Esselamu aleyküm ve rahmetullah kardeşlerim, bugün sizlerle Kureyş Suresi'ni derinlemesine inceleyeceğiz. Bu mübarek sure, Kureyş kabilesine Allah tarafından bahşedilen güven ve refahı hatırlatarak, bizleri şükretmeye teşvik eder. Gelin, bu surenin manasını birlikte keşfedelim.
Kureyş Suresi'nin Önemi ve Fazileti
Kureyş Suresi, Kur'an-ı Kerim'in 106. suresidir. Mekke'de nazil olmuştur ve 4 ayetten oluşur. Sure, Kureyş kabilesinin güven içinde seyahat etmelerini ve geçimlerini sağlamalarını Allah'ın bir lütfu olarak vurgular. Bu sure, aynı zamanda Allah'a şükretmenin ve O'na kulluk etmenin önemini de hatırlatır.
Kureyş Suresi'nin fazileti hakkında birçok rivayet bulunmaktadır. Bu sureyi okuyan kişilerin Allah'ın izniyle çeşitli sıkıntılardan kurtulacağına, rızkının artacağına ve dualarının kabul olacağına inanılır. Unutmayalım ki, her surenin kendine has bir hikmeti vardır ve bu sure de bizlere şükretmenin ve Allah'a yönelmenin önemini hatırlatır.
Değerli kardeşlerim, Kur'an-ı Kerim'in her bir ayeti ve suresi, bizler için birer hidayet rehberidir. Kureyş Suresi de kısa olmasına rağmen derin anlamlar barındırır. Rabbimizin bizlere bahşettiği sayısız nimeti idrak etmemizi, bu nimetlere şükürle karşılık vermemizi ve sadece O'na kulluk etmemizi öğütler. Kureyş kabilesine verilen özel imtiyazlar üzerinden tüm insanlığa bir mesaj sunar: Güven ve refahın gerçek kaynağı Allah'tır ve bu nimetler şükrü gerektirir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de Rabbimiz şöyle buyurur: 'Ve Rabbiniz şöyle ilan etti: Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size (nimetimi) artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, şüphesiz benim azabım çok şiddetlidir.' (İbrahim 14:7). Bu ayet, Kureyş Suresi'nin ana temasını özetler niteliktedir.
Kureyş Suresi Okunuşu (Türkçe Latin Harfleriyle)
Aşağıda Kureyş Suresi'nin tamamının Türkçe okunuşunu bulabilirsiniz:
- Bismillahirrahmanirrahim
- Li ilafi kuraysin
- İlafihim rihleteş şitai ves sayf
- Felya'budu rabbe hazel beyt
- Ellezi et'amehum min cuin ve amenehum min havf
Kureyş Suresi Türkçe Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı)
Şimdi de Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mealini referans alarak, Kureyş Suresi'nin Türkçe anlamını inceleyelim:
- Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla
- Kureyş'i alıştırmak,
- onları kış ve yaz yolculuğuna alıştırmakla (nimetine karşı nankörlük etmeleri şaşılacak şeydir).
- O halde onlar da bu Beyt'in (Kâbe'nin) Rabbine kulluk etsinler.
- O ki, kendilerini açlıktan doyurdu ve onları korkudan emin kıldı.
Kureyş Suresi Tefsiri
Kureyş Suresi, Kureyş kabilesine verilen nimetlerin hatırlatılması ve bu nimetlere şükredilmesi gerektiğini vurgular. Surenin tefsirini yaparken, farklı müfessirlerin görüşlerine de yer vereceğiz. Bu sure, aslında kendinden önceki Fîl Suresi ile çok yakın bir ilişki içerisindedir ve birçok müfessir tarafından tek bir bütünün devamı gibi değerlendirilmiştir. Fîl Suresi'nde Allah Teâlâ'nın Kâbe'yi Ebrehe'nin ordusundan nasıl koruduğu anlatılırken, Kureyş Suresi'nde bu koruma sayesinde Kureyş'in elde ettiği nimetler ve onlara düşen şükür görevi vurgulanır.
