Kehf Suresi Okunuşu ve Anlamı: Tefsir, Fazilet ve Nüzul Sebebi

Kehf Suresi Okunuşu ve Anlamı: Tefsir, Fazilet ve Nüzul Sebebi

Dua & İbadet5 dk okuma

Esselamu aleyküm kıymetli kardeşlerim! Bugün sizlerle Kur'an-ı Kerim'in en önemli surelerinden biri olan Kehf Suresi'ni derinlemesine inceleyeceğiz. Kehf Suresi'nin okunuşu, anlamı ve tefsiriyle birlikte, bu mübarek surenin faziletlerini ve nüzul sebebini de ele alacağız. Rabbim, hepimize bu bilgileri öğrenmeyi ve hayatımıza tatbik etmeyi nasip eylesin.

Bu sure, Peygamber Efendimiz (s.a.v) zamanında yaşanan bazı olaylar üzerine nazil olmuştur ve bizlere pek çok önemli ders vermektedir. Özellikle Deccal fitnesine karşı bir kalkan olarak kabul edilir. Şimdi gelin, bu mübarek surenin derinliklerine birlikte dalalım.

Kehf Suresi'nin okunmasının önemi ve faydaları

Kehf Suresi Okunuşu

Aşağıda, Kehf Suresi'nin tamamının Latin harfleriyle Türkçe okunuşunu bulabilirsiniz. Bu okunuş, surenin doğru telaffuzunu öğrenmenize yardımcı olacaktır. Unutmayın, Kur'an-ı Kerim'i tecvid kurallarına uygun okumak çok önemlidir.

