Tevbe Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber

Tevbe Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber

Dua & İbadet57 dk okuma
👤
Yazar
Halime Gümüş

İçerik Yazarı

Tevbe Suresi, 129 ayetlik Medeni bir sure olup besmelesiz başlayan tek suredir; müşriklere ültimatom, münafıklara uyarı ve samimi tövbenin şartlarını anlatır, Latin okunuşu ve Diyanet mealiyle birlikte tefsiri ve fazileti bu rehberde detaylıca sunulmaktadır.

Tevbe Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti konusunu arayan sizler için bu rehber, sahih kaynaklara dayalı en kapsamlı açıklamayı sunmayı hedeflemektedir. Kur’an-ı Kerim’in dokuzuncu suresi olan Tevbe Suresi, hem içeriği hem de üslubu bakımından diğer surelerden ayrılır. 129 ayetten oluşan ve Medine döneminde nazil olan bu sure, İslam toplumunun inşa sürecinde kritik bir dönemeç olan Tebük Seferi ve sonrasındaki olayları merkeze alır. Adını 104. ayette geçen tövbe kavramından alan sure, aynı zamanda Berae Suresi olarak da bilinir. Rakip içeriklerin aksine burada sadece meal ve okunuş değil; Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Fahreddin Râzî gibi klasik müfessirlerin yorumları, nüzul sebebi, fıkhi hükümler ve modern hayata yansımaları bir arada bulacaksınız. İster ezberlemek, ister anlamını kavramak, ister faziletinden istifade etmek isteyin, bu yazı Diyanet kaynakları ve sahih hadisler ışığında tüm sorularınıza cevap verecektir.

Tevbe Suresi mushaf üzerinde açık duruyor, besmelesiz başlangıcı gösteren detay

Tevbe Suresi Nedir ve Neden Besmelesiz Başlayan Tek Suredir?

Tevbe Suresi, Kur’an-ı Kerim’de başında besmele bulunmayan tek suredir ve bu özelliğiyle doğrudan ilahi bir ültimatom ve uyarı ile başlar.

Tevbe Suresi, 129 ayetten oluşan Medeni bir suredir. Sıralamada dokuzuncu sure olmasına rağmen nüzul sırasına göre 113. suredir. Diyanet İlmihali’nde belirtildiği üzere bu surenin bir diğer adı Berae yani ilişik kesme, uzak durma anlamına gelir. Sure, müşriklerle yapılan antlaşmaların bozulması üzerine onlardan teberri edildiğini bildiren ayetlerle açılır.

Besmelenin Olmamasının Hikmeti Nedir?

Klasik tefsirlerde bu durumun birkaç hikmeti zikredilir. İbn Kesîr’e göre besmele, güven ve rahmet ifadesidir; Tevbe Suresi ise müşriklere karşı bir azap ve ültimatom bildirisi olduğu için besmele ile başlamamıştır. Taberî ise Hz. Ali’den gelen rivayete dayanarak besmelenin eman ve güven belgesi olduğunu, bu surenin ise emanı kaldırması sebebiyle besmelesiz nazil olduğunu aktarır. Kurtubî de benzer şekilde surenin kılıç ayetlerini içermesi ve şiddetli bir uyarı tonu taşıması nedeniyle besmele ile başlamadığını belirtir.

Tevbe Suresi ile Enfal Suresi Arasındaki Bağ Nedir?

Hz. Osman döneminde mushaf tertip edilirken Tevbe Suresi’nin Enfal Suresi’nin devamı olup olmadığı konusunda tereddüt yaşanmıştır. Bu sebeple iki sure arasına besmele konulmamıştır. Konu bakımından da iki sure birbirini tamamlar. Daha detaylı karşılaştırma için Enfal Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber içeriğine göz atabilirsiniz. Enfal Suresi Bedir Savaşı ve ganimet hükümlerini anlatırken, Tevbe Suresi Tebük ve sonrasındaki toplumsal arınmayı ele alır.

Surenin Başlıca Konuları Nelerdir?

  • Müşriklerle antlaşmaların feshi ve dört ay mühlet verilmesi
  • Tebük Seferi’ne katılmaktan kaçınan münafıkların psikolojisi
  • Zekât ve sadakanın kimlere verileceği (Tevbe 60)
  • Mescid-i Dırar hadisesi ve nifak mescidi
  • Samimi tövbenin şartları ve Allah’ın tövbeleri kabul etmesi
  • Cihad, infak ve Allah yolunda fedakârlık

Arapça Metni

1 بَرَآءَةٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ

2 فَسِيحُوا۟ فِى ٱلْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍۢ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ ۙ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُخْزِى ٱلْكَٰفِرِينَ

3 وَأَذَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦٓ إِلَى ٱلنَّاسِ يَوْمَ ٱلْحَجِّ ٱلْأَكْبَرِ أَنَّ ٱللَّهَ بَرِىٓءٌۭ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ۙ وَرَسُولُهُۥ ۚ فَإِن تُبْتُمْ فَهُوَ خَيْرٌۭ لَّكُمْ ۖ وَإِن تَوَلَّيْتُمْ فَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِى ٱللَّهِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

4 إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّم مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ثُمَّ لَمْ يَنقُصُوكُمْ شَيْـًۭٔا وَلَمْ يُظَٰهِرُوا۟ عَلَيْكُمْ أَحَدًۭا فَأَتِمُّوٓا۟ إِلَيْهِمْ عَهْدَهُمْ إِلَىٰ مُدَّتِهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

5 فَإِذَا ٱنسَلَخَ ٱلْأَشْهُرُ ٱلْحُرُمُ فَٱقْتُلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ حَيْثُ وَجَدتُّمُوهُمْ وَخُذُوهُمْ وَٱحْصُرُوهُمْ وَٱقْعُدُوا۟ لَهُمْ كُلَّ مَرْصَدٍۢ ۚ فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَخَلُّوا۟ سَبِيلَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

6 وَإِنْ أَحَدٌۭ مِّنَ ٱلْمُشْرِكِينَ ٱسْتَجَارَكَ فَأَجِرْهُ حَتَّىٰ يَسْمَعَ كَلَٰمَ ٱللَّهِ ثُمَّ أَبْلِغْهُ مَأْمَنَهُۥ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَعْلَمُونَ

7 كَيْفَ يَكُونُ لِلْمُشْرِكِينَ عَهْدٌ عِندَ ٱللَّهِ وَعِندَ رَسُولِهِۦٓ إِلَّا ٱلَّذِينَ عَٰهَدتُّمْ عِندَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ ۖ فَمَا ٱسْتَقَٰمُوا۟ لَكُمْ فَٱسْتَقِيمُوا۟ لَهُمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ يُحِبُّ ٱلْمُتَّقِينَ

8 كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّۭا وَلَا ذِمَّةًۭ ۚ يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَٰسِقُونَ

9 ٱشْتَرَوْا۟ بِـَٔايَٰتِ ٱللَّهِ ثَمَنًۭا قَلِيلًۭا فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِهِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

10 لَا يَرْقُبُونَ فِى مُؤْمِنٍ إِلًّۭا وَلَا ذِمَّةًۭ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُعْتَدُونَ

11 فَإِن تَابُوا۟ وَأَقَامُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَوُا۟ ٱلزَّكَوٰةَ فَإِخْوَٰنُكُمْ فِى ٱلدِّينِ ۗ وَنُفَصِّلُ ٱلْءَايَٰتِ لِقَوْمٍۢ يَعْلَمُونَ

12 وَإِن نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُم مِّنۢ بَعْدِ عَهْدِهِمْ وَطَعَنُوا۟ فِى دِينِكُمْ فَقَٰتِلُوٓا۟ أَئِمَّةَ ٱلْكُفْرِ ۙ إِنَّهُمْ لَآ أَيْمَٰنَ لَهُمْ لَعَلَّهُمْ يَنتَهُونَ

13 أَلَا تُقَٰتِلُونَ قَوْمًۭا نَّكَثُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ وَهَمُّوا۟ بِإِخْرَاجِ ٱلرَّسُولِ وَهُم بَدَءُوكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ ۚ أَتَخْشَوْنَهُمْ ۚ فَٱللَّهُ أَحَقُّ أَن تَخْشَوْهُ إِن كُنتُم مُّؤْمِنِينَ

14 قَٰتِلُوهُمْ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ بِأَيْدِيكُمْ وَيُخْزِهِمْ وَيَنصُرْكُمْ عَلَيْهِمْ وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍۢ مُّؤْمِنِينَ

15 وَيُذْهِبْ غَيْظَ قُلُوبِهِمْ ۗ وَيَتُوبُ ٱللَّهُ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

16 أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تُتْرَكُوا۟ وَلَمَّا يَعْلَمِ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ جَٰهَدُوا۟ مِنكُمْ وَلَمْ يَتَّخِذُوا۟ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَلَا رَسُولِهِۦ وَلَا ٱلْمُؤْمِنِينَ وَلِيجَةًۭ ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

17 مَا كَانَ لِلْمُشْرِكِينَ أَن يَعْمُرُوا۟ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ شَٰهِدِينَ عَلَىٰٓ أَنفُسِهِم بِٱلْكُفْرِ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ وَفِى ٱلنَّارِ هُمْ خَٰلِدُونَ

18 إِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَٰجِدَ ٱللَّهِ مَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَأَقَامَ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتَى ٱلزَّكَوٰةَ وَلَمْ يَخْشَ إِلَّا ٱللَّهَ ۖ فَعَسَىٰٓ أُو۟لَٰٓئِكَ أَن يَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُهْتَدِينَ

19 ۞ أَجَعَلْتُمْ سِقَايَةَ ٱلْحَآجِّ وَعِمَارَةَ ٱلْمَسْجِدِ ٱلْحَرَامِ كَمَنْ ءَامَنَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَجَٰهَدَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ لَا يَسْتَوُۥنَ عِندَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

20 ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَهَاجَرُوا۟ وَجَٰهَدُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ أَعْظَمُ دَرَجَةً عِندَ ٱللَّهِ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْفَآئِزُونَ

21 يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُم بِرَحْمَةٍۢ مِّنْهُ وَرِضْوَٰنٍۢ وَجَنَّٰتٍۢ لَّهُمْ فِيهَا نَعِيمٌۭ مُّقِيمٌ

22 خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عِندَهُۥٓ أَجْرٌ عَظِيمٌۭ

23 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوٓا۟ ءَابَآءَكُمْ وَإِخْوَٰنَكُمْ أَوْلِيَآءَ إِنِ ٱسْتَحَبُّوا۟ ٱلْكُفْرَ عَلَى ٱلْإِيمَٰنِ ۚ وَمَن يَتَوَلَّهُم مِّنكُمْ فَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلظَّٰلِمُونَ

24 قُلْ إِن كَانَ ءَابَآؤُكُمْ وَأَبْنَآؤُكُمْ وَإِخْوَٰنُكُمْ وَأَزْوَٰجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَأَمْوَٰلٌ ٱقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَٰرَةٌۭ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَٰكِنُ تَرْضَوْنَهَآ أَحَبَّ إِلَيْكُم مِّنَ ٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَجِهَادٍۢ فِى سَبِيلِهِۦ فَتَرَبَّصُوا۟ حَتَّىٰ يَأْتِىَ ٱللَّهُ بِأَمْرِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

25 لَقَدْ نَصَرَكُمُ ٱللَّهُ فِى مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍۢ ۙ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ ۙ إِذْ أَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنكُمْ شَيْـًۭٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُم مُّدْبِرِينَ

26 ثُمَّ أَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلْمُؤْمِنِينَ وَأَنزَلَ جُنُودًۭا لَّمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ۚ وَذَٰلِكَ جَزَآءُ ٱلْكَٰفِرِينَ

27 ثُمَّ يَتُوبُ ٱللَّهُ مِنۢ بَعْدِ ذَٰلِكَ عَلَىٰ مَن يَشَآءُ ۗ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

28 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّمَا ٱلْمُشْرِكُونَ نَجَسٌۭ فَلَا يَقْرَبُوا۟ ٱلْمَسْجِدَ ٱلْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هَٰذَا ۚ وَإِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةًۭ فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦٓ إِن شَآءَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

29 قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَلَا بِٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَلَا يُحَرِّمُونَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَلَا يَدِينُونَ دِينَ ٱلْحَقِّ مِنَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْكِتَٰبَ حَتَّىٰ يُعْطُوا۟ ٱلْجِزْيَةَ عَن يَدٍۢ وَهُمْ صَٰغِرُونَ

30 وَقَالَتِ ٱلْيَهُودُ عُزَيْرٌ ٱبْنُ ٱللَّهِ وَقَالَتِ ٱلنَّصَٰرَى ٱلْمَسِيحُ ٱبْنُ ٱللَّهِ ۖ ذَٰلِكَ قَوْلُهُم بِأَفْوَٰهِهِمْ ۖ يُضَٰهِـُٔونَ قَوْلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِن قَبْلُ ۚ قَٰتَلَهُمُ ٱللَّهُ ۚ أَنَّىٰ يُؤْفَكُونَ

31 ٱتَّخَذُوٓا۟ أَحْبَارَهُمْ وَرُهْبَٰنَهُمْ أَرْبَابًۭا مِّن دُونِ ٱللَّهِ وَٱلْمَسِيحَ ٱبْنَ مَرْيَمَ وَمَآ أُمِرُوٓا۟ إِلَّا لِيَعْبُدُوٓا۟ إِلَٰهًۭا وَٰحِدًۭا ۖ لَّآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۚ سُبْحَٰنَهُۥ عَمَّا يُشْرِكُونَ

32 يُرِيدُونَ أَن يُطْفِـُٔوا۟ نُورَ ٱللَّهِ بِأَفْوَٰهِهِمْ وَيَأْبَى ٱللَّهُ إِلَّآ أَن يُتِمَّ نُورَهُۥ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْكَٰفِرُونَ

33 هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرْسَلَ رَسُولَهُۥ بِٱلْهُدَىٰ وَدِينِ ٱلْحَقِّ لِيُظْهِرَهُۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ وَلَوْ كَرِهَ ٱلْمُشْرِكُونَ

34 ۞ يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ إِنَّ كَثِيرًۭا مِّنَ ٱلْأَحْبَارِ وَٱلرُّهْبَانِ لَيَأْكُلُونَ أَمْوَٰلَ ٱلنَّاسِ بِٱلْبَٰطِلِ وَيَصُدُّونَ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ ۗ وَٱلَّذِينَ يَكْنِزُونَ ٱلذَّهَبَ وَٱلْفِضَّةَ وَلَا يُنفِقُونَهَا فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَبَشِّرْهُم بِعَذَابٍ أَلِيمٍۢ

35 يَوْمَ يُحْمَىٰ عَلَيْهَا فِى نَارِ جَهَنَّمَ فَتُكْوَىٰ بِهَا جِبَاهُهُمْ وَجُنُوبُهُمْ وَظُهُورُهُمْ ۖ هَٰذَا مَا كَنَزْتُمْ لِأَنفُسِكُمْ فَذُوقُوا۟ مَا كُنتُمْ تَكْنِزُونَ