İlk İki Ayetin Tefsiri (1-2. Ayetler)
'Li ilafi kuraysin. İlafihim rihleteş şitai ves sayf' ayetleri, Kureyş kabilesinin kış ve yaz aylarında yaptıkları ticaret yolculuklarına işaret eder. Taberî'ye göre, bu ayetler Kureyş'in bu yolculukları güven içinde yapabilmelerinin Allah'ın bir lütfu olduğunu belirtir. Taberî, 'îlâf' kelimesini 'ülfet ettirmek, alıştırmak, bir araya getirmek' şeklinde açıklar ve Kureyş'in hem kendi içlerinde hem de diğer kabilelerle olan ticaret anlaşmaları sayesinde bu güveni sağladığını ifade eder. Bu anlaşmalar ve yolculuklar, Kâbe'nin hürmetinden ve Allah'ın korumasından kaynaklanmaktaydı.
İbn Kesîr ise, bu ayetlerin Kureyş'in bu yolculuklar sayesinde geçimlerini sağladıklarını ve refah içinde yaşadıklarını ifade ettiğini söyler. O, 'îlâf'ı, Kureyş'in kışın Yemen'e, yazın Şam'a yaptıkları ticari seferlerin güvenliğini sağlayan bir düzen olarak yorumlar. Bu yolculuklar sayesinde namaz vakitleri aksamadan ticaretlerini yapabiliyorlardı. Bu, onların hem ekonomik refahlarının hem de sosyal statülerinin temelini oluşturuyordu.
Kurtubî, 'îlâf' kelimesinin Kureyş'in kış ve yaz yolculuklarına alışkın olmasını, bu yolculukların onlar için bir âdet haline gelmesini ve bu sayede geçimlerini temin etmelerini sağlayan bir düzen olduğunu belirtir. Onun tefsirinde, bu alışkanlığın ve düzenin ardında yatan ilahi lütuf vurgulanır. Kureyş, Kâbe'nin hizmetkârları olmaları hasebiyle tüm Arap kabileleri tarafından saygı görüyor, bu da onların güvenli ticaret yapmalarına imkân tanıyordu.
Fahreddin Râzî ise, bu ayetlerdeki 'îlâf'ın, Kureyş'e Allah tarafından verilen iki büyük nimetin işareti olduğunu belirtir: Biri, kış ve yaz yolculuklarında elde ettikleri kazanç ve rızık, diğeri ise bu yolculuklardaki emniyet ve güvenlik. Râzî, bu nimetlerin Kâbe'nin hürmeti sayesinde verildiğini ve bu durumun Allah'ın kudretinin ve Kureyş'e olan özel lütfunun bir göstergesi olduğunu detaylı bir şekilde açıklar. 'Onlar, yeryüzünde güven içinde olan, rızkı her yerden bol bol gelen bir beldeyi misal olarak vermemişler miydi?' (Nahl 16:112) ayeti de Kureyş'in durumuna bir nevi işaret etmektedir, ancak Kureyş Suresi doğrudan bu özel kabileye hitap eder.
Son İki Ayetin Tefsiri (3-4. Ayetler)
'Felya'budu rabbe hazel beyt. Ellezi et'amehum min cuin ve amenehum min havf' ayetleri, Kureyş kabilesinin Kâbe'nin Rabbine kulluk etmeleri gerektiğini vurgular. Kurtubî'ye göre, bu ayetler Kureyş'e, kendilerini açlıktan doyuran ve korkudan emin kılan Allah'a şükretmeleri gerektiğini hatırlatır. O, bu ayetlerin, nimetlere şükrün bir gereği olarak ibadetin önemini açıkça ortaya koyduğunu ifade eder. Kâbe, onlar için sadece bir ticaret merkezi değil, aynı zamanda ruhani bir merkezdi ve bu merkezin Rabbi'ne kulluk etmek onların en temel göreviydi.
Fahreddin Râzî ise, bu ayetlerin Kureyş'in Allah'a kulluk etmelerinin, O'nun nimetlerine bir karşılık olduğunu ifade ettiğini belirtir. Râzî, Allah'ın Kureyş'e bahşettiği iki büyük nimetin (açlıktan doyurma ve korkudan emin kılma) karşılığında onlardan yalnızca tevhid ve ibadet istediğini vurgular. Bu, mantıksal bir çıkarımdır: Madem ki tüm bu nimetler Allah'tan gelmiştir, öyleyse ibadet de sadece O'na yapılmalıdır. Ayrıca Ramazan Ayı ve Önemi: Ayetler ve Hadislerle Derinlemesine İnceleme yazımızda da belirttiğimiz gibi, Allah'a şükretmek imanın bir gereğidir.