  1. Bismillahirrahmanirrahim
  2. Elhamdu lillahillezi enzele ala abdihil kitabe ve lem yec’al lehu iveca
  3. Kayyimen li yunzira be’sen şediden min ledunhu ve yubeşşiral mu’mininellezine ya’melunes salihati enne lehum ecran hasena
  4. Makisine fihi ebeda
  5. Ve yunzirellezine kalut tehazellahu veleda
  6. Ma lehum bihi min ilmin ve la li abaihim keburat kelimeten tahrucu min efvahihim in yekulune illa keziba
  7. Fe lealleke bahiun nefseke ala asarihim in lem yu’minu bi hazel hadisi esefa
  8. İnna cealna ma alel erdi zineten leha li nebluvehum eyyuhum ahsenu amela
  9. Ve inna le ca’ilune ma aleyha saiden curuza
  10. Em hasibte enne ashabel kehfi ver rakimi kanu min ayatina aceba
  11. İz evel fityetu ilel kehfi fe kalu rabbena atina min ledunke rahmeten ve heyyi’ lena min emrina raşeda
  12. Fe darebna ala azanihim fil kehfi sinine adeda
  13. Summe beasnahum li na’leme eyyul hizbeyni ahsa lima lebisu emeda
  14. Nahnu nekussu aleyke nebeehum bil hakk innehum fityetun amenu bi rabbihim ve zidnahum huda
  15. Ve rabatna ala kulubihim iz kamu fe kalu rabbuna rabbus semavati vel erdi len ned’uve min dunihi ilahen lekad kulna izen şetata
  16. Haelai kavmunettehazu min dunihi aliheten lev la ye’tune aleyhim bi sultanin beyyin fe men azlemu mimmenifterallaahi keziba
  17. Ve izi’tezeltumuhum ve ma ya’budune illallahe fe’vu ilel kehfi yenşur lekum rabbukum min rahmetihi ve yuheyyi’ lekum min emrikum mirfeka
  18. Ve tereş şemse iza taleat tezavezu an kehfihim zatel yemini ve iza ğarabet takriduhum zateş şimali ve hum fi fecvetin minhu zalike min ayatillah men yehdillahu fe huvel muhted ve men yudlil fe len tecide lehu veliyyen murşida
  19. Ve tahsebu hum eykazan ve hum rukud ve nukallibuhum zatel yemini ve zateş şimal ve kelbuhum basitun zirayhi bil vasid levittala’te aleyhim le velleyte minhum firara ve le muli’te minhum ru’ba
  20. Ve kezalike beasnahum li yetesaelu beynehum kale kailun minhum kem lebistum kalu lebisna yevmen ev ba’da yevm kalu rabbukum a’lemu bima lebistum feb’asu ehadekum bi verikikum hazihi ilel medineti fel yenzur eyyuha ezka taamen fel ye’tikum bi rizkın minhu vel yetelattaf ve la yuş’ırrenne bikum ehada
  21. İnnehum in yezheru aleykum yercumukum ev yuidukum fi milletihim ve len tuflihu izen ebeda
  22. Ve kezalike a’serna aleyhim li ya’lemu enne va’dallahi hakkuv ve ennes saate la raybe fiha iz yetenazeune beynehum emrehum fe kalubnu aleyhim bunyana rabbuhum a’lemu bihim kalellezine ğalebu ala emrihim le nettehizenne aleyhim mescida
  23. Se yekulune selasetur rabiuhum kelbuhum ve yekulune hamsetun sadisuhum kelbuhum racmem bil ğayb ve yekulune seb’atuv ve saminuhum kelbuhum kur rabbi a’lemu bi iddetihim ma ya’lemuhum illa kalilun fe la tumari fihim illa miraen zahirav ve la testefti fihim minhum ehada
  24. Ve la tekulenne li şey’in inni failun zalike ğada
  25. İlla ey yeşaellah vezkur rabbeke iza nesite ve kul asa ey yehdiyeni rabbi li akrabe min haza raşeda
  26. Ve lebisu fi kehfihim selase mietin sinine vezdadu tis’a
  27. Kulillahu a’lemu bima lebisu lehu ğaybus semavati vel ard ebsir bihi ve esmi’ ma lehum min dunihi miv veliyyiv ve la yuşriku fi hukmihi ehada
  28. Vetlu ma uhiye ileyke min kitabi rabbik la mubeddile li kelimatih ve len tecide min dunihi multehada
  29. Vasbir nefseke meallezine yed’une rabbehum bil ğadati vel aşiyyi yuridune vechehu ve la ta’du aynake anhum turidu zinetel hayatid dunya ve la tutı’ men ağfelna kalbehu an zikrina vettebea hevahu ve kane emruhu furuta
  30. Ve kulil hakku mir rabbikum fe men şae fel yu’min ve men şae fel yekfur inna a’tedna liz zalimine naran ehata bihim suradikuha ve iy yesteğisu yüğasu bima’in kel muhl yeşvil vucuh bi’ses şerab ve saet murtefeka
  31. İnnellezine amenu ve amilus salihati inna la nudiu ecra men ahsene amela
  32. Ulaike lehum cennatu adnin tecri min tahtihimul enharu yuhallavne fiha min esavira min zehebiiv ve yelbesune siyaben hudram min sundusiv ve istebrakim muttekiine fiha alel eraik ni’mes sevab ve hasunet murtefeka
