Kardeşlerim, Ramazan ayının bereketiyle birlikte, oruç tutmanın huzurunu yaşıyoruz. Gün boyu süren açlık ve susuzluğun ardından, iftar vakti geldiğinde yapılan dua, sadece midemizi doyurmakla kalmaz, aynı zamanda ibadetimizi taçlandırır, ruhumuzu doyurur. İftar duası, Rabbimize şükranlarımızı sunmanın, O'ndan af dilemenin ve bereket istemenin en güzel yollarından biridir. Peki, iftar duası nasıl yapılır, hangi dualar okunur ve bu mübarek anın fıkhî ve manevî derinlikleri nelerdir? Gelin, bu kutlu vakti daha yakından inceleyelim.
Orucun Farz Kılınışı ve İftarın Tarihsel Arka Planı
Aziz kardeşlerim, oruç ibadeti, İslam'ın beş temel şartından biridir ve kökeni çok eskilere dayanır. Ancak Ramazan orucunun Müslümanlara farz kılınışı, hicretin ikinci yılında Medine döneminde gerçekleşmiştir. Bu, Kur'an-ı Kerim'de açıkça beyan buyurulmuştur:
"Ey iman edenler! Sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de oruç farz kılındı. Umulur ki takva sahibi olursunuz." (Bakara 2:183)
Bu ayet-i kerimenin nüzulüyle birlikte, Müslümanlar için Ramazan ayı, bir aylık bir oruç ve ibadet mevsimi haline gelmiştir. İlk başta oruç tutmakta güçlük çekenlere fidye verme ruhsatı verilmiş, ancak daha sonra Ramazan orucu tüm sağlıklı Müslümanlar için kesin bir farz olmuştur. Bu durum, Bakara Suresi'nin 184. ve 185. ayetlerinde detaylandırılmıştır:
"Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim gönüllü olarak iyilik yaparsa bu kendisi için daha hayırlıdır. Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır." (Bakara 2:184)
"Ramazan ayı ki, insanlara yol gösterici, hidayeti ve hakkı batıldan ayırıcı belgeler olarak Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya yetişirse onu oruçlu geçirsin. Kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutmadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Allah size kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah'ı tekbir etmeniz için ve şükredesiniz diye (böyle yapmıştır)." (Bakara 2:185)
İftar, orucun gün boyu süren ibadetinin bir nihayete eriştiği, Rabbimizin lütfuyla helal rızıklarla buluşulan mübarek bir andır. Bu vakit, aynı zamanda Müslümanların bir araya gelip kardeşlik bağlarını pekiştirdiği, fakir fukarayı hatırladığı, paylaşma ve dayanışma ruhunun zirveye çıktığı anlardır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu vakte özel bir ehemmiyet atfetmiş, orucu açma adabını ve okunacak duaları bizlere öğretmiştir. İftar, sadece fizyolojik bir ihtiyaç giderme değil, aynı zamanda manevî bir şölen ve şükran vaktidir.
İftar Duası Arapça Okunuşu ve Anlamı
İftar duası, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) tarafından da okunan ve tavsiye edilen bir duadır. En yaygın olarak bilinen iftar duası şöyledir:
Arapça Okunuşu: “Allahümme leke sumtu ve bike âmentü ve aleyke tevekkeltü ve alâ rızkıke eftartü.”
Anlamı: “Allah’ım! Senin için oruç tuttum, sana inandım, sana dayandım ve senin rızkınla orucumu açtım.”
