Kardeşlerim, bugün kalbimizi ve dilimizi nurlandıracak, Rabbimize yaklaştıracak çok mühim bir konuyu, zikri konuşacağız. Zikir, Allah'ı (c.c.) anmak ve O'nu hatırlamak demektir. Kur'an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde zikrin faziletleri geniş şekilde anlatılmıştır. Peki en faziletli zikirler hangileridir? Hangi zikirlerin sevabı daha büyüktür? Bu yazıda, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) özellikle tavsiye ettiği en faziletli zikirleri, anlamlarını ve faziletlerini detaylı şekilde ele alacağız.
Zikrin Nüzul Sebebi ve Tarihsel Arka Planı
Kardeşlerim, zikir kavramı İslam'ın ilk günlerinden itibaren Müslümanların hayatında merkezi bir yer tutmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Mekke döneminde, müşriklerin baskısı altında dahi ashabına Allah'ı anmayı, O'na sığınmayı ve O'nun varlığını kalplerinde hissetmeyi telkin etmiştir. O zorlu dönemlerde zikir, iman edenler için bir teselli, bir güç kaynağı ve direnişin manevi dayanağı olmuştur. Medine döneminde ise İslam devletinin kurulmasıyla birlikte zikir, daha organize bir hal almış, namaz sonrası tesbihatlar, sabah-akşam zikirleri gibi belirli vakitlerde ve şekillerde uygulamalar yaygınlaşmıştır. Özellikle savaş anlarında, müminlerin kalplerinin sükûnete ermesi ve Allah'a olan tevekküllerinin artması için zikrin önemi vurgulanmıştır. Kur'an-ı Kerim'de zikrin emredildiği ayetlerin birçoğu, müminlerin zorluklarla karşılaştığı, sabra ve dayanıklılığa ihtiyaç duyduğu dönemlerde nazil olmuştur. Bu da zikrin sadece bir ibadet olmanın ötesinde, ruhi bir destek, bir moral kaynağı olduğunu açıkça göstermektedir. Zikir, kulun Rabbiyle olan kesintisiz irtibatının en güçlü ifadesidir.
Zikrin Kur'an-ı Kerim'deki Yeri ve Tefsiri
Allah (c.c.) Kur'an-ı Kerim'de zikri birçok ayette emretmiştir. Bu ayetler, zikrin İslam'daki merkezi konumunu açıkça ortaya koymaktadır ve müfessirler bu ayetleri farklı veçheleriyle yorumlamışlardır:
- "Beni anın ki, ben de sizi anayım." (Bakara 2:152) İmam Taberî bu ayeti tefsir ederken, Allah'ı anmanın O'na itaat etmek, emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmak olduğunu belirtir. Allah'ın kulu anması ise ona rahmet etmesi, onu bağışlaması ve nimetlerini çoğaltması demektir. İbn Kesîr ise bu ayeti, Allah'ı zikredenlerin dünya ve ahirette anılacağını, mükafatlandırılacağını ifade eder.
- "Ey iman edenler! Allah'ı çok zikredin." (Ahzab 33:41) Bu ayet, zikrin sadece belirli vakitlerle sınırlı kalmayıp, hayatın her anına yayılması gerektiğini vurgular. Fahreddin Râzî, bu ayetteki 'çok zikretmek' ifadesinin, müminlerin her hallerinde, sevinçte ve kederde, darlıkta ve bollukta Allah'ı unutmamaları anlamına geldiğini belirtir.
- "Dikkat edin! Kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur." (Ra'd 13:28) İmam Kurtubî, bu ayetin kalplerin manevi tatminini ve sükûnetini Allah'ı anmakta bulduğunu, dünyevi meşguliyetlerin ve heveslerin kalbe gerçek huzuru getiremeyeceğini açıklar. Kalbin manevi açlığı ancak zikirle doyurulabilir.
- "Allah'ı ayakta, oturarak ve yanlarınız üzere zikredin." (Nisa 4:103) Bu ayet, özellikle savaş gibi zorlu durumlarda dahi namazın ve zikrin terk edilmemesi gerektiğini vurgular. Zikir, her halde ve her durumda mümine güç veren, onu Rabbiyle bağlayan bir köprüdür.