  33. Vadrib lehum meseler raculeyni cealna li ehadihima cenneteyni min a’nabiv ve hafefnahuma bi nahliv ve cealna beynehuma zer’a
  34. Kiltel cenneteyni atet ukuleha ve lem tazlim minhu şey’ev ve feccerna hılalehuma nehera
  35. Ve kane lehu semer fe kale li sahıbihi ve huve yuhaviruhu ene ekseru minke malev ve eazzu nefera
  36. Ve dehale cennetehu ve huve zalimul li nefsihi kale ma ezunnu en tebide hazihi ebeda
  37. Ve ma ezunnus saate kaimetev ve le ir rudidtu ila rabbi le ecidenne hayram minha munkaleba
  38. Kale lehu sahıbuhu ve huve yuhaviruhu e keferte billezı halekake min turabin summe min nutfetin summe sevvake racula
  39. Lakinne huvallahu rabbi ve la uşriku bi rabbi ehada
  40. Ve lev la iz dehalte cenneteke kulte ma şaellahu la kuvvete illa billah in terani ene ekalle minke malev ve veleda
  41. Fe asa rabbi ey yu’tiyeni hayram min cennetike ve yursile aleyha husbanem mines semai fe tusbiha saiden zeleka
  42. Ev yusbiha ma’uha ğavran fe len testeti’a lehu taleba
  43. Ve uhita bi semerihi fe asbeha yukallibu keffeyhi ala ma enfeka fiha ve hiye haviyetun ala uruşiha ve yekulu ya leyteni lem uşrik bi rabbi ehada
  44. Ve lem tekul lehu fietuy yensurunehu min dunillahi ve ma kane muntesira
  45. Hunalikel velayetu lillahil hakk huve hayrun sevabev ve hayrun ukba
  46. Vadrib lehum meselel hayatid dunya ke main enzelnahu mines semai fahteleta bihi nebatul erdi fe asbeha heşimen tezruhur riyah ve kanellahu ala kulli şey’im muktedira
  47. Elmalu vel benune zinetul hayatid dunya vel bakiyatus salihatu hayrun inde rabbike sevabev ve hayrun emela
  48. Ve yevme nuseyyirul cibale ve teral erda barizetev ve hasernahum fe lem nuğadir minhum ehada
  49. Ve uridu ala rabbike saffa lekad ci’tumuna kema halaknakum evvele merratim bel ze’amtum ellen nec’ale lekum mev’ida
  50. Ve vudıal kitabu fe teral mucrimine muşfikine mimma fih ve yekulune ya veyletena mali hazel kitabi la yuğadiru sağiratev ve la kebireten illa ahsaha ve vecedu ma amilu hadira ve la yazlimu rabbuke ehada
  51. Ve iz kulna lil melaiketiscudu li ademe fe secedu illa iblis kane minel cinni fe feseka an emri rabbih e fe tettehızunehu ve zurriyyetehu evliyae min duni ve hum lekum aduvv bi’se liz zalimine bedela
  52. Ma eşhettuhum halkas semavati vel erdi ve la halka enfusihim ve ma kuntu muttehızel mudilline azuda
  53. Ve yevme yekulu nadu şurakaiyellezine ze’amtum fe deavhum fe lem yestecibu lehum ve cealna beynehum mevbika
  54. Ve rael mucrimunen nara fe zannu ennehum muvakiuha ve lem yecidu anha masrife
  55. Ve lekad sarrafna fi hazel kur’ani lin nasi min kulli mesel ve kanel insanu eksera şey’in cedela
  56. Ve ma menean nase ey yu’minu iz caehumul huda ve yestağfiru rabbehum illa en te’tiyehum sunnetul evveline ev ye’tiyehumul azabu kubula
  57. Ve ma nursilul murseline illa mubeşşirine ve munzirin ve yucadilullezine keferu bil batıli li yudhidu bihil hakka vettehazu ayati ve ma unziru huzuva
  58. Ve men azlemu mimmen zukkira bi ayati rabbihi fe a’rada anha ve nesiye ma kaddemet yedah inna cealna ala kulubihim ekinneten ey yefkahu hu ve fi azanihim vakra ve in ted’uhum ilel huda fe ley yehtedu izen ebeda
  59. Ve rabbukel ğafur zu rahmeh lev yuahızuhum bima kesebu le accele lehumul azab bel lehum mev’idul ley yecidu min dunihi mev’ila
  60. Ve tilkel kura ehleknahum lemma zalemu ve cealna li mehlikihim mev’ida
  61. Ve iz kale musa li fetahu la ebrahu hatta ebluğa mecmeal bahrayni ev emdiye hukuba
  62. Fe lemma beleğa mecmea bey nihima nesiya hutahuma fettehaze sebilehu fil bahri seraba
  63. Fe lemma caveza kaleli fetahu atina ğadaena lekad lekıyna min seferina haza nesaba
  64. Kale eraeyte iz eveyna iles sahrati fe inni nesitul hut ve ma ensaniyehu illeş şeytanu en ezkuruh vettehaze sebilehu fil bahri aceba
  65. Kale zalike ma kunna nebğ fe rtedda ala asarihima kasasa
  66. Fe veceda abdem min ibadina ateynahu rahmetem min indina ve allemnahu mil ledunna ilma
  67. Kale lehu musa hel ettebiuke ala en tuallimeni mimma ullimte ruşda
  68. Kale inneke len testeti’a meıye sabra
