Aziz kardeşlerim, Cuma günü, Rabbimizin biz müminlere bahşettiği müstesna bir hediye, bir arınma ve bir bayramdır. Sadece bir tatil günü değil, haftanın manevi zirvesi, kalplerin Allah'a yöneldiği, duaların semaya yükseldiği bir rahmet mevsimidir. Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (S.A.V.) Cuma'nın önemini hadis-i şeriflerinde defaatle belirtmiştir. Bu mübarek günde yapılan ibadetler, dualar ve zikirler diğer günlere göre kat kat daha kıymetlidir. Cuma gününün manevi atmosferinden en iyi şekilde yararlanmak için okunacak duaları, bu duaların anlamlarını, faziletlerini ve ardındaki hikmetleri bilmek, şuurumuzu artıracaktır. Gelin, bu mübarek günün derinliklerine birlikte inelim.
Cuma Gününün Tarihsel ve Kur'anî Temelleri
Cuma gününün kudsiyeti, İslam ile başlamış değildir. Cahiliye döneminde Araplar bu güne “Yevmü’l-Arûbe” (rahmet veya toplanma günü) derlerdi. İslam, bu güne zaten var olan hürmeti alıp, onu tevhid inancının merkezine yerleştirerek taçlandırmıştır. Rivayetlere göre, bu güne “Cuma” adını veren, Peygamber Efendimiz'in (S.A.V.) dedelerinden Kâ’b b. Lüeyy olmuştur, çünkü insanlar o gün toplanırlardı. İslam geldikten sonra ise bu toplanma, sıradan bir içtima olmaktan çıkıp, Allah'ı anmak ve O'nun ayetlerini dinlemek için yapılan ulvi bir ibadete, Cuma namazına dönüşmüştür.
Rabbimiz, bu günün ehemmiyetini kendi kelamıyla bizlere bildirmiştir. Medine döneminde nazil olan ve adını bu mübarek günden alan Cuma Suresi, bu konudaki en temel kaynağımızdır. Surenin nüzul sebebi olarak zikredilen hadise oldukça manidardır: Peygamber Efendimiz (S.A.V.) Medine'de Cuma hutbesi irad ederken, Şam'dan bir ticaret kervanının geldiği haberi yayılır. Cemaatten bazıları, hutbeyi terk ederek kervana doğru koşarlar. İşte bu hadise üzerine şu ayetler nazil olmuştur:
“Ey iman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman, hemen Allah'ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.” (Cuma 62:9-10)
Büyük müfessir Taberî, bu ayetlerin tefsirinde, “Allah'ı anmaya koşun” emrinin, dünya meşgalelerini bir kenara bırakıp, bütün kalp ve bedenle Cuma namazına yönelmenin vacip olduğuna işaret ettiğini belirtir. Alışverişin yasaklanması, o vaktin tamamen Allah'a tahsis edilmesi gerektiğini gösterir. İbn Kesîr ise, ayetin devamındaki “yeryüzüne dağılın” emrinin, İslam'ın hem dünya hem de ahiret dengesini nasıl kurduğunu gösterdiğini vurgular. İbadet bittikten sonra rızık peşinde koşmak da bir nevi ibadettir. Demek ki Cuma, bizi hayattan koparan bir ruhbanlık günü değil, bilakis manevi enerjiyle dolup tekrar hayata daha güçlü bir şekilde dönmemizi sağlayan bir istasyondur.
Peygamber Efendimiz'in Dilinden Cuma'nın Faziletleri
Sevgili Peygamberimiz (S.A.V.), Cuma gününün değerini bizlere en güzel şekilde anlatmıştır. Onun mübarek sözleri, bu güne olan bakış açımızı şekillendirmelidir:
- Günlerin En Hayırlısı: Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Üzerine güneşin doğduğu en hayırlı gün Cuma günüdür. Âdem o gün yaratıldı, o gün cennete konuldu ve o gün cennetten çıkarıldı. Kıyamet de ancak Cuma günü kopacaktır.” (Müslim, Cum'a, 18) Bu hadis-i şerif, insanlık tarihinin en önemli hadiselerinin bu günde gerçekleştiğini belirterek, Cuma'nın kozmik önemine dikkat çeker.
