Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatüh kardeşlerim. Cuma namazı sonrası bu mübarek vakitte, kalplerimize nur, ruhlarımıza şifa olan çok kıymetli bir konuyu, 'zikir' mevzuunu sizlerle derinlemesine mütalaa etmek istiyorum. Zikir, kelime anlamı olarak 'anmak, hatırlamak' demektir. İslam'da ise Allah'ı (c.c.) anmak, O'nu hatırlamak, O'nun isimlerini ve sıfatlarını zikretmek anlamına gelir. Günlük zikirler, hayatımızın her anında Allah'la bağlantı kurmamızı, kalbimizi nurlandırmamızı ve huzura ermemizi sağlar. Unutmayın ki, yüce Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'de bizlere hitaben, 'Beni anın ki Ben de sizi anayım' (Bakara 2:152) buyurarak zikrin ehemmiyetine dikkat çekmiştir. Bu yazıda, günlük hayatta sıkça yapabileceğiniz zikirleri ve bu zikirlerin faziletlerini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.
Günlük Zikirlerin Önemi ve Faziletleri
Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde zikrin önemi sıkça vurgulanmıştır. Allah Teâlâ, Bakara Suresi 152. ayetinde şöyle buyurur: 'Öyleyse beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Bana şükredin ve nankörlük etmeyin.' Bu ayet, zikrin Allah katındaki değerini açıkça göstermektedir. Zikir, sadece dil ile yapılan bir eylem değil, aynı zamanda kalp ile yapılan bir ibadettir. Zikrin kökeni, insanın yaratılış gayesiyle doğrudan ilişkilidir. Rabbimiz, bizi kendisine kulluk etmemiz ve O'nu tanımamız için yaratmıştır. Zikir de bu kulluğun en temel ve en sürekli tezahürlerinden biridir. Kalbin Allah ile irtibatını sürekli kılmak, ruhun gıdasıdır.
Zikrin Tarihsel Arka Planı ve Nüzul Sebebi Bağlamında Önemi
Kardeşlerim, zikrin tarihi, insanlık tarihi kadar eskidir desek mübalağa etmiş olmayız. Hz. Âdem'den (a.s.) itibaren tüm peygamberler, ümmetlerini Allah'ı zikretmeye davet etmişlerdir. Kur'an-ı Kerim'in iniş sürecine baktığımızda, özellikle Mekke döneminde nazil olan ayetlerde zikrin önemi sıkça vurgulanmıştır. Bu dönemde Müslümanlar, müşriklerin baskısı ve eziyeti altındaydı. İmanlarını açıkça ifade etmekte zorlanıyor, her türlü zulme maruz kalıyorlardı. İşte bu zorlu dönemde, kalpleri teskin etmek, imanı pekiştirmek ve Allah'a dayanma gücü vermek için zikir, Rabbimizin bir lütfu olarak ön plana çıkmıştır. Örneğin, Ahzab Suresi'nin Medine döneminde nazil olmasına rağmen, 41. ve 42. ayetlerinde 'Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin ve O'nu sabah akşam tesbih edin!' buyrulması, zikrin zor zamanlarda olduğu gibi rahatlık zamanlarında da Müslüman'ın hayatının vazgeçilmez bir parçası olduğunu gösterir. Zikir, her dönemde müminin sığınağı, huzur kaynağı olmuştur. Ra'd Suresi 28. ayette ise bu hakikat açıkça ifade edilir: 'Onlar ki iman etmişler ve kalpleri Allah'ın zikriyle huzur bulmuştur. İyi bilin ki, kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur.' Bu ayet, kalbin manevi açlığını gidermenin yegane yolunun zikir olduğunu bizlere öğretir. Zikir, müminin ruhsal dengesini koruyan, onu dünya telaşından sıyırıp ahiret bilincine taşıyan bir köprüdür.