  69. Ve keyfe tasbiru ala ma lem tuhit bihi hubra
  70. Kale seteciduni in şaellahu sabirav ve la a’si leke emra
  71. Kale fe initteba’teni fe la tes’elni an şey’in hatta uhdise leke minhu zikra
  72. Fentaleka hatta iza rakiba fis sefineti harakaha kale e harakteha li tuğrika ehleha lekad ci’te şey’en imra
  73. Kale e lem ekul inneke len testeti’a meıye sabra
  74. Kale la tuahızni bima nesitu ve la turhıkni min emri usra
  75. Fentaleka hatta iza lekiya ğulamen fe katelehu kale e katelte nefsen zekiyyetem bi ğayri nefs lekad ci’te şey’en nukra
  76. Kale e lem ekul leke inneke len testeti’a meıye sabra
  77. Kale in seeltuke an şey’im ba’deha fe la tusahıbni kad belağte min ledunni uzra
  78. Fentaleka hatta iza eteya ehle karyetiniste’tama ehleha fe ebeu ey yudayyifuhuma fe veceda fiha cidaray yuridu ey yenkadda fe ekameh kale lev şi’te lettehazte aleyhi ecra
  79. Kale haza firaku beyni ve beynik se unebbiuke bi te’vili ma lem testeti’ aleyhi sabra
  80. Emmes sefinetu fe kanet li mesakine ya’melune fil bahri fe erattu en eıybeha ve kane veraehum melikuy ye’huzu kulle sefinetin ğasba
  81. Ve emmel ğulamu fe kane ebevahu mu’mineyni fe haşina ey yurhikahuma tuğyanev ve kufra
  82. Fe eredna ey yubdilehuma rabbuhuma hayram minhu zekatev ve akrabe ruhma
  83. Ve emmel cidaru fe kane li ğulameyni yetimeyni fil medineti ve kane tahtehu kenzul lehuma ve kane ebuhuma saliha fe erade rabbuke ey yebluğa eşuddehuma ve yestahrica kenzehuma rahmetem mir rabbik ve ma fealtuhu an emri zalike te’vilu ma lem testı’ aleyhi sabra
  84. Ve yes’eluneke an zil karneyn kul seetlu aleykum minhu zikra
  85. İnna mekkenna lehu fil erdi ve ateynahu min kulli şey’in sebeba
  86. Fe etbea sebeba
  87. Hatta iza beleğa mağribeş şemsi vecedeha tağrubu fi aynin hamietiv ve vecede ındeha kavma kulna ya zel karneyni imma en tuazzibe ve imma en tettehıze fihim husna
  88. Kale emma men zaleme fe sevfe nuazzibuhu summe yuraddu ila rabbihi fe yuazzibuhu azaben nukra
  89. Ve emma men amene ve amile salihan fe lehu cezaenil husna ve senekulu lehu min emrina yusra
  90. Summe etbea sebeba
  91. Hatta iza beleğa matliaş şemsi vecedeha tatluu ala kavmil lem nec’al lehum min duniha sitra
  92. Kezalik ve kad ehatna bima ledeyhi hubra
  93. Summe etbea sebeba
  94. Hatta iza beleğa beynes seddeyni vecede min dunihima kavmel la yekadune yefkahune kavla
  95. Kalu ya zel karneyni inne ye’cuce ve me’cuce mufsidune fil erdi fe hel nec’alu leke harcen ala en tec’ale beynena ve beynehum sedda
  96. Kale ma mekkennı fihi rabbi hayrun fe eıynuni bi kuvvetin ec’al beynekum ve beynehum redma
  97. Atuni zuberal hadid hatta iza sava beynes sadafeyni kalenfuhu hatta iza cealehu naran kale atuni ufrığ aleyhi kıtra
  98. Femestau ey yazheruhu ve mestetau lehu nakba
  99. Kale haza rahmetum mir rabbi fe iza cae va’du rabbi cealehu dekka ve kane va’du rabbi hakka
  100. Ve terakna ba’dahum yevmeizin yemucu fi ba’dıv ve nufiha fis suri fe cema’nahum cema’a
  101. Ve aradna cehenneme yevmeizin lil kafirine arda
  102. Ellezine kanet a’yunuhum fi ğıtain an zikri ve kanu la yesteti’une sem’a
  103. E fe hasibellezine keferu ey yettehızu ıbadı min duni evliya inna a’tedna cehenneme lil kafirine nuzula
  104. Kul hel nunebbiukum bil ahserine a’mala
  105. Ellezine dalle sa’yuhum fil hayatid dunya ve hum yahsebune ennehum yuhsinune sun’a
  106. Ulaikellezine keferu bi ayati rabbihim ve likaihi fe habitat a’maluhum fe la nukimu lehum yevmel kıyameti vezna
  107. Zalike ceza uhum cehennemu bima keferu vettehazu ayati ve rusuli huzuva
  108. İnnellezine amenu ve amilus salihati kanet lehum cennatul firdevsi nuzula
  109. Halidine fiha la yebğune anha hıvela
  110. Kul lev kanel bahru midadel li kelimati rabbi le nefidel bahru kable en tenfede kelimatu rabbi ve lev ci’na bi mislihi mededa
  111. Kul innema ene beşerum mislukum yuha ileyye ennema ilahukum ilahuv vahid fe men kane yercu likae rabbihi fel ya’mel amelen salihav ve la yuşrik bi ibadeti rabbihi ehada
Kehf Suresi'nin anlamı ve önemi

