Kardeşlerim, bugün sizlere, Rabbimizin kudretini ve rahmetini en güzel şekilde gösteren, peygamberler silsilesinin müstesna halkalarından biri olan Hz. İsa Mesih kıssası İslam'a göre nasıl anlaşılır, onu anlatmaya çalışacağım. Bu kutlu peygamberin hayatı, biz müminler için nice ibretler, nice hikmetler barındırır. Onun mucizevi doğuşundan, peygamberliğine, göğe yükselişinden ahir zamanda yeryüzüne tekrar inişine kadar her safhası, imanımızı tazeleyen, Rabbimize olan bağlılığımızı artıran olaylarla doludur.
Kur'an-ı Kerim'de, Hz. İsa (a.s.) ve annesi Hz. Meryem (r.a.) hakkında pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler, Hristiyanlık inancında yer alan bazı yanlış anlamaları düzeltirken, aynı zamanda Hz. İsa'nın yüce makamını ve peygamberliğini de açıkça ortaya koymaktadır. Bizler, Hz. İsa'yı Allah'ın sevgili bir kulu ve peygamberi olarak tanır, ona büyük bir saygı ve sevgi besleriz. Tıpkı diğer peygamberler gibi, o da tevhidi, yani Allah'ın birliğini ve O'na kulluğu tebliğ etmiştir.
Hz. İsa'nın Mucizevi Doğumu ve Meryem Ana'nın İmtihanı
Hz. İsa'nın kıssası, annesi Hz. Meryem'in tertemiz hayatıyla başlar. Kur'an-ı Kerim, Meryem'i dünya kadınlarının en üstünlerinden biri olarak tanıtır ve onun iffetini, takvasını özellikle vurgular. Bu durum, Al-i İmran Suresi'nde (3:42) şöyle ifade edilir: 'Hani melekler demişlerdi ki: 'Ey Meryem! Şüphesiz Allah seni seçti, seni tertemiz kıldı ve seni alemlerin kadınlarına üstün kıldı.'
Hz. Meryem, daha küçük yaşlardan itibaren Beyt-i Makdis'e adanmış, ibadete düşkün bir hanımdı. Zekeriya peygamberin himayesinde büyüdü ve ona, Allah katından gelen rızıklar ulaşırdı. Bu olaylar, Al-i İmran Suresi'nde (3:37) detaylıca anlatılmaktadır. Bir gün, Cebrail (a.s.) insan suretinde Hz. Meryem'e göründü ve ona bir erkek çocuk müjdeledi. Meryem, kendisine hiçbir erkeğin dokunmadığını belirterek şaşkınlığını dile getirdiğinde, Cebrail ona bunun Allah için kolay olduğunu ve bu çocuğun insanlar için bir ayet (delil) ve rahmet olacağını bildirdi (Meryem 19:19-21).
Bu mucizevi doğum, Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarında da sıkça vurgulandığı gibi, Allah'ın 'Ol!' emriyle her şeyin olabileceğinin en büyük delillerinden biridir. Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa'nın yaratılışını, Hz. Adem'in yaratılışına benzetir: 'Şüphesiz Allah katında İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Onu topraktan yarattı, sonra ona 'Ol!' dedi, o da hemen oluverdi.' (Al-i İmran 3:59). Bu ayet, Hz. İsa'nın babasız doğmasının, onun ilahlık vasfı taşımadığını, bilakis Allah'ın kudretinin bir nişanesi olduğunu açıkça ortaya koyar.
Hz. İsa'nın Peygamberliği ve Mu'cizeleri
Hz. İsa'nın peygamberliği, daha beşikte iken konuşmasıyla başladı. Hz. Meryem, kavminin kendisini zina ile suçlaması üzerine, bebeği İsa'yı işaret etti. Bebek İsa, Allah'ın izniyle dile gelerek şunları söyledi: 'Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı. Nerede olursam olayım beni mübarek kıldı ve yaşadığım sürece bana namazı ve zekatı emretti.' (Meryem 19:30-31). Bu, onun ilk ve en büyük mucizelerinden biriydi ve annesinin iffetini tasdik etti.
Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa'ya verilen diğer mucizeleri de detaylıca anlatır. Bunlar arasında ölüleri diriltmesi, körleri ve alacalı hastaları iyileştirmesi, çamurdan kuş şekli yapıp ona üfleyince Allah'ın izniyle canlanması ve insanların evlerinde ne yiyip ne biriktirdiklerini haber vermesi gibi olaylar yer alır (Al-i İmran 3:49, Maide 5:110). Bu mucizeler, onun Allah'ın özel bir elçisi olduğunun apaçık delilleriydi.
Hz. İsa, İsrailoğulları'na gönderilen son peygamberdi ve onlara Tevrat'ı tasdik eden, ancak bazı hükümleri hafifleten ve insanları doğru yola ileten İncil'i getirdi. İncil, tevhidi, Allah'ın birliğini, ahiret gününü ve güzel ahlakı vurgulayan bir kitaptı. Hz. İsa, kavmini Allah'ın birliğine ve O'na ibadet etmeye davet etti. Havâriler, yani onun samimi öğrencileri ve yardımcıları da bu davette ona destek oldular. Maide Suresi'nde (5:112-115), havârilerin gökten sofra indirilmesini istemeleri ve bu mucizenin gerçekleşmesi de anlatılır.
