Hz. Yusuf Kıssası: Tüm Yönleriyle İbret Dolu Bir Hayat Hikayesi

Hz. Yusuf Kıssası: Tüm Yönleriyle İbret Dolu Bir Hayat Hikayesi

Dua & İbadet5 dk okuma
👩‍🏫
Yazar
Ayşe Kara

İslami Eğitim Uzmanı, Manevi Yaşam Editörü

Hz. Yusuf Kıssası: Kur'an'ın 'Ahsenü'l-Kasas'ı

Kardeşlerim, bugün sizlere Kur'an-ı Kerim'in 'kıssaların en güzeli' (Ahsenü'l-Kasas) olarak nitelediği, Hz. Yusuf'un (a.s.) o eşsiz ve ibret dolu hayat hikayesini anlatmak istiyorum. Bu kıssa, sadece bir peygamberin başından geçen olaylar zinciri değil, aynı zamanda yüce Allah'ın kudretini, sabrın mükafatını, tevekkülün gücünü ve adaletin tecellisini en çarpıcı şekilde gözler önüne seren bir ilahi derstir. Hz. Yusuf kıssası tüm yönleriyle incelendiğinde, her bir satırında insanlığa ışık tutan hikmetler barındırdığını görürüz.

Bu mübarek kıssa, Yusuf Suresi'nde baştan sona tek bir bütün halinde anlatılır. Diğer peygamber kıssaları Kur'an'ın farklı surelerine dağılmışken, Yusuf kıssasının bu özel anlatım biçimi, onun taşıdığı derin anlamların ve bütünlüğün bir göstergesidir.

Hz. Yusuf'un gençliği, kuyu ve kardeşlerini tasvir eden İslami sanat tarzında bir resim, dramatik ışıklandırma, yeşil ve altın renkler.

Yusuf Suresi: Nüzul Sebebi ve Mekki Dönemdeki Önemi

Yusuf Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 12. suresi olup, iniş yerine göre Mekki surelerdendir. Yani Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Mekke döneminde, hicretten önce nazil olmuştur. Bu bilgi, surenin içeriğini ve hitap ettiği dönemin ruh halini anlamamız açısından büyük önem taşır.

Müfessirlerin çoğunluğuna göre, surenin iniş sebebi (nüzul sebebi) birkaç önemli olaya dayanır:

  • Yahudilerin Sorusu: Mekkeli müşrikler, Peygamber Efendimiz'in peygamberliğini sorgulamak amacıyla Medine Yahudilerine danışmışlar, Yahudiler de onlara 'İsrailoğulları neden Mısır'a göç etti?' sorusunu sormasını önermişlerdir. Peygamberimiz bu soruyu cevapladığında, bu surenin nazil olduğu rivayet edilir. (İbn Kesîr, Tefsir, Yusuf Suresi giriş)
  • Hüzün Yılı ve Sabır: Peygamber Efendimiz'in eşi Hz. Hatice ile amcası Ebû Talib'i kaybettiği 'Hüzün Yılı'nda nazil olması, surenin sabır ve tevekkül mesajını daha da güçlendirir. Bu zorlu dönemde inananlara bir teselli ve direnç kaynağı olmuştur.

Mekke döneminde Müslümanlar, müşriklerin baskısı ve eziyetleri altında büyük sıkıntılar yaşıyorlardı. Bu sure, Hz. Yusuf'un kuyudan zindana, zindandan Mısır'a vezirliğe uzanan çetin imtihanlarla dolu hayatını anlatarak, inananlara sabretmenin, Allah'a tevekkül etmenin ve zorluklar karşısında metanetli olmanın önemini hatırlatmıştır. Takva ve imanın neticesinde zaferin mutlaka geleceği müjdesini vermiştir.

Yusuf Suresi Okunuşu (Latin Harfli)