Kehf Suresi Türkçe Meali

Şimdi de Kehf Suresi'nin Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan mealini okuyalım. Bu meal, ayetlerin anlamlarını daha iyi kavramamıza yardımcı olacaktır.

  1. Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla.
  2. Hamd, o Allah'a mahsustur ki, kulu (Muhammed'e) Kitab'ı (Kur'an'ı) indirdi ve onda hiçbir eğrilik bırakmadı.
  3. (O Kur'an), Allah tarafından gelecek şiddetli bir azaba karşı (insanları) uyarmak ve iyi işler yapan mü'minlere, içinde ebedî kalacakları güzel bir mükâfatı müjdelemek için dosdoğru bir kitaptır.
  4. (O Kur'an), Allah'ın bir çocuğu var, diyenleri de uyarmak için (indirilmiştir).
  5. Ne onların, ne de atalarının bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Ağızlarından çıkan bu söz ne kadar da büyüktür! Onlar ancak yalan söylüyorlar.
  6. Şimdi onlar bu söze (Kur'an'a) inanmazlarsa, arkalarından üzülerek kendini helâk edeceksin.
  7. Doğrusu biz, yeryüzünde olanları, insanların hangisinin daha güzel amel edeceğini deneyelim diye, ona bir zinet yaptık.
  8. Ve biz, mutlaka oradaki her şeyi kupkuru bir toprak yapacağız.
  9. (Ey Muhammed!) Yoksa sen, Kehf ve Rakîm ehli (mağara ve kitabe sahipleri)nin, bizim âyetlerimizden şaşılacak bir şey olduğunu mu sandın?
  10. O gençler mağaraya sığınmışlar ve: "Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver ve işimizde bize birKurtuluş yolu hazırla" demişlerdi.
  11. Bunun üzerine biz de o mağarada yıllarca onların kulaklarına vurduk (uyuttuk).
  12. Sonra da iki gruptan hangisinin kaldıkları süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim diye onları uyandırdık.
  13. Biz sana onların haberlerini gerçek olarak anlatıyoruz. Şüphesiz onlar, Rablerine iman etmiş gençlerdi ve biz de onların hidayetini artırmıştık.
  14. Kalkıp da: "Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbidir. Biz ondan başka hiçbir ilâha yalvarmayız. Yoksa andolsun ki saçma bir söz söylemiş oluruz.
  15. Şunlar, ondan başka ilâhlar edindiler. Onlar hakkında açık bir delil getirseler ya! Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?" dediklerinde kalplerine kuvvet vermiştik.
  16. (İçlerinden biri demişti ki:) "Madem ki onlardan ve Allah'tan başka taptıklarından yüz çevirdiniz, o halde mağaraya sığının ki Rabbiniz size rahmetinden yaysın ve işinizde size kolaylık göstersin."
  17. Bir de güneşin doğarken mağaralarının sağına, batarken de soluna yöneldiğini görürsün. Onlar ise mağaranın geniş bir yerinde bulunmaktadırlar. Bu, Allah'ın âyetlerindendir. Allah kime hidayet ederse, işte o doğru yolu bulandır. Kimi de saptırırsa, artık ona doğru yolu gösterecek bir dost bulamazsın.
  18. Uykuda oldukları halde sen onları uyanık sanırsın. Onları sağa sola çevirirdik. Köpekleri de giriş kapısında ön ayaklarını uzatmış yatmaktaydı. Eğer onları görseydin, mutlaka onlardan kaçardın ve içini korku kaplardı.
  19. Böylece biz onları, aralarında birbirlerine sormaları için uyandırdık. Onlardan biri: "Ne kadar kaldınız?" dedi. (Kimi) "Bir gün, ya da günün bir parçası kadar kaldık" dediler. (Kimi de şöyle) dediler: "Rabbiniz, ne kadar kaldığınızı daha iyi bilir. Şimdi siz birinizi şu gümüş paranızla şehre gönderin de baksın, hangi yiyecek daha temiz ise ondan size bir rızık getirsin. Hem de çok dikkatli davransın ve sakın sizi kimseye sezdirmesin."
  20. "Çünkü onlar sizi ele geçirirlerse ya taşlayarak öldürürler, ya da kendi dinlerine döndürürler ki o zaman ebediyen kurtuluşa eremezsiniz."