- Duaların Kabul Olduğu Saat: Yine Ebû Hüreyre'den (r.a.) rivayetle, Peygamberimiz (S.A.V.) Cuma gününden bahsederken şöyle buyurmuştur: “Onda öyle bir saat vardır ki, bir Müslüman kul o saate denk getirerek namaz kılıp Allah’tan bir hayır isterse, Allah ona dilediğini mutlaka verir.” (Buhârî, Cum'a, 37; Müslim, Cum'a, 13). Alimler bu saatin tam olarak ne zaman olduğu konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Güçlü rivayetlerden biri, imamın minbere oturuşundan namazın bitimine kadar olan vakit; bir diğeri ise ikindi namazından sonra güneş batıncaya kadar olan vakittir. Mühim olan, bu anı yakalama umuduyla bütün günü ibadet ve dua şuuruyla geçirmektir.
- Günahlara Kefaret: Selmân-ı Fârisî'den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: “Bir kimse Cuma günü gusleder, elinden geldiğince temizlenir, kendi kokusundan veya evindeki kokudan sürünür, sonra evinden çıkıp (camide) iki kişinin arasına girmeden oturur, sonra üzerine farz olan namazı kılar ve imam konuşmaya başlayınca susup onu dinlerse, o Cuma ile sonraki Cuma arasındaki günahları bağışlanır.” (Buhârî, Cum'a, 6). Bu hadis, Cuma'nın sadece bir namazdan ibaret olmadığını, bir hazırlık, bir adap ve bir arınma süreci olduğunu gösterir.
Cuma Günü Okunacak En Güzel Dualar ve Sureler
Cuma günü okunması tavsiye edilen birçok dua ve sure bulunmaktadır. Bu duaların her biri, farklı niyetlerle ve farklı anlamlar taşıyarak manevi dünyamıza katkı sağlar. İşte Cuma gününe özel bazı ameller:
Salavat-ı Şerife Getirmek
Peygamber Efendimize (S.A.V.) salavat getirmek, her zaman kıymetli bir ibadettir. Ancak Cuma günü salavat getirmenin fazileti daha büyüktür. Zira Efendimiz (S.A.V.) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur: “Günlerinizin en faziletlisi Cuma günüdür. Bu sebeple o gün bana çokça salâtü selâm getiriniz; zira sizin salâtü selâmlarınız bana arz edilir.” (Ebû Dâvûd, Salât, 201). Salavatlar, Peygamber Efendimizle (S.A.V.) olan bağımızı güçlendirir, dualarımızın kabulüne vesile olur ve kalbimize huzur verir. Salavat-ı Şerife'nin birçok çeşidi bulunmaktadır ve her biri ayrı güzellikler taşır.
Örnek Salavat: "Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala ali seyyidina Muhammed" (Allah'ım, efendimiz Muhammed'e ve onun ailesine salât ve selam eyle).
Kehf Suresi Okumak
Kehf Suresi, Cuma günü okunması Peygamberimiz tarafından ısrarla tavsiye edilen önemli surelerden biridir. Mekke'de nazil olan bu sure, Ashab-ı Kehf, bahçe sahipleri, Hz. Musa ile Hızır (a.s.) ve Zülkarneyn kıssalarıyla bizlere iman, materyalizm, ilim ve güç konularında derin mesajlar verir. Bu sureyi okumak, kişiyi gelecek Cuma'ya kadar gelecek fitnelerden, özellikle de Deccal fitnesinden korur, manevi bir zırh oluşturur ve kalbe huzur verir. Kehf Suresi'nin anlamını tefekkür ederek okumak, suredeki kıssalardan ders çıkarmamızı sağlar.
Peygamber Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: "Kim Kehf Suresi'ni Cuma günü okursa, iki Cuma arasını aydınlatan bir nur kendisine verilir.” (Hâkim, el-Müstedrek, 2/368; Beyhakî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 3/249). Bu nur, sadece manevi bir aydınlık değil, aynı zamanda kişinin yolunu aydınlatan bir basiret, bir anlayış kabiliyetidir.
