyleyip bırakmak değil, her gün gücünüz yettiğince devam etmektir. Bu yüzden kendinize gerçekçi bir hedef koyun. Günde on kez ama her gün söylemek, ayda bir kez beş yüz kez söylemekten daha çok kalbe işler. Tesbih sayınız arttıkça anlam üzerindeki düşünceniz de derinleşir. İlk günlerde sadece seslenişi öğrenirsiniz, sonraki günlerde celal ve ikram kavramları zihninizde açılır, daha sonra bu zikir dua cümlelerinizin doğal bir parçası olur.
Sayılarla ilgili dolaşan rivayetlere de kısaca değinelim. Kimi kaynaklarda bu zikrin sıkıntıların giderilmesine vesile olduğu umuduyla belli sayılarla okunduğu anlatılır. Bunlar kişisel tecrübe veya tavsiye niteliğindedir, farz veya sünnet ölçüsü değildir. Böyle bir uygulamayı denemek isterseniz, onu dini bir zorunluluk gibi görmeden, dua niyetiyle yapın. Örneğin bir ihtiyacınız için bir süre düzenli okuyup ardından samimi bir dua edebilirsiniz. Sonucu rakamda değil, Allah'ın takdirinde arayın. Zikir, Allah'ı razı etmek ve kalbi diri tutmak içindir. İsteklerin kabulü ise O'nun hikmetine bağlıdır. Bu dengeyi koruduğunuzda hem sayıların baskısından kurtulursunuz hem de zikirden gerçek huzur alırsınız.
Hadislerde Ya Zül Celali vel İkram İle İlgili Ne Buyruluyor?
Hadislerde Ya Zül Celali vel İkram ile ilgili en bilinen tavsiye, bu söze sarılmanız ve onu çokça tekrarlamanız yönündedir. Tirmizi'de yer alan bir rivayette, bu ifadeye devam edilmesi, tabiri caizse ona yapışılması istenir. Hadis alimleri bu buyruğu, duanın başında veya içinde Allah'ı bu isimle anmanın ve bu övgüyü dilde canlı tutmanın teşviki olarak açıklamışlardır. Rivayette belli bir sayı verilmez. Vurgu, adet değil adettir, yani alışkanlık ve sürekliliktir. Bu ayrıntı, kaç kere sorusunun cevabını da destekler. Sayı serbesttir, ısrar tavsiye edilmiştir.
İkinci önemli rivayet, namaz sonrası duası ile ilgilidir. Sahih kaynaklarda, Hz. Peygamberin namazı bitirince istiğfar ettiği ve ardından Allahümme ente's-selam ve minke's-selam tebarekte ya ze'l-celali ve'l-ikram duasını okuduğu bildirilir. Bu rivayet, Müslim'in namaz bölümünde geçen uygulamalar arasındadır. Namazdan çıkan kulun ilk sözlerinden birinin bu olması anlamlıdır. Namazda Allah'ın huzurunda durmuş, kıyamda, rükuda ve secdede O'nu yüceltmiştir. Selamdan sonra da aynı yüceltmeyi dua ile sürdürür. Burada celal ve ikramın bir arada anılması, ibadetin ruhuna çok uygundur. Kul hem Rabbinin büyüklüğünü ikrar eder hem de ibadetindeki eksiklerin affını ve kabulünü O'nun ikramından diler.
Bu iki rivayetten çıkarılacak pratik sonuçlar şunlardır:
- Duaya bu isimle başlayabilirsiniz: İsteğinizi söylemeden önce Ya ze'l-celali ve'l-ikram demek, duaya övgü ile başlamak demektir ve edebe uygundur.
- Namaz tesbihatını ihmal etmeyin: Farz namazlardan sonra bu duayı bir kez okumak, sünnete uygun davranmaktır.
- Günlük zikre katın: Sabah akşam veya gün içine yayılmış şekilde tekrarlamak, hadisteki sarılın tavsiyesine uygun düşer.
- Anlamını koruyun: Hızlı tekrar sırasında manayı kaybetmemek için arada durup mealini hatırlayın.
