Kur'an ve Sünnet Işığında Sofranın Bereketi: Yemek Duası
Kıymetli kardeşlerim, Rabbimizin sayısız nimetlerinden biri olan sofranın etrafında toplanmak, sadece bedeni doyurmak değil, aynı zamanda ruhu beslemek için de bir vesiledir. Yemek duası, bu ruhani beslenmenin anahtarıdır. Yemeğe başlamadan önce ve yemekten sonra Allah'a şükretmek için yapılan bu ibadet, hem bir teşekkür ifadesi hem de yediğimiz nimetlerin kıymetini bilmemizi sağlar. İslam kültüründe müstesna bir yere sahip olan yemek duası, sofralarımızı bereketlendirir ve ailemizle birlikte yaptığımız bu ibadet, birlik ve beraberliğimizi pekiştirir.
Bu yazımızda, ilahiyat fakültesindeki 20 yılı aşkın tecrübemizle, yemek duasının sadece lafızlardan ibaret olmadığını, derin bir tefekkür ve şükür bilinci taşıdığını Kur'an-ı Kerim ayetleri, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) hadis-i şerifleri ve büyük İslam alimlerinin görüşleri ışığında ele alacağız.
Kur'an-ı Kerim'de Rızık ve Şükür Bilinci
Aziz kardeşlerim, yemek duasının temelini anlamak için önce Kur'an'ın rızık (rizq) ve şükür (shukr) kavramlarına nasıl yaklaştığını idrak etmemiz gerekir. Rızık, sadece yediğimiz ekmek, içtiğimiz su değildir. Rızık, Allah'ın hayatımızı idame ettirmemiz için lütfettiği her türlü maddi ve manevi nimettir. Şükür ise bu nimetlerin farkında olup, verene karşı minnettarlık duymak ve bunu dilimiz, kalbimiz ve amellerimizle göstermektir.
Rabbimiz, bu konuda bizlere şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ وَاشْكُرُوا لِلَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer sadece Allah'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin." (Bakara 2:172)
Büyük müfessir Taberî, bu ayetin tefsirinde, 'tayyibât' (temiz olanlar) kelimesinin hem maddi olarak temiz hem de helal yollarla kazanılmış rızıkları kapsadığını belirtir. Yani Rabbimiz, bizden sadece şükretmemizi değil, aynı zamanda ne yediğimize, lokmamızın helal olup olmadığına dikkat etmemizi de istiyor. Ayetin sonundaki "eğer sadece Allah'a kulluk ediyorsanız" ifadesi ise çok manidardır. Fahreddin Râzî'nin de dikkat çektiği gibi, gerçek şükür, imanın ve tevhidin bir gereğidir. Nimeti vereni unutup sadece nimete odaklanmak, hakiki bir kulluk değildir.
Şükrün karşılığının ne kadar büyük olduğunu ise şu ayet-i kerime bize müjdeler:
وَإِذْ تَأَذَّنَ رَبُّكُمْ لَئِنْ شَكَرْتُمْ لَأَزِيدَنَّكُمْ
"Hani Rabbiniz, 'Eğer şükrederseniz, size olan nimetimi artırırım' diye bildirmişti." (İbrahim 14:7)
İbn Kesîr, bu ayetin tefsirinde, şükrün sadece dille 'Elhamdülillah' demek olmadığını, nimetleri Allah'ın rızası doğrultusunda kullanmak olduğunu vurgular. Sağlığı ibadette, malı infakta, ilmi hayırlı işlerde kullanmak da birer şükürdür. Sofradaki şükür ise, o yemeğin bize ulaşmasındaki ilahi kudreti tefekkür etmek ve israftan kaçınmaktır.
Nitekim israf, şükrün zıddıdır ve Rabbimiz bu konuda bizi kesin bir dille uyarır:
...وَكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا ۚ إِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفِينَ
"...Yiyin, için, fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez." (A'râf 7:31)
Kurtubî, bu ayetin sadece yemekte değil, hayatın her alanında aşırılıktan kaçınmayı emreden evrensel bir ilke olduğunu söyler. Sofrada tabağımızda yemek bırakmak, ekmeği çöpe atmak, bu ilahi sevginin dışına çıkma riskini taşır. Dolayısıyla yemek duası, bize bu dengeyi ve ölçüyü hatırlatan bir uyarıcıdır.