- "Ey iman edenler! Mallarınız ve çocuklarınız sizi Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Kim bunu yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır." (Münâfikûn 63:9) Bu ayet, dünya malına ve evlat sevgisine aşırı düşkünlüğün, insanı asıl gayesinden, yani Allah'ı anmaktan uzaklaştırabileceği konusunda bir uyarıdır. Zikir, dünya meşgaleleri arasında dahi önceliğini korumalıdır.
Zikrin Çeşitleri ve Kapsamı
Kardeşlerim, zikir sadece dil ile yapılan bir eylem değildir; kalbî, lisanî ve amelî olmak üzere üç temel çeşidi vardır. Lisanî zikir, dilimizle Allah'ın güzel isimlerini, O'nu tesbih, tahmid ve tekbir etmemizdir. Kalbî zikir ise, Allah'ı daima kalbimizde hissetmek, O'nun varlığını, birliğini ve kudretini tefekkür etmektir. Bu, dil zikrine anlam ve derinlik katan en mühim boyuttur. Amelî zikir ise, Allah'ın emirlerini yerine getirerek, yasaklarından kaçınarak, O'nun rızasına uygun bir hayat sürerek O'nu anmaktır. Namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek, iyiliği emredip kötülükten sakındırmak da birer amelî zikirdir. Zikir, bu üç boyutun birleşimiyle kamil bir ibadet halini alır. Kâmil manada zikreden bir mümin, hayatının her anında, her işinde Allah'ı hatırlar ve O'nun rızasını gözetir.
Mezheplerin Zikre Yaklaşımı
İslam fıkıh mezhepleri olan Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri, zikrin fazileti ve gerekliliği konusunda ittifak halindedir. Hepsi, Kur'an ve Sünnet'te yer alan zikir emirlerini ve tavsiyelerini kabul ederler. Zikrin farz, vacip, sünnet veya müstehap oluşu, yapıldığı bağlama göre değişir. Örneğin, namazda okunan Fatiha ve sureler, tekbirler, tesbihler farz veya vacip hükmündedir. Namaz sonrası yapılan tesbihatlar ise sünnet-i müekkededir ve mezhepler bu uygulamayı kuvvetle teşvik ederler. İmam-ı Azam Ebû Hanîfe hazretleri, zikrin kalbî boyutuna büyük önem vermiş, dil ile yapılan zikrin kalple tasdik edilmesi gerektiğini vurgulamıştır. İmam Şâfiî, zikrin cemaatle yapılmasının caiz olduğunu ancak huşunun esas olduğunu belirtmiştir. İmam Mâlik ve İmam Ahmed bin Hanbel de zikrin her türlüsünü teşvik etmiş, özellikle Kur'an okumanın ve dua etmenin en faziletli zikirlerden olduğunu vurgulamışlardır. Mezhepler arasında zikrin yüksek sesle (cehrî) mi, yoksa sessizce (hafî) mi yapılmasının daha faziletli olduğuna dair farklı görüşler bulunsa da, her iki şeklin de caiz olduğu ve niyetin esas olduğu genel kabul görmüştür. Önemli olan, zikrin ihlasla, huşu ile ve anlamını düşünerek yapılmasıdır.
1. Sübhanallah (سبحان الله)
Anlamı
"Allah her türlü eksiklikten, noksanlıktan ve yaratılmışlara benzemekten uzaktır." Bu zikir, Allah'ın tenzih edilmesini, yani O'nun hiçbir kusur ve noksanlığı olmadığını, O'nun yarattığı hiçbir şeye benzemediğini, mutlak kemal sahibi olduğunu ifade eder. 'Sübhanallah' demek, Allah'ın şanına yakışmayan her türlü vasıftan münezzeh olduğunu ilan etmektir. Bu, aynı zamanda O'nun mutlak üstünlüğünü ve yüceliğini kabul etmektir, kardeşlerim.
Fazileti
- Her söylenişinde cennette bir ağaç dikilir. Tirmizî, Deavât 60.
- Tesbih (Sübhanallah) ile sadaka arasında bir bağ kurulmuştur: "Her tesbih bir sadakadır." Müslim, Zekât 53. Bu hadis, zikrin maddi sadaka kadar sevap kazandırdığını gösterir.
- Mizanda (ahiret terazisinde) ağır gelecek zikirlerdendir. Bu, onun ahiretteki karşılığının ne kadar büyük olduğunu anlatır.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sabah ve akşam namazlarından sonra 33 defa 'Sübhanallah' demeyi tavsiye etmiştir.