  21. Böylece (onların halini) insanlara bildirdik ki, Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu ve kıyametin şüphe götürmez olduğunu bilsinler. Hani onlar (Ashâb-ı Kehf) aralarında onların işini tartışıyorlardı. Dediler ki: "Üzerlerine bir bina yapın. Rableri onları daha iyi bilir." Sözlerinde üstün gelenler ise, "Mutlaka onların üzerine bir mescit yapacağız" dediler.
  22. (İnsanlar) bilmedikleri şey hakkında tahminler yürüterek: "Onlar üç kişidir, dördüncüleri köpekleridir" diyecekler; yine: "Onlar beş kişidir, altıncıları köpekleridir" diyecekler. (Başka birileri de:) "Onlar yedi kişidir, sekizincileri köpekleridir" derler. De ki: "Onların sayısını Rabbim daha iyi bilir. Onları pek az kimse bilir." O halde onlar hakkında, zâhirî bir tartışmadan başka tartışmaya girme ve onlardan hiçbirine bu konuda bir şey sorma.
  23. Hiçbir şey için, "yarın şunu yapacağım" deme!
  24. Ancak, "Allah dilerse" (de). Unuttuğun zaman Rabbini an ve: "Umarım Rabbim beni bundan daha doğru olana eriştirir" de.
  25. Onlar mağaralarında üç yüz yıl kaldılar. Buna dokuz daha eklediler.
  26. De ki: "Ne kadar kaldıklarını Allah daha iyi bilir. Göklerin ve yerin gaybı O'na aittir. O ne güzel gören, ne güzel işitendir! Onların O'ndan başka bir yardımcısı yoktur. O, hükmüne kimseyi ortak etmez."
  27. Sana Rabbinin Kitab'ından vahyedileni oku. Onun sözlerini değiştirecek yoktur. Ondan başka bir sığınak da bulamazsın.
  28. Sabah akşam Rablerine, sırf O'nun rızasını dileyerek dua edenlerle birlikte sen de sabret. Dünya hayatının zinetini arzu ederek onlardan yüz çevirme. Kalbini zikrimizden gafil kıldığımız, hevesine uymuş ve işi gücü aşırılık olan kimseye uyma.
  29. De ki: "Hak, Rabbinizdendir. Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin." Şüphesiz biz, zalimlere öyle bir ateş hazırladık ki, onun alevden duvarları kendilerini çepeçevre kuşatmıştır. Yardım istediklerinde, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile yardım edilirler. O ne kötü bir içecektir! Cehennem ne kötü bir yerdir!
  30. İman edip sâlih ameller işleyenlere gelince, şüphesiz biz, iyi iş yapanın mükâfatını zayi etmeyiz.
  31. İşte onlara, içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleri vardır. Orada altın bileziklerle süslenirler, ince ve kalın ipekten yeşil elbiseler giyerek koltuklar üzerine yaslanırlar. Ne güzel bir mükâfat ve ne güzel bir yaslanma yeridir!
  32. Onlara şu iki adamın örneğini ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların etrafını hurmalarla çevirmiş ve aralarında da ekinler bitirmiştik.
  33. İki bağın her biri ürünlerini vermiş ve ondan hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. İki bağın arasından bir de nehir akıtmıştık.
  34. Onun başka geliri de vardı. Bu yüzden arkadaşıyla konuşurken: "Ben, mal bakımından senden daha zenginim, insan sayısı bakımından da senden daha güçlüyüm" dedi.
  35. Kendisine zulmederek bağına girdi ve şöyle dedi: "Buranın hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum."
  36. "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer Rabbime döndürülürsem, mutlaka bundan daha iyisini bulurum."
  37. Arkadaşı ona şöyle cevap verdi: "Seni topraktan, sonra nutfeden yaratan, sonra da seni bir adam yapanı inkâr mı ediyorsun?"
  38. "Fakat ben, Allah benim Rabbimdir ve ben Rabbime kimseyi ortak koşmam."
  39. "Bağına girdiğin zaman 'Maşallah! Allah'tan başka güç yoktur' demen gerekmez miydi? Eğer beni mal ve evlat bakımından kendinden daha az görüyorsan,"