Helal ve temiz rızık vurgusu başka ayetlerde de karşımıza çıkar:
فَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللَّهُ حَلَالًا طَيِّبًا وَاشْكُرُوا نِعْمَتَ اللَّهِ إِنْ كُنْتُمْ إِيَّاهُ تَعْبُدُونَ
"Artık, Allah'ın size verdiği rızıktan helâl ve temiz olarak yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin." (Nahl 16:114)
Son olarak, temiz rızık ile salih amel arasındaki bağa dikkat çeken şu ayet, yemeğin manevi boyutunu özetler niteliktedir:
يَا أَيُّهَا الرُّسُلُ كُلُوا مِنَ الطَّيِّبَاتِ وَاعْمَلُوا صَالِحًا
"Ey peygamberler! Temiz ve helal şeylerden yiyin ve salih amel işleyin..." (Mü'minûn 23:51)
Bu ayet, helal ve temiz gıdanın, insanın maneviyatını, ibadetlerini ve ahlakını doğrudan etkilediğini gösterir. Haram lokma ile beslenen bir bedenden salih ameller beklemek zordur. İşte yemek duası, her lokmada bu bilinci tazelememize yardımcı olur.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Sünnetinde Yemek Adabı ve Duası
Rahmet Peygamberi Efendimiz'in (s.a.v) hayatına baktığımızda, sofranın sadece bir yemek yeme yeri değil, bir talim ve terbiye meclisi olduğunu görürüz. O'nun sofrası, israftan uzak, şükürle dolu, mütevazı bir sofraydı. Yemek duası ve adabı, bu kutlu sofranın ayrılmaz bir parçasıydı.
Henüz çocuk yaşta olan Ömer b. Ebî Seleme (r.a), Peygamberimizin himayesinde büyürken yaşadığı bir anıyı şöyle anlatır: "Resûlullah'ın (s.a.v) yanında yemek yiyordum. Elim tabağın her yanına gidiyordu. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v) bana şöyle buyurdu:"
«يَا غُلاَمُ، سَمِّ اللَّهَ، وَكُلْ بِيَمِينِكَ، وَكُلْ مِمَّا يَلِيكَ»
"Evlâdım, Allah'ın adını an (Besmele çek), sağ elinle ye ve önünden ye!" (Buhârî, Et'ime, 2; Müslim, Eşribe, 102)
Bu hadis-i şerif, sofra adabının üç temel kuralını ortaya koyar: Besmele ile başlamak, sağ eli kullanmak ve tabağın kendi önümüze gelen kısmından yemek. Bu, hem yemeğe ilahi bir boyut katmak, hem de başkalarına saygı ve nezaket göstermektir.
Yemeğin sonunda şükretmenin önemini ise şu hadis-i şeriften öğreniyoruz. Ebû Ümâme'den (r.a) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) yemeğini bitirip sofrası kaldırıldığı zaman şöyle dua ederdi:
«الْحَمْدُ لِلَّهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ، غَيْرَ مَكْفِيٍّ وَلاَ مُوَدَّعٍ وَلاَ مُسْتَغْنًى عَنْهُ رَبَّنَا»
"Ey Rabbimiz! Sana, eksilmeyen, terk edilmeyen ve kendisinden asla vazgeçilemeyen, çok, temiz ve mübarek bir hamd ile hamdederiz." (Buhârî, Et'ime, 54; Tirmizî, Da'avât, 55)
Bu dua, şükrün ne kadar derin ve kapsamlı olması gerektiğini gösterir. Sadece "Elhamdülillah" demek değil, o nimete olan ihtiyacımızı, onsuz yapamayacağımızı ve her an Rabbimize muhtaç olduğumuzu itiraf etmektir.