Zikrin Kalbe Şifası
Zikir, kalbi Allah'a bağlar ve onu manevi kirlerden arındırır. Kalbi karartan günahlardan uzaklaşmak için zikir önemli bir araçtır. La İlahe İllallah zikri, tevhidin en önemli ifadesidir ve kalbe şifa verir. Bu mübarek kelime, kalpteki şirk kirlerini temizler, imanı tazeleyerek kişiyi Allah'ın birliğine ve eşsizliğine yöneltir. İbn Kesîr tefsirinde, bu kelimenin faziletine dair birçok hadis-i şerife yer verilmiş, âlimler bu zikrin kalpleri diriltme ve manevi hastalıkları iyileştirme gücü üzerinde durmuşlardır. Kurtubî, bu zikrin sadece dil ile söylenmesi değil, aynı zamanda anlamının kalp ile idrak edilmesi gerektiğini vurgular. Fahreddin Râzî ise, tevhidin kalpte kök salmasının, tüm güzel ahlakın ve doğru amellerin anahtarı olduğunu belirtir. Zikir sayesinde kalbimiz huzur bulur, endişelerimiz azalır ve Allah'a olan sevgimiz artar. Kalbin pasını silen bir cila gibidir zikir; onu berraklaştırır, parlatır ve ilahi nurlara açar.
Zikrin Günlük Hayata Etkisi
Günlük zikirler, sadece manevi hayatımıza değil, aynı zamanda günlük yaşantımıza da olumlu etkilerde bulunur. Zikir sayesinde daha sabırlı, daha hoşgörülü ve daha anlayışlı oluruz. İşlerimizde daha başarılı olur, ilişkilerimizde daha mutlu oluruz. Zikir, hayatımızın her alanında bize rehberlik eder ve doğru kararlar vermemize yardımcı olur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: 'Rabbinizi zikredenle zikretmeyenin misali, diri ile ölünün misali gibidir.' (Buhârî, Deavât, 67). Bu hadis, zikrin hayatımıza kattığı canlılığı, diriliği ve bereketi en veciz şekilde ifade eder. Zikreden kişi, Allah ile sürekli irtibat halinde olduğu için olaylara daha olgun yaklaşır, zorluklar karşısında metanetini korur ve nimetler karşısında şükrünü eda eder. Zikir, bireyin hem iç dünyasını hem de dış dünyayla olan ilişkilerini olumlu yönde dönüştüren bir anahtardır.
En Faziletli Günlük Zikirler ve Anlamları
Günlük hayatta yapabileceğimiz birçok zikir bulunmaktadır. Bu zikirlerin her birinin ayrı bir anlamı ve fazileti vardır. İşte en faziletli günlük zikirlerden bazıları:
- Sübhanallah: Allah noksan sıfatlardan münezzehtir, her türlü eksiklikten uzaktır anlamına gelir. Bu zikir, Allah'ın kemal sıfatlarını ve yüceliğini ifade eder. Taberî ve İbn Kesîr tefsirlerinde, Sübhanallah zikrinin, Allah'ı tenzih etme, O'nun her türlü kusurdan beri olduğunu ikrar etme anlamı üzerinde durulmuştur. Bu zikir, mümini acziyetinden arındırır ve kalbini Allah'ın kudretiyle doldurur.
- Elhamdülillah: Her türlü övgü Allah'a aittir anlamına gelir. Elhamdülillah demenin hayatımıza etkisi büyüktür. Bu zikir, Allah'ın tüm nimetlerine karşı şükranımızı ifade etmenin en güzel yoludur. Kurtubî, şükrün imanın yarısı olduğunu ve Elhamdülillah demenin bu şükrü en kapsamlı şekilde yerine getirdiğini belirtir.
- Allahü Ekber: Allah en büyüktür anlamına gelir. Allahü Ekber zikri, Allah'ın büyüklüğünü ve yüceliğini ifade eder. Bu zikir, mümini dünya meşgalelerinin küçüklüğüne ve Allah'ın azametine yöneltir. Fahreddin Râzî, Allahü Ekber zikrinin, kulun acziyetini ve Allah'ın her şeye gücünün yettiğini idrak etmesini sağladığını ifade eder.
- La İlahe İllallah: Allah'tan başka ilah yoktur anlamına gelir. Tevhidin en önemli ifadesidir. Bu kelime, İslam'ın temel direğidir ve tüm inanç sisteminin özünü oluşturur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu kelimenin faziletine dair birçok müjde vermiştir.