36 إِنَّ عِدَّةَ ٱلشُّهُورِ عِندَ ٱللَّهِ ٱثْنَا عَشَرَ شَهْرًۭا فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ يَوْمَ خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ مِنْهَآ أَرْبَعَةٌ حُرُمٌۭ ۚ ذَٰلِكَ ٱلدِّينُ ٱلْقَيِّمُ ۚ فَلَا تَظْلِمُوا۟ فِيهِنَّ أَنفُسَكُمْ ۚ وَقَٰتِلُوا۟ ٱلْمُشْرِكِينَ كَآفَّةًۭ كَمَا يُقَٰتِلُونَكُمْ كَآفَّةًۭ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

37 إِنَّمَا ٱلنَّسِىٓءُ زِيَادَةٌۭ فِى ٱلْكُفْرِ ۖ يُضَلُّ بِهِ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ يُحِلُّونَهُۥ عَامًۭا وَيُحَرِّمُونَهُۥ عَامًۭا لِّيُوَاطِـُٔوا۟ عِدَّةَ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ فَيُحِلُّوا۟ مَا حَرَّمَ ٱللَّهُ ۚ زُيِّنَ لَهُمْ سُوٓءُ أَعْمَٰلِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْكَٰفِرِينَ

38 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَا لَكُمْ إِذَا قِيلَ لَكُمُ ٱنفِرُوا۟ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ٱثَّاقَلْتُمْ إِلَى ٱلْأَرْضِ ۚ أَرَضِيتُم بِٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا مِنَ ٱلْءَاخِرَةِ ۚ فَمَا مَتَٰعُ ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا فِى ٱلْءَاخِرَةِ إِلَّا قَلِيلٌ

39 إِلَّا تَنفِرُوا۟ يُعَذِّبْكُمْ عَذَابًا أَلِيمًۭا وَيَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ وَلَا تَضُرُّوهُ شَيْـًۭٔا ۗ وَٱللَّهُ عَلَىٰ كُلِّ شَىْءٍۢ قَدِيرٌ

40 إِلَّا تَنصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ ٱللَّهُ إِذْ أَخْرَجَهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ثَانِىَ ٱثْنَيْنِ إِذْ هُمَا فِى ٱلْغَارِ إِذْ يَقُولُ لِصَٰحِبِهِۦ لَا تَحْزَنْ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَنَا ۖ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَكِينَتَهُۥ عَلَيْهِ وَأَيَّدَهُۥ بِجُنُودٍۢ لَّمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ ٱلسُّفْلَىٰ ۗ وَكَلِمَةُ ٱللَّهِ هِىَ ٱلْعُلْيَا ۗ وَٱللَّهُ عَزِيزٌ حَكِيمٌ

41 ٱنفِرُوا۟ خِفَافًۭا وَثِقَالًۭا وَجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ ۚ ذَٰلِكُمْ خَيْرٌۭ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ

42 لَوْ كَانَ عَرَضًۭا قَرِيبًۭا وَسَفَرًۭا قَاصِدًۭا لَّٱتَّبَعُوكَ وَلَٰكِنۢ بَعُدَتْ عَلَيْهِمُ ٱلشُّقَّةُ ۚ وَسَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَوِ ٱسْتَطَعْنَا لَخَرَجْنَا مَعَكُمْ يُهْلِكُونَ أَنفُسَهُمْ وَٱللَّهُ يَعْلَمُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

43 عَفَا ٱللَّهُ عَنكَ لِمَ أَذِنتَ لَهُمْ حَتَّىٰ يَتَبَيَّنَ لَكَ ٱلَّذِينَ صَدَقُوا۟ وَتَعْلَمَ ٱلْكَٰذِبِينَ

44 لَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلْمُتَّقِينَ

45 إِنَّمَا يَسْتَـْٔذِنُكَ ٱلَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَٱرْتَابَتْ قُلُوبُهُمْ فَهُمْ فِى رَيْبِهِمْ يَتَرَدَّدُونَ

46 ۞ وَلَوْ أَرَادُوا۟ ٱلْخُرُوجَ لَأَعَدُّوا۟ لَهُۥ عُدَّةًۭ وَلَٰكِن كَرِهَ ٱللَّهُ ٱنۢبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَقِيلَ ٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

47 لَوْ خَرَجُوا۟ فِيكُم مَّا زَادُوكُمْ إِلَّا خَبَالًۭا وَلَأَوْضَعُوا۟ خِلَٰلَكُمْ يَبْغُونَكُمُ ٱلْفِتْنَةَ وَفِيكُمْ سَمَّٰعُونَ لَهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌۢ بِٱلظَّٰلِمِينَ

48 لَقَدِ ٱبْتَغَوُا۟ ٱلْفِتْنَةَ مِن قَبْلُ وَقَلَّبُوا۟ لَكَ ٱلْأُمُورَ حَتَّىٰ جَآءَ ٱلْحَقُّ وَظَهَرَ أَمْرُ ٱللَّهِ وَهُمْ كَٰرِهُونَ

49 وَمِنْهُم مَّن يَقُولُ ٱئْذَن لِّى وَلَا تَفْتِنِّىٓ ۚ أَلَا فِى ٱلْفِتْنَةِ سَقَطُوا۟ ۗ وَإِنَّ جَهَنَّمَ لَمُحِيطَةٌۢ بِٱلْكَٰفِرِينَ

50 إِن تُصِبْكَ حَسَنَةٌۭ تَسُؤْهُمْ ۖ وَإِن تُصِبْكَ مُصِيبَةٌۭ يَقُولُوا۟ قَدْ أَخَذْنَآ أَمْرَنَا مِن قَبْلُ وَيَتَوَلَّوا۟ وَّهُمْ فَرِحُونَ

51 قُل لَّن يُصِيبَنَآ إِلَّا مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَنَا هُوَ مَوْلَىٰنَا ۚ وَعَلَى ٱللَّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ ٱلْمُؤْمِنُونَ

52 قُلْ هَلْ تَرَبَّصُونَ بِنَآ إِلَّآ إِحْدَى ٱلْحُسْنَيَيْنِ ۖ وَنَحْنُ نَتَرَبَّصُ بِكُمْ أَن يُصِيبَكُمُ ٱللَّهُ بِعَذَابٍۢ مِّنْ عِندِهِۦٓ أَوْ بِأَيْدِينَا ۖ فَتَرَبَّصُوٓا۟ إِنَّا مَعَكُم مُّتَرَبِّصُونَ

53 قُلْ أَنفِقُوا۟ طَوْعًا أَوْ كَرْهًۭا لَّن يُتَقَبَّلَ مِنكُمْ ۖ إِنَّكُمْ كُنتُمْ قَوْمًۭا فَٰسِقِينَ

54 وَمَا مَنَعَهُمْ أَن تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَٰتُهُمْ إِلَّآ أَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَبِرَسُولِهِۦ وَلَا يَأْتُونَ ٱلصَّلَوٰةَ إِلَّا وَهُمْ كُسَالَىٰ وَلَا يُنفِقُونَ إِلَّا وَهُمْ كَٰرِهُونَ

55 فَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَلَآ أَوْلَٰدُهُمْ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ لِيُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلْحَيَوٰةِ ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

56 وَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنَّهُمْ لَمِنكُمْ وَمَا هُم مِّنكُمْ وَلَٰكِنَّهُمْ قَوْمٌۭ يَفْرَقُونَ

57 لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَـًٔا أَوْ مَغَٰرَٰتٍ أَوْ مُدَّخَلًۭا لَّوَلَّوْا۟ إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ

58 وَمِنْهُم مَّن يَلْمِزُكَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ فَإِنْ أُعْطُوا۟ مِنْهَا رَضُوا۟ وَإِن لَّمْ يُعْطَوْا۟ مِنْهَآ إِذَا هُمْ يَسْخَطُونَ

59 وَلَوْ أَنَّهُمْ رَضُوا۟ مَآ ءَاتَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ وَقَالُوا۟ حَسْبُنَا ٱللَّهُ سَيُؤْتِينَا ٱللَّهُ مِن فَضْلِهِۦ وَرَسُولُهُۥٓ إِنَّآ إِلَى ٱللَّهِ رَٰغِبُونَ

60 ۞ إِنَّمَا ٱلصَّدَقَٰتُ لِلْفُقَرَآءِ وَٱلْمَسَٰكِينِ وَٱلْعَٰمِلِينَ عَلَيْهَا وَٱلْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِى ٱلرِّقَابِ وَٱلْغَٰرِمِينَ وَفِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَٱبْنِ ٱلسَّبِيلِ ۖ فَرِيضَةًۭ مِّنَ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

61 وَمِنْهُمُ ٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ ٱلنَّبِىَّ وَيَقُولُونَ هُوَ أُذُنٌۭ ۚ قُلْ أُذُنُ خَيْرٍۢ لَّكُمْ يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَيُؤْمِنُ لِلْمُؤْمِنِينَ وَرَحْمَةٌۭ لِّلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مِنكُمْ ۚ وَٱلَّذِينَ يُؤْذُونَ رَسُولَ ٱللَّهِ لَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

62 يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ لِيُرْضُوكُمْ وَٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥٓ أَحَقُّ أَن يُرْضُوهُ إِن كَانُوا۟ مُؤْمِنِينَ

63 أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّهُۥ مَن يُحَادِدِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ فَأَنَّ لَهُۥ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدًۭا فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْخِزْىُ ٱلْعَظِيمُ

64 يَحْذَرُ ٱلْمُنَٰفِقُونَ أَن تُنَزَّلَ عَلَيْهِمْ سُورَةٌۭ تُنَبِّئُهُم بِمَا فِى قُلُوبِهِمْ ۚ قُلِ ٱسْتَهْزِءُوٓا۟ إِنَّ ٱللَّهَ مُخْرِجٌۭ مَّا تَحْذَرُونَ

65 وَلَئِن سَأَلْتَهُمْ لَيَقُولُنَّ إِنَّمَا كُنَّا نَخُوضُ وَنَلْعَبُ ۚ قُلْ أَبِٱللَّهِ وَءَايَٰتِهِۦ وَرَسُولِهِۦ كُنتُمْ تَسْتَهْزِءُونَ

66 لَا تَعْتَذِرُوا۟ قَدْ كَفَرْتُم بَعْدَ إِيمَٰنِكُمْ ۚ إِن نَّعْفُ عَن طَآئِفَةٍۢ مِّنكُمْ نُعَذِّبْ طَآئِفَةًۢ بِأَنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ

67 ٱلْمُنَٰفِقُونَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتُ بَعْضُهُم مِّنۢ بَعْضٍۢ ۚ يَأْمُرُونَ بِٱلْمُنكَرِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمَعْرُوفِ وَيَقْبِضُونَ أَيْدِيَهُمْ ۚ نَسُوا۟ ٱللَّهَ فَنَسِيَهُمْ ۗ إِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ هُمُ ٱلْفَٰسِقُونَ

68 وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْكُفَّارَ نَارَ جَهَنَّمَ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ هِىَ حَسْبُهُمْ ۚ وَلَعَنَهُمُ ٱللَّهُ ۖ وَلَهُمْ عَذَابٌۭ مُّقِيمٌۭ

69 كَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُمْ كَانُوٓا۟ أَشَدَّ مِنكُمْ قُوَّةًۭ وَأَكْثَرَ أَمْوَٰلًۭا وَأَوْلَٰدًۭا فَٱسْتَمْتَعُوا۟ بِخَلَٰقِهِمْ فَٱسْتَمْتَعْتُم بِخَلَٰقِكُمْ كَمَا ٱسْتَمْتَعَ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِكُم بِخَلَٰقِهِمْ وَخُضْتُمْ كَٱلَّذِى خَاضُوٓا۟ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ حَبِطَتْ أَعْمَٰلُهُمْ فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْخَٰسِرُونَ

70 أَلَمْ يَأْتِهِمْ نَبَأُ ٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ قَوْمِ نُوحٍۢ وَعَادٍۢ وَثَمُودَ وَقَوْمِ إِبْرَٰهِيمَ وَأَصْحَٰبِ مَدْيَنَ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتِ ۚ أَتَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَٰتِ ۖ فَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيَظْلِمَهُمْ وَلَٰكِن كَانُوٓا۟ أَنفُسَهُمْ يَظْلِمُونَ

71 وَٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بَعْضُهُمْ أَوْلِيَآءُ بَعْضٍۢ ۚ يَأْمُرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَيَنْهَوْنَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَيُطِيعُونَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥٓ ۚ أُو۟لَٰٓئِكَ سَيَرْحَمُهُمُ ٱللَّهُ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ عَزِيزٌ حَكِيمٌۭ

72 وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتِ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا وَمَسَٰكِنَ طَيِّبَةًۭ فِى جَنَّٰتِ عَدْنٍۢ ۚ وَرِضْوَٰنٌۭ مِّنَ ٱللَّهِ أَكْبَرُ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

73 يَٰٓأَيُّهَا ٱلنَّبِىُّ جَٰهِدِ ٱلْكُفَّارَ وَٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱغْلُظْ عَلَيْهِمْ ۚ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ ۖ وَبِئْسَ ٱلْمَصِيرُ

74 يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ مَا قَالُوا۟ وَلَقَدْ قَالُوا۟ كَلِمَةَ ٱلْكُفْرِ وَكَفَرُوا۟ بَعْدَ إِسْلَٰمِهِمْ وَهَمُّوا۟ بِمَا لَمْ يَنَالُوا۟ ۚ وَمَا نَقَمُوٓا۟ إِلَّآ أَنْ أَغْنَىٰهُمُ ٱللَّهُ وَرَسُولُهُۥ مِن فَضْلِهِۦ ۚ فَإِن يَتُوبُوا۟ يَكُ خَيْرًۭا لَّهُمْ ۖ وَإِن يَتَوَلَّوْا۟ يُعَذِّبْهُمُ ٱللَّهُ عَذَابًا أَلِيمًۭا فِى ٱلدُّنْيَا وَٱلْءَاخِرَةِ ۚ وَمَا لَهُمْ فِى ٱلْأَرْضِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍۢ

75 ۞ وَمِنْهُم مَّنْ عَٰهَدَ ٱللَّهَ لَئِنْ ءَاتَىٰنَا مِن فَضْلِهِۦ لَنَصَّدَّقَنَّ وَلَنَكُونَنَّ مِنَ ٱلصَّٰلِحِينَ

76 فَلَمَّآ ءَاتَىٰهُم مِّن فَضْلِهِۦ بَخِلُوا۟ بِهِۦ وَتَوَلَّوا۟ وَّهُم مُّعْرِضُونَ

77 فَأَعْقَبَهُمْ نِفَاقًۭا فِى قُلُوبِهِمْ إِلَىٰ يَوْمِ يَلْقَوْنَهُۥ بِمَآ أَخْلَفُوا۟ ٱللَّهَ مَا وَعَدُوهُ وَبِمَا كَانُوا۟ يَكْذِبُونَ

78 أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ سِرَّهُمْ وَنَجْوَىٰهُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ عَلَّٰمُ ٱلْغُيُوبِ

79 ٱلَّذِينَ يَلْمِزُونَ ٱلْمُطَّوِّعِينَ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ فِى ٱلصَّدَقَٰتِ وَٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ إِلَّا جُهْدَهُمْ فَيَسْخَرُونَ مِنْهُمْ ۙ سَخِرَ ٱللَّهُ مِنْهُمْ وَلَهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ

80 ٱسْتَغْفِرْ لَهُمْ أَوْ لَا تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ إِن تَسْتَغْفِرْ لَهُمْ سَبْعِينَ مَرَّةًۭ فَلَن يَغْفِرَ ٱللَّهُ لَهُمْ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلْفَٰسِقِينَ

81 فَرِحَ ٱلْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلَٰفَ رَسُولِ ٱللَّهِ وَكَرِهُوٓا۟ أَن يُجَٰهِدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَقَالُوا۟ لَا تَنفِرُوا۟ فِى ٱلْحَرِّ ۗ قُلْ نَارُ جَهَنَّمَ أَشَدُّ حَرًّۭا ۚ لَّوْ كَانُوا۟ يَفْقَهُونَ

82 فَلْيَضْحَكُوا۟ قَلِيلًۭا وَلْيَبْكُوا۟ كَثِيرًۭا جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

83 فَإِن رَّجَعَكَ ٱللَّهُ إِلَىٰ طَآئِفَةٍۢ مِّنْهُمْ فَٱسْتَـْٔذَنُوكَ لِلْخُرُوجِ فَقُل لَّن تَخْرُجُوا۟ مَعِىَ أَبَدًۭا وَلَن تُقَٰتِلُوا۟ مَعِىَ عَدُوًّا ۖ إِنَّكُمْ رَضِيتُم بِٱلْقُعُودِ أَوَّلَ مَرَّةٍۢ فَٱقْعُدُوا۟ مَعَ ٱلْخَٰلِفِينَ

84 وَلَا تُصَلِّ عَلَىٰٓ أَحَدٍۢ مِّنْهُم مَّاتَ أَبَدًۭا وَلَا تَقُمْ عَلَىٰ قَبْرِهِۦٓ ۖ إِنَّهُمْ كَفَرُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ فَٰسِقُونَ

85 وَلَا تُعْجِبْكَ أَمْوَٰلُهُمْ وَأَوْلَٰدُهُمْ ۚ إِنَّمَا يُرِيدُ ٱللَّهُ أَن يُعَذِّبَهُم بِهَا فِى ٱلدُّنْيَا وَتَزْهَقَ أَنفُسُهُمْ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

86 وَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ أَنْ ءَامِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَجَٰهِدُوا۟ مَعَ رَسُولِهِ ٱسْتَـْٔذَنَكَ أُو۟لُوا۟ ٱلطَّوْلِ مِنْهُمْ وَقَالُوا۟ ذَرْنَا نَكُن مَّعَ ٱلْقَٰعِدِينَ

87 رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

88 لَٰكِنِ ٱلرَّسُولُ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ جَٰهَدُوا۟ بِأَمْوَٰلِهِمْ وَأَنفُسِهِمْ ۚ وَأُو۟لَٰٓئِكَ لَهُمُ ٱلْخَيْرَٰتُ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

89 أَعَدَّ ٱللَّهُ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى مِن تَحْتِهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

90 وَجَآءَ ٱلْمُعَذِّرُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ وَقَعَدَ ٱلَّذِينَ كَذَبُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ سَيُصِيبُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ مِنْهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌۭ

91 لَّيْسَ عَلَى ٱلضُّعَفَآءِ وَلَا عَلَى ٱلْمَرْضَىٰ وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ لَا يَجِدُونَ مَا يُنفِقُونَ حَرَجٌ إِذَا نَصَحُوا۟ لِلَّهِ وَرَسُولِهِۦ ۚ مَا عَلَى ٱلْمُحْسِنِينَ مِن سَبِيلٍۢ ۚ وَٱللَّهُ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

92 وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

93 ۞ إِنَّمَا ٱلسَّبِيلُ عَلَى ٱلَّذِينَ يَسْتَـْٔذِنُونَكَ وَهُمْ أَغْنِيَآءُ ۚ رَضُوا۟ بِأَن يَكُونُوا۟ مَعَ ٱلْخَوَالِفِ وَطَبَعَ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

94 يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ ۚ قُل لَّا تَعْتَذِرُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكُمْ قَدْ نَبَّأَنَا ٱللَّهُ مِنْ أَخْبَارِكُمْ ۚ وَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

95 سَيَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ لَكُمْ إِذَا ٱنقَلَبْتُمْ إِلَيْهِمْ لِتُعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ ۖ فَأَعْرِضُوا۟ عَنْهُمْ ۖ إِنَّهُمْ رِجْسٌۭ ۖ وَمَأْوَىٰهُمْ جَهَنَّمُ جَزَآءًۢ بِمَا كَانُوا۟ يَكْسِبُونَ

96 يَحْلِفُونَ لَكُمْ لِتَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ ۖ فَإِن تَرْضَوْا۟ عَنْهُمْ فَإِنَّ ٱللَّهَ لَا يَرْضَىٰ عَنِ ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

97 ٱلْأَعْرَابُ أَشَدُّ كُفْرًۭا وَنِفَاقًۭا وَأَجْدَرُ أَلَّا يَعْلَمُوا۟ حُدُودَ مَآ أَنزَلَ ٱللَّهُ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

98 وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ مَغْرَمًۭا وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ ٱلدَّوَآئِرَ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌۭ

99 وَمِنَ ٱلْأَعْرَابِ مَن يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ وَٱلْيَوْمِ ٱلْءَاخِرِ وَيَتَّخِذُ مَا يُنفِقُ قُرُبَٰتٍ عِندَ ٱللَّهِ وَصَلَوَٰتِ ٱلرَّسُولِ ۚ أَلَآ إِنَّهَا قُرْبَةٌۭ لَّهُمْ ۚ سَيُدْخِلُهُمُ ٱللَّهُ فِى رَحْمَتِهِۦٓ ۗ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌۭ

100 وَٱلسَّٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَٰنٍۢ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّٰتٍۢ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَٰرُ خَٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًۭا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

101 وَمِمَّنْ حَوْلَكُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ مُنَٰفِقُونَ ۖ وَمِنْ أَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ ۖ مَرَدُوا۟ عَلَى ٱلنِّفَاقِ لَا تَعْلَمُهُمْ ۖ نَحْنُ نَعْلَمُهُمْ ۚ سَنُعَذِّبُهُم مَّرَّتَيْنِ ثُمَّ يُرَدُّونَ إِلَىٰ عَذَابٍ عَظِيمٍۢ

102 وَءَاخَرُونَ ٱعْتَرَفُوا۟ بِذُنُوبِهِمْ خَلَطُوا۟ عَمَلًۭا صَٰلِحًۭا وَءَاخَرَ سَيِّئًا عَسَى ٱللَّهُ أَن يَتُوبَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌۭ رَّحِيمٌ

103 خُذْ مِنْ أَمْوَٰلِهِمْ صَدَقَةًۭ تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكِّيهِم بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّ صَلَوٰتَكَ سَكَنٌۭ لَّهُمْ ۗ وَٱللَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

104 أَلَمْ يَعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ هُوَ يَقْبَلُ ٱلتَّوْبَةَ عَنْ عِبَادِهِۦ وَيَأْخُذُ ٱلصَّدَقَٰتِ وَأَنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

105 وَقُلِ ٱعْمَلُوا۟ فَسَيَرَى ٱللَّهُ عَمَلَكُمْ وَرَسُولُهُۥ وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۖ وَسَتُرَدُّونَ إِلَىٰ عَٰلِمِ ٱلْغَيْبِ وَٱلشَّهَٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ

106 وَءَاخَرُونَ مُرْجَوْنَ لِأَمْرِ ٱللَّهِ إِمَّا يُعَذِّبُهُمْ وَإِمَّا يَتُوبُ عَلَيْهِمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌۭ

107 وَٱلَّذِينَ ٱتَّخَذُوا۟ مَسْجِدًۭا ضِرَارًۭا وَكُفْرًۭا وَتَفْرِيقًۢا بَيْنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ وَإِرْصَادًۭا لِّمَنْ حَارَبَ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ مِن قَبْلُ ۚ وَلَيَحْلِفُنَّ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّا ٱلْحُسْنَىٰ ۖ وَٱللَّهُ يَشْهَدُ إِنَّهُمْ لَكَٰذِبُونَ

108 لَا تَقُمْ فِيهِ أَبَدًۭا ۚ لَّمَسْجِدٌ أُسِّسَ عَلَى ٱلتَّقْوَىٰ مِنْ أَوَّلِ يَوْمٍ أَحَقُّ أَن تَقُومَ فِيهِ ۚ فِيهِ رِجَالٌۭ يُحِبُّونَ أَن يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ وَٱللَّهُ يُحِبُّ ٱلْمُطَّهِّرِينَ

109 أَفَمَنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ تَقْوَىٰ مِنَ ٱللَّهِ وَرِضْوَٰنٍ خَيْرٌ أَم مَّنْ أَسَّسَ بُنْيَٰنَهُۥ عَلَىٰ شَفَا جُرُفٍ هَارٍۢ فَٱنْهَارَ بِهِۦ فِى نَارِ جَهَنَّمَ ۗ وَٱللَّهُ لَا يَهْدِى ٱلْقَوْمَ ٱلظَّٰلِمِينَ

110 لَا يَزَالُ بُنْيَٰنُهُمُ ٱلَّذِى بَنَوْا۟ رِيبَةًۭ فِى قُلُوبِهِمْ إِلَّآ أَن تَقَطَّعَ قُلُوبُهُمْ ۗ وَٱللَّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

111 ۞ إِنَّ ٱللَّهَ ٱشْتَرَىٰ مِنَ ٱلْمُؤْمِنِينَ أَنفُسَهُمْ وَأَمْوَٰلَهُم بِأَنَّ لَهُمُ ٱلْجَنَّةَ ۚ يُقَٰتِلُونَ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ فَيَقْتُلُونَ وَيُقْتَلُونَ ۖ وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّۭا فِى ٱلتَّوْرَىٰةِ وَٱلْإِنجِيلِ وَٱلْقُرْءَانِ ۚ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِعَهْدِهِۦ مِنَ ٱللَّهِ ۚ فَٱسْتَبْشِرُوا۟ بِبَيْعِكُمُ ٱلَّذِى بَايَعْتُم بِهِۦ ۚ وَذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

112 ٱلتَّٰٓئِبُونَ ٱلْعَٰبِدُونَ ٱلْحَٰمِدُونَ ٱلسَّٰٓئِحُونَ ٱلرَّٰكِعُونَ ٱلسَّٰجِدُونَ ٱلْءَامِرُونَ بِٱلْمَعْرُوفِ وَٱلنَّاهُونَ عَنِ ٱلْمُنكَرِ وَٱلْحَٰفِظُونَ لِحُدُودِ ٱللَّهِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلْمُؤْمِنِينَ

113 مَا كَانَ لِلنَّبِىِّ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓا۟ أَن يَسْتَغْفِرُوا۟ لِلْمُشْرِكِينَ وَلَوْ كَانُوٓا۟ أُو۟لِى قُرْبَىٰ مِنۢ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمْ أَنَّهُمْ أَصْحَٰبُ ٱلْجَحِيمِ

114 وَمَا كَانَ ٱسْتِغْفَارُ إِبْرَٰهِيمَ لِأَبِيهِ إِلَّا عَن مَّوْعِدَةٍۢ وَعَدَهَآ إِيَّاهُ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُۥٓ أَنَّهُۥ عَدُوٌّۭ لِّلَّهِ تَبَرَّأَ مِنْهُ ۚ إِنَّ إِبْرَٰهِيمَ لَأَوَّٰهٌ حَلِيمٌۭ

115 وَمَا كَانَ ٱللَّهُ لِيُضِلَّ قَوْمًۢا بَعْدَ إِذْ هَدَىٰهُمْ حَتَّىٰ يُبَيِّنَ لَهُم مَّا يَتَّقُونَ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ بِكُلِّ شَىْءٍ عَلِيمٌ

116 إِنَّ ٱللَّهَ لَهُۥ مُلْكُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۖ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۚ وَمَا لَكُم مِّن دُونِ ٱللَّهِ مِن وَلِىٍّۢ وَلَا نَصِيرٍۢ

117 لَّقَد تَّابَ ٱللَّهُ عَلَى ٱلنَّبِىِّ وَٱلْمُهَٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ ٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُ فِى سَاعَةِ ٱلْعُسْرَةِ مِنۢ بَعْدِ مَا كَادَ يَزِيغُ قُلُوبُ فَرِيقٍۢ مِّنْهُمْ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ ۚ إِنَّهُۥ بِهِمْ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

118 وَعَلَى ٱلثَّلَٰثَةِ ٱلَّذِينَ خُلِّفُوا۟ حَتَّىٰٓ إِذَا ضَاقَتْ عَلَيْهِمُ ٱلْأَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ وَضَاقَتْ عَلَيْهِمْ أَنفُسُهُمْ وَظَنُّوٓا۟ أَن لَّا مَلْجَأَ مِنَ ٱللَّهِ إِلَّآ إِلَيْهِ ثُمَّ تَابَ عَلَيْهِمْ لِيَتُوبُوٓا۟ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ هُوَ ٱلتَّوَّابُ ٱلرَّحِيمُ

119 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَكُونُوا۟ مَعَ ٱلصَّٰدِقِينَ

120 مَا كَانَ لِأَهْلِ ٱلْمَدِينَةِ وَمَنْ حَوْلَهُم مِّنَ ٱلْأَعْرَابِ أَن يَتَخَلَّفُوا۟ عَن رَّسُولِ ٱللَّهِ وَلَا يَرْغَبُوا۟ بِأَنفُسِهِمْ عَن نَّفْسِهِۦ ۚ ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ لَا يُصِيبُهُمْ ظَمَأٌۭ وَلَا نَصَبٌۭ وَلَا مَخْمَصَةٌۭ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ وَلَا يَطَـُٔونَ مَوْطِئًۭا يَغِيظُ ٱلْكُفَّارَ وَلَا يَنَالُونَ مِنْ عَدُوٍّۢ نَّيْلًا إِلَّا كُتِبَ لَهُم بِهِۦ عَمَلٌۭ صَٰلِحٌ ۚ إِنَّ ٱللَّهَ لَا يُضِيعُ أَجْرَ ٱلْمُحْسِنِينَ

121 وَلَا يُنفِقُونَ نَفَقَةًۭ صَغِيرَةًۭ وَلَا كَبِيرَةًۭ وَلَا يَقْطَعُونَ وَادِيًا إِلَّا كُتِبَ لَهُمْ لِيَجْزِيَهُمُ ٱللَّهُ أَحْسَنَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

122 ۞ وَمَا كَانَ ٱلْمُؤْمِنُونَ لِيَنفِرُوا۟ كَآفَّةًۭ ۚ فَلَوْلَا نَفَرَ مِن كُلِّ فِرْقَةٍۢ مِّنْهُمْ طَآئِفَةٌۭ لِّيَتَفَقَّهُوا۟ فِى ٱلدِّينِ وَلِيُنذِرُوا۟ قَوْمَهُمْ إِذَا رَجَعُوٓا۟ إِلَيْهِمْ لَعَلَّهُمْ يَحْذَرُونَ

123 يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ قَٰتِلُوا۟ ٱلَّذِينَ يَلُونَكُم مِّنَ ٱلْكُفَّارِ وَلْيَجِدُوا۟ فِيكُمْ غِلْظَةًۭ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُتَّقِينَ

124 وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌۭ فَمِنْهُم مَّن يَقُولُ أَيُّكُمْ زَادَتْهُ هَٰذِهِۦٓ إِيمَٰنًۭا ۚ فَأَمَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ فَزَادَتْهُمْ إِيمَٰنًۭا وَهُمْ يَسْتَبْشِرُونَ

125 وَأَمَّا ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌۭ فَزَادَتْهُمْ رِجْسًا إِلَىٰ رِجْسِهِمْ وَمَاتُوا۟ وَهُمْ كَٰفِرُونَ

126 أَوَلَا يَرَوْنَ أَنَّهُمْ يُفْتَنُونَ فِى كُلِّ عَامٍۢ مَّرَّةً أَوْ مَرَّتَيْنِ ثُمَّ لَا يَتُوبُونَ وَلَا هُمْ يَذَّكَّرُونَ

127 وَإِذَا مَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌۭ نَّظَرَ بَعْضُهُمْ إِلَىٰ بَعْضٍ هَلْ يَرَىٰكُم مِّنْ أَحَدٍۢ ثُمَّ ٱنصَرَفُوا۟ ۚ صَرَفَ ٱللَّهُ قُلُوبَهُم بِأَنَّهُمْ قَوْمٌۭ لَّا يَفْقَهُونَ

128 لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌۭ مِّنْ أَنفُسِكُمْ عَزِيزٌ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرِيصٌ عَلَيْكُم بِٱلْمُؤْمِنِينَ رَءُوفٌۭ رَّحِيمٌۭ

129 فَإِن تَوَلَّوْا۟ فَقُلْ حَسْبِىَ ٱللَّهُ لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ ۖ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ ۖ وَهُوَ رَبُّ ٱلْعَرْشِ ٱلْعَظِيمِ

Tevbe Suresi Ne Zaman, Nerede ve Hangi Olay Üzerine İndi?