2. Elhamdülillah (الحمد لله)
Anlamı
"Hamd, yalnızca Allah'a mahsustur. Tüm övgüler O'na aittir." Bu zikir, Allah'a şükretmeyi ve O'nun sayısız nimetlerini, lütuflarını takdir etmeyi ifade eder. 'Elhamdülillah' demek, Allah'ın sadece görünen değil, görünmeyen tüm nimetleri için O'na teşekkür etmek, O'nun her türlü övgüye layık olduğunu ilan etmektir. Bu, kulun acziyetini ve nimetlerin yalnızca Allah'tan geldiğini idrak etmesidir.
Fazileti
- "Elhamdülillah mizanı (ahiret terazisini) doldurur." Müslim, Tahâret 1. Bu, ahiretteki sevabının ne kadar engin olduğunu gösterir.
- Her nimet karşısında Elhamdülillah demek, şükrün en güzel ifadesidir. Bu, nimetin devamına ve artmasına vesile olur.
- Hastanın şifa bulmasına, sıkıntıdaki kişinin rahatlamasına vesile olur. Çünkü şükür, bereketi celbeder.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadisinde şöyle buyurmuştur: "Yemek yiyip şükreden, sabredip oruç tutan gibidir." Tirmizî, Kıyâmet 42.
3. Allahu Ekber (الله أكبر)
Anlamı
"Allah en büyüktür." Bu zikir, Allah'ın her şeyden, her varlıktan, her güçten büyük ve yüce olduğunu ifade eder. Hiçbir şey O'nun büyüklüğüyle kıyaslanamaz, hiçbir güç O'nun gücüne erişemez. Bu, kulun mutlak güç sahibi olan Allah karşısındaki acizliğini ve O'na olan teslimiyetini ilan etmesidir. Namazda tekbir getirirken bu anlamları düşünmek, namazın huşusunu artırır.
Fazileti
- Namazın her rekâtında tekrarlanan bu zikir, kulun Allah karşısındaki acizliğini ve O'nun yüceliğini hatırlatır.
- "Sübhanallah ve Allahu Ekber demek, gökler ve yer arasını doldurur." Müslim, Tahâret 1. Bu hadis, bu zikrin sevabının ne kadar geniş olduğunu anlatır.
- Ezanda tekrarlanan bu lafız, İslam'ın en temel sembollerinden biridir ve müminleri Allah'ın büyüklüğünü idrak etmeye davet eder.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sabah ve akşam namazlarından sonra 33 defa 'Allahu Ekber' demeyi tavsiye etmiştir.
4. Lâ İlâhe İllallah (لا إله إلا الله)
Anlamı
"Allah'tan başka ilah yoktur." Tevhidin, yani Allah'ın birliğinin en özlü ifadesidir. İslam'ın temel şartı olan kelime-i tevhidin ilk yarısıdır. Bu zikir, sadece dilde söylenen bir söz değil, aynı zamanda kalpteki tüm sahte ilahları reddetme, tüm güçleri ve kudretleri yalnızca Allah'a atfetme eylemidir. Bu, kulun tüm varlığıyla Allah'a yönelmesi, O'ndan başka hiçbir şeye kulluk etmemesi demektir.
Fazileti
- "Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe illallah'tır." Tirmizî, Deavât 9. Bu hadis, bu zikrin tüm zikirler arasındaki üstünlüğünü açıkça belirtir ve tevhidin önemini vurgular.
- "Kim son sözü Lâ ilâhe illallah olarak ölürse cennete girer." Ebû Dâvûd, Cenâiz 16. Bu, tevhidi bir hayat sürmenin ve iman üzere ölmenin müjdesidir.
- Bu zikri günde 100 kere söyleyen kişiye 10 köle azat etmiş gibi sevap yazılır, 100 hasene verilir ve 100 günahı silinir. Buhârî, Deavât 64; Müslim, Zikir 28. Bu hadis, bu zikrin ne kadar büyük bir mükafatı olduğunu gösterir.
- Hz. Musa (a.s.)'ın Allah'tan kendisine özel bir zikir öğretmesini istediğinde, Allah'ın 'Lâ ilâhe illallah' zikrini tavsiye ettiği rivayet edilir.