Taberî, bu ayetlerin, Kureyş'in ticaretlerini güvenle yapıp karınlarını doyurmalarını ve düşman saldırılarından emin olmalarını sağlayan Allah'a ibadet etmeleri gerektiğini emrettiğini açıklar. O, 'Beyt'in Rabbi' ifadesinin, Kâbe'yi koruyan ve ona izzet veren Rabbimiz olduğunu vurgular. Bu, Kureyş'in en iyi bildiği ve en çok saygı duyduğu varlığa, yani Kâbe'ye atıf yaparak, onların kalplerine hitap etmenin en etkili yolu olmuştur.
İbn Kesîr, Allah'ın Kureyş'e olan bu lütuflarını (açlıktan doyurma ve korkudan emin kılma) detaylandırır. Açlıktan doyurma, ticaretleri sayesinde elde ettikleri zenginlik ve bolluk; korkudan emin kılma ise Fîl Olayı gibi mucizevi korumalar ve ticaret yollarındaki güvenlikler olarak açıklanır. Bu nimetler karşısında Kureyş'in, bu nimetlerin gerçek sahibine, yani Kâbe'nin Rabbine ibadet etmeleri gerektiğini net bir şekilde ortaya koyar.
Bu ayetler, aynı zamanda bizlere de bir mesaj vermektedir. Bizler de Allah'ın bize verdiği nimetlere şükretmeli ve O'na kulluk etmeliyiz. Unutmayalım ki, Allah'a şükretmek, nimetlerin artmasına ve bereketlenmesine vesile olur. Kur'an-ı Kerim'de, 'Biz, Beyt'i (Kâbe'yi) insanlar için bir toplanma yeri ve güvenli bir mekân kıldık.' (Bakara 2:125) buyurularak Kâbe'nin sadece Kureyş için değil, tüm insanlar için bir emniyet ve huzur kaynağı olduğu belirtilir. Bu da Kureyş Suresi'nin evrensel mesajını güçlendirir.
Kureyş Suresi'nin Nüzul Sebebi ve Mekki/Medeni Ayrımı
Kureyş Suresi, Mekke'de nazil olmuştur. Nüzul sebebi hakkında farklı rivayetler bulunmaktadır. Bir rivayete göre, Kureyş kabilesinin ticaret yolculuklarında yaşadıkları güven ve refahın Allah'ın bir lütfu olduğunu hatırlatmak amacıyla nazil olmuştur. Başka bir rivayete göre ise, Kureyş'in Kâbe'ye olan saygılarını ve Allah'a olan bağlılıklarını artırmak amacıyla nazil olmuştur. Kureyş suresi ile ilgili daha detaylı bilgi almak isterseniz Diyanet İşleri Başkanlığı sitesini ziyaret edebilirsiniz.
Kardeşlerim, Kureyş Suresi'nin nüzul sebebi ve tarihsel arka planı, surenin anlamını kavramamız açısından büyük önem taşır. Bu sure, Peygamber Efendimiz (sav)'in doğup büyüdüğü, İslam'ın ilk yıllarında tebliğin zorlu şartlarda yapıldığı Mekke döneminde indirilmiştir. Mekke dönemi sureleri genellikle tevhid (Allah'ın birliği), ahiret inancı, peygamberlik ve ahlaki değerler üzerine yoğunlaşır. Kureyş Suresi de bu genel çerçevede, Allah'ın nimetlerine dikkat çekerek tevhid inancına davet eder.
Kureyş kabilesi, Arap Yarımadası'nda Kâbe'nin muhafızları olmaları hasebiyle büyük bir prestije sahipti. Bu durum, onlara hem dini hem de ticari alanda avantajlar sağlıyordu. Kureyş, kışın Yemen'e, yazın Şam'a olmak üzere iki büyük ticaret kervanı düzenlerdi. Bu yolculuklar, o dönemin şartlarında oldukça tehlikeliydi; yol kesen eşkıyalar, çölün zorlu koşulları ve kabileler arası çatışmalar sıkça yaşanırdı. Ancak Kureyş, Kâbe'nin hizmetkârları olmaları nedeniyle bu yolculukları diğer kabilelere nazaran çok daha güvenli bir şekilde yapabiliyordu. Onlara duyulan saygı ve Kâbe'nin kutsallığı, adeta bir diplomatik dokunulmazlık sağlıyordu.