  1. Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbil mubîn.
  2. İnnâ enzelnâhu kur'ânen arabiyyen leallekum ta'kılûn.
  3. Nahnu nakussu aleyke ahsenel kasası bimâ evhaynâ ileyke hâzel kur'âne ve in kunte min kablihî le minel gâfilîn.
  4. İz kâle yûsufu li ebîhi yâ ebeti innî raeytu ahade aşera kevkeben veş şemse vel kamere raeytuhum lî sâcidîn.
  5. Kâle yâ buneyye lâ taksus ru'yâke alâ ihvetike fe yekîdû leke keydâ innâş şeytâne lil insâni aduvvun mubîn.
  6. Ve kezâlike yectebîke rabbuke ve yuallimuke min te'vîlil ehâdîsi ve yutimmu ni'metuhu aleyke ve alâ âli ya'kûbe kemâ etemmehâ alâ ebeveyke min kablu ibrâhîme ve ishâk inne rabbeke alîmun hakîm.
  7. Lekad kâne fî yûsufe ve ihvetihî âyâtun lis sâilîn.
  8. İz kâlû le yûsufu ve ahûhu ehabbu ilâ ebînâ minnâ ve nahnu usbeh innâ ebânâ le fî dalâlin mubîn.
  9. Uktulû yûsufe evi itrahûhu ardan yahlû lekum vechu ebîkum ve tekûnû min ba'dihî kavmen sâlihîn.
  10. Kâle kâilun minhum lâ taktulû yûsufe ve elkûhu fî gayâbetil cubbi yeltekıt hu ba'dus seyyârati in kuntum fâılîn.
  11. Kâlû yâ ebânâ mâ leke lâ te'mennâ alâ yûsufe ve innâ lehu lenâsihûn.
  12. Ersilhu meanâ gadân yerte' ve yel'ab ve innâ lehu le hâfizûn.
  13. Kâle innî le yahzunûnî en tezhebû bihî ve ehâfu en ye'kulehuz zi'bu ve entum anhu gâfilûn.
  14. Kâlû le in ekelehuz zi'bu ve nahnu usbetun innâ izen le hâsirûn.
  15. Fe lemmâ zehebû bihî ve ecme'û en yec'alûhu fî gayâbetil cubb ve evhaynâ ileyhi le tunebbi'ennehum bi emrihim hâzâ ve hum lâ yeş'urûn.
  16. Ve câû ebâhum işâen yebkûn.
  17. Kâlû yâ ebânâ innâ zehebnâ nestebiku ve teraknâ yûsufe inde metâınâ fe ekelehuz zi'b ve mâ ente bi mu'minin lenâ ve lev kunnâ sâdikîn.
  18. Ve câû alâ kamîsıhî bi demın kezib kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ fe sabrun cemîl vallâhul musteânu alâ mâ tesıfûn.
  19. Ve câet seyyâratun fe erselû vâridehum fe edlâ delvehu kâle yâ buşrâ hâzâ gulâm ve eserrûhu bidâah vallâhu alîmun bimâ ya'melûn.
  20. Ve şeravhu bi semenin bahsin derâhim ma'dûdeh ve kânû fîhi minez zâhidîn.
  21. Ve kâlellezîşterâhu min mısra li imraetihî ekrimî mesvâhu asâ en yenfa'anâ ev nettehızehu veledâ ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı ve li nuallimehu min te'vîlil ehâdîs vallâhu gâlibun alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.
  22. Ve lemmâ belega eşuddehu âteynâhu hukmen ve ilmâ ve kezâlike neczîl muhsinîn.
  23. Ve râvedethulletî huve fî beytihâ an nefsihî ve galledakatil ebvâbe ve kâlet heyte leke kâle ma'âzellâhi innehu rabbî ahsene mesvâye innehu lâ yuflihuz zâlimûn.
  24. Ve lekad hemmet bihî ve hemme bihâ lev lâ en raâ burhâne rabbihî kezâlike li nasrife anhu sûe vel fahşâ innehu min ibâdinel muhlesîn.
  25. Vestebekal bâbe ve kaddet kamîsahu min dubur ve elfeyâ seyyidehâ ledel bâb kâlet mâ cezâu men erâde bi ehlike sûen illâ en yusceene ev azâbun elîm.
  26. Kâle hiye râvedetnî an nefsî ve şehide şâhidun min ehlihâ in kâne kamîsuhu kudde min kubulin fe sadekat ve huve minel kâzibîn.
  27. Ve in kâne kamîsuhu kudde min duburin fe kezebet ve huve mines sâdikîn.
  28. Fe lemmâ raâ kamîsahu kudde min duburin kâle innehu min keydikunne inne keydekunne azîm.
  29. Yûsufu a'rıd an hâzâ vestagfirî li zenbike inneki kunti minel hâtıîn.
  30. Ve kâle nisvetun fîl medînetimraetul azîzi turâvidu fetâhâ an nefsihî kad şeğafahâ hubbâ innâ le nerâhâ fî dalâlin mubîn.
  31. Fe lemmâ semiat bi mekrihinne erselt ileyhinne ve a'tedet lehunne muttekeen ve âtet kulle vâhidetin minhunne sikkînen ve kâletıhruc aleyhinne fe lemmâ raeynehu ekbernehu ve katta'ne eydiyehunne ve kulne hâşâ lillâhi mâ hâzâ beşerâ in hâzâ illâ melekun kerîm.
  32. Kâlet fe zâlikunellezî lumtunnenî fîh ve lekad râvedtuhu an nefsihî feste'same ve le in lem yef'al mâ âmuruhu le yuscenenne ve le yekûnen minas sâgirîn.
  33. Kâle rabbis sicnu ehabbu ileyye mimmâ yed'ûnenî ileyhi ve illâ tasrif annî keydehunne asbu ileyhinne ve ekun minel câhilîn.
  34. Festecâbe lehu rabbuhu fe sarafe anhu keydehunne innehu huves semîul alîm.
  35. Summe bedâ lehum min ba'di mâ raevul âyâti le yescunennehu hattâ hîn.
  36. Ve dehale meahuş sicne feteyâni kâle ehaduhumâ innî erânî a'siru hamrâ ve kâlel âharu innî erânî ahmilu fevka ra'sî hubzen te'kulut tayru minhu nebbi'nâ bi te'vîlih innâ nerâke minel muhsinîn.
  37. Kâle lâ ye'tîkumâ ta'âmun turzekânihî illâ nebbe'tukumâ bi te'vîlihî kable en ye'tiyekumâ zâlikumâ mimmâ allemenî rabbî innî teraktu millete kavmin lâ yu'minûne billâhi ve hum bil âhirati hum kâfirûn.
  38. Vetteba'tu millete âbâî ibrâhîme ve ishâka ve ya'kûb mâ kâne lenâ en nuşrike billâhi min şey' zâlike min fadlillâhi aleynâ ve alen nâsi ve lâkinne ekseren nâsi lâ yeşkurûn.
  39. Yâ sâhibeyis sicni e erbabun mutefarrikûne hayrun emillâhul vâhidul kahhâr.
  40. Mâ ta'budûne min dûnihî illâ esmâen semmeytumûhâ entum ve âbâukum mâ enzelallâhu bihâ min sultân inil hukmu illâ lillâh emera ellâ ta'budû illâ iyyâh zâliked dînul kayyimu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.
  41. Yâ sâhibeyis sicni emmâ ehadukumâ fe yeskî rabbahu hamrâ ve emmâl âharu fe yuslabu fe te'kulut tayru min ra'sihî kuziyel emrullezî fîhi testeftiyân.
  42. Ve kâle lillezî zanne ennehu nâcin minhumâzkurnî inde rabbike fe ensâhuş şeytânu zikra rabbihî fe lebise fîs sicni bid'a sinîn.
  43. Ve kâlel meliku innî erâ seb'a bakarâtin simânin ye'kuluhunne seb'un icâfun ve seb'a sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisât yâ eyyuhel meleu eftûnî fî ru'yâye in kuntum lir ru'yâ ta'burûn.
  44. Kâlû adgâsu ahlâm ve mâ nahnu bi te'vîlil ahlâmi bi âlimîn.
  45. Ve kâlellezî necâ minhumâ vezdekere ba'de ummetin enâ unebbiukum bi te'vîlihî fe ersilûn.
  46. Yûsufu eyyuhes sıddîku eftinâ fî seb'ı bakarâtin simânin ye'kuluhunne seb'un icâfun ve seb'ı sunbulâtin hudrin ve uhara yâbisâtin leallî erciu ilen nâsi leallehum ya'lemûn.
  47. Kâle tezra'ûne seb'a sinîne deebâ fe mâ hasattum fe zerûhu fî sunbulihi illâ kalîlen mimmâ te'kulûn.
  48. Summe ye'tî min ba'di zâlike seb'un şidâdun ye'kulne mâ kaddemtum lehunne illâ kalîlen mimmâ tuhsınûn.
  49. Summe ye'tî min ba'di zâlike âmûn fîhi yugâsunun nâsu ve fîhi ya'sırûn.
  50. Ve kâlel meliku'tûnî bihî fe lemmâ câehur resûlu kâleircı' ilâ rabbike fes'elhu mâ bâlun nisvetillâtî katta'ne eydiyehunne inne rabbî bi keydihinne alîm.
  51. Kâle mâ hatbukunne iz râvedtunne yûsufe an nefsih kulinne hâşâ lillâhi mâ alimnâ aleyhi min sû kâletimraetul azîzil âne hashasal hakku enâ râvedtuhu an nefsihî ve innehu le mines sâdikîn.
  52. Zâlike li ya'leme ennî lem ehunhu bil gaybi ve ennallâhe lâ yehdî keydel hâinîn.
  53. Ve mâ uberriu nefsî innen nefse le emmâretun bis sûi illâ mâ rahıme rabbî inne rabbî gafûrun rahîm.