5. Lâ Havle ve Lâ Kuvvete İllâ Billah (لا حول ولا قوة إلا بالله)
Anlamı
"Güç ve kuvvet ancak Allah'tandır." Bu zikir, insanın acizliğini ve tüm gücün, tüm kudretin, tüm tasarrufun yalnızca Allah'a ait olduğunu itiraf etmektir. Havkale olarak da bilinir. Bu ifade, kulun hiçbir şeyi kendi gücüyle başaramayacağını, her işte Allah'ın yardımına muhtaç olduğunu idrak etmesidir. Bu, aynı zamanda Allah'a tam bir tevekkül ve teslimiyetin ilanıdır.
Fazileti
- "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah, cennet hazinelerinden bir hazinedir." Buhârî, Deavât 50; Müslim, Zikir 44. Bu, ahiretteki kıymetini gösterir.
- Sıkıntı, dert ve üzüntü anlarında okunması tavsiye edilmiştir. Zira bu zikir, kulun tüm yükünü Allah'a havale etmesini sağlar.
- Şeytanın vesveselerinden korunmaya vesile olur. Çünkü kul, tüm gücün Allah'tan geldiğini idrak ettiğinde, şeytanın gücünün bir hiç olduğunu anlar.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu zikri, karşılaşılan her türlü musibet ve zorluk karşısında bir sığınak olarak öğretmiştir.
6. Sübhanallahi ve Bihamdihi, Sübhanallahil Azîm (سبحان الله وبحمده سبحان الله العظيم)
Anlamı
"Allah'ı hamd ile tesbih ederim. Yüce Allah'ı her türlü noksanlıktan tenzih ederim." Bu zikir, hem Allah'ın noksan sıfatlardan uzak olduğunu ilan etmeyi (tesbih), hem de O'na sonsuz hamd ve şükürler sunmayı (tahmid) bir arada ifade eder. Aynı zamanda 'el-Azîm' ifadesiyle Allah'ın yüceliği ve azameti de vurgulanır. Bu, Allah'ın hem kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu hem de celal sıfatlarıyla münezzeh olduğunu ikrar etmektir.
Fazileti
Bu zikir hakkında Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Dile hafif, mizana ağır gelen iki kelime vardır: Sübhanallahi ve bihamdihi, Sübhanallahil azîm." Buhârî, Deavât 65; Müslim, Zikir 31. Bu hadis, bu zikrin söylenmesinin kolay olmasına rağmen sevabının çok büyük olduğunu, ahiretteki karşılığının da ne kadar değerli olduğunu gösterir. Bu zikir, cennet bahçelerinden bir bahçe olarak da nitelendirilmiştir.
7. Salavat-ı Şerife (اللهم صل على محمد)
Anlamı
"Allahümme salli alâ Muhammed" - "Allah'ım, Muhammed'e salat et (rahmet ve bereket ihsan et)." Peygamber Efendimize salavat getirmek de en faziletli zikirlerdendir. Salavat, Allah'ın Resulüne olan sevgimizi, saygımızı ve bağlılığımızı ifade etmektir. Aynı zamanda O'nun şefaatine nail olmak için bir vesiledir.
Fazileti
- "Kim bana bir salavat getirirse, Allah ona on rahmet eder." Müslim, Salât 70. Bu, salavatın ne kadar büyük bir karşılığı olduğunu gösterir.
- Cuma günü çokça salavat getirmek özellikle tavsiye edilmiştir. Ebû Dâvûd, Salât 201.
- Duadan önce ve sonra salavat getirmek, duanın kabul olmasına vesiledir. Çünkü salavat, duayı Allah'a yükselten bir anahtardır.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurmuştur ki: "Kıyamet gününde bana insanların en yakını, bana en çok salavat getirenidir." Tirmizî, Vitr 21.
8. İstiğfar: Estağfirullah (أستغفر الله)
Anlamı
"Allah'tan bağışlanma dilerim." Günahlardan tövbe etmenin ve Allah'ın affını istemenin en kısa ve en içten yoludur. İstiğfar, sadece dil ile değil, kalple de pişmanlık duyarak ve bir daha o günaha dönmemeye niyet ederek yapılmalıdır. Bu, kulun Allah'a olan acziyetini, günahkarlığını itiraf etmesi ve O'nun rahmetine sığınmasıdır.
Fazileti
- "Kim istiğfarı dilinden düşürmezse, Allah ona her darlıktan bir çıkış, her sıkıntıdan bir kurtuluş yolu gösterir ve onu ummadığı yerden rızıklandırır." Ebû Dâvûd, Vitr 26. Bu hadis, istiğfarın dünyevi sıkıntılardan kurtulmaya ve rızkın artmasına vesile olduğunu gösterir.