Bu surenin nüzulünde, Fîl Suresi'nde anlatılan 'Rabbinin Ashâb-ı Fîl'e (Fil Sahiplerine) ne yaptığını görmedin mi?' (Fîl 105:1) olayı büyük bir etkiye sahiptir. Ebrehe'nin Kâbe'yi yıkma girişimi, Allah'ın mucizevi bir şekilde müdahalesiyle engellenmiş ve bu olay, Kureyş'in prestijini ve Kâbe'nin kutsallığını tüm Arap Yarımadası'nda pekiştirmişti. Bu olaydan sonra Kureyş, Allah'ın özel koruması altında olduğu inancını daha da güçlendirmişti. Kureyş Suresi de tam bu noktada, Kureyş'e verilen bu eşsiz nimetleri (güvenli ticaret, açlıktan kurtulma ve korkudan emin olma) hatırlatarak, bu nimetlerin gerçek sahibinin Allah olduğunu ve yalnızca O'na kulluk etmeleri gerektiğini vurgular. Bu, bir nevi Fîl Suresi'nin mantıksal devamı ve Kureyş'e yönelik bir uyarı niteliğindedir: 'Madem ki Rabbiniz sizi bu kadar büyük tehlikelerden korudu ve size bu kadar nimetler verdi, öyleyse neden sadece O'na ibadet etmiyorsunuz?'
Sure, Kureyş'in bu ticari 'îlâf'larına (alıştırma, bir araya getirme, anlaşmalar) dikkat çekerek, bu düzenin ve refahın Allah'ın bir lütfu olduğunu hatırlatır. Onların bu nimetlere karşı şükretmek yerine hala putlara tapmaları, tevhid inancından uzak durmaları, surenin ana eleştirel noktalarından biridir. Bu tarihsel arka plan, Kureyş Suresi'nin sadece bir kabileye değil, tüm insanlığa nimetlere şükür ve Allah'a kulluk etme çağrısını ne denli güçlü yaptığını göstermektedir.
Kureyş Suresi'nin Faziletleri ve Hadisler
Kureyş Suresi'nin faziletleri hakkında sahih kaynaklarda doğrudan bir hadis bulunmamaktadır. Ancak, Kur'an-ı Kerim'in her suresinin kendine has bir hikmeti ve fazileti olduğuna inanılır. Kureyş Suresi'nin, Kureyş kabilesine verilen nimetleri hatırlatarak, şükretmeye teşvik etmesi ve Allah'a kulluk etmenin önemini vurgulaması, bu surenin önemli faziletlerinden biridir.
Şükretmekle ilgili olarak Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur: 'Allah'a şükreden, ziyadesini hak eder.' (Tirmizî, Birr 35). Bu hadis, şükretmenin nimetlerin artmasına vesile olduğunu açıkça göstermektedir. Bu bağlamda, Kureyş Suresi'ni okumak ve anlamını düşünmek, kalbimizde şükür hissini pekiştirecek ve Rabbimize olan bağlılığımızı artıracaktır.
Ayrıca, şükrün sadece Allah'a değil, insanlara karşı da olması gerektiği vurgulanır. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: 'Kim insanlara teşekkür etmezse, Allah'a da şükretmiş olmaz.' (Ebû Dâvûd, Edeb 11; Tirmizî, Birr 35). Bu hadis, Kureyş Suresi'nin toplumsal ilişkilerdeki şükür boyutuna da bir gönderme olarak düşünülebilir. Kureyş'in diğer kabilelerle olan 'îlâf' anlaşmaları ve bu sayede elde ettikleri güven, aynı zamanda karşılıklı saygı ve minnet duygusunun bir sonucuydu.
Kureyş Suresi, aynı zamanda helal rızık peşinde koşmanın ve çalışmanın önemine de işaret eder. Kureyş kabilesinin kış ve yaz ticaret yolculukları, helal yoldan kazanç elde etmenin meşruiyetini ve hatta faziletini gösterir. Peygamber Efendimiz (sav) bu konuda şöyle buyurmuştur: 'Hiç kimse elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir. Allah'ın peygamberi Dâvûd da kendi elinin emeğinden yerdi.' (Buhârî, Büyû’ 15). Bu hadis, Kureyş Suresi'nin anlattığı ticaret faaliyetlerinin İslam'daki yerini ve değerini pekiştirir. Surenin bu yönüyle, bizlere helal kazanç için çaba göstermenin bir ibadet olduğu mesajını verdiğini söyleyebiliriz.