Yasin Suresi Okumak
Yasin Suresi, Kur'an-ı Kerim'in kalbi olarak kabul edilir. Her ne kadar özellikle Cuma gününe tahsis eden hadislerin sıhhati konusunda alimler arasında farklı görüşler olsa da, Yasin Suresi'ni okumanın genel fazileti tartışmasızdır. Rivayetlerde, bu sureyi okumanın kişinin günahlarının affına vesile olacağı, dileklerinin kabulüne yardımcı olacağı ve ahiretteki derecesini yükselteceği belirtilmektedir. Yasin Suresi'nin anlamını bilerek ve hissederek okumak, özellikle ölüm, diriliş ve Allah'ın kudreti gibi temel inanç esaslarını hatırlatır, kalbimizi yumuşatır ve Rabbimize olan sevgimizi artırır.
Tövbe ve İstiğfar Etmek
Cuma günü, günahlarımızdan tövbe etmek ve Allah'tan af dilemek için en uygun zamanlardan biridir. Tövbe etmek, geçmişteki hatalarımızdan pişmanlık duymak (nedamet), o günahtan derhal vazgeçmek ve gelecekte bir daha yapmamaya azmetmektir. İstiğfar ise, dil ile Allah'tan bağışlanma dilemektir. Cuma'nın o bereketli saatlerinde, özellikle de duaların kabul olduğu anı yakalama umuduyla bol bol istiğfar etmek, günahlarımızın affına vesile olur ve paslanmış kalplerimizi temizler.
Örnek İstiğfar Duası (Seyyidü'l-İstiğfar): "Allahümme ente Rabbî, lâ ilâhe illâ ente, halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va’dike mesteta’tü. Ebûü leke bi-ni’metike aleyye ve ebûü bi-zenbî, fağfirlî zünûbî fe-innehû lâ yağfiru’z-zünûbe illâ ente." (Buhârî, Deavât, 2)
Cuma Namazının Önemi ve Fıkhî İncelikleri
Cuma namazı, Müslümanlar için farz-ı ayn olan bir ibadettir. Cuma namazı, diğer vakit namazlarından farklı olarak cemaatle kılınır ve hutbe okunur. Cuma namazına gitmek, Müslümanların birlik ve beraberliğini pekiştirir, kardeşlik bağlarını güçlendirir ve toplumsal dayanışmayı artırır. Cuma namazı, günahların affına vesile olur ve kişiyi cehennem azabından korur.
Cuma Namazının Şartları ve Mezheplerin Görüşleri
Kardeşlerim, ibadetlerimizi doğru bir şekilde yapabilmek için fıkhî boyutunu da bilmemiz gerekir. Cuma namazının farz olması için bazı şartlar vardır ve bu şartlarda mezhepler arasında küçük farklılıklar görülebilir:
- Kime Farzdır?: Cuma namazı; ergenlik çağına ulaşmış, akıl sağlığı yerinde, hür, erkek, mukîm (yolcu olmayan) ve Cuma namazına gitmeye engel bir mazereti olmayan her Müslümana farzdır. Kadınlar, hastalar, yolcular ve köleler için Cuma namazı farz değildir, ancak kılarlarsa öğle namazı yerine geçer ve sevabını alırlar.
- Cemaat Sayısı: Cuma namazının sahih olması için gerekli en az cemaat sayısı konusunda mezhepler farklı görüşler belirtmiştir.
- Hanefî Mezhebi'ne göre: İmam dışında en az 3 erkeğin bulunması gerekir.
- Şâfiî ve Hanbelî Mezhepleri'ne göre: Cuma namazının farz olduğu, ergen, akıllı, hür, erkek ve yerli (mukim) 40 kişinin bulunması şarttır.
- Mâlikî Mezhebi'ne göre: İmamla birlikte en az 12 kişinin bulunması gerekir.