  54. Ve kâlel meliku'tûnî bihî estahlishu li nefsî fe lemmâ kellemehu kâle innekel yevme ledeynâ mekînun emîn.
  55. Kâle'c'alnî alâ hazâinil ardı innî hafîzun alîm.
  56. Ve kezâlike mekkennâ li yûsufe fîl ardı yetebevveu minhâ haysu yeşâ nesîbu bi rahmetinâ men neşâu ve lâ nudîu ecral muhsinîn.
  57. Ve le ecrul âhirati hayrun lillezîne âmenû ve kânû yettekûn.
  58. Ve câe ihvetu yûsufe fe dehalû aleyhi fe arafehum ve hum lehu munkirûn.
  59. Ve lemmâ cehhezehum bi cehâzihim kâle'tûnî bi ahın lekum min ebîkum elâ teravne ennî ûfîl keyle ve enâ hayrul munzilîn.
  60. Fe in lem te'tûnî bihî fe lâ keyle lekum indî ve lâ takrabûn.
  61. Kâlû senurâvidu anhu ebâhu ve innâ le fâılûn.
  62. Ve kâle li fityânihic'alû bidâatehum fî rihâlihim leallehum ya'rifûnehâ izen kalebû ilâ ehlihim leallehum yerci'ûn.
  63. Fe lemmâ rece'û ilâ ebîhim kâlû yâ ebânâ muni'a minnel keylu fe ersil meanâ ehânâ nectel ve innâ lehu le hâfizûn.
  64. Kâle hel âmenukum aleyhi illâ kemâ âmentukum alâ ahîhi min kabl fallâhu hayrun hâfızan ve huve erhamur râhimîn.
  65. Ve lemmâ fetahû metâahum vecedû bidâatehum ruddet ileyhim kâlû yâ ebânâ mâ nebğî hâzihî bidâatunâ ruddet ileynâ ve nemîru ehlenâ ve nahfazu ehânâ ve nezdâdu keyle baîr zâlike keylun yesîr.
  66. Kâle len ursilehu meakum hattâ tu'tûni mevsikan minallâhi le te'tunnî bihî illâ en yuhâta bikum fe lemmâ âtevhu mevsikahum kâlellâhu alâ mâ nekûlu vekîl.
  67. Ve kâle yâ beniyye lâ tedhulû min bâbin vâhidin vedhulû min ebvâbin mutefarrikah ve mâ ugnî ankum minallâhi min şey' inil hukmu illâ lillâh aleyhi tevekkeltu ve aleyhi fel yetevekkelil mutevekkilûn.
  68. Ve lemmâ dehalû min haysu emerahum ebûhum mâ kâne yugnî anhum minallâhi min şey'in illâ hâceten fî nefsi ya'kûbe kadâha ve innehu le zû ilmin limâ allemnâhu ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.
  69. Ve lemmâ dehalû alâ yûsufe âvâ ileyhi ahâhu kâle innî ene ahûke fe lâ tebteis bimâ kânû ya'melûn.
  70. Fe lemmâ cehhezehum bi cehâzihim cealeş şıkâyete fî rahli ahîhi summe ezzele muezzinun eyyetuhâl îru innekum le sârikûn.
  71. Kâlû ve akbelû aleyhim mâzâ tefkıdûn.
  72. Kâlû nefkıdu suvâal meliki ve li men câe bihî himlu baîrin ve ene bihî zaîm.
  73. Kâlû tallâhi lekad alimtum mâ ci'nâ li nufsidel fîl ardı ve mâ kunnâ sârikîn.
  74. Kâlû fe mâ cezâuhu in kuntum kâzibîn.
  75. Kâlû cezâuhu men vucide fî rahlihî fe huve cezâuhu kezâlike neczîz zâlimîn.
  76. Fe bede'e bi ev'ıyetihim kable ev'ıyeti ahîhi summes tahrecehâ min ve'ıeti ahîh kezâlike kidnâ li yûsufe mâ kâne li ye'huze ehâhu fî dînil meliki illâ en yeşâallâhu nerfeu deracâtin men neşâ ve fevka kulli zî ilmin alîm.
  77. Kâlû in yesrık fe kad seraka ahun lehu min kabl fe eserrâhâ yûsufu fî nefsihî ve lem yubdihâ lehum kâle entum şerrun mekânâ vallâhu a'lemu bimâ tesıfûn.
  78. Kâlû yâ eyyuhel azîzu inne lehu eben şeyhan kebîrâ fe huz ehadenâ mekânehu innâ nerâke minel muhsinîn.
  79. Kâle me'âzellâhi en ne'huze illâ men vecednâ metâanâ indehu innâ izen le zâlimûn.
  80. Fe lemmâ iste'esû minhu halasû neciyyâ kâle kebîruhum e lem ta'lemû enne ebakum kad ehaze aleykum mevsikan minallâhi ve min kablu mâ ferrattum fî yûsufe fe len ebrahal arda hattâ ye'zene lî ebî ev yahkumallâhu lî ve huve hayrul hâkimîn.
  81. İrci'û ilâ ebîkum fe kûlû yâ ebânâ innebneke seraka ve mâ şehidnâ illâ bimâ alimnâ ve mâ kunnâ lil gaybi hâfizîn.
  82. Ves'elil karyetelletî kunnâ fîhâ vel îrelletî akbelnâ fîhâ ve innâ le sâdikûn.
  83. Kâle bel sevvelet lekum enfusukum emrâ fe sabrun cemîl asallâhu en ye'tiyenî bihim cemîâ innehu huvel alîmul hakîm.
  84. Ve tevella anhum ve kâle yâ esefâ alâ yûsufe ve ebyaddat aynâhu minel huzni fe huve kezîm.
  85. Kâlû tallâhi tefteu tezkuru yûsufe hattâ tekûne haradan ev tekûne minel hâlikîn.
  86. Kâle innemâ eşkû bessî ve huznî ilallâhi ve a'lemu minallâhi mâ lâ ta'lemûn.
  87. Yâ beniyyezhebû fe tehassesû min yûsufe ve ahîhi ve lâ tey'esû min ravhillâhi innehu lâ yey'esu min ravhillâhi illel kavmul kâfirûn.
  88. Fe lemmâ dehalû aleyhi kâlû yâ eyyuhel azîzu messenâ ve ehlened durru ve ci'nâ bi bidâatin muzcâtin fe evfi lenel keyle ve tesaddak aleynâ innallâhe yeczîl mutesaddıkîn.
  89. Kâle hel alimtum mâ fealtum bi yûsufe ve ahîhi iz entum câhilûn.
  90. Kâlû e inneke le ente yûsuf kâle ene yûsufu ve hâzâ ahî kad mennallâhu aleynâ innehu men yettekı ve yasbir fe innallâhe lâ yudîu ecral muhsinîn.
  91. Kâlû tallâhi lekad âserakallâhu aleynâ ve in kunnâ le hâtiîn.
  92. Kâle lâ tesrîbe aleykumul yevme yagfirullâhu lekum ve huve erhamur râhimîn.
  93. İzhebû bi kamîsî hâzâ fe elkûhu alâ vechi ebî ye'ti basîran ve'tûnî bi ehlikum ecmeîn.
  94. Ve lemmâ fasalatil îru kâle ebûhum innî le ecidu rîha yûsufe lev lâ en tufennidûn.
  95. Kâlû tallâhi inneke le fî dalâlikel kadîm.
  96. Fe lemmâ en câel beşîru elkâhu alâ vechihî fertedde basîrâ kâle e lem ekul lekum innî a'lemu minallâhi mâ lâ ta'lemûn.
  97. Kâlû yâ ebânâstâğfir lenâ zunûbenâ innâ kunnâ hâtiîn.
  98. Kâle sevfe estagfiru lekum rabbî innehu huvel gafûrur rahîm.
  99. Ve rafea ebeveyhi alel arşi ve harrû lehu succedâ ve kâle yâ ebeti hâzâ te'vîlu ru'yâye min kabl kad cealehâ rabbî hakkâ ve kad ahsene bî iz ahracenî mines sicni ve câe bikum minel bedvi min ba'di en nezağaş şeytânu beynî ve beyne ihvetî inne rabbî latîfun limâ yeşâ innehu huvel alîmul hakîm.
  100. Rabbî kad âteytenî minel mulki ve allemtenî min te'vîlil ehâdîs fâtıras semâvâti vel ardı ente veliyyî fîd dunyâ vel âhirah teveffenî muslimen ve elhıknî bis sâlihîn.
  101. Zâlike min enbâil gaybi nûhîhi ileyke ve mâ kunte ledeyhim iz yucmiûne emrehum ve hum yemkurûn.
  102. Ve mâ ekserun nâsi ve lev haraste bi mu'minîn.
  103. Ve mâ tes'eluhum aleyhi min ecr in huve illâ zikrun lil âlemîn.
  104. Ve keeyyin min âyetin fîs semâvâti vel ardı yemurrûne aleyhâ ve hum anhâ mu'ridûn.
  105. Ve mâ yu'minu ekseruhum billâhi illâ ve hum muşrikûn.
  106. E fe eminû en te'tiyehum gâşiyetun min azâbillâhi ev te'tiyehumus sâatu bağteten ve hum lâ yeş'urûn.
  107. Kul hâzihî sebîlî ed'û ilallâhi alâ basîratin ene ve menittebeanî ve subhânallâhi ve mâ ene minel muşrikîn.
  108. Ve mâ erselnâ min kablike illâ ricâlen nûhî ileyhim min ehlil kurâ e fe lem yesîrû fîl ardı fe yenzurû keyfe kâne âkıbetullezîne min kablihim ve le dârul âhirati hayrun lillezîne'ttekav e fe lâ ta'kılûn.
  109. Hattâ izestey'eserrusulu ve zannû ennehum kad kuzibû câehum nasrunâ fe nucciye men neşâ ve lâ yuraddu be'sunâ anil kavmil mucrimîn.
  110. Lekad kâne fî kasasıhim ibretun li ulîl elbâb mâ kâne hadîsen yufterâ ve lâkin tasdîkallezî beyne yedeyhi ve tafsîle kulli şey'in ve huden ve rahmeten li kavmin yu'minûn.