Değerli cemaatim, bu duanın her kelimesi derin manalar taşır. “Allahümme leke sumtu” diyerek, orucumuzun sadece Allah rızası için olduğunu, hiçbir dünyevi beklenti taşımadığını ifade ederiz. Bu, ihlasın, samimiyetin en güzel göstergesidir. “Ve bike âmentü” diyerek, Allah’a olan imanımızı, O’nun varlığına ve birliğine olan kesin inancımızı tazeleriz. “Ve aleyke tevekkeltü” ile tüm işlerimizde, rızkımızda ve hayatımızın her anında sadece Allah’a dayandığımızı, O’na güvendiğimizi beyan ederiz. Son olarak, “Ve alâ rızkıke eftartü” diyerek, orucumuzu açtığımız her lokmanın, her yudum suyun Allah’ın bize lütfettiği bir rızık olduğunu, bu nimetlerin O’ndan geldiğini idrak eder ve şükrederiz. Bu dua, orucun ruhunu özetleyen, kalbi Allah’a bağlayan müstesna bir yakarıştır.
Ayrıca Peygamber Efendimiz'den (s.a.v.) rivayet edilen başka iftar duaları da bulunmaktadır. Örneğin, Abdullah b. Ömer (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) iftar ettiğinde şöyle buyururdu:
"ذَهَبَ الظَّمَأُ وَابْتَلَّتِ الْعُرُوقُ وَثَبَتَ الأَجْرُ إِنْ شَاءَ اللَّهُ"
Anlamı: "Susuzluk gitti, damarlar ıslandı ve inşallah ecir de sabit oldu." (Ebû Dâvûd, Savm 22)
Bu dua da, orucun fiziksel yorgunluğunun geçişiyle birlikte, manevi mükafatın kalıcılığına dair bir müjde ve niyazı içerir. Her iki dua da, iftar anının ruhaniyetiyle bütünleşen, şükür ve ümit dolu yakarışlardır.
İftar Duasının Önemi ve Fazileti
Değerli kardeşlerim, iftar duası, gün boyu tutulan orucun ardından Allah'a yapılan bir şükran ifadesidir. Bu dua ile kul, Allah'ın kendisine verdiği nimetlere hamd eder ve O'na olan bağlılığını dile getirir. Hadislerde, iftar vaktinde yapılan duaların geri çevrilmeyeceği müjdelenmiştir. Bu nedenle, iftar anını dua ve ibadetle geçirmek önemlidir. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığı'nın açıklamalarına da göz atabilirsiniz.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Üç kişinin duası reddedilmez: İftar edinceye kadar oruçlunun duası, adaletli imamın duası ve mazlumun duası." (Tirmizî, Daavât 12)
Bu hadis-i şerif, iftar vaktinin ne kadar mübarek ve duaların kabulü için ne kadar elverişli bir zaman dilimi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Oruçlu bir mümin, gün boyunca helal rızıklardan uzak durarak nefsiyle mücadele etmiş, Allah'ın emrine itaat etmiştir. Bu hal üzereyken, iftar anında kalbi huşu ile dolduğunda yaptığı dua, Rabbimizin rahmet dergahında özel bir karşılık bulur. Bu, Allah'ın oruçlulara bir ikramı, bir lütfudur. Tefsir alimleri, özellikle İbn Kesîr ve Kurtubî, bu ayet ve hadislerin ışığında orucun sadece aç kalmak olmadığını, aynı zamanda nefs terbiyesi, sabır ve şükürle dolu bir ibadet olduğunu vurgularlar. Oruç tutan, Allah'ın rızasını kazanmak için açlığa ve susuzluğa katlanan kimse, iftar anında tüm bu fedakarlıklarının mükafatını dualarının kabulüyle görme ümidini taşır.
Türkçe İftar Duası ve Alternatifleri
Kardeşlerim, Arapça duanın yanı sıra, Türkçe olarak da içten bir şekilde dua edilebilir. Önemli olan kalpten gelmesi, samimiyet ve ihlastır. Zira Allah Teala, kullarının lisanına değil, kalplerine bakar. Örneğin:
“Ya Rabbi, tuttuğumuz oruçları kabul eyle. Bize verdiğin nimetlere şükrediyoruz. Bizi affeyle, bağışla ve merhamet eyle. Günahlarımızı bağışla, dualarımızı kabul buyur. Bizleri dünya ve ahiret saadetine ulaştır. Evlerimize, sofralarımıza, rızıklarımıza bereket ihsan eyle. Sevdiklerimizi ve tüm İslam âlemini koru, aziz eyle.”