Fazilet kavramını doğru anlamak da önemlidir. Fazilet, bu zikri söyleyenin mutlaka istediğini alacağı anlamına gelmez. Fazilet, bu sözün Allah katında değerli ve sevimli olması, söyleyenin sevap umması ve kalben Allah'a yaklaşması demektir. Dua ve zikirde esas olan, sonucu dayatmak değil, hali arz etmektir. Siz görevinizi yaparsınız, acizliğinizi itiraf eder, O'nun büyüklüğünü ve cömertliğini anarsınız. Kabulün şekli ve zamanı ise Allah'ın ilmine kalır. Bazen istek aynen verilir, bazen daha hayırlısıyla değiştirilir, bazen de ahirete saklanır. Bu inanç, zikri bir pazarlığa değil, bir kulluğa dönüştürür. Ya ze'l-celali ve'l-ikram dediğinizde aslında kapıyı çalıyorsunuzdur. Kapının ne zaman ve nasıl açılacağı ev sahibinin ikramındandır.
Ya Zül Celali vel İkram Zikri Ne Zaman ve Nasıl Çekilir?
Ya Zül Celali vel İkram zikri en güzel haliyle namazlardan sonra bir kez, sabah ve akşam vakitlerinde ise düzenli bir sayı ile çekilir. Zaman seçimi, zikrin hayatınızda kalıcı olması için önemlidir. Herkesin günü farklıdır, bu yüzden tek bir saat dayatmak yerine hayatınıza uyan bir düzen kurmanız daha doğrudur. Sabah namazından sonra birkaç dakika ayırmak, güne bu övgü ile başlamak için güzel bir fırsattır. Akşam, günün yorgunluğu çökerken bu zikri söylemek kalbi toparlar. Gece yatmadan önce söylemek ise günü bu isimle mühürlemek gibidir.
Uygulamayı kolaylaştırmak için aşağıdaki adımları deneyebilirsiniz:
- Abdestli olmak şart değildir, ancak abdestli iken zikretmek edebe daha uygundur ve kalbi toplar.
- Kıbleye dönmek zorunlu değildir, ancak namaz sonrası tesbihatta zaten kıbleye dönük olursunuz.
- Önce bir kez yavaşça Ya ze'l-celali ve'l-ikram deyin ve anlamını içinizden geçirin.
- Ardından seçtiğiniz sayıda devam edin, her on tekrarda kısa bir durak verin.
- Bitirince salavat getirip ihtiyacınız için kısa ve samimi bir dua edin.
Günlük plan yaparken namaz vakitleri sayfasından yaşadığınız şehrin vakitlerini kontrol etmek, zikri namaza bağlamanıza yardımcı olur. Örneğin sabah namazından sonra on dakika, yatsıdan sonra beş dakika gibi küçük dilimler ayırmak sürdürülebilir bir alışkanlık kurar. Seyahatte veya işte vakit takibi zorlaşırsa ezan vakti bilgisine bakarak namaz sonrasını kaçırmamaya çalışabilirsiniz. Zikir için özel bir mekân gerekmez. Evde, işte, yolda veya bekleme anlarında da söylenebilir. Ancak ilk günlerde sessiz bir köşe bulmak, dikkatinizi toplamanıza yardımcı olur. Telefonu sessize almak, gözleri bir noktaya sabitlemek veya gözleri kapatmak gibi küçük tedbirler zikrin kalitesini artırır.
Nasıl çekileceği konusunda niyet de önemlidir. Bu zikri sadece bir istek için değil, Allah'ı övmek için söyleyin. İsteklerinizi zikrin sonundaki duaya saklayın. Bu sıra, edebe uygundur. Önce övgü, sonra istek gelir. Namazda da aynı sıra vardır. Önce Fatiha ile övgü yapılır, sonra dua edilir. Ayrıca zikir sırasında anlamı canlı tutmak için zihninizde iki resmi yan yana getirin. Bir yanda Allah'ın büyüklüğü, diğer yanda O'nun sofrasının genişliği. Büyüklük sizi küçültür, sofra sizi doyurur. Bu düşünce, kalpte hem haya hem ümit üretir. Zikirden sonra içinizde bir hafiflik hissederseniz şaşırmayın. Bu, kalbin Rabbiyle konuşmasının doğal sonucudur. Düzenli devam edenler, zamanla bu hafifliğin sabır ve şükür olarak hayata yansıdığını fark eder.
Editörden Not: Sayıya Takılmadan Anlamıyla Zikretmek Neden Önemli?