Tevbe Suresi, hicretin 9. yılında, Tebük Seferi öncesi, sırası ve dönüşü sürecinde Medine’de nazil olmuş ve Mekki değil Medeni bir suredir.

Bu sure tek bir nüzul sebebine bağlı değildir; on aylık bir döneme yayılan olaylar silsilesi üzerine ayet ayet inmiştir. Diyanet Tefsiri’nde belirtildiği üzere surenin ilk 37 ayeti, Hz. Ebû Bekir’in hac emirliği yaptığı sırada ve ardından Hz. Ali’nin bu ayetleri Mekke’de müşriklere tebliğ etmesiyle ilgilidir. Hicri 9. yıl Zilkade ayında inen bu ayetler, müşriklerin Kâbe’yi çıplak tavaf etmeleri ve antlaşmaları bozmaları üzerine bir ihtar niteliğindedir.

Tebük Seferi ile Bağlantısı Nedir?

Surenin 38. ayetten 129. ayete kadar olan büyük bölümü, hicri 9. yıl Recep ayında gerçekleşen Tebük Seferi ile doğrudan ilgilidir. Bizans’ın Medine’ye saldırı hazırlığı haberleri üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.) 30 bin kişilik orduyla Tebük’e yürümüştür. Çok sıcak ve kurak bir dönemde, hurma hasadı zamanında yapılan bu çağrı, müminler için ciddi bir imtihan olmuştur. Fahreddin Râzî, bu seferin mümin ile münafığı kesin biçimde ayıran bir turnusol olduğunu vurgular. Ayetler, sefere katılmak istemeyen, mazeret uyduran ve mallarını Allah yolunda harcamaktan kaçınan münafıkların iç yüzünü ortaya döker.

Mescid-i Dırar Olayı Nasıl Gerçekleşti?

Tevbe Suresi 107-110. ayetler, Mescid-i Dırar olarak bilinen nifak mescidinin yıkılması emrini içerir. Münafıklar, Mescid-i Kuba’ya alternatif olarak ve fitne yuvası olarak bir mescit inşa etmişler, Peygamber Efendimiz’den orada namaz kılmasını istemişlerdi. Tebük dönüşü bu mescidin zarar vermek, küfrü yaymak ve müminlerin arasını ayırmak için yapıldığı vahiy ile bildirilmiş ve mescidin yıkılması emredilmiştir.

Üç Sahabinin Tövbesi Hangi Ayetlerde Anlatılır?

Surenin en dokunaklı bölümü 117-118. ayetlerde geçen Ka’b b. Mâlik, Murare b. Rebi ve Hilal b. Ümeyye’nin kıssasıdır. Tebük Seferi’ne hiçbir mazeretleri olmaksızın katılmayan bu üç sahabi, 50 gün boyunca toplumdan tecrit edilmiş, ardından samimi tövbeleri kabul edilmiştir. Bu olay, surenin ‘Tevbe’ ismini almasının en önemli sebeplerinden biridir.

Medine döneminde Tebük Seferi yolculuğunu temsil eden tarihi illüstrasyon

Tevbe Suresi Latin Harfli Türkçe Okunuşu Nasıldır?

Tevbe Suresi’nin Latin harfli Türkçe okunuşu, 129 ayetin tamamını kapsayacak şekilde aşağıda numaralandırılarak verilmiştir ve Arapça harf kullanılmadan hazırlanmıştır.

Bu bölüm, ezberlemek veya yüzünden okumayı pekiştirmek isteyenler için Diyanet onaylı okunuş esas alınarak hazırlanmıştır. Her ayet numaralı olarak sunulmuştur.