Yusuf Suresi Türkçe Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı)

  1. Elif, Lâm, Râ. Bunlar apaçık Kitab'ın âyetleridir.
  2. Biz onu, akıl erdiresiniz diye Arapça bir Kur'an olarak indirdik.
  3. (Ey Muhammed!) Biz, sana bu Kur'an'ı vahyetmekle geçmiş milletlerin haberlerini en güzel bir biçimde anlatıyoruz. Oysa sen daha önce bunlardan habersiz idin.
  4. Hani Yûsuf babasına, 'Babacığım! Gerçekten ben (rüyada) on bir yıldız, güneşi ve ayı gördüm. Gördüm ki onlar bana secde ediyorlardı' demişti.
  5. Babası, 'Yavrucuğum! Rüyânı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan, insan için apaçık bir düşmandır' dedi.
  6. 'İşte Rabbin seni böylece seçecek, sana rüyaları yorumlamayı öğretecek ve daha önce ataların İbrahim ve İshak'a nimetini tamamladığı gibi sana ve Yakûb soyuna da nimetini tamamlayacaktır. Şüphesiz Rabbin hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.'
  7. Andolsun ki Yûsuf ve kardeşlerinde (ibret almak isteyen) soranlar için ibretler vardır.
  8. Hani (kardeşleri) demişlerdi ki: 'Yûsuf ve kardeşi (Bünyamin) babamıza bizden daha sevimlidir. Hâlbuki biz kalabalık bir grubuz. Şüphesiz babamız apaçık bir yanılgı içindedir.'
  9. 'Yûsuf'u öldürün yahut onu (uzak) bir yere atın ki babanızın yüzü (sevgisi) yalnızca size kalsın. Ondan sonra da salih kimseler olursunuz.'
  10. İçlerinden bir sözcü, 'Yûsuf'u öldürmeyin, onu bir kuyunun dibine bırakın ki geçen kervanlardan biri onu alsın, eğer yapacaksanız (böyle yapın)' dedi.
  11. Dediler ki: 'Ey babamız! Yûsuf hakkında bize neden güvenmiyorsun? Hâlbuki biz ona karşı gerçekten samimiyiz.'
  12. 'Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz.'
  13. Babaları dedi ki: 'Onu götürmeniz beni üzer. Sizin ondan habersiz olduğunuz bir sırada onu kurdun yemesinden korkarım.'
  14. Dediler ki: 'Andolsun biz kuvvetli bir topluluk iken onu kurt yerse, o takdirde biz gerçekten aciz kimseler oluruz.'
  15. Yûsuf'u götürüp de kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz ona, 'Andolsun (gelecekte) sen onlara, kendileri farkında olmayarak, bu yaptıklarını haber vereceksin' diye vahyettik.
  16. Akşamleyin ağlayarak babalarına geldiler.
  17. 'Ey babamız! Biz yarış yapıyorduk. Yûsuf'u da eşyamızın yanında bırakmıştık. Bir de baktık ki onu kurt yemiş. Her ne kadar doğru söylesek de sen bize inanmazsın' dediler.
  18. Gömleğinin üzerine sahte bir kan bulaştırmışlardı. Babaları dedi ki: 'Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Anlattıklarınıza karşı yardım istenecek tek merci Allah'tır.'
  19. Bir kervan gelmiş, sucularını göndermişlerdi. O da kovasını kuyuya saldı. 'Müjde! Müjde! Bu bir çocuktur' dedi. Onu bir ticaret malı olarak sakladılar. Oysa Allah, onların yaptıklarını hakkıyla bilmekteydi.
  20. Onu ucuz bir fiyata, birkaç dirheme sattılar. Zaten ona değer vermiyorlardı.
  21. Onu satın alan Mısırlı kişi karısına, 'Ona iyi bak, belki bize faydası olur, ya da onu evlat ediniriz' dedi. Böylece Yûsuf'u o yere (Mısır'a) yerleştirdik ve ona rüyaların yorumunu öğrettik. Allah, işinde galiptir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.
  22. Yûsuf ergenlik çağına erişince ona hüküm (hikmet ve muhakeme gücü) ve ilim verdik. İşte biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
  23. Evinde bulunduğu kadın (Züleyha) ondan nefsinin arzusuna uymasını istedi, kapıları kilitledi ve 'Haydi gel!' dedi. Yûsuf, 'Allah'a sığınırım! O (kocan), benim efendimdir, bana iyi bakmıştır. Şüphesiz zalimler iflah olmaz' dedi.
  24. Andolsun kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâslı kullarımızdandı.
  25. İkisi de kapıya doğru koştular. Kadın, Yûsuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında kadının kocasına rastladılar. Kadın dedi ki: 'Senin eşine kötülük yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya elem dolu bir azaptan başka ne olabilir?'
  26. Yûsuf dedi ki: 'Asıl o benden arzusuna uymamı istedi.' Kadının ailesinden bir şahit de şöyle şahitlik etti: 'Eğer gömleği önden yırtılmışsa kadın doğru söylemiştir, o (Yûsuf) yalancılardandır.'
  27. 'Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa kadın yalan söylemiştir, o (Yûsuf) doğru söyleyenlerdendir.'
  28. Kadının kocası Yûsuf'un gömleğinin arkadan yırtılmış olduğunu görünce, 'Şüphesiz bu, siz kadınların tuzağıdır. Şüphesiz sizin tuzağınız çok büyüktür' dedi.
  29. (Sonra da şöyle dedi): 'Yûsuf! Sen bundan sakın (kimseye bahsetme)! (Kadına da dedi ki:) Sen de günahının bağışlanmasını dile. Şüphesiz sen günah işleyenlerden oldun.'
  30. Şehirdeki kadınlar, 'Aziz'in karısı, delikanlısından arzusuna uymasını istiyormuş. Ona sırılsıklam aşık olmuş. Şüphesiz biz onu apaçık bir sapıklık içinde görüyoruz' dediler.
  31. Kadın, onların dedikodularını işitince onlara haber gönderdi ve onlar için dayanacak yastıklar hazırladı. Her birine de bir bıçak verdi. (Yûsuf'a), 'Çık karşılarına!' dedi. Kadınlar onu görünce, büyülendiler ve (şaşkınlıkla) ellerini kestiler. 'Haşa! Allah için bu bir insan değil, ancak değerli bir melektir' dediler.
  32. Kadın dedi ki: 'İşte bu, beni hakkında kınadığınız kimsedir. Andolsun, ben ondan arzusuna uymasını istedim. O ise iffetini korudu. Andolsun, eğer emrettiğimi yapmazsa mutlaka zindana atılacak ve zelil olanlardan olacaktır.'
  33. Yûsuf dedi ki: 'Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Eğer tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan onlara meyleder ve cahillerden olurum.'
  34. Rabbi onun duasını kabul etti ve kadınların tuzaklarını ondan uzaklaştırdı. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
  35. Sonra (Yûsuf'un suçsuzluğuna dair) delilleri görmelerinin ardından, onu bir süre zindana atmaları kendilerine uygun göründü.
  36. Yûsuf ile birlikte zindana iki delikanlı daha girdi. Biri dedi ki: 'Ben rüyamda şarap sıktığımı gördüm.' Diğeri de dedi ki: 'Ben de rüyamda başımın üzerinde ekmek taşıdığımı, kuşların da ondan yediğini gördüm. Bize bunun yorumunu haber ver. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz.'
  37. Yûsuf dedi ki: 'Size rızık olarak verilecek bir yemek gelmeden önce, ben size bunun yorumunu haber vereceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ben, Allah'a inanmayan ve ahireti de inkâr eden bir kavmin dinini terk ettim.'
  38. 'Atalarım İbrahim, İshak ve Yakûb'un dinine uydum. Bizim Allah'a herhangi bir şeyi ortak koşmamız söz konusu olamaz. Bu, Allah'ın bize ve bütün insanlara lütfudur. Fakat insanların çoğu şükretmezler.'
  39. 'Ey zindan arkadaşlarım! Ayrı ayrı ilahlar mı daha hayırlıdır, yoksa tek olan, her şeye gücü yeten Allah mı?'
  40. 'Siz O'nu bırakıp da ancak bir takım (boş) isimlere tapıyorsunuz ki, onları siz ve atalarınız uydurmuştur. Allah, onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Hüküm ancak Allah'a aittir. O, kendisinden başka hiçbir şeye tapmamanızı emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.'
  41. 'Ey zindan arkadaşlarım! Birinize gelince, o efendisine şarap sunacak. Diğerine gelince, o da asılacak ve kuşlar başından yiyecekler. Hakkında yorum istediğiniz iş böylece kesinleşmiştir.'
  42. Yûsuf, kurtulacağını bildiği o iki kişiden birine, 'Beni efendinin yanında an' dedi. Şeytan ise ona efendisine anmayı unutturdu. Bu yüzden Yûsuf birkaç yıl daha zindanda kaldı.
  43. (Bir gün) kral dedi ki: 'Ben rüyamda yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yediğini; ayrıca yedi yeşil başak ve yedi de kuru başak görüyorum. Ey ileri gelenler! Eğer rüya yorumluyorsanız, rüyamı yorumlayın.'
  44. Dediler ki: 'Bunlar karmakarışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilemeyiz.'
  45. O iki kişiden kurtulmuş olanı, nice zaman sonra (Yûsuf'u) hatırladı ve dedi ki: 'Ben size bunun yorumunu haber veririm, hemen beni (zindana) gönderin.'
  46. (Zindana varınca), 'Ey Yûsuf! Ey doğru sözlü! Bize, yedi semiz ineği, yedi zayıf ineğin yemesi ile yedi yeşil başak ve yedi kuru başak hakkında yorum yap ki (bu yorumla) insanların yanına döneyim de onlar da (senin değerini) bilsinler' dedi.
  47. Yûsuf dedi ki: 'Yedi yıl ard arda ekin ekeceksiniz. Yiyeceğiniz az bir miktar hariç, biçtiklerinizi başağında bırakın.'
  48. 'Sonra bunun ardından yedi kurak yıl gelecek, tohumluk için sakladığınız az bir miktar hariç, önceden biriktirdiklerinizi yiyip bitirecek.'
  49. 'Sonra bunun ardından da bir yıl gelecek ki, onda insanlara bol yağmur verilecek ve onda sıkıp sağacaklar.'
  50. Kral dedi ki: 'Onu bana getirin.' Elçi Yûsuf'a gelince, Yûsuf dedi ki: 'Efendine dön de ona, 'Ellerini kesen o kadınların derdi neydi?' diye sor. Şüphesiz Rabbim, onların tuzaklarını hakkıyla bilendir.'
  51. Kral (kadınlara) dedi ki: 'Yûsuf'tan arzu ettiğiniz zaman sizin asıl derdiniz neydi?' Kadınlar, 'Haşa! Allah için biz ondan hiçbir kötülük görmedik' dediler. Aziz'in karısı da, 'Şimdi gerçek ortaya çıktı. Ondan ben arzu etmiştim. Şüphesiz o doğru söyleyenlerdendir' dedi.
  52. (Yûsuf dedi ki:) 'Ben böyle yaptım ki (Aziz), benim kendisine hainlik etmediğimi ve Allah'ın hainlerin tuzağını başarıya ulaştırmayacağını bilsin.'
  53. 'Ben nefsimi temize çıkarmam. Çünkü nefis aşırı derecede kötülüğü emredicidir; Rabbim merhamet etmedikçe hiç kimse nefsinin kötülüğünden kurtulamaz. Şüphesiz Rabbim çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'
  54. Kral dedi ki: 'Onu bana getirin, onu kendime özel kılayım.' Onunla konuşunca dedi ki: 'Şüphesiz sen bugün yanımızda yüksek makam sahibi, güvenilir bir kişisin.'