- Hutbenin Önemi: Hutbe, Cuma namazının sıhhat şartlarındandır. Yani hutbe okunmadan kılınan bir Cuma namazı geçerli olmaz. Hutbeyi dinlemek ise vaciptir. Hanefî mezhebine göre hutbe esnasında konuşmak, hatta nafile namaz kılmak tahrimen mekruhtur. Peygamber Efendimiz (S.A.V.), “Cuma günü imam hutbe okurken (yanındaki arkadaşına) ‘sus’ desen bile lağv etmiş (boş konuşmuş) olursun” (Buhârî, Cum'a, 36) buyurarak hutbenin sükûnetle dinlenmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Cuma Namazına Hazırlık
Cuma namazına gitmeden önce gusül abdesti almak kuvvetli bir sünnettir, hatta bazı alimlere göre vacip derecesindedir. Güzel elbiseler giymek, misvak kullanarak ağız temizliği yapmak ve güzel koku sürünmek de Peygamberimizin (S.A.V.) uygulamalarındandır. Cuma namazına erken gitmek, camide ön saflarda yer almak ve hutbeyi dikkatle dinlemek de büyük sevaplardandır.
Cuma Günü Yapılması Tavsiye Edilen Diğer İbadetler
Cuma günü sadece dua etmekle kalmayıp, diğer ibadetlerle de bu mübarek günü değerlendirebiliriz. İşte Cuma günü yapılması tavsiye edilen diğer ibadetler:
- Sadaka Vermek: Cuma günü verilen sadakanın diğer günlere göre daha faziletli olduğu rivayet edilmektedir. Az da olsa bir miktar sadaka ile bu günü taçlandırmak çok güzel bir davranıştır.
- Sıla-i Rahim: Akraba ve komşuları ziyaret etmek, onların halini hatırını sormak. Bu, İslam'ın en çok önem verdiği toplumsal görevlerdendir.
- Hasta Ziyareti: Bir Müslüman kardeşimizin hastalığında ona moral vermek, duasını almak.
- Kur'an-ı Kerim Okumak: Özellikle Kehf Suresi'nin yanı sıra, imkan nispetinde Kur'an'dan başka bölümler okumak ve tefekkür etmek.
- Zikir Çekmek: "Sübhanallahi ve'l-hamdülillahi ve la ilahe illallahü vallahü ekber" gibi zikirlerle dilimizi ve kalbimizi meşgul etmek. Allah'ı çokça anmak, Cuma Suresi'nin de bir emridir.
Pratik Uygulama: Cuma'nın Bereketini Haftanın Tamamına Nasıl Yayabiliriz?
Kardeşlerim, Cuma'yı sadece birkaç saatlik bir ibadet olarak görmeyelim. O, bütün haftamızı etkileyecek bir manevi enerji kaynağıdır. Gelin, Cuma'yı bir yaşam biçimine dönüştürelim. İşte size adım adım bir Cuma günü manevi yol haritası:
Perşembe Gecesi: Hazırlık başlar. Tıpkı bayrama hazırlanır gibi, Cuma'ya hazırlanın. O gece Kehf Suresi'ni okumaya başlayabilirsiniz. Tevbe ve istiğfar ile geceyi ihya etmek, Cuma sabahına temiz bir kalple uyanmanızı sağlar. Haftanın muhasebesini yapıp, yeni haftaya dair niyetlerinizi bu geceden belirleyin.
Cuma Sabahı: Güne gusül abdesti ile başlayın. Bu sadece fiziksel bir temizlik değil, aynı zamanda günahlardan arınmaya niyet etmektir. En temiz, en güzel elbiselerinizi giyin. Bu, Allah'ın huzuruna çıkmanın bir adabıdır. Kahvaltıdan sonra, camiye gitmeden evvel bir miktar Kur'an okuyun, bolca salavat getirin.
Camiye Gidiş: Camiye ezandan önce, sükûnet ve vekar içinde yürüyerek gidin. Her adımınızın sevap olduğunu unutmayın. Mümkünse ön saflarda yer bulmaya çalışın. Tahiyyetü'l-mescid namazını kılın ve hutbe başlayana kadar dua, zikir veya Kur'an ile meşgul olun.