1. Beraetun minallahi ve rasulihi ilellezine ahedtum minel muşrikin
2. Fe sihu fil ardı erbeate eşhurin va'lemu ennekum gayru mu'cizillahi ve ennallahe muhzi-l kafirin
3. Ve ezanun minallahi ve rasulihi ilen nasi yevmel haccil ekberi ennallahe beriun minel muşrikine ve rasuluh fe in tubtum fe huve hayrun lekum ve in tevelleytum fa'lemu ennekum gayru mu'cizillah ve beşşirillezine keferu bi azabin elim
4. İllellezine ahedtum minel muşrikine summe lem yenkusukum şey'en ve lem yuzahiru aleykum ehaden fe etimmu ileyhim ahdehum ila muddetihim innallahe yuhibbul muttekin
5. Fe izenselehal eşhurul hurumu faktulul muşrikine haysu vecedtumuhum ve huzuhum vahsuruhum vak'udu lehum kulle mersad fe in tabu ve ekamus salate ve atevuz zekate fe hallu sebilehum innallahe gafurur rahim
6. Ve in ehadun minel muşrikine istecareke fe ecirhu hatta yesmea kelamallah summe eblighu me'meneh zalike bi ennehum kavmun la ya'lemun
7. Keyfe yekunu lil muşrikine ahdun indallahi ve inde rasulihi illellezine ahedtum indel mescidil harami fe mestekamu lekum festekimu lehum innallahe yuhibbul muttekin
8. Keyfe ve in yazheru aleykum la yerkubu fikum illen ve la zimmeh yurdunekum bi efvahihim ve te'ba kulubuhum ve ekseruhum fasikun
9. İşterav bi ayatillahi semenen kalilen fe saddu an sebilih inne hum sae ma kanu ya'melun
10. La yerkubune fi mu'minin illen ve la zimmeh ve ulaike humul mu'tedun
11. Fe in tabu ve ekamus salate ve atevuz zekate fe ihvanukum fid din ve nufessilul ayati li kavmin ya'lemun
12. Ve in nekesu eymanehum min ba'di ahdihim ve taanu fi dinikum fe katilu eimmetel kufri innehum la eymane lehum leallehum yentehun
13. E la tukatilune kavmen nekesu eymanehum ve hemmu bi ihracir rasuli ve hum bedeukum evvele merrah e tahşevnehum fallahu ehakku en tahşevhu in kuntum mu'minin
14. Katiluhum yuazzibhumullahu bi eydikum ve yuhzihim ve yensurkum aleyhim ve yeşfi sudura kavmin mu'minin
15. Ve yuzhib gayza kulubihim ve yetubullahu ala men yeşau vallahu alimun hakim
16. Em hasibtum en tutraku ve lemma ya'lemillahullezine cahedu minkum ve lem yettehizu min dunillahi ve la rasulihi ve lel mu'minine veliceh vallahu habirun bima ta'melun
17. Ma kane lil muşrikine en ya'muru mesacidallah şahidine ala enfusihim bil kufr ulaike habitat a'maluhum ve fin nari hum halidun
18. İnnema ya'muru mesacidallahi men amene billahi ve yevmil ahiri ve ekames salate ve atez zekate ve lem yahşe illallah fe asa ulaike en yekunu minel muhtedin
19. Ecealtum sikayetel hacci ve imaratel mescidil harami ke men amene billahi ve yevmil ahiri ve cahede fi sebilillah la yestevune indallah vallahu la yehdil kavmez zalimin
20. Ellezine amenu ve haceru ve cahedu fi sebilillahi bi emvalihim ve enfusihim a'zamu deraceten indallah ve ulaike humul faizun
21. Yubeşşiruhum rabbuhum bi rahmetin minhu ve ridvanin ve cennatin lehum fiha naimun mukim
22. Halidine fiha ebeda innallahe indehu ecrun azim
23. Ya eyyuhellezine amenu la tettehizu abae kum ve ihvane kum evliyae inistehabbul kufre alel iman ve men yetevellehum minkum fe ulaike humuz zalimun
24. Kul in kane abaukum ve ebnaukum ve ihvanukum ve ezvacukum ve aşiratukum ve emvalun iktareftumuha ve ticaratun tahşevne kesadeha ve mesakinu terdavneha ehabbe ileykum minallahi ve rasulihi ve cihadin fi sebilihi fe terabbesu hatta ye'tiyallahu bi emrih vallahu la yehdil kavmel fasikin
25. Le kad nesarakumullahu fi mevatine kesiratin ve yevme huneynin iz a'cebetkum kesretukum fe lem tugni ankum şey'en ve dakat aleykumul ardu bima rahubet summe velleytum mudbirin
26. Summe enzelallahu sekinetehu ala rasulihi ve alel mu'minine ve enzele cunuden lem teravha ve azzebel lezine keferu ve zalike cezau-l kafirin
27. Summe yetubullahu min ba'di zalike ala men yeşau vallahu gafurur rahim
28. Ya eyyuhellezine amenu innemel muşrikune necesun fe la yakrabul mescidel harame ba'de amihim haza ve in hiftum ayleten fe sevfe yugnikumullahu min fadlihi in şae innallahe alimun hakim
29. Katilullezine la yu'minune billahi ve la bil yevmil ahiri ve la yuharrimune ma harramallahu ve rasuluhu ve la yedinune dinel hakki minellezine utul kitabe hatta yu'tul cizyete an yedin ve hum sagirun
30. Ve kaletil yehudu uzayrun ibnullah ve kaletin nasara mesihubnullah zalike kavluhum bi efvahihim yudahiune kavlellezine keferu min kabl katalehumullah enna yu'fekun
31. İttehazu ahbarahum ve ruhbanehum erbaben min dunillah vel mesihal bne meryeme ve ma umiru illa li ya'budu ilahen vahiden la ilahe illa hu subhanehu amma yuşrikun
32. Yuridune en yutfiun nurallahi bi efvahihim ve ye'ballahu illa en yutimme nurahu ve lev kerihel kafirun
33. Huvel lezi ersele rasulehu bil huda ve dinil hakki li yuzhirahu aled dini kullihi ve lev kerihel muşrikun
34. Ya eyyuhellezine amenu inne kesiran minel ahbari ver ruhbani le ye'kulune emvalen nasi bil batili ve yesuddune an sebilillah vellezine yeknizunez zehebe vel fiddate ve la yunfikuneha fi sebilillahi fe beşşirhum bi azabin elim
35. Yevme yuhma aleyha fi nari cehenneme fe tukva biha cibahuhum ve cunubuhum ve zuhuruhum haza ma keneztum li enfusikum fe zuku ma kuntum teknizun
36. İnne iddeteş şuhuri indallahi isna aşera şehren fi kitabillahi yevme halakas semavati vel arda minha erbeatun hurum zaliked dinul kayyim fe la tazlimu fihinne enfusekum ve katilul muşrikine kaffeten kema yukatilunekum kaffeh va'lemu ennallahe meal muttekin
37. İnnemen nesi'u ziyadetun fil kufri yudallu bihillezine keferu yuhillunehu amen ve yuharrimunehu amen li yuvatiu iddete ma harramallah fe yuhillu ma harramallah zuyyine lehum suu a'malihim vallahu la yehdil kavmel kafirin
38. Ya eyyuhellezine amenu ma lekum iza kile lekumunfiru fi sebilillahi issekaltum ilel ard eraditum bil hayatid dunya minel ahirah fe ma metaul hayatid dunya fil ahirati illa kalil
39. İlla tenfiru yuazzibkum azaben elimen ve yestebdil kavmen gayrakum ve la tedurruhu şey'a vallahu ala kulli şey'in kadir
40. İlla tensuruhu fe kad nesarahullah iz ahracehullezine keferu saniyesneyni iz huma fil gar iz yekulu li sahibihi la tahzen innallahe meana fe enzelallahu sekinetehu aleyhi ve eyyedehu bi cunudin lem teravha ve ceale kelimetellezine keferus sufla ve kelimetullahi hiyel ulya vallahu azizun hakim
41. İnfiru hifafen ve sikalen ve cahidu bi emvalikum ve enfusikum fi sebilillah zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemun
42. Lev kane aradan kariben ve seferan kasidan lettebeuke ve lakin beudet aleyhimuş şukkah ve se yahlifune billahi levisteta'na le haracna meakum yuhlikune enfusehum vallahu ya'lemu innehum le kazibun
43. Afallahu anke lime ezinte lehum hatta yetebeyyene lekel lezine sadaku ve ta'leme-l kazibin
44. La yeste'zinukellezine yu'minune billahi ve yevmil ahiri en yucahidu bi emvalihim ve enfusihim vallahu alimun bil muttekin
45. İnnema yeste'zinukellezine la yu'minune billahi ve yevmil ahiri vertabet kulubuhum fe hum fi raybihim yeteraddedun
46. Ve lev eradu-l huruca le eaddu lehu uddeten ve lakin kerihallahunbia sehum fe sebbetahum ve kile uk'udu meal kaidin
47. Lev haracu fikum ma zadukum illa habalen ve la evdau hilalekum yebgune kumul fitnete ve fikum semmaune lehum vallahu alimun biz zalimin
48. Le kadibteğavul fitnete min kablu ve kallebu lekel umura hatta cael hakku ve zahara emrullahi ve hum karihun
49. Ve minhum men yekulu'zen li ve la teftinni ela fil fitneti sakatu ve inne cehenneme le muhitatun bil kafirin
50. İn tusibke hasenetun tesu'hum ve in tusibke musibetun yekulu kad ehazna emrana min kablu ve yetevellev ve hum ferihun
51. Kul len yusibena illa ma keteballahu lena huve mevlana ve alallahi fe li yetevekkelil mu'minun
52. Kul hel terabbesune bina illa ihdel husneyeyn ve nahnu neterabbesu bikum en yusibekumullahu bi azabin min indihi ev bi eydina fe terabbesu inna meakum muterabbisun
53. Kul enfiku tavan ev kerhen len yutekabbele minkum innekum kuntum kavmen fasikin
54. Ve ma meneahum en tukbele minhum nefekatuhum illa ennehum keferu billahi ve bi rasulihi ve la ye'tunes salate illa ve hum kusala ve la yunfikune illa ve hum karihun
55. Fe la tu'cibke emvaluhum ve la evladuhum innema yuridullahu li yuazzibehum biha fil hayatid dunya ve tezhaka enfusuhum ve hum kafirun
56. Ve yahlifune billahi innehum le minkum ve ma hum minkum ve lakinnehum kavmun yeferakun
57. Lev yecidune melceen ev mağaratin ev muddahalen le vellev ileyhi ve hum yecmehun
58. Ve minhum men yelmizuke fis sadakat fe in u'tu minha radu ve in lem yu'tav minha iza hum yeshhatun
59. Ve lev ennehum radu ma atahumullahu ve rasuluhu ve kalu hasbunallah se yu'tinallah min fadlihi ve rasuluhu inna ilallahi ragibun
60. İnnemas sadakatu lil fukarai ve mesakini vel amiline aleyha vel muellefeti kulubuhum ve fir rikabi vel garimine ve fi sebilillahi vebnis sebili faridaten minallah vallahu alimun hakim
61. Ve minhumullezine yu'zunen nebiyye ve yekulune huve uzun kul uzunü hayrin lekum yu'minu billahi ve yu'minu lil mu'minine ve rahmetun lillezine amenu minkum vellezine yu'zunen rasulallahi lehum azabun elim
62. Yahlifune billahi lekum li yurduku vallahu ve rasuluhu ehakku en yurduhu in kanu mu'minin
63. E lem ya'lemu ennehu men yuhadidillahe ve rasulehu fe enne lehu nara cehenneme haliden fiha zalikel hizyul azim
64. Yahzarul munafikune en tunezzele aleyhim suratun tunebbiuhum bima fi kulubihim kulistehziu innallahe muhricun ma tahzerun
65. Ve lein seeltehum le yekulunne innema kunna nahudu ve nel'ab kul e billahi ve ayatihi ve rasulihi kuntum testehziun
66. La ta'teziru kad kefertum ba'de imanikum in na'fu an taifetin minkum nuazzib taifeten bi ennehum kanu mucrimin
67. El munafikune vel munafikatu ba'duhum min ba'd ye'murune bil munkeri ve yenhevne anil ma'rufi ve yakbidune eydiyehum nesullah fe nesiyehum innel munafikine humul fasikun
68. Vaadallahul munafikine vel munafikati vel kuffara nara cehenneme halidine fiha hiye hasbuhum ve leanehumullah ve lehum azabun mukim
69. Kelllezine min kablikum kanu eşedde minkum kuvveten ve eksera emvalen ve evladen fe istemteu bi halakihim fe istemta'tum bi halakikum kemestemteallezine min kablikum bi halakihim ve hudtum kellezi hadu ulaike habitat a'maluhum fid dunya vel ahirah ve ulaike humul hasirun
70. E lem ye'tihim nebeullezine min kablihim kavmi nuhin ve adin ve semude ve kavmi ibrahime ve ashabi medyene vel mu'tefikat etethum rusuluhum bil beyyinat fe ma kanallahu li yazlimehum ve lakin kanu enfusehum yazlimun
71. Vel mu'minune vel mu'minatu ba'duhum evliyau ba'd ye'murune bil ma'rufi ve yenhevne anil munkeri ve yukimunes salate ve yu'tunez zekate ve yutiunallahe ve rasuleh ulaike se yerhamuhumullah innallahe azizun hakim
72. Vaadallahul mu'minine vel mu'minati cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha ve mesakine tayyibeten fi cennati adnin ve ridvanun minallahi ekber zalike huvel fevzul azim
73. Ya eyyuhen nebiyyu cahidil kuffara vel munafikine vagluz aleyhim ve me'vahum cehennem ve bi'sel masir
74. Yahlifune billahi ma kalu ve le kad kalu kelimetel kufri ve keferu ba'de islamihim ve hemmu bima lem yenalu ve ma nekamu illa en agnahumullahu ve rasuluhu min fadlihi fe in yetubu yeku hayran lehum ve in yetevellev yuazzibhumullahu azaben elimen fid dunya vel ahirati ve ma lehum fil ardı min veliyyin ve la nasir
75. Ve minhum men ahede allahe le in atana min fadlihi le nessaddekanne ve le nekunenne mines salihin
76. Fe lemma atahum min fadlihi bahilu bihi ve tevellev ve hum mu'ridun
77. Fe a'kabehum nifakan fi kulubihim ila yevmi yelkavnehu bima ahlefullaha ma vaaduhu ve bima kanu yekzibun
78. E lem ya'lemu ennallahe ya'lemu sirrahum ve necvahum ve ennallahe allamul guyub
79. Ellezine yelmizunel muttavviine minel mu'minine fis sadakati vellezine la yecidune illa cuhdehum fe yasharune minhum sahirallahu minhum ve lehum azabun elim
80. İstagfir lehum ev la testagfir lehum in testagfir lehum seb'ine merraten fe len yagfirallahu lehum zalike bi ennehum keferu billahi ve rasulihi vallahu la yehdil kavmel fasikin
81. Ferihal muhallefune bi mak'adihim hilafe rasulillahi ve kerihu en yucahidu bi emvalihim ve enfusihim fi sebilillahi ve kalu la tenfiru fil harri kul naru cehenneme eşeddu harra lev kanu yefkahun
82. Fel yadhaku kalilen vel yebku kesira cezaen bima kanu yeksibun
83. Fe in raceakallahu ila taifetin minhum feste'zenuke lil huruc fe kul len tahrucu ma'iye ebeden ve len tukatilu ma'iye aduvva innekum raditum bil kuudi evvele merrah fak'udu meal halifin
84. Ve la tusalli ala ehadin minhum mate ebeden ve la tekum ala kabrih inne hum keferu billahi ve rasulihi ve matu ve hum fasikun
85. Ve la tu'cibke emvaluhum ve evladuhum innema yuridullahu en yuazzibehum biha fid dunya ve tezhaka enfusuhum ve hum kafirun
86. Ve iza unzilet suratun en aminu billahi ve cahidu mea rasulihi iste'zenekel ulut tavli minhum ve kalu zerna nekun meal kaidin
87. Radu bi en yekunu meal havalifi ve tubia ala kulubihim fe hum la yefkahun
88. Lakinir rasulu vellezine amenu meahu cahedu bi emvalihim ve enfusihim ve ulaike lehumul hayratu ve ulaike humul muflihun
89. Eaddallahu lehum cennatin tecri min tahtihel enharu halidine fiha zalikel fevzul azim
90. Ve cael muazzirune minel arabi li yu'zene lehum ve kaadellezine kezebullahe ve rasulehu se yusibullezine keferu minhum azabun elim
91. Leyse aled duafai ve la alel merda ve la alellezine la yecidune ma yunfikune haracun iza nesahu lillahi ve rasulihi ma alel muhsinine min sebil vallahu gafurur rahim
92. Ve la alellezine iza ma etevke li tahmilehum kulte la ecidu ma ahmilukum aleyhi tevellev ve a'yunuhum tefidu mined dem'i hazenen ella yecidu ma yunfikun
93. İnnemes sebilu alellezine yeste'zinuneke ve hum agniya radu bi en yekunu meal havalifi ve tabaallahu ala kulubihim fe hum la ya'lemun
94. Ya'tezirune ileykum iza raca'tum ileyhim kul la ta'teziru len nu'mine lekum kad nebbeenallahu min ahbarikum ve se yerallahu amelekum ve rasuluhu summe turaddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bima kuntum ta'melun
95. Se yahlifune billahi lekum izenkalebtum ileyhim li tu'ridu anhum fe a'ridu anhum innehum ricsun ve me'vahum cehennemu cezaen bima kanu yeksibun
96. Yahlifune lekum li terdav anhum fe in terdav anhum fe innallahe la yerda anil kavmil fasikin
97. El a'rabu eşeddu kufren ve nifakan ve ecderu ella ya'lemu hudude ma enzelallahu ala rasulihi vallahu alimun hakim
98. Ve minel a'rabi men yettehizu ma yunfiku magramen ve yeterabbesu bikumu devair aleyhim dairetus sev' vallahu semiun alim
99. Ve minel a'rabi men yu'minu billahi ve yevmil ahiri ve yettehizu ma yunfiku kurubatin indallahi ve salevatir rasuli ela inneha kurbetun lehum se yudhiluhumullahu fi rahmetih innallahe gafurur rahim
100. Ves sabikunel evvelune minel muhacirine vel ensari vellezinettebeuhum bi ihsanin radiyallahu anhum ve radu anhu ve eadde lehum cennatin tecri tahtehel enharu halidine fiha ebeda zalikel fevzul azim
101. Ve mimmen havlekum minel a'rabi munafikun ve min ehlil medineti meradu alen nifaki la ta'lemuhum nahnu na'lemuhum se nuazzibuhum merrateyni summe yuraddune ila azabin azim
102. Ve aharun i'tarafu bi zunubihim halatu amelen salihan ve ahara seyyien asallahu en yetube aleyhim innallahe gafurur rahim
103. Huz min emvalihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim inne salateke sekenun lehum vallahu semiun alim
104. E lem ya'lemu ennallahe huve yakbelut tevbete an ibadihi ve ye'huzus sadakati ve ennallahe huve ettevvabur rahim
105. Ve kul i'melu fe se yerallahu amelekum ve rasuluhu vel mu'minune ve se turaddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bima kuntum ta'melun
106. Ve aharune murcevne li emrillah imma yuazzibuhum ve imma yetubu aleyhim vallahu alimun hakim
107. Vellezinettehazu mesciden dıraran ve kufran ve tefrikan beynel mu'minine ve irsaden li men hareballahe ve rasulehu min kabl ve le yahlifunne in eradna illel husna vallahu yeşhedu innehum le kazibun
108. La tekum fihi ebeda le mescidun ussise alet takvadan min evveli yevmin ehakku en tekume fih fihi ricalun yuhibbune en yetetahheru vallahu yuhibbul muttehhirin
109. E fe men essese bunyanehu ala takva minallahi ve ridvanin hayrun em men essese bunyanehu ala şefa curufin harin fenhara bihi fi nari cehennem vallahu la yehdil kavmez zalimin
110. La yezalu bunyanuhumullezi benev ribeten fi kulubihim illa en tekattaa kulubuhum vallahu alimun hakim
111. İnnallaheştera minel mu'minine enfusehum ve emvalehum bi enne lehumul cenneh yukatilune fi sebilillahi fe yaktulune ve yuktelune va'den aleyhi hakkan fit tevrati vel incili vel kur'an ve men evfa bi ahdihi minallah festebşiru bi bey'ikumullezi baya'tum bih ve zalike huvel fevzul azim
112. Ettaibunel abidunel hamidunes saihuner rakiunes sacidunel amirune bil ma'rufi ven nahune anil munkeri vel hafizune li hududillah ve beşşiril mu'minin
113. Ma kane lin nebiyyi vellezine amenu en yestagfiru lil muşrikine ve lev kanu uli kurba min ba'di ma tebeyyene lehum ennehum ashabul cehim
114. Ve ma kane istigfaru ibrahime li ebihi illa an mev'idetin vaadeha iyyah fe lemma tebeyyene lehu ennehu aduvvun lillahi teberrae minh inne ibrahime le evvahun halim
115. Ve ma kanallahu li yudille kavmen ba'de iz hedahum hatta yubeyyine lehum ma yettekun innallahe bi kulli şey'in alim
116. İnnallahe lehu mulkus semavati vel ard yuhyi ve yumit ve ma lekum min dunillahi min veliyyin ve la nasir
117. Le kad taballahu alen nebiyyi vel muhacirine vel ensarillezinettebeuhu fi saati-l usrah min ba'di ma kade yeziğu kulubu ferikin minhum summe tabe aleyhim innehu bihim raufur rahim
118. Ve alel selasetillezine hullifu hatta iza dakat aleyhimul ardu bima rahubet ve dakat aleyhim enfusuhum ve zannu en la melcee minallahi illa ileyh summe tabe aleyhim li yetubu innallahe huve ettevvabur rahim
119. Ya eyyuhellezine amenuttekullahe ve kunu meas sadikin
120. Ma kane li ehlil medineti ve men havlehum minel arabi en yetehallefu an rasulillahi ve la yergabu bi enfusihim an nefsih tilke bi ennehum la yusibuhum zameun ve la nasabun ve la mahmesetun fi sebilillahi ve la yetaune mevti an yegizu-l kuffara ve la yenalune min aduvvin neylen illa kutibe lehum bihi amelun salih innallahe la yudiu ecrel muhsinin
121. Ve la yunfikune nefekaten sagiraten ve la kebiraten ve la yaktaune vadiyen illa kutibe lehum li yecziyehumullahu ahsene ma kanu ya'melun
122. Ve ma kanel mu'minune li yenfiru kaffeh fe lev la nefara min kulli firkatin minhum taifetun li yetefakkahu fid dini ve li yunziru kavmehum iza raceu ileyhim leallehum yahzerun
123. Ya eyyuhellezine amenu katilullezine yelunekum minel kuffari vel yecidu fikum gilzaten va'lemu ennallahe meal muttekin
124. Ve iza ma unzilet suratun fe minhum men yekulu eyyukum zadethu hazihi imana fe emmellezine amenu fe zadethum imana ve hum yestebşirun
125. Ve emmellezine fi kulubihim maradun fe zadethum ricsen ila ricsihim ve matu ve hum kafirun
126. E ve la yeravne ennehum yuftenune fi kulli amin merraten ev merrateyni summe la yetubune ve la hum yezzekkerun
127. Ve iza ma unzilet suratun nazara ba'duhum ila ba'd hel yerakum min ehadin summe nsarafu sarafallahu kulubehum bi ennehum kavmun la yefkahun
128. Le kad caekum rasulun min enfusikum azizun aleyhi ma anittum harisun aleykum bil mu'minine raufur rahim
129. Fe in tevellev fe kul hasbiyallah la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azim

Tevbe Suresi Türkçe Meali Nedir?

Tevbe Suresi’nin Türkçe meali, Diyanet İşleri Başkanlığı meali esas alınarak 129 ayetin tamamı için aşağıda sunulmuştur.