  55. Yûsuf dedi ki: 'Beni ülkenin hazinelerine bakmakla görevlendir. Çünkü ben iyi koruyan, (işi) bilen biriyim.'
  56. Böylece Yûsuf'a orada dilediği gibi hareket etme imkanı verdik. Rahmetimizi dilediğimize nasip ederiz. İyilik yapanların mükâfatını zayi etmeyiz.
  57. Elbette ahiret mükâfatı, iman edenler ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için daha hayırlıdır.
  58. Yûsuf'un kardeşleri geldiler ve onun yanına girdiler. Yûsuf onları tanıdı, onlar ise onu tanımıyorlardı.
  59. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca, 'Sizin bababir kardeşinizi (Bünyamin'i) bana getirin. Görmüyor musunuz, ben ölçeği tam dolduruyorum ve ben misafir ağırlayanların en iyisiyim?' dedi.
  60. 'Eğer onu bana getirmezseniz, artık benim yanımda size ölçülecek bir şey yoktur ve bana yaklaşmayın.'
  61. Dediler ki: 'Onu babasından istemeye çalışacağız ve şüphesiz bunu yapacağız.'
  62. Yûsuf adamlarına dedi ki: 'Onların (aldıkları) bedellerini yüklerinin içine koyun. Belki ailelerine döndüklerinde onu anlarlar da geri gelirler.'
  63. Babalarına döndüklerinde dediler ki: 'Ey babamız! Bize artık zahire verilmeyecek. Kardeşimizi (Bünyamin'i) bizimle gönder de zahire alalım. Şüphesiz biz onu koruruz.'
  64. Babaları dedi ki: 'Daha önce kardeşiniz hakkında size güvendiğim gibi onun hakkında da güvenir miyim hiç? Allah, en iyi koruyandır ve O, merhametlilerin en merhametlisidir.'
  65. Yüklerini açtıklarında (içine konulmuş) bedellerini buldular. 'Ey babamız! Daha ne isteriz? İşte bedellerimiz bize geri verilmiş. Onunla yine ailemize yiyecek getirir, kardeşimizi korur ve bir deve yükü de fazla alırız. Bu az bir ölçektir' dediler.
  66. Babaları dedi ki: 'Bana, hepiniz helak olmadıkça onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe onu sizinle beraber göndermem.' Ona sözlerini verdiklerinde, 'Allah, söylediklerimize vekildir' dedi.
  67. (Yûsuf'un yanına girmek için Mısır'a hareket ettiklerinde babaları) dedi ki: 'Ey oğullarım! (Şehre) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'a aittir. Yalnız O'na dayandım. Tevekkül edenler de yalnız O'na dayansınlar.'
  68. Babalarının kendilerine emrettiği şekilde (ayrı ayrı kapılardan) girdiklerinde, bu durum Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştırmadı. Ancak Yakûb içindeki bir isteği yerine getirmiş oldu. Şüphesiz o, kendisine öğrettiklerimiz sayesinde bilgi sahibiydi. Fakat insanların çoğu bilmezler.
  69. Yûsuf'un yanına girdiklerinde, o kardeşini (Bünyamin'i) yanına aldı ve 'Şüphesiz ben senin kardeşinim. Onların yaptıklarına üzülme' dedi.
  70. Yûsuf onların yüklerini hazırlatınca, (su kabını) kardeşinin yüküne koydu. Sonra bir tellal, 'Ey kervancılar! Siz hırsızsınız!' diye seslendi.
  71. Onlara dönerek, 'Ne yitirdiniz?' dediler.
  72. Dediler ki: 'Kralın su kabını yitirdik. Onu getirene bir deve yükü (ödül) var. Ben buna kefilim.'
  73. (Kardeşler) 'Allah'a yemin ederiz ki, siz de bilirsiniz, biz bu ülkede bozgunculuk yapmak için gelmedik, biz hırsız da değiliz' dediler.
  74. (Yûsuf'un adamları) dediler ki: 'Eğer yalan söylüyorsanız, onun cezası nedir?'
  75. (Kardeşler) dediler ki: 'Cezası, kimin yükünde bulunursa, o kimsenin kendisi (köle olarak alınmasıdır.) Biz zalimleri işte böyle cezalandırırız.'
  76. Bunun üzerine Yûsuf, kardeşinin yükünden önce onların yüklerini aramaya başladı. Sonra su kabını kardeşinin yükünden çıkardı. İşte biz Yûsuf'a böyle bir tuzak öğretmiştik. Yoksa kralın kanunlarına göre kardeşini alıkoyamazdı. Ancak Allah dilerse o başka. Biz dilediğimiz kimsenin derecesini yükseltiriz. Her ilim sahibinin üstünde daha bilgili bir bilen vardır.
  77. (Kardeşleri) 'Eğer o çalmışsa, daha önce onun bir kardeşi de çalmıştı' dediler. Yûsuf bunu içinde gizledi ve onlara belli etmedi. İçinden, 'Siz daha kötü bir durumdasınız! Allah, anlattıklarınızı daha iyi bilir' dedi.
  78. Dediler ki: 'Ey Aziz! Şüphesiz onun çok yaşlı bir babası var. Bu yüzden onun yerine bizden birini alıkoy. Şüphesiz biz seni iyilik yapanlardan görüyoruz.'
  79. Yûsuf dedi ki: 'Eşyamızı yanında bulduğumuz kimseden başkasını alıkoymaktan Allah'a sığınırız. O takdirde biz gerçekten zalim oluruz.'
  80. Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında fısıldaşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: 'Babanızın, Allah adına sizden sağlam bir söz aldığını, daha önce de Yûsuf hakkında işlediğiniz kusuru bilmiyor musunuz? Babam bana izin verinceye veya Allah hakkımda hükmedinceye kadar bu topraklardan asla ayrılmayacağım. O, hükmedenlerin en hayırlısıdır.'
  81. 'Siz babanıza dönün ve deyin ki: 'Ey babamız! Şüphesiz oğlun hırsızlık yaptı. Biz ancak bildiğimize şahitlik ettik. Gaybı bilecek de değildik.'
  82. 'İçinde bulunduğumuz şehre (Mısır halkına) ve kendisiyle geldiğimiz kervana da sor. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz.'
  83. (Yakûb) dedi ki: 'Hayır, nefisleriniz sizi aldatıp böyle bir işe sürüklemiş. Artık bana düşen güzelce sabretmektir. Umulur ki Allah onların hepsini bana getirir. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.'
  84. Onlardan yüz çevirdi ve 'Ey Yûsuf'a olan hasretim!' dedi. Hüzünden iki gözüne ak düştü. O artık kederini içine atmıştı.
  85. Dediler ki: 'Allah'a yemin ederiz ki, sen Yûsuf'u anıp durmaktan ya eriyeceksin ya da helak olanlardan olacaksın!'
  86. Dedi ki: 'Ben tasa ve üzüntümü ancak Allah'a arz ederim. Ben Allah tarafından sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.'
  87. 'Ey oğullarım! Gidin de Yûsuf'u ve kardeşini iyice araştırın. Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kafirler topluluğundan başkası Allah'ın rahmetinden ümit kesmez.'
  88. Yûsuf'un yanına girdiklerinde dediler ki: 'Ey Aziz! Bize ve ailemize darlık isabet etti. Değersiz bir miktar sermaye ile geldik. Bize ölçeği tam doldur ve bize sadaka ver. Şüphesiz Allah, sadaka verenleri mükafatlandırır.'
  89. Yûsuf dedi ki: 'Siz cahilliğiniz yüzünden Yûsuf'a ve kardeşine neler yaptığınızı biliyor musunuz?'
  90. Dediler ki: 'Yoksa sen Yusuf musun?' Dedi ki: 'Ben Yûsuf'um, bu da kardeşimdir. Andolsun, Allah bize lütfetti. Şüphesiz kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükafatını zayi etmez.'
  91. Dediler ki: 'Allah'a yemin ederiz ki, Allah seni bize üstün kıldı. Gerçekten biz günahkârlar idik.'
  92. Yûsuf dedi ki: 'Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.'
  93. 'Şu gömleğimi götürün de babamın yüzüne koyun ki gözleri açılsın. Bütün ailenizi de bana getirin.'
  94. Kervan (Mısır'dan) ayrılınca babaları, 'Bana Yûsuf'un kokusu geliyor. Ne olur bana bunak demeyin!' dedi.
  95. Dediler ki: 'Allah'a yemin ederiz ki sen hâlâ eski yanılgıdasın.'
  96. Müjdeci gelip de gömleği Yakûb'un yüzüne koyunca hemen gözleri açıldı. 'Ben size, sizin bilmediğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) bilirim dememiş miydim?' dedi.
  97. Dediler ki: 'Ey babamız! Bizim için günahlarımızın bağışlanmasını dile. Şüphesiz biz günahkârlar idik.'
  98. Babaları dedi ki: 'Sizin için Rabbimden bağışlama dileyeceğim. Şüphesiz O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.'
  99. Ana babasını tahtına çıkardı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. Yûsuf dedi ki: 'Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Bana iyilik etti. Çünkü beni zindandan çıkardı. Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden buraya getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine karşı lütufkârdır. Şüphesiz O, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.'
  100. 'Ey Rabbim! Bana iktidar verdin ve rüyaların yorumunu öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Canımı müslüman olarak al ve beni salihlere kat!'
  101. İşte bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Yoksa onlar (Yûsuf'un kardeşleri) hile yaparak işlerine karar verdikleri zaman sen onların yanında değildin.
  102. Sen ne kadar çok istesen de insanların çoğu iman edecek değildir.
  103. Halbuki sen buna karşılık onlardan bir ücret de istemiyorsun. O (Kur'an) âlemler için ancak bir öğüttür.
  104. Göklerde ve yerde nice âyetler vardır ki, yanlarından geçerler de ona sırtlarını dönerler.
  105. Onların çoğu, Allah'a ancak ortak koşarak iman ederler.
  106. Allah'ın azabından kuşatıcı bir belanın kendilerine gelmesinden veya hiç farkında olmadıkları bir anda kıyametin ansızın gelmesinden güvende mi oldular?
  107. De ki: 'İşte benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar, tam bir basiret üzere Allah'a davet ederiz. Allah'ın şanı yücedir. Ben ortak koşanlardan değilim.'
  108. Senden önce de biz, kentler halkından kendilerine vahyettiğimiz erkeklerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler? Elbette ahiret yurdu sakınanlar için daha hayırlıdır. Hâlâ akıl etmeyecek misiniz?
  109. Nihayet peygamberler ümitlerini kesip de kendilerinin yalancı çıkarıldıklarını sandıkları sırada, onlara yardımımız gelmiş, dilediğimiz kimseler kurtarılmıştır. Azabımız ise suçlu kavimden geri çevrilemez.
  110. Andolsun ki onların kıssalarında akıl sahipleri için ibret vardır. (Bu Kur'an) uydurulabilecek bir söz değildir. Fakat kendisinden öncekileri doğrulayıcı, her şeyi açıklayıcı ve inanan bir toplum için bir hidayet ve bir rahmettir.
Hz. Yusuf'un Mısır sarayında, bir firavun figürüne rüya yorumladığını gösteren İslami sanat tarzında bir resim, zengin kumaşlar, hiyeroglifler, canlı mavi ve altın tonları.