Yemek yiyip şükretmenin manevi kazancını ise şu müjdeli hadis bizlere haber vermektedir. Muaz b. Enes'ten (r.a) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
«مَنْ أَكَلَ طَعَامًا فَقَالَ: الْحَمْدُ لِلَّهِ الَّذِي أَطْعَمَنِي هَذَا وَرَزَقَنِيهِ مِنْ غَيْرِ حَوْلٍ مِنِّي وَلاَ قُوَّةٍ، غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ»
"Kim bir yemek yer de, 'Bana bu yemeği yediren ve tarafımdan hiçbir güç ve kuvvet olmadan bunu bana rızık kılan Allah'a hamdolsun' derse, geçmiş günahları bağışlanır." (Ebû Dâvûd, Libâs, 1; Tirmizî, Da'avât, 55)
Düşünün kardeşlerim, samimiyetle yapılan bir yemek duası, geçmiş günahlara kefaret olabiliyor. Çünkü bu dua, insanın acizliğini ve Allah'ın kudretini, lütfunu ve sonsuz keremini itiraf etmesidir. O lokmayı ağzımıza götürebilmemizin bile kendi gücümüzle değil, tamamen Allah'ın lütfuyla olduğunu ikrar etmektir.
Yemek Duası Okunuşu ve Anlamı
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) uygulamalarından yola çıkarak alimlerimiz, bizlere farklı dua örnekleri sunmuşlardır. İşte en yaygın olanları:
Yemek Öncesi Dua
Arapça Okunuşu: Bismillah. ( بِسْمِ اللهِ )
Anlamı: Allah'ın adıyla başlarım.
Bu kısa ve öz dua, yemeğe başlarken Allah'ı hatırlamamızı ve O'nun adıyla başlamamızı sağlar. Unutulursa, hatırlandığı anda "Bismillâhi evvelehû ve âhirehû" (Başında da sonunda da Allah'ın adıyla) denir. (Tirmizî, Et'ime, 47)
Yemek Sonrası Dua (En Yaygın Olan)
Arapça Okunuşu: اَلْحَمْدُ ِللهِ الَّذِي أَطْعَمَنَا وَسَقَانَا وَجَعَلَنَا مِنَ الْمُسْلِمِينَ
Elhamdülillahillezi et'amena ve sekana ve ce'alena minel müslimin.
Anlamı: Bizi doyuran, içiren ve bizi Müslümanlardan kılan Allah'a hamd olsun.
Bu dua, maddi nimetler olan yeme ve içmenin yanı sıra, en büyük manevi nimet olan İslam ile şereflenmenin şükrünü de birleştirir. Bize sadece bedenimizi değil, ruhumuzu da doyuran Rabbimize bir hamd ifadesidir.
Farklı Yemek Duası Örnekleri ve Anlamları
Yukarıda zikredilen hadis-i şeriflerde geçen dualar da dahil olmak üzere, sofra sonunda okunabilecek başka güzel dualar da vardır:
Kısa ve Kapsamlı Bir Dua
Arapça Okunuşu: اَللّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِيمَا رَزَقْتَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
Allahümme barik lena fima razaktena ve kına azabennar.
Anlamı: Allah'ım, bize verdiğin rızkı bereketlendir ve bizi cehennem azabından koru.
Bu dua, yemeğe başlamadan önce de okunabilir. Hem dünya nimeti için bereket hem de ahiret azabından korunma talebini içerir. Bu, müminin dünya ve ahiret dengesini gözeten bakış açısını yansıtır.
Peygamberimizin Sıkça Yaptığı Bir Dua
Arapça Okunuşu: اَلْحَمْدُ ِللهِ حَمْدًا كَثِيرًا طَيِّبًا مُبَارَكًا فِيهِ
Elhamdülillahi hamden kesiran tayyiben mübareken fih.
Anlamı: Allah'a çok, temiz ve bereketli bir hamd ile hamdolsun.
Yukarıda Buhârî'den naklettiğimiz bu dua, şükrün niteliğini ifade etmesi açısından çok derindir. Sadece çok değil, aynı zamanda 'tayyib' (içten, samimi, riyasız) ve 'mübarek' (bereketi daim olan) bir hamd niyaz edilir.
Yemek Duasının Fıkhî Boyutu ve Mezheplerin Görüşleri
Peki, bu güzel amelin fıkıhtaki yeri nedir? Yemek duası yapmak farz mıdır, vacip midir? İslam alimleri bu konuda ne diyorlar? Gelin, dört hak mezhebin görüşlerini özetleyelim.