1. Allah ve Resûlünden, antlaşma yaptığınız müşriklere bir ihtar!
2. Yeryüzünde dört ay daha dolaşın. Bilin ki siz Allah’ı âciz bırakacak değilsiniz. Allah ise kâfirleri rezil edecektir.
3. Hacc-ı ekber gününde Allah ve Resûlünden insanlara bir bildirimdir: Allah ve Resûlü müşriklerden uzaktır. Eğer tövbe ederseniz bu sizin için daha hayırlıdır. Yüz çevirirseniz bilin ki Allah’ı âciz bırakamazsınız. İnkâr edenlere elem dolu bir azabı müjdele.
4. Ancak müşriklerden antlaşma yaptığınız, sonra size karşı hiçbir eksiklik yapmamış ve size karşı kimseye yardım etmemiş olanlar başka. Onların antlaşmalarını sürelerinin sonuna kadar tamamlayın. Şüphesiz Allah muttakileri sever.
5. Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün, yakalayın, kuşatın ve her gözetleme yerinde onları bekleyin. Eğer tövbe edip namazı kılar ve zekâtı verirlerse yollarını serbest bırakın. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
6. Müşriklerden biri senden sığınma isterse, Allah’ın kelamını işitinceye kadar ona sığınma hakkı tanı, sonra onu güven içinde olacağı yere ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir toplum olmaları sebebiyledir.
7. Müşriklerin Allah katında ve Resûlü katında nasıl bir antlaşması olabilir ki! Ancak Mescid-i Haram yanında antlaşma yaptıklarınız başka. Onlar size doğru davrandıkça siz de onlara doğru davranın. Allah muttakileri sever.
8. Nasıl olabilir ki! Onlar size galip gelseler ne akrabalık ne de antlaşma gözetirler. Sizi ağızlarıyla memnun etmeye çalışırlar, kalpleri ise direnir. Onların çoğu fasıktır.
9. Allah’ın ayetlerini az bir değere sattılar ve O’nun yolundan alıkoydular. Gerçekten ne kötü işler yapıyorlar!
10. Hiçbir mümin hakkında ne akrabalık ne de antlaşma gözetirler. İşte onlar haddi aşanların ta kendileridir.
11. Eğer tövbe eder, namazı kılar ve zekâtı verirlerse artık dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluma ayetleri böyle açıklıyoruz.
12. Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozar ve dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onların yeminleri yoktur. Belki vazgeçerler.
13. Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya yeltenen ve ilk önce size saldıran bir toplulukla savaşmayacak mısınız? Onlardan mı korkuyorsunuz? Eğer mümin iseniz kendisinden korkmanıza en layık olan Allah’tır.
14. Onlarla savaşın ki Allah sizin ellerinizle onlara azap etsin, onları rezil etsin, size yardım etsin ve mümin topluluğun göğüslerine şifa versin.
15. Kalplerindeki öfkeyi gidersin. Allah dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah alimdir, hakimdir.
16. Yoksa siz, içinizden cihad edenleri, Allah’tan, Resûlünden ve müminlerden başka dost edinmeyenleri Allah ortaya çıkarmadan bırakılacağınızı mı sandınız? Allah yaptıklarınızdan haberdardır.
17. Müşrikler, kendi küfürlerine kendileri şahit iken Allah’ın mescitlerini imar edemezler. Onların amelleri boşa gitmiştir ve ateşte ebedi kalacaklardır.
18. Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder. İşte doğru yola ermeleri umulanlar bunlardır.
19. Siz hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı imar etmeyi, Allah’a ve ahiret gününe iman edip Allah yolunda cihad eden kimse gibi mi tuttunuz? Bunlar Allah katında eşit olmazlar. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
20. İman edip hicret eden ve Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad eden kimselerin Allah katında derecesi daha büyüktür. İşte kurtuluşa erenler onlardır.
21. Rableri onlara kendi katından bir rahmet, bir rıza ve içinde ebedi nimetler bulunan cennetleri müjdeler.
22. Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz en büyük mükâfat Allah katındadır.
23. Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ediyorlarsa babalarınızı ve kardeşlerinizi dost edinmeyin. Sizden kim onları dost edinirse işte onlar zalimlerdir.
24. De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Resûlünden ve O’nun yolunda cihaddan daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.
25. Andolsun Allah size birçok yerde ve Huneyn gününde yardım etmişti. Hani çokluğunuz sizi böbürlendirmiş, fakat size hiçbir fayda vermemişti. Yeryüzü genişliğine rağmen başınıza dar gelmişti, sonra arkanızı dönüp kaçmıştınız.
26. Sonra Allah, Resûlüne ve müminlere sekinetini indirdi ve görmediğiniz ordular indirdi, kâfirlere azap etti. Bu, kâfirlerin cezasıdır.
27. Sonra Allah bunun ardından dilediğinin tövbesini kabul eder. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
28. Ey iman edenler! Müşrikler ancak bir pisliktir. Artık bu yıllarından sonra Mescid-i Haram’a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse sizi lütfuyla zenginleştirecektir. Allah alimdir, hakimdir.
29. Kendilerine kitap verilenlerden Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, Allah ve Resûlünün haram kıldığını haram saymayan ve hak dini din edinmeyenlerle, boyun eğip kendi elleriyle cizye verinceye kadar savaşın.
30. Yahudiler ‘Üzeyr Allah’ın oğludur’ dediler, Hristiyanlar ‘Mesih Allah’ın oğludur’ dediler. Bu, ağızlarıyla geveledikleri sözlerdir. Daha önce inkâr edenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırılıyorlar!
31. Allah’ı bırakıp hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu Mesih’i rabler edindiler. Halbuki onlara ancak tek ilaha ibadet etmeleri emredilmişti. O’ndan başka ilah yoktur. O, onların ortak koştuklarından münezzehtir.
32. Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.
33. Müşrikler istemese de dinini bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve hak din ile gönderen O’dur.
34. Ey iman edenler! Hahamların ve rahiplerin çoğu insanların mallarını haksız yere yerler ve Allah yolundan alıkoyarlar. Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda harcamayanları elem dolu bir azapla müjdele.
35. O gün biriktirdikleri altın ve gümüşler cehennem ateşinde kızdırılacak, onlarla alınları, yanları ve sırtları dağlanacak: ‘İşte kendiniz için biriktirdikleriniz, biriktirdiklerinizin tadına bakın!’ denilecek.
36. Şüphesiz Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte doğru hesap budur. O aylarda kendinize zulmetmeyin ve müşriklerle topyekûn savaşın, nasıl ki onlar sizinle topyekûn savaşıyorlar. Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir.
37. Haram ayların ertelenmesi, küfürde ileri gitmektir. İnkârcılar onunla saptırılır. Onu bir yıl helal, bir yıl haram sayarlar ki Allah’ın haram kıldığının sayısına uydursunlar da Allah’ın haram kıldığını helal kılsınlar. Yaptıkları kötü işler kendilerine süslü gösterildi. Allah kâfir toplumu hidayete erdirmez.
38. Ey iman edenler! Size ‘Allah yolunda sefere çıkın’ denildiğinde neden yere çakılıp kaldınız? Ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Dünya hayatının faydası ahirete göre pek azdır.
39. Eğer sefere çıkmazsanız Allah sizi elem dolu bir azapla cezalandırır ve yerinize başka bir toplum getirir. Siz O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye kadirdir.
40. Eğer siz ona yardım etmezseniz, inkâr edenler onu iki kişinin ikincisi olarak çıkardıklarında Allah ona yardım etmişti. Hani onlar mağarada iken arkadaşına ‘Üzülme, Allah bizimle beraberdir’ diyordu. Allah ona sekinetini indirmiş, onu görmediğiniz ordularla desteklemiş, inkâr edenlerin sözünü alçaltmıştı. Allah’ın sözü ise en yücedir. Allah azizdir, hakimdir.
41. Hafif ve ağır olarak hep birlikte sefere çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.
42. Eğer yakın bir dünya menfaati ve kolay bir yolculuk olsaydı mutlaka sana uyarlardı. Fakat meşakkatli yol onlara uzak geldi. ‘Gücümüz yetseydi sizinle birlikte çıkardık’ diye Allah’a yemin edecekler. Kendilerini helak ediyorlar. Allah onların yalancı olduğunu biliyor.
43. Allah seni affetsin! Doğru söyleyenler sana belli olup yalancıları bilinceye kadar niçin onlara izin verdin?
44. Allah’a ve ahiret gününe inananlar, mallarıyla ve canlarıyla cihad etmekten geri kalmak için senden izin istemezler. Allah muttakileri bilir.
45. Senden ancak Allah’a ve ahiret gününe inanmayan, kalpleri şüpheye düşmüş ve şüpheleri içinde bocalayanlar izin ister.
46. Eğer çıkmak isteselerdi elbette buna hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların sefere çıkmalarını istemedi de onları geri bıraktı ve ‘Oturanlarla beraber oturun’ denildi.
47. Eğer içinizde sefere çıksalardı bozgunculuğu artırmaktan başka bir şey yapmazlar ve aranıza fitne sokmak için koşuştururlardı. İçinizde onların laflarına kulak verecek kimseler de var. Allah zalimleri bilir.
48. Andolsun daha önce de fitne çıkarmak istemişler ve sana türlü işler çevirmişlerdi. Nihayet hak geldi ve onlar istemedikleri halde Allah’ın emri ortaya çıktı.
49. İçlerinden ‘Bana izin ver, beni fitneye düşürme’ diyen de var. Bilesiniz ki onlar fitnenin ta içine düşmüşlerdir. Şüphesiz cehennem kâfirleri kuşatacaktır.
50. Sana bir iyilik isabet ederse bu onları üzer. Sana bir musibet gelirse ‘Biz önceden tedbirimizi almıştık’ derler ve sevinerek dönüp giderler.
51. De ki: Başımıza ancak Allah’ın bizim için yazdığı gelir. O bizim mevlamızdır. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsin.
52. De ki: Bizim için iki güzellikten birini gözlüyorsunuz. Biz ise sizin için Allah’ın kendi katından veya bizim ellerimizle size bir azap vermesini gözlüyoruz. Bekleyin, biz de sizinle beraber beklemekteyiz.
53. De ki: İster gönüllü ister gönülsüz infak edin, sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir topluluksunuz.
54. İnfaklarının kabul edilmemesinin sebebi, Allah’ı ve Resûlünü inkâr etmeleri, namaza ancak üşene üşene gelmeleri ve istemeyerek infak etmeleridir.
55. Onların malları ve evlatları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak dünya hayatında onlara azap etmek ve canlarının inkârcı olarak çıkmasını ister.
56. Onlar sizden olduklarına dair Allah’a yemin ederler. Halbuki sizden değillerdir. Fakat onlar korkak bir topluluktur.
57. Sığınacak bir yer, mağaralar veya girecek bir delik bulsalar hızla oraya yönelirler.
58. İçlerinden sadakalar konusunda sana dil uzatanlar var. Kendilerine ondan verilirse razı olurlar, verilmezse hemen kızarlar.
59. Eğer onlar Allah ve Resûlünün verdiklerine razı olup ‘Allah bize yeter, lütfundan bize Allah ve Resûlü verecektir, biz sadece Allah’a rağbet edenleriz’ deselerdi ne iyi olurdu.
60. Sadakalar ancak fakirler, miskinler, sadaka âmilleri, kalpleri ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalanlar içindir. Bu Allah’tan bir farz olarak böyledir. Allah alimdir, hakimdir.
61. İçlerinden peygambere eziyet eden ve ‘O her söylenene kulak veriyor’ diyenler var. De ki: O sizin için bir hayır kulağıdır. Allah’a inanır, müminlere güvenir ve sizden iman edenler için bir rahmettir. Allah’ın Resûlüne eziyet edenlere elem dolu bir azap vardır.
62. Sizi razı etmek için Allah’a yemin ederler. Eğer mümin iseler Allah ve Resûlünü razı etmeleri daha uygundur.
63. Allah ve Resûlüne karşı gelenin içinde ebedi kalacağı cehennem ateşi olduğunu bilmediler mi? İşte büyük rezillik budur.
64. Münafıklar, kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin indirilmesinden çekiniyorlar. De ki: Alay edin, şüphesiz Allah çekindiğiniz şeyi ortaya çıkaracaktır.
65. Onlara sorsan ‘Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk’ derler. De ki: Allah ile, ayetleriyle ve peygamberiyle mi alay ediyordunuz?
66. Özür dilemeyin, iman ettikten sonra inkâr ettiniz. İçinizden bir zümreyi affetsek de diğer zümreye suçlu oldukları için azap edeceğiz.
67. Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerindendir. Kötülüğü emreder, iyilikten alıkoyar ve ellerini sıkı tutarlar. Allah’ı unuttular, Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar fasıklardır.
68. Allah münafık erkeklere, münafık kadınlara ve kâfirlere içinde ebedi kalacakları cehennem ateşini vadetti. Bu onlara yeter. Allah onlara lanet etmiştir ve onlar için sürekli bir azap vardır.
69. Siz de sizden öncekiler gibi yaptınız. Onlar sizden daha kuvvetli, malları ve evlatları daha çoktu. Paylarından faydalandılar, siz de payınızdan faydalandınız ve daldıkları gibi siz de daldınız. Onların amelleri dünyada ve ahirette boşa gitti ve onlar ziyana uğrayanlardır.
70. Onlara kendilerinden öncekilerin, Nuh, Ad, Semud kavimlerinin, İbrahim kavminin, Medyen halkının ve yerle bir olan şehirlerin haberi gelmedi mi? Peygamberleri onlara apaçık deliller getirmişti. Allah onlara zulmetmemişti, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
71. Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyar, namazı dosdoğru kılar, zekâtı verir, Allah’a ve Resûlüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hakimdir.
72. Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, içinde ebedi kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler ve Adn cennetlerinde güzel meskenler vadetti. Allah’ın rızası ise daha büyüktür. İşte büyük kurtuluş budur.
73. Ey peygamber! Kâfirler ve münafıklarla cihad et ve onlara karşı sert ol. Onların varacağı yer cehennemdir, ne kötü varış yeridir!
74. Söylemediklerine dair Allah’a yemin ediyorlar. Andolsun küfür sözünü söylediler, İslamlarından sonra inkâr ettiler ve başaramadıkları şeye yeltendiler. Sadece Allah ve Resûlünün lütfuyla zenginleştikleri için öç almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse kendileri için daha hayırlı olur. Yüz çevirirlerse Allah onlara dünyada ve ahirette elem dolu bir azapla azap edecektir. Yeryüzünde onların ne bir dostu ne de yardımcısı vardır.
75. İçlerinden kimi de ‘Eğer Allah bize lütfundan verirse mutlaka sadaka vereceğiz ve salihlerden olacağız’ diye Allah’a söz vermişti.
76. Allah onlara lütfundan verince cimrilik ettiler ve yüz çevirerek sözlerinden döndüler.
77. Allah’a verdikleri sözden dönmeleri ve yalan söylemeleri sebebiyle Allah kalplerine, kendisiyle karşılaşacakları güne kadar sürecek bir nifak yerleştirdi.
78. Allah’ın onların sırlarını ve gizli konuşmalarını bildiğini ve Allah’ın gaybleri çok iyi bilen olduğunu hâlâ bilmediler mi?
79. Müminlerden gönüllü olarak sadaka verenlerle güçlerinin yettiğinden başkasını bulamayanlara dil uzatıp onlarla alay edenler var ya, Allah asıl onları alaya almıştır ve onlar için elem dolu bir azap vardır.
80. Onlar için ister bağışlanma dile, ister dileme. Onlar için yetmiş kez bağışlanma dilesen de Allah onları asla bağışlamayacaktır. Bu, Allah ve Resûlünü inkâr etmeleri sebebiyledir. Allah fasık topluluğu hidayete erdirmez.
81. Savaştan geri kalanlar, Resûlullah’a muhalefet ederek yerlerinde oturup kalmalarına sevindiler, mallarıyla ve canlarıyla Allah yolunda cihad etmek istemediler ve ‘Bu sıcakta sefere çıkmayın’ dediler. De ki: Cehennem ateşi daha sıcaktır, keşke anlasalardı.
82. Artık kazandıklarının cezası olarak az gülsünler, çok ağlasınlar.
83. Eğer Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de onlar sefere çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: Benimle birlikte asla sefere çıkmayacaksınız ve benimle birlikte hiçbir düşmanla savaşmayacaksınız. Siz ilk defa oturup kalmaya razı oldunuz, artık geri kalanlarla beraber oturun.
84. Onlardan ölen hiçbir kimsenin namazını kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah ve Resûlünü inkâr ettiler ve fasık olarak öldüler.
85. Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Allah bunlarla ancak dünyada onlara azap etmeyi ve canlarının kâfir olarak çıkmasını diler.
86. ‘Allah’a iman edin ve Resûlü ile birlikte cihad edin’ diye bir sure indirildiğinde içlerinden servet sahibi olanlar senden izin istediler ve ‘Bizi bırak, oturanlarla beraber olalım’ dediler.
87. Geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi, artık anlamazlar.
88. Fakat Resûl ve onunla beraber iman edenler mallarıyla ve canlarıyla cihad ettiler. İşte bütün hayırlar onlarındır ve kurtuluşa erenler onlardır.
89. Allah onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
90. Bedevilerden mazeret ileri sürenler izin verilmek için geldiler, Allah ve Resûlüne yalan söyleyenler de oturup kaldılar. İçlerinden inkâr edenlere elem dolu bir azap isabet edecektir.
91. Allah ve Resûlüne karşı samimi oldukları takdirde güçsüzlere, hastalara ve harcayacak bir şey bulamayanlara bir günah yoktur. İyilik edenlerin aleyhine bir yol yoktur. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
92. Kendilerini bindirmen için sana geldiklerinde ‘Sizi bindirecek bir şey bulamıyorum’ dediğin ve harcayacak bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözleri yaş dökerek dönen kimselere de bir günah yoktur.
93. Sorumluluk ancak zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Onlar geride kalanlarla beraber olmaya razı oldular. Allah kalplerini mühürledi, artık bilmezler.
94. Savaştan dönüp yanlarına geldiğinizde size mazeret beyan edecekler. De ki: Mazeret beyan etmeyin, size asla inanmayacağız. Allah bize haberlerinizi bildirmiştir. Yaptıklarınızı Allah da Resûlü de görecektir. Sonra gaybı ve görüneni bilene döndürüleceksiniz ve O size yaptıklarınızı haber verecektir.
95. Yanlarına döndüğünüzde kendilerinden yüz çevirmeniz için size Allah’a yemin edecekler. Onlardan yüz çevirin, çünkü onlar pistir. Yaptıklarının cezası olarak varacakları yer cehennemdir.
96. Kendilerinden razı olasınız diye size yemin edecekler. Siz onlardan razı olsanız bile Allah fasık topluluktan razı olmaz.
97. Bedeviler inkâr ve nifak bakımından daha şiddetlidir ve Allah’ın Resûlüne indirdiği hükümlerin sınırlarını bilmemeye daha layıktır. Allah alimdir, hakimdir.
98. Bedevilerden kimi infak ettiğini bir zarar sayar ve sizin başınıza belalar gelmesini bekler. Kötü belalar onların başına olsun. Allah işitendir, bilendir.
99. Bedevilerden kimi de Allah’a ve ahiret gününe inanır, infak ettiğini Allah katında yakınlık ve peygamberin dualarına vesile sayar. Bilesiniz ki bu onlar için bir yakınlıktır. Allah onları rahmetine sokacaktır. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
100. Muhacir ve ensardan ilk önce öne geçenler ve onlara güzellikle tabi olanlardan Allah razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. Allah onlara altından ırmaklar akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıştır. İşte büyük kurtuluş budur.
101. Çevrenizdeki bedevilerden münafıklar vardır, Medine halkından da münafıklıkta direnenler var. Sen onları bilmezsin, biz biliriz. Onlara iki defa azap edeceğiz, sonra büyük bir azaba döndürülecekler.
102. Diğer bir kısmı da günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli kötü bir amelle karıştırdılar. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
103. Onların mallarından sadaka al ki bununla onları temizleyesin ve arındırasın. Onlara dua et, çünkü senin duan onlar için bir sükûnettir. Allah işitendir, bilendir.
104. Allah’ın kullarının tövbesini kabul eden ve sadakaları alan olduğunu, tövbeyi çok kabul eden ve çok merhamet edenin Allah olduğunu hâlâ bilmediler mi?
105. De ki: Çalışın, yaptıklarınızı Allah da Resûlü de müminler de görecektir. Sonra gaybı ve görüneni bilene döndürüleceksiniz, O size yaptıklarınızı haber verecektir.
106. Diğer bir kısmı da Allah’ın emrine bırakılmıştır. Onlara ya azap edecek ya da tövbelerini kabul edecektir. Allah alimdir, hakimdir.
107. Bir de zarar vermek, inkâr etmek, müminlerin arasını ayırmak ve daha önce Allah ve Resûlüne karşı savaşmış olanlara gözcülük yapmak için mescit edinenler var. ‘Biz iyilikten başka bir şey istemedik’ diye yemin edecekler. Allah onların yalancı olduğuna şahitlik eder.
108. Orada asla namaza durma. İlk günden takva üzerine kurulan mescit, içinde namaza durmana daha layıktır. Orada temizlenmeyi seven adamlar vardır. Allah temizlenenleri sever.
109. Binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kuran mı daha hayırlıdır, yoksa binasını yıkılmak üzere olan bir uçurumun kenarına kurup onunla birlikte cehennem ateşine yuvarlanan mı? Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.
110. Yaptıkları bina, kalpleri parçalanıncaya kadar kalplerinde bir şüphe olarak kalmaya devam edecektir. Allah alimdir, hakimdir.
111. Şüphesiz Allah müminlerden canlarını ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Onlar Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Tevrat’ta, İncil’de ve Kur’an’da Allah üzerine hak bir vaaddir. Allah’tan daha çok sözünü yerine getiren kim vardır? O halde yaptığınız alışverişten dolayı sevinin. İşte büyük kurtuluş budur.
112. Tövbe edenler, ibadet edenler, hamd edenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah’ın sınırlarını koruyanlar; müminleri müjdele.
113. Cehennem ehli oldukları açıkça belli olduktan sonra, akraba dahi olsalar müşrikler için bağışlanma dilemek ne peygambere ne de müminlere yaraşır.
114. İbrahim’in babası için bağışlanma dilemesi, sadece ona verdiği bir sözden dolayı idi. Onun Allah düşmanı olduğu kendisine belli olunca ondan uzaklaştı. Şüphesiz İbrahim çok içli ve yumuşak huyluydu.
115. Allah bir topluluğu hidayete erdirdikten sonra, sakınacakları şeyleri kendilerine açıklayıncaya kadar onları saptıracak değildir. Şüphesiz Allah her şeyi bilendir.
116. Şüphesiz göklerin ve yerin mülkü Allah’ındır. O diriltir ve öldürür. Sizin için Allah’tan başka ne bir dost ne de bir yardımcı vardır.
117. Andolsun Allah, sıkıntılı bir zamanda içlerinden bir kısmının kalpleri eğrilmeye yüz tuttuktan sonra peygamberin, muhacirlerin ve ensarın tövbesini kabul etti. Sonra da onların tövbesini kabul etti. Şüphesiz O onlara çok şefkatli ve çok merhametlidir.
118. Savaştan geri bırakılan üç kişinin de tövbelerini kabul etti. Yeryüzü genişliğine rağmen onlara dar gelmiş, vicdanları kendilerini sıktıkça sıkmış, Allah’tan başka sığınacak kimse olmadığını anlamışlardı. Sonra Allah tövbe etsinler diye onların tövbesini kabul etti. Şüphesiz Allah tövbeleri çok kabul edendir, çok merhamet edendir.
119. Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla beraber olun.
120. Medine halkına ve çevresindeki bedevilere, Resûlullah’tan geri kalmak ve onu bırakıp kendi canlarının derdine düşmek yaraşmaz. Bu, Allah yolunda kendilerine susuzluk, yorgunluk ve açlık isabet etmesi, kâfirleri öfkelendirecek bir yere ayak basmaları ve düşmana karşı bir başarı kazanmaları karşılığında kendilerine salih bir amel yazılması sebebiyledir. Şüphesiz Allah iyilik edenlerin mükâfatını zayi etmez.
121. Allah yolunda küçük büyük bir harcama yapmaları ve bir vadiyi geçmeleri karşılığında, Allah onlara yaptıklarının en güzeliyle mükâfat vermek için mutlaka kendilerine salih amel yazılır.
122. Müminlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Her topluluktan bir grubun dinde derinleşmek ve döndüklerinde kavimlerini uyarmak için geride kalmaları gerekir. Umulur ki sakınırlar.
123. Ey iman edenler! Size en yakın kâfirlerle savaşın ve onlar sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah muttakilerle beraberdir.
124. Bir sure indirildiğinde içlerinden ‘Bu hanginizin imanını artırdı?’ diyenler olur. İman edenlere gelince, bu onların imanını artırır ve onlar sevinirler.
125. Kalplerinde hastalık olanlara gelince, onların pisliklerine pislik katmış ve onlar kâfir olarak ölmüşlerdir.
126. Onlar her yıl bir veya iki kez imtihan edildiklerini görmüyorlar mı? Sonra ne tövbe ediyorlar ne de ibret alıyorlar.
127. Bir sure indirildiğinde ‘Sizi birisi görüyor mu?’ diye birbirlerine bakarlar, sonra sıvışıp giderler. Allah kalplerini çevirmiştir, çünkü onlar anlamayan bir topluluktur.
128. Andolsun size içinizden bir peygamber geldi. Sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. Size çok düşkündür, müminlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.
129. Eğer yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter, O’ndan başka ilah yoktur, ben yalnız O’na tevekkül ettim, O büyük arşın Rabbidir.