Yusuf Suresi Tefsiri: İbretlerle Dolu Bir Hayat Yolculuğu

Kardeşlerim, Yusuf Suresi, Kur'an'ın en detaylı ve kronolojik kıssa anlatımını sunar. Bu eşsiz anlatım, her bir ayetiyle derin hikmetler barındırır. Gelin, bu kıssanın ana pasajlarını müfessirlerimizin ışığında inceleyelim.

1. Rüya ve Kardeşlerin Kıskançlığı (1-20. Ayetler)

Kıssa, Hz. Yusuf'un gördüğü bir rüya ile başlar. On bir yıldızın, güneşin ve ayın kendisine secde ettiğini görmesi, babası Hz. Yakûb'un onun gelecekteki yüksek makamını ve peygamberliğini anlamasına vesile olur. Ancak Hz. Yakûb, bu rüyanın kardeşleri arasında kıskançlığa yol açmaması için Yusuf'u uyarır (Yusuf 12:4-5).

  • Taberî: İmam Taberî, rüyanın doğrudan ilahi bir işaret olduğunu ve Hz. Yusuf'un gelecekteki yüceliğine delalet ettiğini vurgular. Secdenin, saygı ve tazim anlamında olduğunu belirtir, zira peygamberler arasında secde sadece Allah'a mahsustur.
  • İbn Kesîr: İbn Kesîr, kardeşlerin kıskançlığının nefsi bir hastalık olduğunu ve şeytanın bu duyguyu nasıl körüklediğini detaylandırır. Hz. Yakûb'un uyarısının, peygamberlerin ferasetini gösterdiğini ifade eder.
  • Kurtubî: İmam Kurtubî, kardeşlerin Hz. Yusuf'u kuyuya atma planlarının, kıskançlık ve haset gibi kötü huyların insanı ne denli büyük günahlara sürükleyebileceğinin bir ibreti olduğunu belirtir. Kardeşlerin, babalarının sevgisini sadece kendilerine tahsis etme arzusunun nefsani bir yanılgı olduğunu açıklar.

Kardeşler, babalarının sevgisini kıskanarak Yusuf'u kuyuya atma planı yaparlar ve babalarını kandırarak Yusuf'u yanlarına alırlar. Onu bir kuyuya atar ve gömleğine sahte kan sürerek babalarına kurdun yediğini söylerler. Hz. Yakûb ise onların yalanını sezer ve 'Sabrun Cemîl' (güzel sabır) ile Allah'a sığınır (Yusuf 12:18). Bu, tevekkülün en güzel örneklerinden biridir.