Cuma Namazı ve Hutbe: Hutbeyi can kulağıyla dinleyin. O, haftanın manevi dersidir. İmamın anlattıklarından kendinize pay çıkarın. Namazı huşû içinde kılın. Namazdan sonraki tesbihatı ve duayı aceleye getirmeden yapın.
Cuma Sonrası: Namazdan sonra hemen dünyaya dalmayın. Cami çıkışında kardeşlerinizle selamlaşın, müsafaha edin, tebessüm edin. Bu, ümmet olmanın bir gereğidir. Belki bir hasta veya yaşlı akrabanızı ziyaret edebilirsiniz. Öğle yemeğini ailenizle birlikte yiyerek bu günün bir bayram havasında geçmesini sağlayın.
İkindi ve Akşam Arası: İşte o meşhur 'icabet saati' için en kuvvetli vakitlerden biri. Kendinize özel bir köşe bulun. Bütün hafta biriktirdiğiniz dualarınızı, sıkıntılarınızı, şükürlerinizi Rabbimize arz edin. Sadece kendiniz için değil, aileniz, ümmet ve tüm insanlık için dua edin. Güneş batarken istiğfarla günü tamamlayın.
Bu şekilde yaşanmış bir Cuma, sadece o gününüzü değil, takip eden bütün haftanızı aydınlatacak, size güç ve bereket katacaktır.
Hocanızdan Birkaç Samimi Tavsiye (Editörden Not)
Sevgili gençler, değerli kardeşlerim. Bu kadar bilgiden sonra, hocanız olarak size birkaç kelam etmek isterim. Cuma'yı bir ibadetler listesi, bir 'yapılacaklar' çizelgesi gibi görmekten sakının. Evet, gusül almak sünnettir, Kehf okumak faziletlidir, salavat getirmek kıymetlidir. Ama tüm bunların ruhu, özü samimiyettir. Kalbin işin içinde olmadığı bir ibadet, kabuğu var ama içi boş bir meyveye benzer.
Cuma, haftalık bir 'reset' düğmesidir. Tıpkı bilgisayarınız yavaşladığında yeniden başlattığınız gibi, Cuma da hafta boyunca dünya meşgaleleriyle yorulan, günahlarla kirlenen ruhumuzu yeniden başlatma, fabrika ayarlarına, yani fıtratımıza döndürme günüdür. Hutbede duyduğunuz bir ayet, namazda hissettiğiniz bir anlık huşû, ikindiden sonra yaptığınız samimi bir dua, bütün haftanızın gidişatını değiştirebilir. Yeter ki o kapıyı açık tutun, o anı yakalamaya niyetli olun.
Ayrıca Cuma'nın sosyal boyutunu asla ihmal etmeyin. Cuma, 'ben' olmaktan çıkıp 'biz' olduğumuzu hatırlama günüdür. Aynı safta omuz omuza durduğunuz, belki hiç tanımadığınız o insan sizin din kardeşinizdir. Aranızda dargınlık olan bir yakınınız varsa, Cuma'nın hürmetine ilk adımı siz atın. Telefonla arayın, bir mesaj atın. Göreceksiniz, Cuma'nın bereketiyle kalpler yumuşayacaktır. Cuma namazı çıkışında cemaatin yüzüne tebessümle bakın. Bu küçük tebessüm, sadakadır ve kardeşlik bağlarını güçlendiren en etkili ilaçtır. Unutmayın, dinimiz sadece bireysel bir kurtuluş projesi değil, aynı zamanda güzel bir toplum inşa etme sanatıdır. Cuma da bu sanatın en güzel icra edildiği haftalık bir sergidir.
Cuma Günü İle İlgili Yaygın Yanlışlar ve Doğruları
Cuma günü ile ilgili bazı yanlış inanışlar bulunmaktadır. Bu yanlışları düzeltmek ve doğru bilgileri öğrenmek önemlidir:
- Yanlış: Cuma günü iş yapmak uğursuzdur veya haramdır.
Doğru: Cuma Suresi 10. ayette açıkça “Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın” buyrulmaktadır. Sadece Cuma namazı vaktinde (ezan okunduktan namaz bitene kadar) alışveriş ve benzeri işleri bırakmak farzdır. Bunun dışında çalışmakta hiçbir sakınca yoktur. - Yanlış: Cuma günü sadece dua edilir, başka ibadet yapılmaz.