Kureyş Suresi'nin Hayatımıza Pratik Yansımaları ve Fıkhî Boyutu
Kureyş Suresi, sadece Kureyş kabilesine değil, tüm Müslümanlara hitap etmektedir. Bu sure, bizlere Allah'ın verdiği nimetlere şükretmeyi, O'na kulluk etmeyi ve O'na yönelmeyi hatırlatır. Günlük hayatımızda karşılaştığımız her türlü nimetin Allah'tan geldiğini bilmeli ve O'na şükretmeliyiz. Örneğin, sağlıklı olmamız, güven içinde yaşamamız, geçimimizi sağlamamız gibi birçok nimet Allah'ın bize bir lütfudur. Bu nimetlere şükretmek için, Allah'a ibadet etmeli, O'nun emirlerine uymalı ve yasaklarından kaçınmalıyız.
Ayrıca, Kureyş Suresi bizlere birlik ve beraberlik içinde olmanın önemini de hatırlatır. Kureyş kabilesi, ticaret yolculuklarını birlikte yaparak, geçimlerini sağlamış ve refah içinde yaşamışlardır. Bizler de Müslümanlar olarak birlik ve beraberlik içinde olmalı, birbirimize destek olmalı ve yardımlaşmalıyız. Bu sayede, hem dünyevi hem de uhrevi hayatımızda başarılı olabiliriz.
Değerli kardeşlerim, Kureyş Suresi'nin fıkhî boyutu, doğrudan hükümler içeren bir sure olmasa da, İslam fıkhının temel prensiplerine ışık tutan önemli mesajlar barındırır. Dört büyük mezhep olan Hanefî, Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelî mezhepleri, bu sureden çıkarılabilecek genel ahlaki ve itikadi prensipler üzerinde ittifak halindedir. Zira Kureyş Suresi, fıkhî ihtilaflara yol açacak spesifik hükümlerden ziyade, imanın ve şükrün evrensel ilkelerini vurgular.
Öncelikle, surenin vurguladığı 'rızık ve emniyet' nimeti, helal kazanç ve ticaretin İslam'daki önemini gösterir. Tüm mezhepler, rızkın helal yollardan kazanılmasının farz olduğu konusunda hemfikirdir. Kureyş'in ticaret yolculukları, helal kazancın peşinde koşmanın meşru bir ibadet olduğunu ortaya koyar. Ticarette dürüstlük, adalet ve sözünde durma gibi ahlaki ilkeler, fıkhın muamelat (insanlar arası ilişkiler) bölümünde geniş yer bulur ve Kureyş Suresi'nin ruhuyla örtüşür.
İkinci olarak, 'Beyt'in Rabbine kulluk edin' emri, tevhid inancının ve ibadetlerin merkeziyetini vurgular. Namaz, oruç, zekât, hac gibi temel ibadetler, Allah'a şükrün ve kulluğun somut göstergeleridir. Dört mezhep de bu ibadetlerin farziyeti ve temel eda şekilleri üzerinde ittifak halindedir. Kâbe'nin kutsallığı ve hac ibadetinin önemi de surenin ruhuyla uyumlu bir şekilde tüm mezhepler tarafından kabul edilir. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de 'Allah'a kulluk edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın.' (Nisa 4:36) buyurularak tevhidin önemi açıkça ifade edilmiştir.
Üçüncü olarak, surenin ima ettiği 'birlik ve beraberlik' ruhu, İslam fıkhının toplumsal düzen ve ümmet bilinci prensipleriyle de örtüşür. Kureyş kabilesinin ticaret anlaşmalarıyla sağladığı huzur ve refah, Müslümanların da kendi aralarında dayanışma içinde olmaları, ihtilaflardan kaçınmaları ve ortak menfaatler doğrultusunda hareket etmeleri gerektiğine işaret eder. Fıkıh, Müslüman toplumun düzenini sağlamayı hedefler ve bu bağlamda Kureyş Suresi'nin mesajı, Müslümanların sosyal ve ekonomik ilişkilerinde de adaleti, güveni ve işbirliğini esas almalarını teşvik eder.
Kısacası, Kureyş Suresi, fıkhî detaylardan ziyade, İslam'ın temel inanç ve ahlak prensiplerini pekiştiren, nimetlere şükür, helal kazanç, tevhid ve toplumsal dayanışma gibi evrensel değerleri vurgulayan bir suredir. Bu değerler, tüm mezheplerin ortak paydasıdır ve İslam hukukunun ruhunu oluşturur.