Dört mezhebin imamları da (İmam Ebû Hanîfe, İmam Şâfiî, İmam Mâlik ve İmam Ahmed b. Hanbel) yemeğe başlarken Besmele çekmenin ve yemekten sonra hamd etmenin Sünnet-i Müekkede (Peygamber Efendimiz'in devamlı yaptığı ve kuvvetle tavsiye ettiği sünnet) olduğu konusunda ittifak etmişlerdir. Farz veya vacip olmamakla birlikte, terk edilmesi bir mümin için uygun görülmeyen, büyük sevap ve faziletler içeren bir ameldir.
- Hanefî Mezhebi: Hanefî fıkıhçılarına göre, her yemeğin başında Besmele çekmek sünnettir. Eğer unutulursa, hatırlandığı anda "Bismillâhi evvelehû ve âhirehû" denilmesi de yine sünnettir. Yemek sonunda hamd etmek de aynı şekilde kuvvetli bir sünnettir. Hanefîler, bu amelin yemeğe bereket getireceğini ve şeytanın ortak olmasını engelleyeceğini vurgularlar.
- Şâfiî Mezhebi: İmam Şâfiî ve takipçileri de duanın sünnet olduğu görüşündedir. Onlar, özellikle sesli olarak Besmele çekmenin, sofradaki diğer kişilere de hatırlatma vazifesi göreceği için müstehap (sevilen, güzel bir davranış) olduğunu belirtirler. Yemek sonrası duanın da yine sünnet olduğunu ve farklı rivayetlerde geçen dualardan herhangi birinin okunabileceğini ifade ederler.
- Mâlikî Mezhebi: Mâlikî alimleri de uygulamanın sünnet olduğunda hemfikirdir. İmam Mâlik'in eseri Muvatta'da da sofra adabına dair rivayetler yer alır. Onlar, bu sünnetin sadece bir gelenek değil, aynı zamanda kalpteki şükür hissini canlı tutan bir ibadet olduğunu belirtirler.
- Hanbelî Mezhebi: Sünnete bağlılığıyla bilinen İmam Ahmed b. Hanbel ve mezhebi de yemek dualarını kuvvetli bir sünnet olarak görür. Hanbelîler, özellikle hadislerde geçtiği şekliyle (lafızlarıyla) duaları yapmanın daha faziletli olduğunu savunurlar.
Görüldüğü üzere, fıkhî olarak hükmü sünnet olsa da, manevi değeri ve içerdiği anlamlar itibarıyla yemek duası, bir müminin hayatından eksik etmemesi gereken çok kıymetli bir ibadettir.
Sofrada Yemek Adabı: Sadece Dua Değil, Bir Yaşam Biçimi
İslam'da yemek yemenin de bir adabı vardır. Bu adaba uymak, hem sağlığımız için önemlidir hem de Allah'ın hoşnutluğunu kazanmamıza yardımcı olur. İşte sofrada dikkat etmemiz gereken bazı önemli adımlar:
- Elleri Yıkamak: Yemeğe başlamadan önce ve sonra elleri yıkamak, hem temizlik hem de sünnettir.
- Besmele Çekmek: Yemeğe başlarken “Bismillah” demek, yemeğin bereketini artırır ve şeytanı sofradan uzaklaştırır.
- Sağ Elle Yemek Yemek: Resûlullah (s.a.v), daima sağ elini kullanırdı. Sağ el, temiz ve hayırlı işler için kullanılır.
- Kendi Önünden Yemek: Toplu yemeklerde başkasının önüne uzanmak yerine kendi önümüzden yemek, bir nezaket ve saygı kuralıdır.
- Yemeği Ayıplamamak: Resûlullah (s.a.v) hiçbir yemeği ayıplamazdı. Beğenirse yer, beğenmezse yemezdi. (Buhârî, Et'ime, 21)
- Mütevazı Oturmak: Yemeğe yaslanarak veya kibirli bir şekilde oturmak yerine, mütevazı bir oturuşla yemek sünnettir.