Veya daha kısa ve öz bir şekilde:
“Allah’ım, senin rızan için oruç tuttuk, senin verdiğin rızıkla orucumuzu açıyoruz. Bize sağlık, afiyet ve bereket ihsan eyle. Her türlü kötülükten bizleri muhafaza eyle. Âmin.”
Bu dualar, kişinin kendi hissiyatına, içinde bulunduğu duruma ve ihtiyaçlarına göre şekillenebilir. Önemli olan, samimiyetle Allah'a yönelmektir. Kulun, Rabbine içini dökmesi, O'ndan istemesi, O'na sığınması, en makbul ibadetlerdendir. İftar anı, bu samimiyeti en yoğun yaşayabileceğimiz anlardan biridir. Zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Dua, ibadetin özüdür." (Tirmizî, Daavât 1)
Bu nedenle, iftar sofrasında sadece bedeninizi değil, ruhunuzu da doyuracak dualarla Allah'a yönelmeyi ihmal etmeyin.
İftar Adabı: Sünnete Uygun Davranışlar ve Mezhep Görüşleri
Kardeşlerim, iftar sadece bir öğün değil, aynı zamanda bir ibadettir. Bu nedenle, iftar adabına dikkat etmek, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sünnetine uygun davranmak büyük önem taşır. Fıkıh âlimlerimiz, dört mezhep imamı da (Hanefî, Şâfiî, Mâlikî, Hanbelî) bu adaba büyük önem atfetmişlerdir:
- Acele Etmek (Ta'cîl): Güneş batar batmaz orucu açmak sünnettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "İnsanlar iftarı acele ettikleri sürece hayırda devam ederler." (Buhârî, Savm 45; Müslim, Sıyâm 48). Dört mezhep imamı da bu konuda ittifak etmişlerdir. İmam Mâlik, iftarı geciktirmenin mekruh olduğunu ifade ederken, Hanefî ve Şâfiî mezhepleri de iftarı acele etmenin müstehap olduğunu belirtmişlerdir. Bu acelecilik, Yahudi ve Hristiyanların aksine, Allah'ın emrine hemen itaat etmenin bir göstergesidir.
- Hurma veya Su ile Başlamak: Hurma veya su ile orucu açmak Peygamber Efendimizin (s.a.v.) sünnetidir. Enes b. Mâlik (r.a.) şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) namaz kılmadan önce birkaç taze hurma ile iftar ederdi. Eğer taze hurma bulamazsa kuru hurma ile iftar ederdi. Kuru hurma da bulamazsa birkaç yudum su içerdi." (Ebû Dâvûd, Savm 21). Tüm mezhepler, hurma ile iftar etmenin faziletine vurgu yapmışlardır. Şâfiî mezhebi, tatlı bir şeyle, bilhassa hurma ile iftar etmeyi müstehap kabul ederken, Hanbelîler de hurma veya suyun önceliğini belirtmişlerdir.
- Dua Etmek: İftar duası okumak ve Allah'a şükretmek önemlidir. Zira yukarıda da belirttiğimiz gibi, bu an duaların kabul edildiği müstesna bir vakittir. İmam Nevevî, "el-Mecmû'" adlı eserinde, iftar anında dua etmenin müstehap olduğunu ve bu vaktin duaların kabulü için çok uygun olduğunu belirtmiştir.
- Paylaşmak: İftar sofrasını ihtiyaç sahipleriyle paylaşmak, oruçluyu iftar ettirmek büyük sevaptır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kim bir oruçluya iftar ettirirse, oruçlunun sevabından hiçbir şey eksilmeksizin onun sevabı kadar sevap kazanır." (Tirmizî, Savm 82). Bu sünnet, özellikle Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde çokça teşvik edilmiş, Mâlikîler ve Hanbelîler de oruçluya ikramın faziletine dikkat çekmişlerdir. Bu, Ramazan'ın birlik ve beraberlik ruhunu pekiştiren en güzel davranışlardan biridir.