2. Mısır'da Kölelik ve İffet İmtihanı (21-35. Ayetler)

Kuyudan geçen bir kervan tarafından bulunan Hz. Yusuf, Mısır'da köle olarak satılır. Onu satın alan Mısır azizi, eşi Züleyha'ya ona iyi bakmasını söyler (Yusuf 12:21). Hz. Yusuf gençliğinin en güzel çağında, Aziz'in eşi Züleyha'nın ahlaksız teklifiyle karşılaşır. Ancak o, Allah'a sığınarak iffetini korur. Bu olay, Kur'an'ın en çarpıcı iffet imtihanlarından biridir.

  • Fahreddin er-Râzî: İmam Râzî, bu olayı Hz. Yusuf'un nefsine karşı verdiği büyük bir mücadele olarak yorumlar. Allah'ın peygamberlerini, bu tür günahlardan masum kıldığını ve onların iffetlerinin ilahi bir koruma altında olduğunu belirtir. Züleyha'nın tuzağının büyüklüğünü ve Hz. Yusuf'un ona karşı direnişinin azametini vurgular.
  • İbn Kesîr: İbn Kesîr, Hz. Yusuf'un 'Ma'azallah! O benim efendimdir, bana iyi bakmıştır' sözünün, hem Aziz'e olan sadakatini hem de Allah'a olan derin saygısını ifade ettiğini belirtir. Bu, kul hakkına riayetin ve nimete nankörlük etmemenin bir göstergesidir.
  • Kurtubî: Kurtubî, Hz. Yusuf'un gömleğinin arkadan yırtılmasının, onun masumiyetinin en açık delili olduğunu ve adaletin tecellisinde küçük detayların bile ne kadar önemli olabileceğini açıklar.

Masumiyetini ispatlamasına rağmen, Züleyha'nın ve diğer kadınların dedikodularını bastırmak amacıyla zindana atılır. Hz. Yusuf, zindanı günaha tercih ederek Allah'a olan bağlılığını bir kez daha gösterir (Yusuf 12:33).

3. Zindan ve Rüya Tabirleri (36-50. Ayetler)

Zindanda iki gençle tanışan Hz. Yusuf, onların rüyalarını yorumlar ve onlara tevhid inancını anlatır (Yusuf 12:37-41). Bu durum, onun ilmini ve hikmetini ortaya koyar. Ancak salıverilen gençlerden biri, Yusuf'u krala anmayı unutur ve Hz. Yusuf yıllarca zindanda kalmaya devam eder.

  • Taberî: Taberî, Hz. Yusuf'un zindanda bile tebliğ görevini sürdürdüğünü ve insanları şirkten uzaklaştırıp Allah'ın birliğine davet ettiğini belirtir. Rüya tabiri ilminin, Allah'ın kendisine bahşettiği özel bir lütuf olduğunu vurgular.
  • Fahreddin er-Râzî: Râzî, Hz. Yusuf'un zindan arkadaşlarının rüyalarını yorumlamadan önce onlara tevhid inancını anlatmasını, davetçinin önceliğinin her zaman imana davet olması gerektiğinin bir göstergesi olarak açıklar.

4. Kralın Rüyası ve Yusuf'un Aklandığı An (51-57. Ayetler)

Mısır kralı bir rüya görür ve kimse onu yorumlayamaz. Zindandan kurtulan genç, Hz. Yusuf'u hatırlar ve krala ondan bahseder. Hz. Yusuf, kralın rüyasını (yedi semiz ineği yedi zayıf ineğin yemesi, yedi yeşil başak ve yedi kuru başak) yedi bolluk ve yedi kıtlık yılı olarak yorumlar (Yusuf 12:43-49). Ancak zindandan çıkmadan önce, masumiyetinin tüm açıklığıyla ortaya konulmasını ister. Kral, kadınları sorgular ve Züleyha da dahil olmak üzere hepsi Hz. Yusuf'un iffetli olduğunu itiraf ederler (Yusuf 12:51-53). Bu, adaletin ilahi bir tecellisidir.

  • İbn Kesîr: İbn Kesîr, Hz. Yusuf'un zindandan çıkmadan önce masumiyetinin ispatını istemesini, onun ne kadar vakur ve adaletli bir peygamber olduğunu gösterir. Bu, kul hakkının ve şerefinin korunmasına verilen önemin bir göstergesidir.
  • Kurtubî: Kurtubî, bu olayda ilahi takdirin nasıl işlediğini ve sabreden kulların sonunda mutlaka zafere ulaşacağını vurgular. Yıllar süren zindan hayatının, Hz. Yusuf'u Mısır'ın veziri olmaya hazırlayan bir okul olduğunu ifade eder.

5. Mısır'da Yönetim ve Ailesiyle Yeniden Buluşma (58-86. Ayetler)

Kral, Hz. Yusuf'u hazinelerden sorumlu vezir yapar. Hz. Yusuf, ilmi ve adaletiyle ülkeyi kıtlıktan kurtarır. Kıtlık yılları başlayınca, zahire almak için Mısır'a gelen kardeşleri onu tanımazlar (Yusuf 12:58). Hz. Yusuf, kardeşlerini çeşitli imtihanlardan geçirir, küçük kardeşi Bünyamin'i yanına alıkoyar ve babalarına geri dönmelerini ister. Hz. Yakûb, Bünyamin'in de alıkonulmasıyla büyük bir üzüntüye kapılır ve gözleri görmez olur. Ancak Allah'ın rahmetinden asla ümidini kesmez (Yusuf 12:86).

Bu bölüm, kardeşler arasındaki ilişkinin karmaşıklığını ve Hz. Yusuf'un affediciliğini gözler önüne serer. Hz. Yakûb'un sabrı ve tevekkülü, imtihanlar karşısında müminlere örnek teşkil eder. Bu, aynı zamanda namaz vakitleri gibi düzenli ibadetlerin ve duaların, zor zamanlarda insana nasıl güç verdiğini de gösterir.

6. Kavuşma ve Hikmetin Tamamlanması (87-111. Ayetler)

Kardeşler tekrar Mısır'a geldiklerinde, Hz. Yusuf kendini onlara tanıtır (Yusuf 12:89). Bu an, kıssanın en duygusal ve ibret dolu anlarından biridir. Hz. Yusuf, onlara geçmişteki hatalarını yüzlerine vurmadan, ‘Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir’ diyerek affediciliğinin zirvesine ulaşır (Yusuf 12:92).

  • Taberî: Taberî, Hz. Yusuf'un bu sözünü, peygamberlerin yüce ahlakının ve affediciliğinin en güzel örneklerinden biri olarak gösterir. Bu affedişin, kardeşlerinin pişmanlığını artırdığını ve onları gerçek tevbe etmeye yönelttiğini belirtir.
  • Fahreddin er-Râzî: Râzî, Hz. Yusuf'un geçmişi unutarak kardeşlerini affetmesini, kin ve intikam duygusundan arınmış bir kalbin büyüklüğünü vurgular. Bu, Allah'ın rahmetinin bir yansımasıdır.

Gömleğini babasına gönderir ve babasının gözleri açılır. Tüm aile Mısır'a gelir ve Hz. Yusuf'a secde ederler. Bu secde, Hz. Yusuf'un çocukluk rüyasının gerçekleşmesidir (Yusuf 12:100). Kıssa, Hz. Yusuf'un Allah'a şükrü ve salihlerden olma duasıyla sona erer. Bu kıssa, akıl sahipleri için ibretlerle dolu bir hidayet ve rahmet kaynağıdır (Yusuf 12:111).

Hz. Yusuf'un yaşlı babası Hz. Yakup ve ailesiyle duygusal bir kucaklaşma içinde yeniden bir araya geldiğini gösteren İslami sanat tarzında bir resim, vaha ortamı veya çadır, sevinç ve rahatlama ifadeleri, yumuşak ışık, sıcak toprak tonları.

Hz. Yusuf Kıssasından Çıkarılacak Dersler ve Günümüz İçin İbretler

Kardeşlerim, Hz. Yusuf kıssası, sadece geçmişte yaşanmış bir hikaye değil, her dönemde insanlığa ışık tutan evrensel dersler ve ibretler barındırır. Bu dersler, hayatımızın her alanında bize yol gösterir:

1. Sabır ve Tevekkülün Önemi

Hz. Yusuf'un kuyuya atılmasından zindana, oradan vezirliğe uzanan çetin imtihanları, sabrın ve Allah'a tevekkülün en güzel örneğidir. Hz. Yakûb'un yıllarca süren evlat hasretine rağmen Allah'ın rahmetinden ümit kesmemesi de aynı dersi verir. Unutmayalım ki, zorluklar karşısında gösterilen sabır, Allah katında büyük bir mükafatın anahtarıdır.