- Yemekleri İsraf Etmemek: Tabağa yiyebileceğimiz kadar yemek almak ve arta kalanları atmamak, şükrün bir gereğidir. Düşen lokmayı temizleyip yemek dahi sünnette teşvik edilmiştir.
- Yemek Sonrası Dua Etmek: Yemekten sonra Allah'a şükretmek için dua etmek, O'nun nimetlerine karşı minnettarlığımızı göstermenin en güzel yoludur.
Pratik Uygulama: Sofrayı Bir Mescide Çevirmek
Aziz kardeşlerim, bu anlattığımız ilmi bilgileri günlük hayatımıza nasıl aktarabiliriz? Sofralarımızı nasıl daha manevi, daha bereketli hale getirebiliriz? İşte birkaç pratik tavsiye:
Öncelikle, yemeği bir 'araç' değil, bir 'amaç' olarak görmekten vazgeçelim. Yemek, Rabbimizle bağ kurmak için bir fırsattır. Sofraya oturmadan önce, bu nimetin tarladaki bir tohumdan soframıza gelene kadar geçirdiği evreleri bir anlığına tefekkür edelim. Güneş, yağmur, toprak, çiftçi... Hepsi Allah'ın emrinde bizim için çalışıyor. Bu tefekkür, kalpteki şükür hissini filizlendirir.
Ailece sofraya oturduğumuzda, bunu bir eğitim fırsatına çevirelim. Çocuklarımıza, Besmelenin ne anlama geldiğini, sağ elle yemenin neden önemli olduğunu, Peygamberimizin nasıl yemek yediğini tatlı bir dille anlatalım. Yemeğin duasını bir kişinin sesli yapması ve diğerlerinin 'Amin' demesi, aile içindeki manevi bağı güçlendirir. Çocuklarımıza ezberletmek yerine, onlarla birlikte, manasını düşünerek yavaş yavaş okuyalım. Bu, duayı bir alışkanlıktan çıkarıp bir ibadete dönüştürür.
Sofrada teknolojiden uzak duralım. Telefonları, televizyonu kapatalım. O an sadece önümüzdeki nimete, ailemize ve Rabbimize odaklanalım. Bu, 'huzur' içinde yemek yemektir. Huzur, hem kalpteki sükûnet hem de 'Allah'ın huzurunda olma' bilincidir. Bu bilinçle yenen bir lokma, sadece mideyi değil, ruhu da doyurur. Sofrayı, günün nasıl geçtiğini konuştuğumuz, birbirimizin halini hatırını sorduğumuz, Allah'ı andığımız küçük bir mescide, bir sohbet halkasına çevirelim. İşte o zaman soframızın bereketi, tabağımızdaki yemekten çok daha fazlası olur.
Editörden Not: Bir İlahiyatçı Gözüyle Modern Sofralarımız
Kıymetli okurlarım, bir hoca olarak modern hayattaki yeme-içme alışkanlıklarımıza baktığımda, kalbimi bir hüzün kaplıyor. Ayaküstü, tek başına, ekrana bakarak, ne yediğimizin farkında olmadan tükettiğimiz öğünler... Bereketi kaçıran, şükrü unutturan bir koşturmaca içindeyiz. Fast food kültürü sadece bedenlerimizi değil, ruhlarımızı da zehirliyor. Yemeğin hazırlanmasındaki emeği, topraktan soframıza gelişindeki mucizeyi, Rabbimizin 'er-Rezzâk' isminin tecellisini görmezden geliyoruz.
Yemek duası, bu modern unutkanlığa karşı bir panzehirdir. 'Bismillah' demek, 'Bu sofranın sahibi ben değilim, O'dur. Bu nimetler O'nun lütfudur' demektir. 'Elhamdülillah' demek ise, 'Verdiğin nimetler için sana şükürler olsun, beni bu sofrada aç ve yalnız bırakmadın' demektir. Bu iki kelime, yeme eylemini tüketim çılgınlığından çıkarıp bir tefekkür ve şükür ibadetine yükseltir.