- Mütevazı Olmak ve İsraftan Kaçınmak: Aşırıya kaçmadan, israftan kaçınarak iftar yapmak gerekir. Oruç, nefsi terbiye etmek içindir. İftar sofrasında aşırıya gitmek, orucun hikmetine aykırıdır. "Yiyiniz, içiniz, fakat israf etmeyiniz. Çünkü Allah israf edenleri sevmez." (A'râf 7:31) ayeti bu konuda bize yol göstermektedir. Dört mezhep de, iftarda ve sahurda israftan kaçınmanın, ölçülü olmanın gerekliliğini vurgulamıştır. Özellikle Hanefî fıkıh alimleri, iftarda aşırıya kaçmanın ve sonra gün boyu aç kalmanın hikmetine ters düştüğünü belirtmişlerdir.
İftar Vaktinin Önemi ve Namaz Vakitleri ile İlişkisi
İftar vakti, sadece orucun sona erdiği an değil, aynı zamanda akşam namazı vaktinin de başlangıcıdır, kardeşlerim. Bu iki ibadetin vakti iç içedir. Güneşin batışıyla birlikte hem iftar vakti girer hem de akşam namazının eda edilebileceği zaman dilimi başlar. Bu nedenle, orucu açtıktan sonra, akşam namazını kılmak önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) iftarı acele etmeyi tavsiye ederken, akşam namazını da vaktinde kılmaya özen göstermiştir. Bu, müminin hem bedenini helal rızıkla doyurması hem de ruhunu namazla arındırması için eşsiz bir fırsattır.
Bazı âlimler, iftarı hemen yapıp ardından akşam namazını eda etmenin daha faziletli olduğunu belirtmişlerdir. Böylece hem orucu acele açma sünneti yerine getirilmiş olur hem de namaz vaktinin evvelinde kılınmış olur. İstanbul namaz vakitleri veya yaşadığınız şehre göre Ankara namaz vakitleri gibi farklı şehirlerin namaz vakitlerini takip ederek, ibadetlerinizi zamanında yerine getirebilirsiniz. Ayrıca ezan vakti ile iftar vaktinin geldiğini de anlayabilirsiniz. Ezanın okunması, hem iftarın hem de akşam namazının vaktinin girdiğinin ilahi bir ilanıdır.
İftar Duası ve Salavat-ı Şerife
İftar duasının ardından Salavat-ı Şerife okumak da güzel bir uygulamadır. Peygamber Efendimize (s.a.v.) salavat getirmek, O'na olan sevgimizi, bağlılığımızı ve şükranlarımızı ifade etmenin bir yoludur. Allah Teala, Ahzâb Suresi'nde şöyle buyurur:
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selam verin." (Ahzâb 33:56)
Salavatlar, dualarımızın kabulüne vesile olabilir, zira Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'e salavat getirilmeden yapılan duaların semaya yükselmekte zorlanabileceği rivayet edilmiştir. İftar gibi mübarek bir vakitte, orucun bereketiyle birlikte okunan salavatlar, duamızı daha da güçlendirecek, Rabbimiz katındaki değerini artıracaktır.
Ramazan Ayının Bereketi ve İftar Sofraları
Ramazan ayı, sadece aç kalmak değil, aynı zamanda kalpleri de arındırma ayıdır. Birlik, beraberlik ve paylaşma ayıdır, kardeşlerim. İftar sofraları, aileleri ve dostları bir araya getirir, sevgi ve muhabbeti artırır. Bu mübarek ayda, ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak ve gönülleri hoş tutmak önemlidir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bu ayda cömertliğini daha da artırırdı. İbn Abbâs (r.a.) şöyle demiştir: "Resûlullah (s.a.v.) insanların en cömerdi idi. Ramazan ayında ise cömertliği daha da artardı." (Buhârî, Savm 7).