- Peygamber Efendimiz (s.a.v.) günde 70'ten fazla istiğfar ederdi. Buhârî, Deavât 5. O (s.a.v.) masum olmasına rağmen bu kadar istiğfar etmesi, biz günahkar ümmetine büyük bir ders ve teşviktir.
- İstiğfar, kalbin pasını siler, günahların affına vesile olur ve kul ile Rabbi arasındaki perdeleri kaldırır.
Zikirleri Günlük Hayata Entegre Etmek: Pratik Uygulamalar
Kardeşlerim, bu faziletli zikirleri günlük hayatımıza entegre etmek, sadece dil alışkanlığı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi haline getirmek demektir. Bunun için bilinçli adımlar atmalıyız:
- Namazlardan sonra: Her namazdan sonra 33x Sübhanallah, 33x Elhamdülillah, 33x Allahu Ekber tesbihatını ihmal etmeyin. Bu, sünnet-i müekkededir ve namazın manevi lezzetini artırır. Ayrıca Ayetel Kürsi ve diğer duaları okumayı da unutmayın.
- Sabah-akşam ezkârı: Sabah namazından sonra ve akşam güneş battıktan sonra (akşam namazı civarı) düzenli olarak 'Hasbunallahu ve ni'mel vekîl', 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah', 'Lâ ilâhe illallah vahdehu lâ şerike leh, lehu'l-mülkü ve lehu'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' gibi zikirleri okuyun. Bu, sizi gün boyu ve gece boyunca manevi olarak koruyacaktır.
- Yolculukta ve Boş Vakitlerde: Araba sürerken, yürürken, toplu taşımada beklerken veya ev işi yaparken dilinizi zikirden mahrum etmeyin. Bu, zamanınızı bereketlendirir ve boş konuşmalardan sizi uzak tutar. Bir akıllı telefon uygulaması veya tesbih kullanarak sayınızı takip edebilir, kendinize hedefler belirleyebilirsiniz.
- Uyumadan önce: Yatmadan önce Ayetel Kürsi, 3 İhlas, Felak ve Nas surelerini okuyun. Ayrıca 33x Sübhanallah, 33x Elhamdülillah, 34x Allahu Ekber çekmek de sünnettir. Bu, sizi şeytanın vesveselerinden korur ve huzurlu bir uyku çekmenize yardımcı olur.
- Sıkıntı ve Sevinç Anlarında: Bir musibetle karşılaştığınızda 'İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn' (Bakara 2:156) deyin. Bir nimete nail olduğunuzda 'Elhamdülillah' deyin. Bu, hayatın akışında zikri daima canlı tutmaktır.
- Namaz vakitlerini takip ederek: Namaz vakitlerini takip ederek namazlarla birlikte zikir programı oluşturmak, disiplinli bir zikir hayatının anahtarıdır. Her namaz öncesi ve sonrası yapılan zikirler, kalbinizi namaza hazırlar ve namazın ruhaniyetini pekiştirir.
Zikir Adabı ve Manevi Derinliği
Kardeşlerim, zikir sadece kelimeleri tekrarlamak değildir; o, kalbin dil ile birleştiği, ruhun yükseldiği bir ibadettir. Zikir yaparken şu adaplara dikkat etmek, zikrin manevi değerini kat kat artırır:
- Abdestli olmak: Şart olmamakla birlikte, abdestli olmak zikrin feyiz ve bereketini artırır. Temizlik, kalbin de temizliğine bir işarettir.
- Kıbleye yönelmek: Mümkünse kıbleye yönelmek, zikre daha fazla huşu katacaktır. Bu, bedenen ve ruhen Allah'a yönelişin bir sembolüdür.
- Huşu içinde, anlamını düşünerek zikretmek: Zikrin en önemli adabıdır. Söylediğiniz her kelimenin anlamını kalbinizde hissetmek, Allah'ın o kelimelerle ifade edilen sıfatlarını tefekkür etmek, zikrinizi kuru bir tekrardan çıkarıp derin bir ibadete dönüştürür. 'Sübhanallah' derken Allah'ın noksansızlığını, 'Elhamdülillah' derken nimetlerine şükrünü, 'Allahu Ekber' derken O'nun azametini düşünün.