Doğru: Cuma günü dua etmenin yanı sıra, Kur'an okumak, zikir, tefekkür, sadaka vermek gibi diğer ibadetlerle de meşgul olmak müstehaptır ve sevabı çoktur. - Yanlış: Cuma günü günah işlemek diğer günlerden daha kötüdür.
Doğru: Günah işlemek her zaman ve her yerde kötüdür ve haramdır. Ancak mübarek gün ve gecelerin hürmetine günahlardan daha çok kaçınmak, takvanın bir gereğidir. Bu günlerde işlenen günahın manevi sorumluluğu daha ağır olabilir. - Yanlış: Cuma namazını üç kez mazeretsiz terk edenin kalbi mühürlenir ve dinden çıkar.
Doğru: Hadis-i şerifte “Kim önemsemediği için üç Cumayı terk ederse, Allah onun kalbini mühürler.” (Tirmizî, Cum'a, 7) buyrulmuştur. Bu, kişinin imandan çıktığı anlamına gelmez. Kalbin mühürlenmesi, kişinin iyiyi ve doğruyu anlama kabiliyetinin zayıflaması, kalbinin katılaşması demektir. Bu çok ciddi bir uyarıdır ama tekfir (dinden çıkmakla itham etme) sebebi değildir. Kişi hemen tövbe edip Cuma namazlarına devam etmelidir.
Cuma Günü Okunacak Duaların Hayatımıza Etkisi
Cuma günü okunacak dualar ve yapılacak ibadetler, hayatımıza birçok olumlu etki sağlar:
- Manevi Huzur: Haftanın stres ve yorgunluğunu atarak ruhsal bir dinginlik sağlar.
- Günahlardan Arınma: Samimi bir tövbe ve istiğfar ile günahların affına vesile olur.
- Rızık Bereketi: Allah'ın lütfunu arama ve şükretme bilincini artırarak rızkın bereketlenmesine yardımcı olur.
- Toplumsal Birlik: Cuma namazı vesilesiyle Müslümanların bir araya gelmesi kardeşlik bağlarını güçlendirir.
- İlim ve Bilinç: Hutbeler aracılığıyla dini ve güncel konularda bilgilenmeyi ve bilinçlenmeyi sağlar.
- Allah'a Yakınlık: Yoğun bir şekilde yapılan dua, zikir ve ibadetler kulun Rabbiyle olan bağını kuvvetlendirir.
Unutmayalım ki, Cuma günü sadece bir gün değil, Rabbimizin rahmet kapılarını sonuna kadar açtığı bir fırsattır. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek, manevi hayatımızı zenginleştirmek ve Rabbimize daha yakın olmak için Cuma gününün kıymetini bilelim ve bu mübarek günü ibadetlerle, dualarla ve zikirlerle geçirelim.
Siz de Zikirmatik uygulamasını kullanarak Cuma gününe özel zikirlerinizi çekebilir, namaz vakitlerini takip edebilir ve dualarınızı kolayca yapabilirsiniz. Bu mübarek günde dualarınızın kabul olması dileğiyle...
Bu değerli bilgileri sevdiklerinizle paylaşarak onların da Cuma gününün bereketinden faydalanmasına vesile olabilirsiniz. Allah hepimizin Cumasını mübarek eylesin.
Kaynaklar
- Kur'an-ı Kerim ve Meali
- Sahih-i Buhârî, Muhammed b. İsmail el-Buhârî
- Sahih-i Müslim, Müslim b. Haccâc
- Sünen-i Ebî Dâvûd, Ebû Dâvûd es-Sicistânî
- Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân (Tefsîru't-Taberî), İbn Cerîr et-Taberî
- Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm, İbn Kesîr
- el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân, Ebû Abdullah el-Kurtubî
- el-Mevsûatü'l-Fıkhiyye el-Kuveytiyye (Kuveyt Fıkıh Ansiklopedisi)