İftar sofraları, sadece karın doyurulan yerler değil, aynı zamanda maneviyatın, şükrün ve muhabbetin pekiştiği meclislerdir. Bu sofralarda edilen dualar, yapılan sohbetler, kurulan gönül köprüleri, Ramazan'ın ruhunu en güzel şekilde yansıtır. Unutmayalım ki, bu ay, nefsi terbiye etme, sabrı öğrenme, şükrü artırma ve toplumsal dayanışmayı güçlendirme ayıdır. "Oruç bir kalkandır; biriniz oruçlu olduğu zaman kötü söz söylemesin, kavga etmesin. Eğer biri ona sataşırsa 'Ben oruçluyum' desin." (Buhârî, Savm 9) hadisi, orucun sadece yeme içmeden uzak durmak olmadığını, aynı zamanda dilimizi, elimizi ve tüm azalarımızı günahtan koruma çabası olduğunu gösterir. Bu bilinçle, iftar sofralarımızı sadece midelerimiz için değil, ruhlarımız için de bir ziyafet haline getirelim.
İftar Duası ve Zikirmatik Kullanımı
İftar vaktini beklerken veya iftar sonrasında zikirmatik kullanarak zikir çekmek, maneviyatımızı artırır. Zikirmatik, tesbih çekmeyi kolaylaştıran ve saymayı basitleştiren bir araçtır. İftar duasının ardından, Allah'ı zikretmek, kalbimizi huzurla doldurur. Kardeşlerim, boş durmaktansa, bu mübarek anları Allah'ı anarak, tesbih çekerek, istiğfar ederek değerlendirmek, hem iftar vaktinin bereketini artırır hem de ruhumuza dinginlik verir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde şöyle buyurmuştur:
"Allah'ı zikredenle zikretmeyenin misali, diri ile ölünün misali gibidir." (Buhârî, Deavât 66)
Bu nedenle, iftar sofrasında veya sonrasında, elinize bir zikirmatik alıp 'Sübhanallah', 'Elhamdülillah', 'Allahuekber' gibi zikirleri çekmek, istiğfar etmek ('Estağfirullah') veya salavat getirmek, Ramazan ayının ruhuna uygun, çok kıymetli amellerdendir. Bu, sadece vaktimizi değerlendirmekle kalmaz, aynı zamanda kalbimizi nurlandırır ve dualarımızın kabulüne vesile olur.
Editörden Not: İftar Sofralarını Bir Okula Çevirelim
Değerli okuyucularım, iftar sofraları, sadece açlığın giderildiği bir yemek masası olmaktan çok ötedir. Buralar, aynı zamanda birer maneviyat okuludur, birer aile mektebidir. Gün boyu oruç tutarak kazandığımız sabrı, şükrü ve iradeyi, iftar sofrasında da devam ettirmeliyiz. Aşırıya kaçmadan, israftan uzak durarak, nimetlere şükrederek orucumuzu açmalıyız. İftar sofrasını bir şükür sofrasına dönüştürmek, o günün en önemli dersidir.
Ailenizle birlikte oturduğunuz iftar sofrasında, çocuklarınıza orucun ve iftar duasının manasını anlatın. Onlara Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) iftar adabını öğretin. Birlikte dua edin, Allah'a hamdedin. Bu anlar, çocuklarınızın zihninde Ramazan'ın güzellikleriyle, maneviyatıyla ve aile sıcaklığıyla özdeşleşmesini sağlar. Onlara sadece yemek yemeyi değil, aynı zamanda paylaşmayı, merhameti ve Allah'a yönelmeyi öğretin.
Mümkünse, her iftarda küçük de olsa bir ihtiyaç sahibini hatırlayın. Bir komşunuzla, bir akrabanızla veya hiç tanımadığınız bir fakirle iftarınızı paylaşın. Bu, Ramazan'ın asıl ruhunu yaşamak demektir. Unutmayın ki, sizin sofranızdaki bir lokma, başkasının tüm günkü açlığını giderebilir. Bu ay, kalpleri birbirine yaklaştırma, gönülleri ihya etme ayıdır. İftar sofralarını, bu ulvi gayenin bir aracı olarak kullanın. Bu sayede hem kendi ruhunuzu beslersiniz hem de toplumsal bağlarımızı güçlendirirsiniz.