Hz. İsa'nın Çarmıha Gerilmediği ve Göğe Yükselişi
İslam inancının Hristiyanlık ile en temel farklılıklarından biri, Hz. İsa'nın çarmıha gerilip gerilmediği meselesidir. Kur'an-ı Kerim, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediğini, öldürülmediğini, bilakis Allah tarafından kendi katına yükseltildiğini açıkça ifade eder. Nisa Suresi'nde (4:157-158) şöyle buyrulur: 'Bir de: 'Biz Allah'ın Resulü Meryem oğlu İsa Mesih'i öldürdük' demeleri yüzünden (onları lanetledik). Halbuki onu ne öldürdüler ne de çarmıha gerdiler; fakat (onlara) benzetildi. Gerçekten bu hususta anlaşmazlığa düşenler, kesin bir şüphe içindedirler. Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur, sadece zanna uyarlar. Onu kesin olarak öldürmediler. Bilakis Allah onu kendi katına yükseltmiştir. Allah izzet ve hikmet sahibidir.'
Bu ayetler, Yahudilerin Hz. İsa'yı öldürme girişimlerinin başarısız olduğunu ve Allah'ın onu koruduğunu net bir şekilde ortaya koyar. İslam alimleri, bu 'benzetilme' olayını farklı şekillerde yorumlamışlardır. Bazı müfessirler (Taberi, İbn Kesir), Hz. İsa'ya ihanet eden veya ona benzeyen bir başkasının çarmıha gerildiğini, Hz. İsa'nın ise Allah tarafından göğe çekildiğini belirtmişlerdir. Fahreddin Razi ve Kurtubi gibi bazı alimler de bu görüşe katılır ve Allah'ın kudretinin bu tür bir benzetmeyi kolaylıkla gerçekleştirebileceğini ifade ederler. Bu, Allah'ın peygamberini düşmanlarının şerrinden koruma vaadinin bir tecellisidir.
Hz. İsa'nın Ahir Zamanda Yeniden Yeryüzüne İnişi
Hz. İsa'nın kıssasının en dikkat çekici yönlerinden biri de, onun ahir zamanda yeryüzüne tekrar inişidir. Bu, hem Kur'an'daki bazı işaretlerle hem de pek çok sahih hadisle sabit olan bir inançtır. Kur'an-ı Kerim'de, Zuhruf Suresi'nde (43:61) şöyle buyrulur: 'Şüphesiz o (İsa), kıyamet için bir bilgidir (bir alamettir). Sakın onda şüphe etmeyin ve bana uyun. Bu, dosdoğru bir yoldur.' Müfessirler, bu ayetteki 'o' zamirinin Hz. İsa'ya işaret ettiğini ve onun kıyamet alametlerinden biri olduğunu belirtirler.
Hadis-i Şerifler ise bu konuyu daha da detaylandırır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: 'Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, muhakkak Meryem oğlu İsa, adil bir hakem olarak üzerinize inecek, haçı kıracak, domuzu öldürecek, cizyeyi kaldıracak ve mal o kadar çoğalacak ki kimse onu kabul etmeyecektir.' (Buhari, Büyû', 102; Müslim, İman, 242). Başka bir rivayette ise 'İsa (a.s.) Şam'ın doğusunda, ak minarenin yanına, sarımtırak iki elbise içinde, ellerini iki meleğin kanatları üzerine koymuş olarak inecek' denilmektedir (Müslim, Fiten, 34). Bu hadisler, Hz. İsa'nın inişinin kesinliğini ve nasıl gerçekleşeceğini açıkça bildirmektedir.
Hz. İsa, yeryüzüne indiğinde, Deccal ile mücadele edecek ve onu yok edecektir. Bu, İslam inancında önemli bir ahir zaman olayıdır. Onun gelişiyle yeryüzünde adalet yayılacak, insanlar arasında barış ve huzur hakim olacaktır. Bu dönemde, İslam dini bütün dünyaya yayılacak ve insanlar Allah'ın birliğine inanacaktır. Bu iniş, dünyanın sonuna doğru gerçekleşecek büyük bir alamettir ve namaz vakitleri gibi günlük ibadetlerimizin de anlamını derinleştiren bir imanın parçasıdır.
İslam'da Hz. İsa'nın Makamı ve Önemi
Hz. İsa, İslam'da 'Ulu'l-Azm' peygamberlerden biri olarak kabul edilir. Bu, azim ve kararlılık sahibi, büyük peygamberler demektir. Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed (a.s.) bu grupta yer alır. Kur'an-ı Kerim'de ona 'Mesih' lakabı verilmiştir ki bu, 'mübarek kılınmış' veya 'çok seyahat eden' gibi anlamlara gelir. Aynı zamanda 'İbn Meryem' (Meryem oğlu) olarak da anılması, onun babasız doğumuna ve annesinin iffetine vurgu yapar.