- Estağfirullah: Allah'tan af dilerim, bağışlanma talep ederim anlamına gelir. Bu zikir, kulun günahlarına tevbe etmesini ve Allah'ın rahmetine sığınmasını sağlar. Her Müslüman'ın gün içinde defalarca söylemesi gereken bir zikirdir.
- Salavat (Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed): Allah'ım, Efendimiz Muhammed'e salat ve selam eyle anlamına gelir. Peygamber Efendimiz'e (s.a.v.) salavat getirmek, O'na olan sevgimizi ve bağlılığımızı gösterir, aynı zamanda günahlarımızın affına ve derecemizin yükselmesine vesile olur. Salavat getirmenin anlamı, önemi ve faydaları çok büyüktür.
- La Havle Ve La Kuvvete İlla Billah: Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır anlamına gelir. Bu zikir, kulun kendi acziyetini ve tüm gücün kaynağının Allah olduğunu idrak etmesini sağlar. Zorluklar karşısında teslimiyeti ve tevekkülü artırır.
- Hasbünallahü ve Ni'mel Vekîl: Allah bize yeter, O ne güzel vekildir anlamına gelir. Bu zikir, korku, endişe ve zorluk anlarında Allah'a dayanmayı, O'na güvenmeyi ifade eder.
Günlük Zikir Nasıl Yapılır? Pratik Yöntemler
Zikir yapmak için belirli bir zaman veya mekan şartı yoktur. Her zaman ve her yerde zikir yapılabilir. Ancak, zikrin daha etkili olması için bazı hususlara dikkat etmek önemlidir:
- Kalp huzuru: Zikir yaparken kalbinizin Allah'a yönelmiş olması önemlidir. Zihninizi dünyevi düşüncelerden arındırmaya çalışın. Kalbin tam bir huşu ile Allah'a yönelmesi, zikrin ruhuna nüfuz etmesini sağlar.
- Doğru telaffuz: Zikirleri doğru bir şekilde telaffuz etmeye özen gösterin. Anlamını bilerek zikretmek daha faydalıdır. Arapça bilmeseniz bile, Türkçe anlamını düşünerek zikretmek, kalbi daha çok etkiler.
- Devamlılık: Zikre düzenli olarak devam etmek önemlidir. Az da olsa düzenli olarak zikretmek, çok olup da ara vermek kadar önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Amellerin en hayırlısı, az da olsa devamlı olanıdır' buyurmuştur.
Zikrin Farklı Şekilleri ve Mezheplerin Yaklaşımı
Kardeşlerim, zikir genel olarak 'cehrî' (açık, sesli) ve 'hafî' (gizli, sessiz) olmak üzere iki şekilde yapılabilir. Her iki zikir şeklinin de İslam geleneğinde yeri ve delilleri vardır. Dört büyük mezhep imamı ve takipçileri, zikrin fazileti ve önemi konusunda hemfikirdirler. Farklılıklar genellikle zikrin *nasıl* yapılacağı, özellikle de cemaatle yapılan cehrî zikrin hükmü üzerine yoğunlaşmıştır.
- Hanefî Mezhebi: Genel olarak hafî zikri (sessiz) tercih eder ve teşvik eder. Çünkü bu, riyadan uzak, daha samimi bir ibadet olarak görülür. Ancak, cemaatle yapılan cehrî zikrin, özellikle bid'at ve şirke bulaşmadığı sürece caiz olduğuna dair fetvalar da bulunmaktadır. Özellikle avamın (halkın) zikri öğrenmesi ve kalplerinin coşması için cehrî zikre müsaade edilmiştir. İmam Mâtürîdî'nin tefsirinde zikrin kalbî boyutuna vurgu yapıldığı görülür.
- Şâfiî Mezhebi: Hem cehrî hem de hafî zikrin meşru olduğunu kabul eder. İmam Şâfiî'nin, farz namazlardan sonra cemaatle cehrî zikrin, cahillere öğretmek amacıyla kısa bir süre yapılmasını müstehap gördüğü rivayet edilir. Ardından kişinin kendi başına hafî zikre devam etmesi tavsiye edilir. Şâfiî âlimleri, zikrin asıl gayesinin kalbin ihyası olduğunu ve bu amaca ulaşan her zikrin makbul olduğunu belirtirler.