Kardeşlerim, Kureyş Suresi'ni anlamak ve hayatımıza uygulamak, bizleri Allah'a daha çok yaklaştıracak ve manevi huzura kavuşturacaktır. Bu sureyi sık sık okuyalım, anlamını düşünelim ve hayatımıza tatbik etmeye çalışalım.
Unutmayın, ezan vakti yaklaştığında namazlarımızı kılalım ve dualarımızı eksik etmeyelim. İstanbul namaz vakitleri veya yaşadığınız şehrin namaz vakitlerini takip ederek ibadetlerinizi zamanında yerine getirebilirsiniz. Ayrıca Ayetel Kürsi Okunuşu, Anlamı ve Tefsiri: Derinlemesine İnceleme yazımızı da okuyarak maneviyatınızı güçlendirebilirsiniz.
Editörden Not: Kureyş Suresi'nin Gönlümüzdeki Yeri
Değerli okuyucularım, Kureyş Suresi gibi kısa ama özlü sureler, Kur'an'ın mucizevi belagatini ve derinliğini bizlere en güzel şekilde sunar. Bir düşünün; sadece dört ayetle, bir kabilenin tarihini, Allah'ın onlara olan lütfunu, bu lütfa karşı sorumluluklarını ve tüm insanlığa yönelik evrensel mesajları ne kadar ustalıkla anlatıyor. Bu sureyi okurken, sadece Kureyş kabilesinin değil, kendi hayatlarımızdaki nimetleri de tefekkür etmeliyiz.
Sabah uyandığımızda aldığımız nefes, gözümüzün görmesi, kulağımızın duyması, yediğimiz bir lokma ekmek, içtiğimiz bir yudum su... Hepsi Allah'ın bize bahşettiği sayısız nimetten sadece birkaçıdır. Kureyş Suresi, bize bu nimetlerin farkına varmayı ve onlara karşı nankörlük etmemeyi hatırlatır. Zira nankörlük, nimetlerin elden gitmesine sebep olabilecek en büyük günahlardan biridir. Bu surenin her okunuşunda, kalbimizdeki şükür duygusunu tazelemeli, Rabbimize olan hamd ve senalarımızı artırmalıyız. O'nun bize verdiği güven ortamını, sağlıklı bir bedeni, huzurlu bir evi, helal bir rızkı düşünmeli ve tüm bunlar için O'na minnettar olmalıyız.
Bu sure aynı zamanda bize, Allah'ın vaadinin hak olduğunu ve O'na güvenmenin önemini de öğretir. Kureyş'i açlıktan doyuran ve korkudan emin kılan Allah, bizleri de her türlü sıkıntıdan kurtarmaya kadirdir. Yeter ki bizler de O'na güvenelim, O'nun emirlerine sarılalım ve O'na layık bir kul olmaya gayret edelim. Günlük hayatın koşuşturmacası içinde bazen şükrü unutabiliyor, sahip olduklarımızı sıradan görebiliyoruz. İşte tam bu noktada Kureyş Suresi, bize bir uyarı levhası gibi beliriyor ve 'Dur! Düşün! Şükret!' diyor. Bu surenin mesajını kalbimize işleyerek, hayatımızın her anını bir şükür vesilesine dönüştürebiliriz. Bu sayede hem dünya hayatımız bereketlenir hem de ahiret için azık toplamış oluruz. Rabbim cümlemizi şükreden kullarından eylesin, amin.
Kaynaklar
- Kur'an-ı Kerim ve Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)
- Taberî, Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân (Taberî Tefsiri)
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm (İbn Kesîr Tefsiri)
- Kurtubî, el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân (Kurtubî Tefsiri)
- Fahreddin Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb (Tefsîru'l-Kebîr)
- Buhârî, Sahîh-i Buhârî
- Müslim, Sahîh-i Müslim
- Tirmizî, Sünen-i Tirmizî
- Ebû Dâvûd, Sünen-i Ebû Dâvûd
- İslam Ansiklopedisi (Türkiye Diyanet Vakfı)
Rabbim, bizleri Kureyş Suresi'nin manasını anlayan, şükreden ve O'na kulluk eden kullarından eylesin. Amin.
Namaz hatırlatmaları, tesbih çekme ve dua koleksiyonları için Zikirmatik uygulamasını kullanmayı düşünebilirsiniz. Bu yazıyı faydalı bulduysanız, sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın!