2. İffet ve Dürüstlük

Hz. Yusuf'un Züleyha'nın ahlaksız teklifi karşısında iffetini koruması, genç yaşta dahi Allah korkusunun ve takvanın bir mümine nasıl güç verdiğini gösterir. İffet, sadece bedensel değil, aynı zamanda kalbi ve zihinsel bir temizliktir.

3. Affedicilik ve Merhamet

Kardeşlerinin kendisine yaptığı onca kötülüğe rağmen, Hz. Yusuf'un onları affetmesi, peygamberlerin yüce ahlakının ve İslam'ın temel değerlerinden olan merhametin zirvesidir. Gerçek büyüklük, intikam almak yerine affetmekte yatar.

4. Yönetimde Adalet ve Ehliyet

Hz. Yusuf'un Mısır'da hazinelerden sorumlu vezir olması ve kıtlık dönemini başarıyla yönetmesi, idarecilerin dürüst, bilgili ve ehliyetli olmasının toplum için hayati önemini gösterir. O, bu görevde sadece bir yönetici değil, aynı zamanda halkının refahını düşünen bir lider olmuştur.

5. Rüya Tabiri ve İlim

Hz. Yusuf'a verilen rüya tabiri ilmi, Allah'ın dilediği kullarına hikmet ve ilim lütfettiğini gösterir. Bu, ilmin sadece dünyevi değil, aynı zamanda manevi boyutunun da olduğunu hatırlatır.

6. Aile Bağları ve Kıskançlığın Zararları

Kıssa, kardeşler arasındaki kıskançlığın ne gibi felaketlere yol açabileceğini acı bir şekilde gözler önüne serer. Aile içi huzurun ve sevginin korunması, toplumun temel direğidir. Bu kıssa, aile içi problemlerde nasıl hareket etmemiz gerektiği konusunda da bize önemli ipuçları verir. Aile bağlarımızı güçlendirmek için her zaman çaba göstermeliyiz, zira aile, hayatın ezan vakti gibi önemli duraklarından biridir.

Hz. Yusuf Kıssasının Faziletleri ve Hadisler

Kardeşlerim, Hz. Yusuf kıssasının okunması ve üzerinde düşünülmesi, Kur'an'ın diğer sureleri gibi büyük faziletler taşır. Bu sure, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından 'Ahsenü'l-Kasas' (kıssaların en güzeli) olarak nitelendirilmiştir (Yusuf 12:3). Bu niteleme, surenin edebi güzelliğinin yanı sıra, içerdiği derin hikmet ve ibretlerden kaynaklanır.

Sahih hadislerde Yusuf Suresi'nin spesifik fazileti hakkında doğrudan bir rivayet bulunmamakla birlikte, genel olarak Kur'an okumanın fazileti hakkında pek çok hadis mevcuttur. Örneğin, Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

  • 'Kim Kur'an'dan bir harf okursa, onun için bir iyilik vardır. Bir iyilik de on misliyle çarpılır. Ben size 'Elif Lâm Mîm' bir harftir demiyorum. Bilakis Elif bir harftir, Lâm bir harftir, Mîm bir harftir.' (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 16)

Bu kıssayı okumak ve anlamak, müminlerin kalplerini hüzün ve kederden arındırır, onlara sabır ve tevekkül aşılar. Özellikle sıkıntılı zamanlarda, Hz. Yusuf'un ve Hz. Yakûb'un yaşadığı zorlukları ve sonunda ulaştıkları ferahlığı hatırlamak, insana büyük bir moral ve motivasyon kaynağı olur. Bu kıssa, müminlere Allah'ın yardımının yakın olduğu ve her zorluğun ardından bir kolaylığın geleceği müjdesini verir.

Ayrıca, Hz. Yusuf'un iffet mücadelesi, genç nesiller için örnek teşkil ederken, onun affediciliği ve kardeşlerine gösterdiği merhamet, aile içi ilişkilerde ve toplumsal barışta ne denli önemli olduğunu vurgular. Bu kıssayı sıkça okuyup üzerinde tefekkür etmek, ahlakımızı güzelleştirmeye ve Allah'a olan bağlılığımızı artırmaya vesile olur. Tıpkı Hz. İbrahim kıssası gibi, bu da iman ve teslimiyetin eşsiz bir örneğidir.

Yanlış Bilinenler ve Doğruları

Hz. Yusuf kıssası hakkında halk arasında yaygın bazı yanlış anlamalar veya eksik bilgiler bulunabilmektedir. Bunlardan en önemlilerine değinelim:

  • Züleyha'nın İsmi: Kur'an-ı Kerim'de Hz. Yusuf'a ahlaksız teklifte bulunan kadının ismi geçmez. 'Züleyha' ismi, tefsir ve kıssa literatüründe yaygınlaşmış olup, halk arasında benimsenmiştir. Kur'an sadece 'Aziz'in karısı' (Yusuf 12:30) olarak bahseder.
  • Secdenin Anlamı: Kıssanın sonunda Hz. Yusuf'un ailesinin ona secde etmesi (Yusuf 12:100), bazılarınca yanlış anlaşılabilir. Bu secde, İslam'daki ibadet secdesi gibi bir tapınma secdesi değil, o dönemdeki örf ve âdetlere uygun olarak büyük bir saygı, tazim ve hürmet göstergesidir. Tıpkı meleklerin Hz. Adem'e secdesi gibi. İslam'da ibadet secdesi sadece Allah'a yapılır.
  • Yusuf'un Kuyuya Atılma Yaşı: Kıssada Hz. Yusuf'un kuyuya atıldığında tam olarak kaç yaşında olduğu belirtilmemiştir. Ancak genel rivayetler, onun çocuk yaşta olduğunu, yaklaşık 7 ila 12 yaşları arasında olduğu yönündedir.

Sonuç: İlahi Hikmetin En Güzel Tezahürü

Aziz kardeşlerim, Hz. Yusuf kıssası, Kur'an'ın bize sunduğu en kapsamlı, en duygusal ve en ibret verici hikayelerden biridir. Bu kıssa, sadece bir peygamberin hayat mücadelesini değil, aynı zamanda Allah'ın sonsuz kudretini, adaletini, merhametini ve kullarına olan lütfunu da gözler önüne serer. Her birimiz, hayatın zorlu imtihanları karşısında Hz. Yusuf'un sabrını, iffetini ve tevekkülünü kendimize örnek almalıyız.

Unutmayalım ki, her zorluğun arkasında bir kolaylık, her sıkıntının sonunda bir ferahlık vardır. Yeter ki bizler, Allah'a olan imanımızı kaybetmeyelim, O'na güvenelim ve O'nun ipine sımsıkı sarılalım. Bu kıssa, bizlere ümitsizliğe düşmemeyi, haksızlıklar karşısında dahi adaletten ayrılmamayı ve daima affetmeyi öğretir. Hayatımıza yön verecek bu derin dersleri, kalplerimize nakşedelim.

Rabbim, bizleri Hz. Yusuf'un (a.s.) ve diğer peygamberlerin yolundan ayırmasın, onların ahlakıyla ahlaklanmayı nasip etsin. Bu kıssadan aldığımız derslerle hayatımızı güzelleştirelim ve çevremize de bu hikmetli mesajları ulaştıralım. Unutmayın, Allah'ı anmak ve O'na yönelmek için Diyanet İşleri Başkanlığı gibi güvenilir kaynaklardan faydalanabilir, mobil cihazlarınız için Zikirmatik uygulamamızı indirerek namaz vakitlerini takip edebilir, tesbih çekebilir ve zengin dua koleksiyonumuzdan istifade edebilirsiniz. Bu değerli bilgileri sevdiklerinizle paylaşmayı da ihmal etmeyin!

Zikirmatik Uygulamasını İndirin

Namaz vakitleri bildirimleri, zikir sayacı, tesbih ve daha fazlası için ücretsiz uygulamayı indirin.

İlgili Yazılar