İslam, Hz. İsa'yı bir peygamber ve Allah'ın bir kulu olarak görür, ancak ilahlık veya Allah'ın oğlu olma vasfını kesinlikle reddeder. Bakara Suresi'nde (2:163) 'Sizin ilahınız tek bir ilahtır. O'ndan başka ilah yoktur. O Rahman'dır, Rahim'dir.' buyrularak tevhid inancı net bir şekilde ortaya konur. Hz. İsa da tıpkı diğer peygamberler gibi insanları bu bir ve tek olan Allah'a ibadete çağırmıştır. Onun tebliğ ettiği dinin özü de tevhid idi. Onun getirdiği İncil, zamanla tahrif edilmiş olsa da, İslam onun orijinal mesajını tasdik eder.
Müslümanlar, Hz. İsa'ya iman etmeyi, imanın şartlarından biri olarak kabul ederler. Zira tüm peygamberlere iman etmek, Müslümanın görevidir. Onun kıssası, Allah'ın kudretini, merhametini ve adaletini gösteren harika bir örnektir. Bu kıssa, bizlere sabrı, tevekkülü ve Allah'a teslimiyeti öğretir. Tıpkı Hz. Musa kıssası gibi, Hz. İsa'nın hayatı da zulme karşı direnişin, hakikati tebliğ etmenin ve Allah'a güvenmenin destanıdır.
Yaygın Yanlış Anlamalar ve Düzeltmeler
Hz. İsa hakkında, özellikle Hristiyanlık inancıyla ilgili olarak bazı yanlış anlamalar bulunmaktadır. İslam, bu yanlış anlamalara Kur'an ve Sünnet ışığında açıklık getirir:
- İlahlık veya Allah'ın Oğlu İnancı: İslam, Allah'ın bir ve tek olduğunu, eşi, benzeri, çocuğu olmadığını kesin bir dille belirtir. Hz. İsa, Allah'ın yarattığı bir kul ve peygamberdir. Meryem Suresi'nde (19:35) 'Allah'ın çocuk edinmesi düşünülemez. O yücedir. Bir işe hükmettiği zaman, ona sadece 'Ol!' der, o da hemen oluverir.' buyrulur. Bu, tevhid inancımızın temelidir ve Hz. İsa'nın babasız doğumu, onun ilah olduğunu değil, Allah'ın kudretini gösterir.
- Çarmıha Gerilme ve Kefaret: Hristiyanlıkta Hz. İsa'nın günahlar için çarmıha gerildiği inancı varken, İslam'da bu kabul edilmez. Herkes kendi günahından sorumludur ve Allah'ın affı için aracıya ihtiyaç yoktur. Nisa Suresi'ndeki (4:157-158) ayetler, Hz. İsa'nın çarmıha gerilmediğini açıkça ifade eder.
- Teslis (Üçleme) İnancı: Hristiyanlıktaki Baba, Oğul ve Kutsal Ruh'tan oluşan üçleme inancı, İslam'ın tevhid inancına aykırıdır. Kur'an-ı Kerim, 'Allah üçten üçüncüsüdür' diyenleri kâfir ilan eder (Maide 5:73). Allah birdir ve tektir.
Bu konularda doğru bilgiye sahip olmak, hem kendi inancımızı sağlamlaştırmak hem de farklı inanç mensuplarıyla sağlıklı bir diyalog kurabilmek adına oldukça önemlidir. Tıpkı Hz. Yusuf kıssası gibi, Hz. İsa'nın hayatı da bizlere, Allah'ın planının her şeyin üzerinde olduğunu ve hakikatin daima galip geleceğini öğretir.
Aziz kardeşlerim, Hz. İsa Mesih kıssası İslam'a göre derinlemesine incelendiğinde, onun ne denli yüce bir peygamber olduğunu ve hayatının bizlere ne kadar çok ders verdiğini görmekteyiz. Onun doğumu bir mucize, hayatı bir ibret, yükselişi bir sır ve dönüşü ise bir müjdedir. Bu kıssa, bizlere Allah'ın sınırsız kudretini, peygamberlerine olan desteğini ve tevhid inancının önemini bir kez daha hatırlatır.
İslam'ın tüm peygamberlere eşit derecede saygı ve sevgi beslemesi, inancımızın güzelliklerinden biridir. Hz. İsa'yı da bu kutlu zincirin değerli bir halkası olarak kabul eder, onun getirdiği hakikatleri tasdik ederiz. Bu bilgiler ışığında, ezan vakti geldiğinde yaptığımız dualarda, tüm peygamberlere selam göndermeyi unutmayalım.
Rabbim bizleri, tüm peygamberlerin yolundan giden, onların tebliğ ettiği hakikatlere sımsıkı sarılan kullarından eylesin. Amin.
Bu değerli bilgileri dostlarınızla ve ailenizle paylaşarak, onların da Hz. İsa'nın İslam'daki gerçek yerini öğrenmelerine vesile olabilirsiniz. Ayrıca, günlük ibadetlerinizi takip etmek, tesbihatlarınızı düzenlemek ve dua koleksiyonunuza kolayca ulaşmak için Zikirmatik uygulamamızı indirmenizi tavsiye ederim. Allah'a emanet olun.