- Mâlikî Mezhebi: Genellikle hafî zikri (sessiz) öncelikli görmüştür. Cemaatle yapılan cehrî zikir konusunda daha ihtiyatlı bir yaklaşım sergilerler. Riyadan kaçınmak ve huşuyu sağlamak adına sessiz zikri daha faziletli bulmuşlardır. Ancak, belirli durumlarda ve şartlar altında cehrî zikrin caiz olabileceğini de belirtmişlerdir, özellikle de bir eğitim veya irşat gayesi varsa.
- Hanbelî Mezhebi: Sünnete sıkı sıkıya bağlılığı esas alır. Zikrin, Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) ve Sahabe'den (r.a.) rivayet edilen şekillerde yapılmasını vurgularlar. Genelde hafî zikri tercih etmekle birlikte, Sünnet'te cehrî olarak yapıldığı bilinen bazı zikirleri (ezan, tekbir, telbiye gibi) de kabul ederler. Zikrin sayısına ve şekline dair Sünnet'teki ölçülere riayeti önemli görürler.
Görüldüğü üzere, mezhepler arasında zikrin özü ve fazileti konusunda bir ihtilaf yoktur. Farklılıklar, genellikle zikrin icra ediliş biçimleriyle ilgilidir ve her bir yaklaşımın kendine göre delilleri ve hikmetleri vardır. Önemli olan, ihlasla ve huşu ile Allah'ı anmaktır.
Zikirmatik Kullanımı
Zikirmatik, zikir sayısını takip etmek için kullanılan bir araçtır. Özellikle uzun süreli zikirlerde zikirmatik kullanmak, sayıyı karıştırmayı önler ve zikre odaklanmayı kolaylaştırır. Günümüzde akıllı telefonlar için birçok zikirmatik uygulaması bulunmaktadır. Bu uygulamalar sayesinde istediğiniz zaman ve yerde kolayca zikir yapabilirsiniz. Ancak unutmayalım ki zikirmatik, sadece bir araçtır. Asıl olan kalbin Allah'la olan irtibatıdır. Sayıyı tutturmak kadar, zikrin anlamını düşünmek ve kalbi o anlama yoğunlaştırmak çok daha önemlidir.
Günlük Zikirlerde Yapılan Yaygın Hatalar
Zikir yaparken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bu hususlara dikkat etmemek, zikrin faydasını azaltabilir veya tamamen ortadan kaldırabilir. İşte günlük zikirlerde yapılan yaygın hatalardan bazıları:
- Anlamını bilmeden zikretmek: Zikirlerin anlamını bilmeden sadece tekrar etmek, zikrin kalbe nüfuz etmesini engeller. Zikirlerin anlamını öğrenmek ve o anlamı düşünerek zikretmek önemlidir. Taberî, tefsirinde 'Allah'ı anmak' ifadesinin sadece dil ile değil, akıl ve kalp ile de gerçekleşmesi gerektiğini vurgular.
- Gösteriş için zikretmek: Zikri Allah rızası için değil de, insanlara gösteriş yapmak için yapmak, riyakarlıktır ve kabul olmaz. Bu tür amellerin hiçbir ecri yoktur. İbn Kesîr, ihlasın amellerin ruhu olduğunu ve ihlas olmadan yapılan ibadetlerin boş olduğunu belirtir.
- Zikri aceleci bir şekilde yapmak: Zikri hızlı ve aceleci bir şekilde yapmak, anlamını düşünmeye ve kalbi Allah'a yöneltmeye engel olur. Huzur ve huşu ile, tane tane zikretmek esastır.
- Sadece belirli zamanlarda zikretmek: Zikir, hayatın her anına yayılması gereken bir ibadettir. Sadece namaz sonrası veya belirli özel günlerde zikir yapmak, zikrin süreklilik vasfını ihmal etmektir. Kuran-ı Kerim, 'Allah'ı çokça zikredin' (Ahzab 33:41) buyurarak bu sürekliliğe işaret eder.
- Zikri bir alışkanlığa dönüştürmek: Zikrin bir dil alışkanlığı haline gelip kalbin boş kalması, en büyük tehlikelerden biridir. Zikir, her seferinde yeni bir şuur ve taze bir ihlasla yapılmalıdır.