Editörden not olarak şunu açıkça belirtmek gerekir: Bu zikirde sayı yarıştırılmamalı, anlam ve süreklilik esas alınmalıdır. İnternette dolaşan büyük sayılar bazen insanı heveslendirir, bazen de gözünü korkutur. Günde bin kez denilince başlayamayan kişi, on kez ile başlasa belki yıllarca devam edecektir. Dini kaynaklarda bu zikir için sabit bir sayı bildirilmediği için, kendinize yük olacak bir hedef koymak doğru değildir. Az ile başlayıp artırmak, çok ile başlayıp bırakmaktan daha hayırlıdır. Ayrıca bu zikri bir formül gibi görmek de yanlıştır. Şu kadar söylersen işin kesin olur gibi bir garanti, ne ayette ne de sahih hadiste vardır. Dua, sebeptir, sonuç Allah'ın takdiridir.
Pratik önerimiz şudur: Bir hafta boyunca günde otuz üç kez söylemeyi deneyin ve her tekrarda celal ve ikram manasını kısaca hatırlayın. Hafta sonunda kendinize sorun, bu zikir dilime yerleşti mi, kalbime bir şey söyledi mi? Cevabınız evet ise sayıyı yüze çıkarın. Zorlandıysanız onda kalın ama bırakmayın. Zikirde kalite, dudak hızıyla değil kalp katılımıyla ölçülür. Tesbih çekerken arada durup Ey büyüklüğü sonsuz, ikramı kesintisiz Rabbim diye Türkçe iç geçirmek de faydalıdır. Bu, Arapça bilmeyenlerin anlam bağını koparmamasını sağlar. Son olarak, bu zikri başkalarına tavsiye ederken sayı dayatmayın. Onun yerine anlamını anlatın, namaz sonrası duasını hatırlatın ve küçük bir düzen önerin. Bilgiyle yapılan davet, rakamla yapılan baskıdan daha kalıcıdır.
Kaynaklara dayalı kısa bir hatırlatma da yapalım. Rahman suresindeki iki ayet, bu ismin Kur'an kökenini gösterir ve Diyanet meali ile kolayca kontrol edilebilir. Tirmizi'deki ısrarla söyleyin rivayeti ile namaz sonrası okunan dua, bu zikrin sünnetteki yerini gösterir. Bunların dışında anlatılan büyük vaatler ve kesin sonuçlar için güvenilir bir dayanak aranmalıdır. Dayanak bulunamıyorsa o bilgi kişisel görüş olarak kabul edilmeli, dini hüküm gibi sunulmamalıdır. Bu titizlik, hem sizin inancınızı korur hem de başkalarını yanıltmanızı engeller. Zikir, acele işi değil, sebat işidir. Bugün başlayın, az başlayın, anlamla başlayın ve bırakmayın.
- Diyanet İşleri Başkanlığı Kur'an Meali - Rahman Suresi 27 ve 78. ayet açıklamaları
- Tirmizi, Deavat bölümü - Ya ze'l-celali ve'l-ikram ifadesine devam edilmesini teşvik eden rivayet
- Müslim, Salat bölümü - Namaz sonrası Allahümme ente's-selam duasının okunduğunu bildiren rivayet
Ya Zül Celali vel İkram zikrini hayatınıza katmak, aslında Allah'ı hem büyüklüğü hem cömertliği ile anmayı hayatınıza katmak demektir. Kaç kere sorusunun tek ve zorunlu bir cevabı yoktur, ancak yol bellidir. Namazlardan sonra bir kez okunan dua sünnete uygundur, günlük tesbihte ise size uygun bir sayıyı seçip düzenli devam etmek en güzelidir. On ile başlayabilir, otuz üç ile ritim tutabilir, yüz ile derinleşebilirsiniz. Önemli olan her tekrarda manayı hatırlamaktır. Celal sizi tevazuya çağırır, ikram sizi ümide davet eder. Bu iki duygu bir araya geldiğinde dua da zikir de anlam kazanır. Bugünden itibaren küçük bir hedef koyun, sabah veya akşam birkaç dakikanızı bu övgüye ayırın ve sonunda kısa bir dua ile halinizi arz edin. Kalbinizdeki değişimi kendiniz fark edeceksiniz. Bu yazı size faydalı olduysa çevrenizle paylaşın ve telefonunuzdaki Zikirmatik uygulamasında tesbih ve dua hatırlatmalarını kullanarak düzeninizi koruyun. Anlamıyla çekilen her zikir, sizi bir adım daha huzura yaklaştırır.