Tevbe Suresi Tefsiri Bize Ne Anlatır?

Tevbe Suresi tefsiri, 800 kelimeyi aşan derin analizle, müşriklerle ilişkilerden münafık psikolojisine ve samimi tövbenin inşasına kadar Medine toplumunun arınma sürecini pasaj pasaj açıklar.

Bu tefsir bölümü, Taberî, İbn Kesîr, Kurtubî ve Fahreddin Râzî gibi müfessirlerin görüşleri harmanlanarak ve Diyanet Tefsiri referans alınarak hazırlanmıştır. Sureyi beş ana pasajda incelemek konuyu kavramayı kolaylaştırır.

1. Pasaj (1-37. Ayetler): Antlaşmaların Feshi ve Haram Aylar Hükmü

Bu bölüm, İslam hukukunda ahde vefa ilkesini en net ortaya koyan pasajdır. Dört ay mühlet, müşriklerin düşünmesi ve tövbe imkânı bulması için tanınmış bir süredir. Taberî, 5. ayetteki ‘müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün’ ifadesinin genel bir kıyım emri değil, antlaşmayı bozan ve düşmanlıkta ısrar eden harbi müşriklere yönelik bir hüküm olduğunu vurgular. Kurtubî ise bu ayetin Hanefî ve Şâfiî mezheplerinde cihadın hükmü bağlamında nasıl yorumlandığını detaylandırır. Râzî, 6. ayetteki sığınma hakkını İslam’ın eman felsefesinin temeli olarak görür ve bir müşrik dahi Kur’an’ı dinlemek isterse ona sonuna kadar rehberlik edilmesi gerektiğini belirtir. 28. ayette müşriklerin pislik olarak nitelenmesi maddi değil manevi pisliktir. Hanefî alimler bu sebeple müşriklerin Mescid-i Haram’a girmesinin yasak olduğunu, ancak diğer mescitlere zaruret halinde girebileceğini söylemiştir. Bakara Suresi, 2:190 ayetindeki ‘sizinle savaşanlarla savaşın’ kaydı burada da gözetilmiştir.

2. Pasaj (38-66. Ayetler): Tebük İmtahanı ve Münafıkların Portresi

Bu pasaj, insan psikolojisinin en gerçekçi tasvirlerinden birini sunar. Ağır sıcak, kıtlık ve hasat mevsimi bahanesiyle geri kalanlar, Kur’an’da on farklı sıfatla anlatılır. İbn Kesîr, 38. ayetteki ‘yere çakılıp kaldınız’ ifadesinin dünya sevgisinin kalbi ağırlaştırmasını tasvir ettiğini söyler. 40. ayet, hicret esnasında Sevr mağarasında geçen ‘Allah bizimle beraberdir’ müjdesini hatırlatarak müminlere moral verir. Kurtubî, 42-49. ayetlerde münafıkların izin isteme taktiklerini ve ‘Beni fitneye düşürme’ diyen Cedd b. Kays örneğini aktarır. Bu pasajda ezan vakti şuuruyla hareket eden ve zor zamanda bile cemaatten ayrılmayan mümin övülürken, mazeret üretenlerin kalplerinin mühürlendiği bildirilir.

3. Pasaj (60-72. Ayetler): Zekâtın Sekiz Sınıfı ve Mümin-Münafık Karşıtlığı

60. ayet, fıkıh usulünde zekâtın kimlere verileceğini tek tek sayan en açık ayettir. Hanefî mezhebine göre bu sekiz sınıftan birine vermek yeterli iken Şâfiî mezhebinde mümkünse hepsine paylaştırma esastır. Mâlikîler kalbi ısındırılacaklar sınıfının artık kalmadığını, Hanbelîler ise devlet başkanının içtihadına bırakıldığını söyler. 61. ayette peygambere ‘kulak’ diyen münafıklara cevap verilir. 71-72. ayetler ise mümin erkek ve kadınların birbirinin dostu olduğunu, iyiliği emredip kötülükten alıkoyduklarını ve karşılığında Adn cennetlerinin vaat edildiğini bildirir. Bu ayetler, toplumsal dayanışmanın Kur’ani temelidir. Nisa Suresi, 4:59 ayetindeki itaat ilkesi burada cihad ve infak ile birleşir.

4. Pasaj (73-110. Ayetler): Nifak Mescidi ve Samimiyet Testi

Mescid-i Dırar, nifakın mimariye yansımasıdır. Râzî, 107-108. ayetleri tefsir ederken niyetin ameli nasıl zehirlediğini anlatır. Kuba mescidi takva üzerine kurulduğu için övülürken, Dırar mescidi fitne üzerine kurulduğu için yıkılmıştır. 75-78. ayetlerde mal verilince cimrileşen Salebe kıssası, mal sevgisinin imanı nasıl çürüttüğünü gösterir. Bu kısımda İbn Kesîr, sadaka ile alay eden münafıkların (79. ayet) aslında Allah’ın kendilerini alaya alacağını ve büyük azaba uğrayacaklarını belirtir. Tevbe Suresi, 9:80 ayetindeki yetmiş kez istiğfar meselesi, peygamberin dahi münafık için istiğfarının kabul olmayacağını gösterir.

5. Pasaj (111-129. Ayetler): Allah ile Yapılan En Kârlı Ticaret ve Son Nasihat

111. ayet, Kur’an’ın en güçlü teşbihlerinden birini içerir: Allah müminlerin can ve mallarını cennet karşılığında satın almıştır. Bu ayet, fedakarlığın zirvesidir. Taberî bu alışverişin Tevrat ve İncil’de de müjdelendiğini söyler. 112. ayet, bu ticaretin erdemli insan profilini çizer: tövbe eden, ibadet eden, hamd eden, seyahat eden (oruç tutan veya ilim için dolaşan), rükû ve secde eden. Kurtubî, 113-114. ayetlerde peygamberin müşrik akrabası için istiğfar edemeyeceğini, Hz. İbrahim örneğinin ise düşmanlığı belli olmadan önceki bir vaat olduğunu açıklar. Son iki ayet (128-129) ise Peygamber Efendimiz’in ümmetine düşkünlüğünü ve Hasbiyallahu la ilahe illa hu tevekkülünü özetler. Al-i İmran Suresi, 3:159 ayetindeki peygamberin yumuşak huyluluğu burada da teyit edilir. Daha geniş bağlam için Al-i İmran Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber incelenebilir.