Örnek Günlük Zikir Programı
Kardeşlerim, işte size örnek bir günlük zikir programı. Bu programı kendi şartlarınıza göre uyarlayabilir, ancak düzenliliği elden bırakmamaya özen gösterebilirsiniz:
- Sabah namazından sonra: 100 kere Sübhanallah, 100 kere Elhamdülillah, 100 kere Allahü Ekber. Bu zikirler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sabah ve akşam dualarında tavsiye ettiği tesbihatlardandır. Güne Allah'ı tenzih, hamd ve tekbir ile başlamak, günün bereketini artırır.
- Öğle namazından sonra: 100 kere Estağfirullah. Gün içinde işlenen küçük günahlar ve hatalar için Allah'tan bağışlanma dilemek, kalbi temizler ve ruhu arındırır.
- İkindi namazından sonra: 100 kere La İlahe İllallah. Tevhidin bu en yüce kelimesini sıkça zikretmek, imanı güçlendirir ve kalbi şirkin her türlü gölgesinden uzaklaştırır.
- Akşam namazından sonra: 100 kere Salavat (Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammed). Akşam vakti, Peygamberimize (s.a.v.) salat ve selam göndermek, O'nun şefaatine nail olmaya ve manevi derecemizi yükseltmeye vesile olur.
- Yatsı namazından sonra ve yatmadan önce: 100 kere Ya Allah, Ya Rahman, Ya Rahim. Bu mübarek isimler, Allah'ın rahmetini, merhametini ve sonsuz kudretini hatırlatır. Uyku öncesi bu zikirlerle kalbi yatıştırmak, huzurlu bir uyku ve manevi uyanıklık sağlar. Ayrıca, yatmadan önce Ayet-el Kürsi ve İhlas, Felak, Nas surelerini okumayı da ihmal etmeyin.
- Gün içinde boş vakitlerde: 'Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim' (Allah'ı hamdiyle tesbih ederim, yüce Allah'ı tenzih ederim) zikrini sıkça tekrarlayın. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu zikrin dil için hafif, mizan için ağır ve Rahman katında sevgili olduğunu belirtmiştir. (Buhârî, Deavât, 65; Müslim, Zikir, 31).
Pratik Uygulama: Zikri Hayatınıza Nasıl Entegre Edersiniz?
Değerli kardeşlerim, zikri sadece bir görev olarak görmek yerine, onu hayatımızın doğal bir parçası haline getirmek esastır. Bunun için bazı pratik yöntemler deneyebiliriz. Öncelikle, günün belirli anlarını zikir için sabitleyin. Örneğin, sabah namazından sonraki kısa bir vakit, öğle arası yürüyüş yaparken veya işe gidip gelirken toplu taşıma araçlarında. Bu anları 'zikir zamanı' olarak belirlemek, düzenliliği sağlar. Ayrıca, elinizde bir tesbih bulundurmak veya akıllı telefonunuzdaki zikirmatik uygulamasını kullanmak da size hatırlatıcı olacaktır. Ancak dediğim gibi, asıl olan kalbin katılımıdır. Bir diğer önemli nokta, zikri sadece dil ile değil, aynı zamanda hayatımızla da yapmaktır. Yani, 'Elhamdülillah' derken gerçekten şükretmek, 'Estağfirullah' derken gerçekten pişmanlık duymak ve 'La İlahe İllallah' derken Allah'ın birliğini tüm varlığımızla tasdik etmektir. Bu, zikrin manevi derinliğini artırır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Müfret olanlar öne geçti.' 'Müfretler kimlerdir ey Allah'ın Resûlü?' diye soruldu. 'Allah'ı çokça zikreden erkekler ve kadınlardır' buyurdu. (Müslim, Zikir, 4). Bu hadis, zikre devamlılığın ve çokça yapmanın faziletini açıkça ortaya koymaktadır. Zikir, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Yemeğe başlarken 'Bismillah', bitirirken 'Elhamdülillah', bir işe başlarken 'İnşallah', bir felaketle karşılaşınca 'İnna lillahi ve inna ileyhi raciun' demek, hayatımızın her anını zikirle bezemek demektir. Böylece, Allah ile olan bağımız güçlenir, O'nun rızasını kazanma yolunda daha emin adımlar atarız. Zikir, sadece bir ses ya da kelime tekrarı değil, kalbin O'na yönelişi, ruhun O'na teslimiyetidir.