Gelin, sofralarımızı yeniden ihya edelim. Sadece midemizi değil, kalbimizi ve aklımızı da doyuran meclisler haline getirelim. Çocuklarımıza para kazanmayı öğrettiğimiz kadar, şükretmeyi de öğretelim. Onlara bırakacağımız en büyük miras, güzel bir araba veya ev değil, Rabbine şükreden bir kalp ve O'nun adıyla başlayıp bitiren bir ahlaktır. Unutmayalım ki, içinde Besmele ve hamd olan bir sofradan kalkan insan, sadece doymuş değil, aynı zamanda arınmış ve manen güçlenmiş olarak kalkar. Sofralarınız bereketli, dualarınız makbul olsun.
Yemek Duası ile İlgili Sıkça Yapılan Hatalar ve Doğruları
Yemek duası ederken dikkat etmemiz gereken bazı hususlar vardır. İşte sıkça yapılan hatalar ve doğruları:
- Hata: Duayı aceleyle, ne dediğini bilmeden okumak. Doğrusu: Duayı yavaş, tane tane ve anlamını tefekkür ederek okumak.
- Hata: Sadece Arapça okumak, anlamını hiç merak etmemek. Doğrusu: Arapça okunuşuyla birlikte Türkçe anlamını da öğrenmek ve duanın ruhuna vakıf olmak.
- Hata: Duayı sadece yemekten sonra yapmak. Doğrusu: Yemeğe başlarken Besmele çekmeyi de bir dua olarak görmek ve yemek sonunda şükürle tamamlamak.
- Hata: Yemeği tek başına, sessizce yiyip kalkmak. Doğrusu: Mümkünse aileyle birlikte yemek ve duayı cemaatle yaparak manevi atmosferi güçlendirmek.
Yemek Duası Yerine Geçen Diğer Zikir ve Tesbihler
Yemek duası dışında, Allah'ı zikretmek ve O'na şükretmek için farklı zikir ve tesbihler de bulunmaktadır. Unutmayın ki şükür, sadece yemekten sonraya mahsus bir eylem değildir. Günün her anında Rabbimizi anabiliriz:
- Subhanallah: Allah noksan sıfatlardan münezzehtir.
- Elhamdulillah: Hamd ve övgü yalnızca Allah'a aittir.
- Allahu Ekber: Allah en büyüktür.
- La İlahe İllallah: Allah'tan başka ilah yoktur.
Bu zikir ve tesbihler, her zaman ve her yerde yapılabilir. Yemek yerken de bu zikirleri tekrarlayarak Allah'ı hatırlayabilir ve O'na şükredebiliriz. Namaz kılmaya başlamak için namaz kılmaya başlama rehberimize göz atabilirsiniz.
Unutmayın, hayatımızın her anında Allah'ı hatırlamak ve O'na şükretmek, manevi huzurumuza katkı sağlar.
Sofralarınızın bereketli, dualarınızın kabul olması dileğiyle...
Günlük zikirlerinizi takip etmek, namaz vakitlerini öğrenmek ve daha birçok İslami içeriğe ulaşmak için Zikirmatik uygulamamızı indirmeyi unutmayın! Dualarınızın kabul olması dileğiyle. Ayrıca yatmadan önce okunacak en güzel duaları da inceleyebilirsiniz.
Kaynaklar
Bu yazının hazırlanmasında istifade edilen temel kaynaklar şunlardır:
- Kur'an-ı Kerim ve Meâl-i Âlîsi
- Muhammed b. İsmail el-Buhârî, el-Câmiu's-Sahîh (Sahih-i Buhârî), Kitâbu'l-Et'ime
- Müslim b. Haccâc, el-Câmiu's-Sahîh (Sahih-i Müslim), Kitâbu'l-Eşribe
- Ebû Îsâ et-Tirmizî, Sünenü't-Tirmizî, Kitâbu'd-Da'avât
- İbn Cerîr et-Taberî, Câmi'u'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân (Tefsir-i Taberî)
- Ebû Abdullah el-Kurtubî, el-Câmi' li-Ahkâmi'l-Kur'ân (Tefsir-i Kurtubî)
- İmam Gazâlî, İhyâ'u Ulûmi'd-Dîn, Yeme Adabı Bahsi