- Sesini ne çok yükseltmek ne de tamamen kısmak: Orta bir ses tonu tercih edilmelidir. Allah Teâlâ, "Rabbinize yalvararak ve gizlice dua edin. Çünkü O, haddi aşanları sevmez." (A'râf 7:55) buyurmuştur. Ancak cemaatle yapılan zikirlerde veya nefsini uyandırmak için hafifçe sesli zikir de caizdir.
- İhlas ve Samimiyet: Zikri sadece Allah rızası için yapmak, gösterişten uzak durmak esastır. Kalbinizdeki samimiyet, zikrinizin Allah katındaki değerini belirler.
- Daimî zikir hali: Zikri sadece belirli vakitlere hapsetmeyip, hayatın her anına yaymaya çalışmak, daima Allah'ı hatırlama bilincinde olmak en güzel adaplardandır. Yemek yerken, su içerken, bir işe başlarken besmele çekmek, iş bitince hamd etmek de birer zikirdir.
Editörden Not (Hocaefendi'den Öğütler)
Aziz kardeşlerim, yıllardır bu kürsülerde, ilim meclislerinde görüştüğümüz gibi, hayatın çalkantıları içinde kalbimizin sükûnete ermesi, ruhumuzun dinginleşmesi için zikrin ne kadar elzem olduğunu defalarca vurguladım. Zikir, sadece bir tesbih tanesi çevirmek ya da dudakların belirli kelimeleri fısıldaması değildir. Zikir, her şeyden evvel bir kalp amelidir. Kalbin Allah'ı hatırlaması, O'nunla hemhal olmasıdır. Düşünün ki, bir çocuk annesini ne kadar çok anar, ne kadar çok ihtiyaç duyar. Biz de Rabbimize öylece muhtacız. O'nun zikriyle ancak kalplerimiz gerçek huzuru bulabilir, dünya meşgalelerinin, endişelerinin, korkularının karanlığından sıyrılabiliriz. Genç kardeşlerim, teknolojiyle iç içe yaşadığınız bu çağda, zikrinizi dijital tesbihlerle takip etmeniz de güzel bir başlangıç olabilir. Ancak unutmayın ki, asıl olan parmaklarınızla saydığınız değil, kalbinizle hissettiğinizdir. Her 'Sübhanallah' dediğinizde, kâinatın kusursuz düzenini; her 'Elhamdülillah' dediğinizde, sayısız nimetleri; her 'Allahu Ekber' dediğinizde, O'nun mutlak azametini düşünün. İşte o zaman zikir, kuru bir tekrardan çıkar, ruhunuzu besleyen bir pınara dönüşür. Bu pınardan kana kana içenler, ne dünyada yalnız kalır ne de ahirette pişman olurlar. Zikri hayatınıza katın, göreceksiniz ki hayatınız baştan sona değişecek, bereketlenecek ve nurlanacaktır. Rabbim hepimizi zikredenlerden eylesin, zikirle diriltsin, zikirle huzuruna çıkarsın.
Sonuç
En faziletli zikirler, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) bizzat tavsiye ettiği ve düzenli olarak okuduğu zikirlerdir. Sübhanallah, Elhamdülillah, Allahu Ekber, Lâ ilâhe illallah, salavat ve istiğfar gibi zikirleri günlük hayatımıza yerleştirmek, hem dünya hem ahiret saadetimiz için büyük önem taşır. Her Müslüman, bu zikirleri anlayarak ve hissederek çekmeli, kalbi ile dilini birleştirmelidir. Unutmayın, "Kalpler ancak Allah'ın zikriyle huzur bulur." (Ra'd 13:28). Bu ayet, zikrin manevi bir ihtiyaç ve kalpler için bir şifa olduğunu bizlere apaçık bildirmektedir. Zikrinizi daimi kılın, Rabbimizle bağınızı güçlendirin ve O'nun sonsuz rahmetine nail olun.
Kaynaklar
1. Kur'an-ı Kerim ve Mealleri 2. Sahih-i Buhârî 3. Sahih-i Müslim 4. Sünen-i Tirmizî 5. Sünen-i Ebû Dâvûd 6. İbn Kesîr Tefsiri 7. Taberî Tefsiri 8. Kurtubî Tefsiri 9. Fahreddin Râzî Tefsiri (Mefâtihu'l-Gayb)