Editörden Not: Zikrin Kalıcı Etkisi İçin İpuçları
Değerli okuyucularım, Hocaefendi'mizin engin bilgileri ışığında zikrin ne denli kıymetli bir ibadet olduğunu hep birlikte idrak ettik. Şimdi de bu bilgileri günlük hayatımıza daha kalıcı bir şekilde nasıl entegre edebileceğimize dair birkaç pratik ipucu paylaşmak isterim. Zikri sadece bir görev olarak değil, ruhunuzun bir ihtiyacı olarak görmeye çalışın. Tıpkı bedeninizin suya ve yemeğe ihtiyacı olduğu gibi, ruhunuzun da zikre, Allah ile sohbete ihtiyacı vardır. İlk etapta kendinize küçük hedefler belirleyin. Örneğin, her namaz sonrası sadece 10'ar defa tesbihat yapmakla başlayın. Bu küçük adımlar, zamanla büyük alışkanlıklara dönüşecektir. Unutmayın ki, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 'Cennet bahçelerine uğradığınızda oralardan istifade edin.' 'Cennet bahçeleri nedir ey Allah'ın Resûlü?' diye soruldu. Buyurdu ki: 'Zikir halkalarıdır.' (Tirmizî, Deavât, 83) buyurmuştur. Bu demektir ki, zikir meclisleri, sohbetler, ilim halkaları da zikrin farklı bir boyutudur ve kalbe şifa verir. Eğer imkanınız varsa, haftada bir de olsa böyle bir halkaya katılmaya çalışın. Zikri bir yarışa dönüştürmek yerine, huzur bulduğunuz bir liman olarak görün. Anlamını bilerek, hissederek zikretmek, sayılardan çok daha değerlidir. Bazen sadece 'Allah' demek bile tüm kalbinizi doldurmaya yeter. Zikri, sıkıntılarınızda bir kaçış, sevinçlerinizde bir şükür vesilesi yapın. Böylece, hayatın her anında Allah ile birlikte olduğunuzu hissedecek ve O'nun sonsuz rahmetine daha yakın olacaksınız. Unutmayın, zikir kalbin anahtarıdır; onu açtığınızda içeriye nur dolar ve tüm karanlıklar dağılır.
Zikirmatik Uygulaması ile Zikri Hayatınıza Katın
Günlük zikirleri hayatınıza entegre etmek ve düzenli olarak zikretmek için Zikirmatik uygulamasını kullanabilirsiniz. Bu uygulama sayesinde namaz vakitlerini takip edebilir, tesbih çekebilir ve dua koleksiyonunuza ulaşabilirsiniz. Namaz vakitleri ile zikirlerinizi birleştirerek gününüzü daha bereketli hale getirebilirsiniz. Unutmayın ki, zikir kalbin şifasıdır. Düzenli olarak zikrederek kalbinizi nurlandırın ve huzura erişin. Bu yazıyı sevdiklerinizle paylaşarak onların da bu güzel alışkanlığı kazanmasına vesile olabilirsiniz!
Kaynaklar
1. Kur'an-ı Kerim ve Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları) 2. Sahih-i Buhârî (Muhammed b. İsmail el-Buhârî) 3. Sahih-i Müslim (Müslim b. Haccâc el-Kuşeyrî en-Nîsâbûrî) 4. Sünen-i Tirmizî (Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ et-Tirmizî) 5. Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'an (Tefsîru't-Taberî) (Ebû Ca'fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî) 6. Tefsîru'l-Kur'ani'l-Azîm (Tefsîru İbn Kesîr) (İmâdüddîn Ebü'l-Fidâ İsmâîl b. Ömer İbn Kesîr) 7. el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân (Tefsîru'l-Kurtubî) (Ebû Abdillâh Muhammed b. Ahmed el-Kurtubî) 8. Mefâtîhu'l-Gayb (Tefsîru'l-Kebîr) (Fahreddin er-Râzî)