Pratik Uygulama: İftarın Ötesinde Bir Yaşam Biçimi
Kardeşlerim, oruç ve iftar, Ramazan ayına mahsus ibadetler olsa da, onların bize öğrettiği değerler, tüm hayatımıza yayılmalıdır. İftar anında hissettiğimiz şükran duygusu, sadece o ana özgü kalmamalı, hayatımızın her anına sirayet etmelidir. Rabbimizin bize bahşettiği sayısız nimete her daim şükretmeyi bilmeliyiz. Oruçla kazandığımız sabır ve nefs kontrolü, öfkemizi kontrol etmede, kötü sözden uzak durmada, aceleci kararlar almamada bize rehber olmalıdır.
İftar sofrasında yaşadığımız paylaşma ve cömertlik ruhu, Ramazan sonrası da devam etmelidir. Yılın her günü, çevremizdeki ihtiyaç sahiplerini gözetmeli, onlara yardım elini uzatmaktan çekinmemeliyiz. Zira Allah Teala, malımızda fakirin hakkı olduğunu bize bildirmiştir: "Mallarında isteyene ve yoksula bir hak vardır." (Zâriyât 51:19). Bu, Müslüman olmanın temel bir vasfıdır.
Ayrıca, iftar duasıyla Allah'a olan tevekkülümüzü ve imanımızı yenilediğimiz gibi, günlük hayatımızda da her işimize besmele ile başlamalı, Allah'a güvenmeli ve O'na dayanmalıyız. Başa gelen her musibette sabretmeli, her nimette şükretmeliyiz. İftarın o huzurlu atmosferi, bize hayatın telaşı içinde de bir durup nefes alma, Rabbimizle irtibat kurma vaktinin önemini hatırlatmalıdır. Oruç, bizi sadece açlığa değil, aynı zamanda dünyaya karşı daha az hırslı olmaya, ahireti daha çok düşünmeye sevk eden bir mekteptir. Bu mektepten aldığımız dersleri, hayatımızın her alanına tatbik etmeye gayret edelim. Böylece Ramazan'ın bereketi ve iftarın feyzi, sadece bir ay değil, tüm bir ömür boyu bizimle olur.
Ramazan ayının bu güzel günlerinde, iftar sofralarınız bereketli, dualarınız kabul olsun. Unutmayın, oruç sadece mideyi değil, tüm benliğimizi terbiye etme fırsatıdır. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirelim.
İftar duası ile ilgili bu yazımızı beğendiyseniz, sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın. Ramazan ayının feyzi ve bereketi üzerinize olsun!
Kaynaklar
- Kur'an-ı Kerim ve Meali (Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları)
- Buhârî, Sahîh-i Buhârî (Kitâbu's-Savm, Kitâbu'd-Daavât)
- Müslim, Sahîh-i Müslim (Kitâbu's-Sıyâm)
- Tirmizî, Sünen-i Tirmizî (Kitâbu'd-Daavât, Kitâbu's-Savm)
- Ebû Dâvûd, Sünen-i Ebû Dâvûd (Kitâbu's-Savm)
- İbn Mâce, Sünen-i İbn Mâce (Kitâbu's-Sıyâm)
- Taberî, Câmi'u'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân (Tefsîru't-Taberî)
- İbn Kesîr, Tefsîru'l-Kur'âni'l-Azîm
- Kurtubî, el-Câmi' li Ahkâmi'l-Kur'ân
- Fahreddin Râzî, Mefâtîhu'l-Gayb (Tefsîru'l-Kebîr)
- Nevevî, el-Mecmû' Şerhu'l-Mühezzeb (Fıkıh Ansiklopedisi)
- Diyanet İşleri Başkanlığı Fetva Kurulu Kaynakları