  40. "Belki Rabbim bana senin bağından daha hayırlısını verir; senin bağına ise gökten yıldırımlar gönderir de bağın kupkuru bir toprak haline gelir."
  41. "Yahut bağının suyu çekilir de bir daha onu arayıp bulamazsın."
  42. Derken onun serveti kuşatıldı (helâk oldu). Bunun üzerine, bağı için yaptığı harcamalardan dolayı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine çökmüştü. Şöyle diyordu: "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım!"
  43. Allah'tan başka ona yardım edecek bir topluluk da yoktu. Kendini de kurtaramadı.
  44. İşte burada yardım ve dostluk, hak olan Allah'a aittir. O, mükâfat bakımından da sonuç bakımından da daha hayırlıdır.
  45. Onlara dünya hayatının örneğini de ver. Dünya hayatı, gökten indirdiğimiz bir su gibidir ki, o su sayesinde yeryüzünün bitkileri yeşerir, sonra kuruyup rüzgârların savurduğu çerçöp haline gelir. Allah, her şeye gücü yetendir.
  46. Mallar ve oğullar, dünya hayatının zinetidir. Baki kalacak iyi işler ise, Rabbinin katında sevap bakımından da ümit bakımından da daha hayırlıdır.
  47. O gün dağları yerinden oynatırız; yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (insanları) bir araya getirmişizdir.
  48. Onlar sıra sıra Rabbinin huzuruna çıkarılmışlardır. (Allah onlara şöyle der:) "Andolsun ki sizi ilk yarattığımız gibi bize geldiniz. Bilakis, sizin için bir buluşma zamanı tayin etmediğimizi sanmıştınız."
  49. Kitap (amel defteri) ortaya konmuştur; suçluların, onda yazılanlardan korkmuş olduklarını görürsün. "Vay halimize! Bu nasıl kitapmış! Küçük büyük demeden her şeyi sayıp dökmüş!" derler. Yaptıklarını hazır bulmuşlardır. Rabbin hiç kimseye zulmetmez.
  50. Hani biz meleklere, "Âdem'e secde edin" demiştik de İblis hariç hepsi secde etmişlerdi. O cinlerden idi, Rabbinin emrinden dışarı çıktı. Beni bırakıp da onu ve soyunu dostlar mı ediniyorsunuz? Oysa onlar sizin düşmanlarınızdır. Zalimler için bu ne kötü bir değişmedir!
  51. Ben onları ne göklerin ve yerin yaratılışına, ne de kendilerinin yaratılışına şahit tuttum. Ben, saptıranları yardımcı edinecek değilim.
  52. O gün Allah, onlara: "Benim ortaklarım olduklarını iddia ettiklerinizi çağırın" der. Onları çağırırlar, fakat kendilerine cevap vermezler. Onların arasına bir uçurum yerleştirmişizdir.
  53. Suçlular ateşi görür görmez, içine düşeceklerini anlarlar, ondan kaçacak bir yer de bulamazlar.
  54. Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü örneği türlü şekillerde açıkladık. İnsan ise tartışmaya çok düşkündür.
  55. Kendilerine doğru yol göstericisi geldiği zaman insanların iman etmelerine ve Rablerinden bağışlanma dilemelerine, ancak öncekilerin başına gelenlerin kendi başlarına gelmesini yahut azabın göz göre göre kendilerine gelmesini beklemeleri engel olmuştur.
  56. Biz peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. Kâfirler ise hakkı batılla gidermek için mücadele ederler. Âyetlerimi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
  57. Rabb'inin âyetleri kendisine hatırlatıldığı halde onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptıklarını unutan kimseden daha zalim kim olabilir? Şüphesiz biz, Kur'an'ı anlamalarına engel olacak perdeleri kalplerine gerdik, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da artık ebediyen hidayete eremezler.

Zikirmatik Uygulamasını İndirin

Namaz vakitleri bildirimleri, zikir sayacı, tesbih ve daha fazlası için ücretsiz uygulamayı indirin.

İlgili Yazılar