Tefsir kitapları açık, Tevbe Suresi ayetleri üzerine notlar alınmış masa

Tevbe Suresinin Fazileti ve Sahih Hadislerdeki Yeri Nedir?

Tevbe Suresinin fazileti, tövbe kapısını son nefese kadar açık tutması, münafıklık hastalığına karşı uyarması ve Allah ile yapılan ticaretin mükâfatını müjdelemesiyle öne çıkar.

Sahih kaynaklarda Tevbe Suresi’ne özel fazilet hadisleri sınırlı olsa da genel fazileti büyüktür. Buhârî’de rivayet edildiğine göre Abdullah b. Abbas, Tevbe Suresi’nin en son inen surelerden biri olduğunu ve hiçbir ayetinin neshedilmediğini belirtmiştir. Bu, surenin hükümlerinin kıyamete kadar baki olduğunu gösterir. Tirmizî’de geçen bir rivayette Peygamber Efendimiz’in Tevbe Suresi’ni Enfal ile birlikte çok okuduğu aktarılır.

Hangi Ayetler Fazilet Açısından Öne Çıkar?

  • Son iki ayet (128-129): Müslim ve Ebû Dâvûd kaynaklarında, bu iki ayeti sabah ve akşam 7 kez okumanın sıkıntıları gidereceği ve Allah’ın yeterli olacağı rivayet edilmektedir. Hasbiyallahu duası olarak bilinen 129. ayet, tevekkülün zirvesidir.
  • 111. ayet (İnnallaheştera): Bu ayetin fazileti, müminin mal ve canını Allah yolunda harcamasının cennetle mükafatlandırılacağını bilmesidir. Bu şuur, cimriliği tedavi eder.
  • 103-104. ayetler: Sadakanın temizleyici gücü ve tövbenin kabul makamının sadece Allah olması, kul ile Rabbi arasındaki bağı güçlendirir. Tövbe etmek isteyenler için Tövbe Duası Nasıl Edilir? Tövbe Namazı ve Şartları Rehberi rehberi pratik adımlar sunar.
  • 40. ayet (La tahzen innallahe meana): Darlık anında okunan bu ayet, sekinet ve ilahi yardım müjdesi taşır.

Sureyi Okumanın Manevi Kazanımları Nelerdir?

Diyanet kaynaklarında belirtildiği üzere Tevbe Suresi’ni düzenli okumak, kişiye şu kazanımları sağlar: Nifak alametlerini tanıyıp kendinden uzaklaştırma, infak bilincini artırma, ahde vefa ve kul hakkı hassasiyeti kazanma, tövbenin şartlarını öğrenme. Sahih-i Buhârî’de geçen ‘Ameller niyetlere göredir’ hadisi, Mescid-i Dırar kıssasıyla birlikte okunduğunda niyetin önemi daha iyi anlaşılır.

Tevbe Suresi Günlük Hayatımıza Nasıl Rehberlik Eder?

Tevbe Suresi, günlük hayatımıza tövbeyi erteleme, ahde vefa göster ve infakta cimrilik etme ilkeleriyle rehberlik eden pratik bir yaşam kılavuzudur.

Modern hayatta Tevbe Suresi’nin mesajları son derece canlıdır. 91-92. ayetlerdeki mazeretli sahabiler, bize engelli ve gerçekten mazereti olanlara karşı anlayışlı olmayı öğretir. 60. ayetteki zekât sınıfları, bugün burs, borçlu, yolda kalan ve kalbi ısındırılacak kimseler için infak yollarını gösterir. 38-39. ayetlerdeki ‘yere çakılıp kalmak’ tasviri, konfor alanından çıkamayan, sabah İstanbul namaz vakitleri veya Ankara namaz vakitleri ezanını duyup da kalkamayan modern insanın hastalığıdır. Tevbe Suresi, bu ataleti kırmak için ‘hafif ve ağır sefere çıkın’ (41. ayet) diyerek her şartta hareketi emreder. İş hayatında, ticarette ve ailede ahde vefa (4. ayet) en büyük sermayedir.

Günlük Hayatta Hangi Ayetleri Zikir Edinmelisiniz?

  • Sabah akşam 7 kez: Hasbiyallahu la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azim (Tevbe 129)
  • Darlıkta: La tahzen innallahe meana (Tevbe 40)
  • Karar anında: Kul len yusibena illa ma keteballahu lena (Tevbe 51)

Bu zikirler, tevekkül ve teslimiyeti güçlendirir. Ayrıca Sabır ile İlgili Ayetler ve Hadisler: Kapsamlı Rehber ile birlikte okunduğunda sabır ve tövbe dengesi kurulur.

Tevbe Suresini Ezberlemek ve Düzenli Okumak İçin En Etkili Yöntem Nedir?

Tevbe Suresini ezberlemek için en etkili yöntem, 129 ayeti 10’ar ayetlik pasajlara bölerek, her gün bir pasajı tekrar etmek ve mealini birlikte okumaktır.

Uzun bir sure olduğu için tamamını bir anda ezberlemek zorlayıcıdır. Diyanet’in hafızlık metodunda önerilen parça-bütün yöntemi burada idealdir. Her gün 5-10 ayetlik bir bölümü, önce Latin okunuşundan doğru telaffuz ile okuyun, ardından mealini anlayarak tekrar edin. Özellikle son 10 ayet (120-129) hem kısa hem de faziletli olduğu için ezbere başlamak için uygundur. Enam Suresi Okunuşu, Anlamı, Tefsiri ve Fazileti Rehberi ve Araf Suresi Okunuşu, Anlamı ve Fazileti: Kapsamlı Rehber gibi Medeni ve Mekki sureleri birlikte çalışmak, Kur’an bütünlüğünü kavramaya yardımcı olur. Günde 33 kez Hasbiyallahu zikrini çekmek de surenin ruhunu kalbe yerleştirir.

Editörden Not

Diyanet İlmihali’nde belirtildiği üzere Tevbe Suresi hakkında en yaygın yanlış anlama, 5. ayetin bağlamından koparılarak şiddeti genelleştirmesidir. Bu ayet, antlaşmayı bozan ve Müslümanlara ilk saldıran müşriklere yönelik olup, eman dileyen herkese koruma garantisi hemen bir sonraki ayette verilmiştir. Buhârî ve Müslim’deki sahih rivayetlere göre Peygamber Efendimiz (s.a.v.), kendisine sığınan hiçbir elçiyi geri çevirmemiştir. Bir diğer yanlış anlama, besmelesiz başlamanın sureyi değersiz kıldığı düşüncesidir; aksine bu, surenin ciddiyet ve uyarı tonunu artıran ilahi bir tercihtir. Tevbe Suresi’ni okurken sadece ahkam ayetlerine odaklanıp tövbe ve merhamet ayetlerini göz ardı etmek de eksik bir yaklaşımdır. Surenin sonu şefkat peygamberini anlatır. Okuyucuya somut öneri: Bu sureyi haftada bir kez meal ve tefsiriyle birlikte okuyun, özellikle 60. ayetteki zekât sınıflarını not alıp infak listenizi gözden geçirin ve 129. ayeti günlük tevekkül zikriniz haline getirin. Böylece sure, sadece okunan bir metin değil, yaşayan bir muhasebe defterine dönüşür.

Pratik Uygulama: Tevbe Suresini Hayatınıza Katmak İçin Günlük Rutin

Tevbe Suresi’ni günlük hayatınıza katmak için üç adımlık bir rutin oluşturabilirsiniz ve bu rutin 15 dakikanızı almaz. İlk adım sabah namazından sonra Tevbe 129. ayeti 7 kez okuyarak güne tevekkülle başlamak. Diyanet kaynaklarında bu ayetin günün sıkıntılarına karşı koruyucu olduğu belirtilir. İkinci adım, gün içinde bir iyiliği emredip bir kötülükten sakındırmak; Tevbe 71. ayette müminlerin vasfı budur. Bu, birine selam vermek, bir hatayı nazikçe düzeltmek veya birine infak etmek olabilir. Üçüncü adım akşam yatmadan önce günün muhasebesini yapıp tövbe etmek; Tevbe 104. ayet Allah’ın tövbeleri kabul ettiğini müjdeler. Haftada bir gün, 90-92. ayetlerdeki mazeretli sahabileri hatırlayarak engelli veya hasta birini ziyaret edin, onlara kolaylık sağlayın. Ayda bir kez cami atölyesi gibi bir sosyal hizmete katılın. Bu pratikler, sureyi mushroom gibi ezberden çıkarıp kalbe indirir ve nifakın panzehiri olan samimiyeti inşa eder.

Kaynaklar

  • Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali ve Tefsiri, Tevbe ve Ğaşiye Sureleri Tefsiri
  • Diyanet İlmihali, Cilt 1, İman ve İbadetler Bölümü, Zekât ve Cihad Hükümleri
  • Sahih-i Buhârî, Kitab’ut Tefsir, Tevbe Suresi Tefsiri, Hadis No: 4675 ve Sahih-i Müslim, Kitab’ut Tevbe
  • Sünen-i Tirmizî, Fedailu’l Kur’an, Tevbe Suresi Fazileti ve Ebû Dâvûd, Salat, Abdullah b. Ümmü Mektum Rivayeti
  • Taberî, Câmiu’l-Beyan; İbn Kesîr, Tefsiru’l-Kur’ani’l-Azim; Kurtubî, el-Camiu li Ahkâmi’l-Kur’an; Fahreddin Râzî, Mefatihu’l-Gayb, Tevbe Suresi Tefsiri
  • İmam Gazali, İhya’u Ulumiddin, İlim ve Soru Adabı Bölümü

Bu kapsamlı rehberi faydalı bulduysanız sevdiklerinizle paylaşmayı unutmayın. Düzenli ibadet takibi, tesbih ve dua koleksiyonu için Zikirmatik uygulamasını indirerek Tevbe Suresi’nin son ayetlerini günlük zikirlerinize ekleyebilirsiniz. Allah tövbelerinizi kabul etsin ve amellerinizi bereketlendirsin.

Sıkça Sorulan Sorular

Tevbe Suresi neden besmelesiz başlar?
Tevbe Suresi besmelesiz başlayan tek suredir çünkü besmele güven ve rahmet ifadesidir, bu sure ise antlaşmayı bozan müşriklere ültimatom ve uyarı ile başlar. Taberî ve İbn Kesîr, besmelenin eman belgesi olduğunu, Tevbe’nin ise emanı kaldıran ayetler içerdiği için besmelesiz nazil olduğunu aktarır. Ayrıca Hz. Osman döneminde Enfal Suresi’nin devamı olup olmadığı konusunda tereddüt yaşandığı için araya besmele konulmamıştır.
Tevbe Suresi kaç ayettir ve Mekki mi Medeni mi?
Tevbe Suresi 129 ayetten oluşur ve Medeni bir suredir. Hicretin 9. yılında Tebük Seferi öncesi, sırası ve sonrasında Medine’de nazil olmuştur. Nüzul sırasına göre 113. suredir. İlk 37 ayeti hac mevsiminde müşriklere ihtar için, kalan büyük bölümü ise Tebük imtihanı ve münafıkların ortaya çıkması üzerine inmiştir.
Tevbe Suresi abdestsiz okunur mu?
Tevbe Suresi Kur’an ayetleri olduğu için mushafa dokunarak abdestsiz okunmaz. Diyanet İlmihali’nde belirtildiği üzere abdestsiz kişi ezberden veya dijital ekrandan okuyabilir, dinleyebilir ve mealini okuyabilir. Ancak mushafa abdestli dokunmak gerekir. Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezheplerinin tamamı bu konuda hemfikirdir. Tilavet için abdest almak hem edep hem de sevabı artıran bir davranıştır.
Tevbe Suresi ne için okunur, fazileti nedir?
Tevbe Suresi tövbenin kabulü, nifaktan korunma, infak bilinci ve tevekkülü artırmak için okunur. Özellikle son iki ayeti (128-129) sabah akşam 7 kez okumanın sıkıntıları gidereceği rivayet edilir. 111. ayeti okumak Allah yolunda fedakarlık şuurunu güçlendirir, 40. ayet darlıkta sekinet verir. Sureyi düzenli okuyan kişi ahde vefa, cömertlik ve samimiyet kazanır.
Tevbe Suresi 129. ayet Hasbiyallahu duası nasıl okunur?
129. ayetin okunuşu şöyledir: Fe in tevellev fe kul hasbiyallahu la ilahe illa hu aleyhi tevekkeltu ve huve rabbul arşil azim. Anlamı: Eğer yüz çevirirlerse de ki: Allah bana yeter, O’ndan başka ilah yoktur, ben yalnız O’na tevekkül ettim, O büyük arşın Rabbidir. Bu dua sabah ve akşam 7 kez okunduğunda Allah’ın kuluna yeterli olacağı sahih rivayetlerde müjdelenmiştir.
Tevbe Suresi ne zaman okunmalı?
Tevbe Suresi için belirli bir gün veya saat şartı yoktur, her zaman okunabilir. Ancak tövbe etmek istediğinizde, bir günah sonrası pişmanlık duyduğunuzda veya Tebük kıssasından ibret almak istediğinizde okunması özellikle anlamlıdır. Perşembe geceleri, cuma günleri veya teheccüd vakitlerinde meal ve tefsiriyle birlikte okumak kalbe daha çok tesir eder. Önemli olan düzenli ve anlayarak okumaktır.
Engelliler ibadetlerden muaf mıdır?
Engelliler güçleri nispetinde sorumludur, tamamen muaf değildir. Tevbe Suresi 91. ayette güçsüzler, hastalar ve harcayacak bir şey bulamayanların samimi oldukları takdirde sorumlu olmadıkları bildirilir. Namazı ayakta kılamayan oturarak, oturamayan ima ile kılar. Oruç tutamayan fidye verir, hacca gidemeyen muaftır. Cihad gibi bedeni ibadetlerden ise engelleri sebebiyle muaf tutulurlar. İslam kolaylık dinidir.
Soru sormanın adabı nedir, her soru sorulur mu?
Faydalı ilim için soru sormak teşvik edilir, gereksiz ve fitne çıkaran sorular kınanır. Maide Suresi 5:101 gereksiz soruları yasaklar. Peygamber Efendimiz çok soru sorup ihtilaf çıkaranların helak olduğunu bildirmiştir (Buhari). Öğrenmek, amel etmek ve şüphe gidermek için sorulan sorular makbuldür. Gaybı zorlayan, alaycı veya başkalarını mahcup eden sorular ise caiz değildir.
Tevbe Suresi 60. ayette zekat kimlere verilir?
Tevbe Suresi 60. ayette zekatın sekiz sınıfı sayılır: Fakirler, miskinler, zekat amilleri, kalpleri ısındırılacak olanlar, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalanlar. Hanefi mezhebine göre bu sınıflardan birine vermek yeterlidir, Şafii mezhebinde mümkünse hepsine dağıtmak esastır. Bu ayet zekatın şahsi kanaate göre değil, Kur’an’ın belirlediği yerlere verilmesi gerektiğini gösterir.
#tevbe suresi#tevbe suresi okunusu#tevbe suresi meali#tevbe suresi tefsiri#tevbe suresi fazileti

Zikirmatik Uygulamasını İndirin

Namaz vakitleri bildirimleri, zikir sayacı, tesbih ve daha fazlası için ücretsiz uygulamayı indirin.

İlgili Yazılar